Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/110 E. 2026/2780 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/110
- Karar No
- 2026/2780
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/110
KARAR NO:2026/2780
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/09/2025
NUMARASI:2022/181 E - 2025/705 K
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:13/10/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı ile davalı şirket yetkilileri arasında 23.07.2008 tarihinde bir protokol imzalandığını, bu protokol hükümleri uyarınca davalı şirketin ... Belediye Başkanlığı ... Projesi kapsamında gerçekleştirilen ihale neticesinde oluşan adi ortaklık hükümlerinin yerine getirilmesi gerekirken, davalı tarafından kısmi ödeme yapılıp, bundan sonra hiçbir yükümlülüğün yerine getirilmediğini, davacının yetkilisi bulunduğu dava dışı ....Şti. adına ... Belediye Başkanlığı tarafından açılmış olan enerji üretim ihalesine katılıp, bu ihalenin ... üzerinde kaldığı, daha sonra davacının ihalenin gereklerini yerine getirmek için taşeron firma arayışına girdiği, davalı şirketle irtibat kurulup, bu şirket yetkililerinin davacıya önerdiği şartlar kapsamında 23.07.2008 tarihli sözleşme akdedilerek, önceki ihalenin feshinin sağlandığını, davalı şirketin müvekkilinin iyiniyetinden faydalanmak suretiyle ihalesinin feshini sağladığını ve gerçekleştirilen yeni ihale ile kendi adına yüklenici sıfatına bürünmek suretiyle davacıyı hataya düşürdüğünü, davalı tarafın sözleşmenin akdedildiği sırada maddi anlamda büyük bir güçlük içinde olup, büyük miktarda maddi ve manevi emek harcadığı ihaleyi kaybetme rizikosu ile karşı karşıya ve darda bulunduğu bir sırada karşı tarafın koşullarını kabul etmek zorunda bırakıldığını, davacının bu protokolün hükümlerinin yerine getirilmesi halinde ancak zararını en aza indirgeyebileceğini, protokolün 1 ve 2. bentlerinde yer alan toplam 135.000 EURO ödemenin 45.000 USD kısmının ödendiği ve geri kalan kısım ödenmediği için davalı şirket hakkında ödenilen 45.000 USD düşüldükten sonra 1637,19 EURO alacağa ilişkin icra takibine girişildiğini ve bu takibin halen derdest olduğunu, sözleşmenin 3. Maddesindeki 10 yıllık sürenin henüz dolmadığını, ancak bu hüküm uyarınca adı geçen ... tesislerinin kurulup, halen metangazından üretimin sağlanmakta olduğunu, bu nedenle 10 yıllık süre dolmadığından bu madde ile ilgili yaptırım taleplerinin bulunmadığını, müvekkilinin dava açılmadan önce Ankara .. Noterliğinin, 21.02.2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek, davalıya 1 ay süre verdiğini, BK'nun 123. maddesinin öngördüğü bu sürenin dolduğunu, ancak davalının ihtarnameye cevap vermediğini, bu kez davacının ifa edilemeyen borcun aynen ifası ile gecikme sebebiyle kar payı talep etme haklarını kullandığını, sözleşmenin 5. maddesinde işin başlamasından itibaren tüm bilanço ve gelir tablolarının onaylı olarak davacıya verilmesi kararlaştırıldığı halde, davacıya bu güne kadar hiçbir mali bilgi ve bilançonun teslim edilmediğini belirterek, taraflar arasında akdedilen 23.07.2008 tarihli protokol hükümlerinin aynen ifasına, davacıya ödenmesi gereken kar payının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, belirlenecek meblağ üzerinden şimdilik 25.000,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 24/09/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 67.500 Euro'ya çıkartmış, harcını tamamlamıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde;davaya dayanak protokolün 23.07.2008 tarihinde imzalandığını, davaya konu ilgili protokole taraf olmayan müvekkili ...