Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/883 E. 2025/791 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/883
- Karar No
- 2025/791
- Karar Tarihi
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/883 KARAR NO : 2025/791 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/06/2025 tarihli kesin karara yapılan istinaf başvurusunun reddine dair 26/06/2025 tarihli ek karar NUMARASI : ..........Esas DAVACILAR : VEKİLİ : DAVALI : HASIMSIZ ASLİ MÜDAHİL : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 11/12/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: TALEP; Davacılar vekilinin 12/11/2024 tarihli tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacı gerçek kişinin konkordato talep eden şirketlerin ortağı, yönetim kurulu başkanı ve banka kredilerinin gerçek kişi kefili olduğunu, konkordato talebine dayanak belgelerin ve ön proje ile eki belgelerin sunulduğunu, Şirketlerin borçları, nakit akışındaki aksamalar, küresel kriz ve kurdaki dalgalanmalar nedeniyle finansal sorunlar yaşadığından davacıların konkordato talebinde bulunduklarını belirterek geçici ve kesin mühlet verilmesi, davacılar aleyhine takip yapılmamasını, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmamasını, yapılmış tüm takiplerin durdurulmasını, yeni takip yapılmaması ile konkordato ile ilgili diğer tedbirlerin alınmasını talep ve dava etmiştir. Davacılar vekilinin 30/05/2025 tarihli talep dilekçesinde; "...'Müvekkili şirketin ortağı, yönetim kurulu başkanı ve banka kredilerinin gerçek kişi kefili olan ............... hakkında verilen konkordato kararının 22.04.2025 tarihi itibari ile kalktığını, ..................'in, .......................'ye olan kredi borçlarına kefil olduğunu, kefalet borcu sebebiyle, ........... tarafından ............ mahallinde yapılan haciz sonrası, fabrika adresinde haciz ve muhafaza işlemleri yapıldığını, haciz ve muhafaza işlemlerinin yapılması amacıyla yazılan talimatı sunduklarını, müvekkili şirket ............... hakkında verilen konkordato kararı uyarınca, üretimin devamlılığının sağlanması için gerekli tüm makineler üzerinde, .................'in kefalet borcu nedeniyle müvekkili şirket makineleri üzerinde yapılan muhafaza ve haciz işlemlerinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesine karar verilmesini...'' talep etmiştir. Davacılar vekilinin aynı tarihli diğer talep dilekçesinde; ''.................. hakkında Mahkemece ............... E. dosyasında verilen konkordato mühlet kararının, 22.04.2025 tarihi itibari ile kalktığını, .................'in, müvekkili şirket ...................'ye olan kredi borçlarına kefil olduğunu, ayrıca faktoring firmalarına karşı aval sorumluluğuna sahip olduğunu, ............'in konkordato mühlet kararı verilen .................'nin kredi borcuna kefaleti sebebiyle, ............. tarafından ................. mahallinde 27 Ocak 2025 tarihinde haciz yapıldığını, ............'in kartvizitleri ve bilgisayarı, yönetim kurulu başkanı olduğu ............. fabrikasında haciz esnasında icra müdür tarafından tespit edildiğini, İcra müdürü, organik bağ olduğu iddiası ile ..............'nin tapulu fabrika binasında, faturaları ...................'ye ait olan plastik enjeksiyon makinelerini ve sair işletme mallarını, .............'nin asıl nitelikte, ...................'