Şti.'nin kuruluş tarihinin 19.09.2008 olduğunu, iş bu davada müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının husumet yönelttiği ve alacaklı olduğundan bahisle davalı sıfatı ile hak talep edilen ... şirketi ile müvekkili şirket arasında ne hukuki, ne de fiili bağlantının mevcut bulunduğunu, böyle bir sorumluluk olması halinde bu şirketin işlem ve eylemlerinden bağımsız olarak sorumlu olduğunu, ...Şti.'nin kurucu ortağı ile böyle bir sözleşme imzalandığının varsayılması halinde bile ...'ın hem kurucu ortak, hem de ... Şirketinin vekili olarak şirket kuruluş sözleşmesine imza attığını, fakat ...'ın bu davanın davalısı olarak değil, tanığı olarak bildirildiğini beyanla ,davacının davasının husumet yokluğu nedeniyle reddini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın gerçek muhataplarına ihbarına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davanın davacı tarafından yöntemince ispat edilememesi ve pasif husumet yokluğu gerekçeleriyle reddine karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Dairemizin 2021/41 Esas 2022/208 Karar sayılı 01/02/2022 tarihli ilamı ile; " davalı şirkete davada husumet düşüp düşmediğinin tesbiti yönünden;davalı şirketin tüm ortakları araştırılarak,... Şirketinin tüm sicil kayıtları getirtilerek,tüzel kişilik perdesinin aralanması yönünden tanıklar da dinlenerek bu hususun değerlendirilmesi , ...Belediyesinden 2008 yılı sonrasına ait 2. İhale yapılmış ise buna dair evrakının celbi ve davanın niteliğine göre mali müşavir,finans uzmanı ve şirketler hukukunda uzman bilirkişi heyeti heyeti oluşturularak denetime elverişli ve itirazları karşılar şekilde rapor alınması uyuşmazlığın çözümü için gerekli olmakla, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine " karar verilmiştir.
İstinaf Konusu Mahkeme Kararı;Mahkemece yapılan yargılama sonunda;Davanın KISMEN KABULÜNE,67.500,00 Euro'nun fiili ödeme ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İstinaf Başvuruları;
1-Davacılar vekilince verilen istinaf dilekçesinde;"Mahkemece 67.500 EURO olan alacağımız ile alakalı olarak faiz talebimiz olduğu halde işlemiş faize hükmedilmemiştir.Öte yandan davamız 19.11.2019 tarihinde 67.500 EURO ya tamamlanmış olup, tamamlama harcı o günkü kur itibariyle 67.500 EURO karşılığı TL üzerinden ¼ oranında yatırılmıştır. Dolayısı ile mahkemenin gerekçeli kararında bakiye ¾ harcın davalı taraftan tahsili ile Hazine’ye ödenmesine karar vermesi gerekirken ilave harç alınmayacak olması hukuki hatadır. Yine vekalet ücreti de 67.500 Euro alacağın 19.11.2019 ıslah tarihi itibariyle TL karşılığı olan dava değeri üzerinden hesaplanması gerekirken eksik hesaplanmış olmakla bu usulsüzlükler ile ilgili hükmün mahkeme kararı kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltilmesi" istenmiştir.
2- Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde ;" davacının usulüne uygun açmış olduğu bir alacak davası yoktur.Davacı; 11.04.2013 tarihli dava dilekçesi istek - sonuç kısmında, 23.07.2008 tarihli protokol hükümlerinin aynen ifasına, davacıya ödenmesi gereken kar payının bilirkişi marifeti ile tespit edilerek belirlenecek meblağ üzerinden şimdilik; 25.000,00 - TL'nin ihtarname tarihinden itibaren ticari faizleriyle birlikte tahsili ve ödenmesini talep etmiştir.Davacı davasını açarken yalnızca belirsiz alacak davasına konu ettiği kar payı alacağı için 25.000,00 - TL alacak miktarı belirlemiş ve yalnızca bu rakam üzerinden harç ödemiştir.Davacı yanın, mahkemeyi yanıltıcı beyanlarına istinaden ortada ıslaha konu bir kısmi dava olmamasına rağmen mahkemece yanılgıya düşülerek hesap yapılma cihetine gidilmiş, ara kararda hesaplanan ve yatırılması için 2 haftalık kesin süre verilen ıslah harcı herhangi bir şekilde kısmi dava ikame etmeyen sadece belirsiz alacak davası ikamet ettiğinin net bir şekilde bilincinde olan davacı yanca ekte sunulan 19.11.2019 tarihli Sayman Mutemet Alındısından da anlaşılacağı üzere tamamlama harcı olarak ödenmiştir.Davalı müvekkilin kazandığı haricinde 2008 yılından sonra gerçekleşen ikinci bir ihale yoktur.İstinaf ilamında eksik olduğu belirtilen hususlardan biri; 2008 yılından sonra ikinci bir ihale yapılıp yapılmadığı olup, ilk derece mahkemesince ...Büyükşehir Belediyesi ile yapılan yazışmalarda 2008 yılından sonra herhangi bir şekilde yeni bir ihale yapılmadığı davalı müvekkil şirketin de yüklenici sıfatıyla saha işletmesine devam ettiği bildirilmiştir. İstinaf incelemesi sonrasında eksiklik olarak saptanan husus tamamlanmış, ancak bu durum davacı yanın iddialarının yerinde olmadığını ortaya koyan bir durum olmasına rağmen sanki davalı müvekkil aleyhine bir durummuş gibi değerlendirilerek hukuka ve yasaya aykırı bir karar verilmiştir.
Dosya kapsamında düzenlenen 19.08.2024 kök rapor ve 16.04.2025 tarihli ek rapor eksik inceleme ile dayalı, hukuka ve yasaya aykırı olup, hükme esas alınmış olması davalı müvekkilin telafi edilemez şekilde mağdur olmasına sebep olmuştur. istinaf sonrası ilk derece mahkemesince alınan her iki bilirkişi raporunda da sanki ortada taraflarca kabul edilen, gerçek bir protokol varmış gibi inceleme yapılmıştır. Davaya konu edilen ve davalı müvekkilin kuruluşundan önce düzenlenen belge davalı müvekkil açısından yetkili temsil ile imzalanan bir evrak değildir. Yetkili temsil bir yana evrakın kim tarafından imzalandığı dahi tespit edilebilmiş değildir. Davalı müvekkilin ilk kuruluş safhasında yer alan ve bir kısmının ortaklığının halen devam ettiği Ticaret Sicil kayıtları ile sabit olan kurucu ortaklar dahi bu evraktaki imzanın kim tarafından atıldığı konusunda bilgi sahibi değildir.Davacı yan iddialarını hiçbir bilgi ve belge ile kanıtlayamamışken hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; davalı müvekkilin TTK 588 gereğince sözleşmenin tarafı olarak kabul edilmesi gerektiği ve taahhütlerden de sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş olması ve bu tespite dayanak kabul edilerek, aynı maddelere atıf yapılmak suretiyle; tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına yönelik araştırma ve inceleme yapılmasına gerek olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş olması dosyada mevcut istinaf ilamına ve nihayetinde mevcut yasalar ile içtihat kararlarına aykırılık teşkil etmektedir. İlk derece mahkemesi İlgili Dairenin net gerekçelerine rağmen somut olayda bahse konu teori (Tüzel kişilik perdesinin aralanması ) açısından bir inceleme ve araştırma yapmaya gerek olmadığına hükmetmiştir.Bu noktada istinaf ilamında özellikle belirtildiği üzere; şirketin kurucu ortaklarına ilişkin gerekli araştırma yapılıp tüzel kişiliğinin kötü niyetle kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmelidir. Ancak burada atlanmaması gereken nokta, protokolü imzalayan dava dışı şirketin davalı müvekkilin kurucu ortaklarından dahi olmadığıdır. Bu bağlamda bu yöndeki araştırma taleplerimiz gerekçesiz reddedilmek suretiyle yeterli araştırma yapmaktan imtina edilerek, dava dışı şirketin kim olduğu ve kurucu ortakların kimler olduğu, aralarında bir bağ olup olmadığı tespit edilmeksizin hüküm kurulmuş olması hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil etmektedir. Sayın bilirkişinin düzenlemiş olduğu raporda; davalı müvekkil açısından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisine göre hangi somut bilgi ve belgelere dayanılarak davalı müvekkil açısından bir sorumluluk cihetine gidildiğine dair herhangi izahat yoktur.Dosya kapsamında yapılan incelemelerin tamamı, davalı müvekkil kayıtları üzerinden yapılmış, ancak davacı yan tarafı olduğu protokole ilişkin kim tarafından imzalandığı dahi belli olmayan bir sayfalık bir evrak haricinde başkaca hiç bir bilgi, belge dahi sunmamıştır. Dosyada incelenen tek şey davalı müvekkilin resmi kayıtları olup, davacı yan danışmanlık faaliyeti karşılığı bedelleri bir protokole uydurmak çalışarak sebepsiz zenginleşmeye çalışmaktadır." şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;Dava , adi ortaklık iddiasına dayalı olarak ifa ve kar payı talebine ilişkindir.Mahkemenin 2014/706 esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında , davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/186 esas sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirilmesi sebebiyle, bu dosyada davalı ... Şti. aleyhine açılan davanın , anılan dosyadan tefriki ile bu esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.Yargılama safhasında davacı ...'ın vefat etmiş olması sebebi ile davacı vekili Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/27 E-2019/1 K sayılı mirasçılık belgesini ve mirasçıların vekaletnamelerini ibraz etmiş,davacı yönünden taraf teşkili sağlanmıştır.Mahkemenin açılmamış sayılma kararı verilen 2014/706 esas sayılı dosyasında aldırılan 10/10/2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Anılan protokol asıl dava davacısı yabancı şirket ile akdedilmiş olsa da, birleşen dava davalısı ...Şti/nin incelenen 2011 ticari defterlerine göre, davacıya protokolde kararlaştırılan 135.000,00 EURO ödemenin 50,000,00 USD'lik kısmını ödediği görülmektedir.Ayrıca söz konusu protokolde dava dışı yabancı şirketin ... ... ihalesine katılmak üzere Türkiye'de yeni bir firma kuracağı ve ihaleye bu firmanın katılacağı kararlaştırılmış olup, dosyadaki verilerden birleşen dava davalısı ...Şti.'nin bu şirket olduğu sonucuna varılmaktadır.Diğer taraftan anılan protokolde ... Belediyesi tarafından ... ihalesinin iptal edilmesi halinde veya ihalenin başka bir firma tarafından kazanılması durumunda protokol şartlarının ... adına bir geçerliliği olmayacağı kararlaştırılmıştır. Davacının yetkilisi olduğunu kabul ve ikrar ettiği dava dışı .... Şti. ... belediyesinin açmış olduğu ihaleye katılmış ve 15.03.2006 tarihli ihale komisyon kararı ile ihale kendisine verilmiştir. Ancak davacı yan 22.09.2008 tarihli yazı ile ihalenin feshini talep etmiş ve ... Belediyesi Encümeninin 07.10.2008 tarihli kararı ile ihale feshedilmiştir. Davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği gibi iptal edilen bu ihaleye davacı ile davalının adi ortaklık ilişkisi içerisinde katıldıklarına ilişkin dosya kapsamında hiçbir somut delil yer almadığı gibi, bu ihalenin davalı şirketin yanıltması sonucu davacı tarafından feshedildiğine ilişkin bir veri de bulunmamaktadır.Dava konusu protokol iptal edilen ihaleden çok sonra akdedilmiş olup, davacı yanın bu protokol gereği bir hak kazanabilmesi için ... Belediyesi tarafından aynı konuda açılacak olan ihaleye davalı şirketin katılması ve ihalenin ona verilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bu şartın gerçekleştiğini gösteren bir bilgi yer almamaktadır.Bir an için her iki firmanın iptal edilen ihaleye adi ortaklık ilişkisi içerisinde katıldığı düşünülse dahi söz konusu ihale davacı yanın talebi üzerine feshedilmiş olup, ... Belediyesinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi söz konusu değildir.Davalı yanın da davacının sözleşmeyi feshetmesinde onu yanılttığına ilişkin somut bir veri yukarıda belirtildiği üzere dosya kapsamında yer almamaktadır." görüş ve kanaati bildirilmiştir.