İN fer'i nitelikte kefalet borcu için haczettiğini, gerçek kişilerin, tüzel kişilere ait fabrikalardaki plastik enjeksiyon makinelerine sahip olmasının hayatın akışına son derece aykırı olduğunu, kendi fabrika binasında üçüncü kişi konumuna giren .....................'nin İİK md. 99 gereği yaptığı istihkak iddiasının, konkordato kararı yüzünden durduğunu, 22 Nisan 2025 tarihinde konkordato talebi reddedilen .............. için, mahkemenin kısa kararından sadece 5 iş günü sonra ........... fabrikasında aynı dosyadan tekrar haciz işlemi yapıldığını, ..............., 2 Mayıs 2025 tarihli haciz esnasında İİK md 99 uyarınca istihkak iddia ettiğini, icra müdürünün, gerçek kişinin başka bir tüzel kişinin fabrikasındaki plastik enjeksiyon makinesine malik olabileceği düşüncesiyle İİK'nun 96-97. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verdiğini ve müvekkilinin istihkak iddiasını reddettiğini, .............. 33. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 29 Mayıs 2025 tarihli İİK 96 - 97 gereği takibin devamı kararının, 30 Mayıs 2025 saat 08.09'da taraflarına tebliğ edildiğini, bu karara binaen alacaklı vekilinin 30 Mayıs 2025 saat 11.00'de ...............'in .............'nin kredi borcuna kefaleti sebebiyle konkordato ilan edilmiş ................... fabrikasına tekrar hacze geldiğini, alacaklı vekilinin olağanüstü ısrarları nedeniyle fabrikanın bilgi işlem sisteminin sunucuları, ana arter kabloları ve tüm teknik donanım cihazları, sadece ................'nin üretimini baltalama yoluyla baskı oluşturma gayesiyle söküldüğünü, üretimin durdurulmaması amacıyla ................'in belirli bir miktar borç bulmak yoluyla bir ödeme yaparak bayram sonrasına kadar sözlü mühlet aldığını, bu esnada fabrikanın çok sayıda malı, sökülme esnasında zarar gördüğünü ve son derece önemli bir üretim kaybı yaşandığını, konkordato kesin mühleti verilen ............... ve ..............'nin kefalet ve aval borçları açısından yukarıda örneği gösterildiği üzere tehdit altında olduğunu, 30 Mayıs 2025 tarihinde üretim yapılamadığını, milyon TL üstü zarar yaşandığını, .............. yetkilieri hakkında HMK md 398 gereği ceza talep ettiklerini, benzer şekilde Konkordato Komiser Heyeti 2. ara raporunda ............. Bankası A.Ş. yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulması hususunu raporladığını, Mahkemenin HMK 398 gereği talebimiz hakkında karar vermediği gibi konkordato komiser heyetinin raporu hakkında da sessiz kaldığını, 30 Mayıs 2025 tarihinde yaşanan haczin Mahkemenin konkordato kararını tamamen işlevsiz hale getirdiğini, icra müdürünün ..............'nin anayasal konut dokunulmazlığını, mülkiyet hakkını ve Mahkeme'nin konkordato kararını tanımayarak haciz işlemleri yaptığını, az yukarıda, daha evvelce dilekçelerinde ve duruşmalarda ileri sürdükleri üzere Mahkemenin ............ E. ve ................. E. dosyalarındaki konkordato kararlarının uygulamada anlam ifade edebilmesi, aşağıda belirtilen ve re'sen gözetilecek hususlarda İİK md. 287 gereği; İİK md. 294 gereği, .............'nin malvarlığının muhafazası, üretiminin devamı ve dolayısıyla çok sayıda alacaklının alacaklarının güvencesi altına alınması amacıyla konkordato mühleti boyunca üçüncü kişilerin borçları nedeniyle ............ OSB .................. adresinde hiçbir haciz işlemi yapılmamasına, konkordato mühlet tarihi 12 Aralık 2024 saat 16.00 sonrasında ve konkordato mühleti içinde üçüncü kişilerin borçları nedeniyle .................... OSB ............... adresinde yapılmış her türlü haczin talikine, konkordato mühlet tarihi 12 Aralık 2024 saat 16.00 sonrasında ve konkordato mühleti içinde üçüncü kişilerin borçları nedeniyle .............. OSB ................... adresinde yapılmış her türlü muhafaza işleminin iptaline karar verilmesini...'' talep etmiştir. B-)Mahkemenin 04/06/2025 tarihli ara kararında; "................... İcra Dairesi'nin ................ E. sayılı dosyasında alacaklının ..............., borçlunun ............ olduğu, hacizlerin istihkak iddialı yapıldığı anlaşılmıştır. Şirket adresi olan ................... adresinde gerçekleştirilen her türlü hacizlerin taliki ile belirtilen adreste hiçbir haciz işlemi yapılmaması talepleri yerinde görülmemiştir. Zira belirtilen adreste yapılan hacizler şirketin değil işbu dosyada yer almayan borçlu ...............'e yöneliktir, ve de istihkak iddia ve taraflar arasında görülecek olası istihkak davası işbu davanın konusu olmadığı, ayrı bir yargılamanın konusu olduğu, istihkak iddiası ve yargılamasına ilişkin hak, yetki ve sorumlulukların da mezkur ilgililer ile davamız borçlusuna ait olduğundan davacı vekilince; gerçekleştirilen her türlü hacizlerin taliki ile belirtilen adreste hiçbir haciz işlemi yapılmaması taleplerinin reddine oybirliğiyle karar verilmiştir. Ancak haczedilen malların muhafazası hususunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir...şirket adresinde istihkak iddiası ile haciz gerçekleştirilmiş olmakla birlikte, davacı şirket için verilen konkordato tedbirlerinin devam ettiği, şirket fabrika binasında bulunan demirbaşlar, makine ve techizatlara davacı şirketin konkordato projesinde detaylı yer verildiği, ticari defter ve kayıtlarında demirbaş ve makine-techizatlar arasında yer almakla, bu mal varlıklarına ilişkin kıymet taktirlerinin gerçekleştirildiğinin de komiser heyeti görüşünde belirtildiği, muhafazanın davacı şirketin üretim faaliyetini durduracağı, devam eden siparişlere ait teslim ve temin sürecini olumsuz etkileyeceği ve bu durumun alacaklılar arasındaki eşitliği bozacağı ve de üretimin durmasının konkordatonun başarıya ulaşmasını olumsuz etkileyeceği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu talebe konu evrakların incelenmesi neticesinde şirket ortağının borçlu olmuş olduğu dava dışı alacaklılar tarafından da başka icra dosyalarından muhafaza işlemlerinin yapılabileceği, bu işlemlerin de davacı şirketlere ait işletmelerin işlerini ve faaliyetini aksatabileceği hatta durdurabileceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı borçlu ...........Şirketi vekilinin muhafaza işlemlerinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davacı borçlu ...................'nin faaliyet ve merkez adresi olan ............... OSB ............. adresinde bulunan ve muhafaza altına alınan plastik enjeksiyon makineleri de dahil tüm ..................., makinelerin, techizatların, server (sunucular) ve bilgisayarların davacıya iadesi yönünde (istihkak iddiaları ve hacizler baki kalmak üzere) ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ancak muhafaza altına alınma işlemi yapılmış olan emtia ve cihaz kapsamında ileride davacı hakkında iflas kararı verilmesi halinde muhafaza işlemini yapmış olan alacaklının haklarının korunabilmesi amacıyla bu malların muhafaza halindeyken davacıya iadesi yönünde ilgili muhafaza işlemini yapan icra müdürlüğü tarafından belirtmenin yapılmasına, aynı zamanda borçlunun malvarlığının tespiti ve korunması bakımından muhafazaya konu olan menkullerin (varsa) sicil kayıtlarına konkordato davası yönünden konkordato şerhinin işlenmesine ve alacaklıların haklarının da korunması amacıyla davacı şirket yetkililerine muhafazaya konu olan menkullerin muhafaza işlemini yapan icra dairesi tarafından yed-i emin olarak teslimine, muhafaza işlemini yapan icra dairesi tarafından yed-i eminliğin hukuki ve cezai sonuçlarının hatırlatılarak bu hususların tutanağa bağlanmasına ve bu hususta ................ İcra Dairesi ................. E sayılı dosyasına ve ............. İcra Dairesi ............... Talimat sayılı dosyasına müzekkere yazılmasına, ayrıca ara karar tarihinden sonra başka icra dosyalarındaki alacaklılar tarafından muhafaza işlemi yapılmamasına..2004 sayılı İİK 287/6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere..." karar verildiği, müdahil .................... vekilinin istinaf dilekçesi sunduğu, Mahkemenin 26/06/2025 tarihinde istinaf talebinin reddine ilişkin ek karar verdiği ve kararın istinaf incelemesi için Dairemize gönderildiği görülmüştür. C-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ; Davalı (Müdahale Talep Eden) ............... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Haczedilen mahcuzların kendisine ait olduğu beyanıyla istihkak iddia eden davacı .............'nin 27/01/2025 tarihli haciz işlemleri sırasında ileri sürdüğü istihkak iddiaları hakkında ............. 30. İCHM'nin ................. Sayılı hükmüyle; 02/05/2025 tarihli haciz işlemleri sırasında ileri sürdüğü istihkak iddiaları hakkında ............. 33. İCHM'nin ............... sayılı hükmüile borçlu ve davacı arasındaki organik bağın sabit olması, mahcuzların borçlu ...............'e ait olduğu hakkında güçlü karinelerin mevcut olması sebepleri ile kesin olarak takibin devamına karar verildiğini, Davacının kötü niyetle muhafa işlemlerini engelleyerek dosyayı sürüncemede bırakmak amacıyla konkordato yargılamasında talepte bulunarak ................ adresinde gerçekleştirilecek muhafaza işlemlerinin tedbiren durdurulması istendiğini, Yerel Mahkemece verilen 04/06/2025 tarihli ara kararda ise "'davacı borçlu ............ vekilinin muhafaza işlemlerinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne" denilerek bu adreste muhafaza işlemi yapılmasının önüne geçilerek esasen icra iflas hukukundaki ''alacaklının alacağına kavuşmasının" özüne dokunulduğunu, Her ne kadar ara kararın kesin olduğu belirtilmişse de gerek İİK gerek HMK. hükümleri uyarınca karar kesin nitelikte olmadığından, istinaf taleplerinin esas bakımından incelenmesi gerektiğini, yerel mahkemenin kanunun amir hükümlerini yanlış yorumlayarak; dosyanın tarafı olmayan birinin icra dosyalarına ilişkin istinaf yolu kapalı olarak tedbir kararı verdiğini, Somut olayda; istinafa konu haciz ve muhafaza işlemleri esnasında konkordato talep eden davacı hakkında bir fiili haciz gerçekleştirilmeyip yalnızca borçlu ................ hakkında haciz ve muhafaza işlemi uygulandığını, kendisi hakkında haciz işlemi uygulanmayan 3.kişi şirket ...................'nin konkordato mühletinde olmasının haciz işlemine bir etkisi olmadığını, davacı ..................'nin şikayete konu haciz işlemlerinde istihkak iddia eden 3.kişi konumunda olduğunu, haciz işlemleri sırasında borçlu ........... yönünden verilmiş bir geçici mühlet kararı bulunmadığını, Konkordato talep eden şirketin yerel mahkemedeki taleplerinin huzurdaki davanın konusu olmayıp istihkak davasının konusu olup maddi hukuka ilişkin olduğunu, davacı tarafça haciz işlemlerine ilişkin olarak ikame edilmiş herhangi bir istihkak davası bulunmamakla birlikte davacının bu iddialarını mahkeme nezdinde ileri sürmesinin tek başına davacının kötü niyetle konkordatoyu tüzel kişilik perdesini kullanarak alacaklının alacağına kavuşmasının önüne geçme amacı taşıdığını, konkordato yargılamasında, davanın tarafı dahi olmayan kişi hakkında; maddi hukuka ilişkin hususlarda tedbir kararı verilemeyeceğini, her ne kadar ara kararda konkordato komiserlerinin haciz ve muhafazaya konu mahcuzların davacı şirketin konkordato projesinde detaylıca yer aldığı ve ticari defter kayıtlarında bulunduğu yönündeki görüşe dayanarak mahcuzlar yönünden muhafaza yapılmaması yönünde tedbir kararı verilmişse de bu şekliyle bir aidiyet tespitinin konkordato komiserleri tarafından yapılamayacağını, Mahkeme tarafından haczedilen mahcuzların davacılara ait olduğunun kabulü ile itiraza konu ara karar