İtiraz üzerine alınan bilirkişi ek raporunda özetle;" taraflar arasında akdedilen 23.07.2008 tarihli protokolden sonra protokolde belirtildiği üzere ... tarafından Türkiye'de yeni bir firma kurulmadığı; şartları gerçekleşmeyen bu protokolden sonra tarafların adi ortaklık ilişkisi içinde ihaleye katıldıklarına ilişkin bir bilginin dosya kapsamına yer almadığı; davalı tarafından davacıya ödeme yapıldığı; ancak bu ödemenin hangi hukuki sebeple yapıldığına ilişkin usulüne uygun bir delil bulunmadığı; bu ödemenin şartlarının gerçekleşmediği anlaşılan anılan protokolden sonra tarafların üzerinde mutabık kaldıkları yeni bir anlaşma (adi ortaklık vs.) gereği olarak mı ödenip ödenmediği" hususlarının mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir.Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan 23.07.2008 tarihli sözleşmede ileride kurulacak olan limited şirket adına bazı yükümlülüklerin taahhüt edildiği, davalı şirket protokolde öngörüldüğü gibi 23.07.2008 tarihli protokolden çok kısa bir süre sonra kurulduğu ve ... Belediyesi'nin açmış olduğu ihaleye katıldığı, ihaleyi kazanması ve davacıya 80.000 USD'nın davalı şirket tarafından davacıya ödenmiş olması dikkate alındığında davalı şirketin, davacı ve dava dışı ... şirketi arasında imzalanan 23.07.2008 tarihli protokol gereğince kurulması öngörülen limited şirketi olduğu, davalı tarafından davacıya yapılan 80.000,00 USD ödeme sebebiyle davalı şirketin anılan protokol/sözleşmede öngörülen yükümlülükleri yerine getirmeyi örtülü olarak kabul ettiği,TTK 588/3 ve 4 fıkraları uyarınca , dava bakımından davalının husumetinin olduğuna ilişkin mahkemenin kabul ve değerlenirmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Bilirkişi kök ve ek raporunda yapılan mali tespitleri gereğince davacının bakiye 73.719,47.-Euro alacağının olduğu, davacı tarafça sunulan ıslah ile talebin 67.500 Euroya arttırıldığı ve harcın bu miktar üzerinden yatırılması sebebiyle,Mahkemece taleple bağlılık gereği 67.500,00 Euro üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafça dava konusu protokol/sözleşme gereği kar payı talebinde bulunulmuş ise de davalı şirketin sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde bilançosunda zarar açıklaması sebebiyle davacının kar payına yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.Kaldırma ilamında tüzel kişilik perdesinin aralanması hususunda değerlendirilme yapılması istenilmiş ise de; alınan bilirkişi kök ve ek raporu gereğince TTK 588/3-4 maddeleri gereğince davalının sorumlu olduğu değerlendirildiğinden bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere şu aşamada tüzel kişilik perdesinin aralanması hususunda ayrıca bir değerlendirilme yapılmamasında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Mahkemece , davanın kısmen kabulüne, 67.500,00 Euro'nun fiili ödeme ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının 25.000,00-TL'lik kar payı talebinin reddine karar verilmiştir.Davacının faize yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde ;davacı tarafın dava dilekçesinde ,sözleşmenin aynen ifası ve kar payı (faiziyle ) talep ettiği,açıklama dilekçesine göre "aynen ifa" talebi yönünden harç tamamladığı,dava dilekçesinde bu talebine yönelik faiz talebi bulunmadığı, Yargıtay İBK uyarınca,dava dilekçesinde bu yönde talep bulunmadığından bu durumda ıslahla faiz talep etme hakkı bulunmadığı anlaşılmakla, bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararın mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacıların ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine,Davacılardan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıalrdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)Davalıdan alınması gereken 8.257,24 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.679,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.577,53 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/10/2026