verilmişse de mülkiyet karinesinin müvekkil yararına olduğuna dair verilen takibin devamı kararının davacıya istihkak davası açma ve davasını ispatlama yükümlülüğü vermişse de davacılarca bir dava ikame edilmediğini, dolayısıyla mülkiyet karinesinin davacılar lehine olduğuna ilişkin herhangi bir karar bulunmadığı gibi davacıların dava dışı ............. ile birlikte muvazaalı işlemler yaparak alacaklı müvekkilinden mal kaçırmaya çalıştığının icra takip dosyasında sabit olmasına rağmen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı müvekkil yararına olmasına rağmen Mahkeme ara kararının hatalı olduğunu, Haciz işlemi için gidilen adresin dava dışı borçlu ..............'ın kurucu ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin kurulduğu ve Ticaret Sicil Gazetesine kayıtlı olduğu, borçlunun ticari faaliyetlerini sürdürdüğü adres olduğunu, mahcuz malların akıbeti hakkında görev ve yetkinin icra hukuk mahkemelerinde olduğunu, borçlu şirketin borcun doğumundan sonraya tekabül eden konkordato talebi gözetildiğinde; dava dışı borçlu şahsın alacaklılarından mal kaçırmak ve borçlarını ödemekten kaçınmak gayesiyle; borç doğumundan sonra muvazaalı olarak konkordato mühletinin ve icra dosyasındaki borçlu şirketin tüzel kişiliği ardına saklandığını, Yerel mahkeme ara kararının bir an için muhafaza altına alınan yahut mahkeme ilamı ile muhafaza altına alınmasına karar verilen mahcuzların davacıya iade edilmesi ve akabinde bu aşamadan sonra davacının konkordato başvurusu reddedilirse, alacaklı müvekkilinin alacağının nasıl tahsil edeceğinin belirsiz olacağını, Mahkemenin yargılamada salt davacının değil, alacaklılarının da gözetilmesi gerektiğini belirterek, 04/06/2025 tarihli ihtiyati tedbir niteliğinde ara kararın kaldırılmasını, davacıların konkordato talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. D-)DELİLLER; ............ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ............... E. sayılı derdest dosyasında 04/06/2025 tarihli ara kararı ve tüm dosya kapsamı. E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ; Dava, konkordato talebindeki tedbir talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacılardan .................. Şirketinin borcu nedeniyle aynı adresteki muhafaza işlemlerinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacılar vekilinin adresinin yer almaması; 6100 sayılı HMK'nın 391.maddesine aykırı ise de mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 389.maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi ile 390/3 maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyatî tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbîr, diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK'nın 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili olarak yukarıda açıklanan hükümde ihtiyati tedbirin şartları belirtildikten sonra, takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir. İhtiyati tedbir kararının kapsamı belirlenirken iki tarafın hak ve yarar dengesinin gözetilmesi gerekir. HMK'nın 392.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları olası zararları karşılayacak bir teminat göstermek zorundadır. Ancak talebin resmi belgeye veya başkaca bir kesin delile dayanması veya durum ve koşulların gerektirdiği hallerde, hakim teminat alınmamasına da karar verebilir. Tüm bu hükümler ve açıklamalara göre somut olayda; Öncelikle Mahkemenin tedbir kararının kesin mi yoksa istinafa açık olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda İİK'nın 287/6 maddesindeki; "Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz." hükmü ile HMK'nın "İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz" başlıklı 394.maddesinin 5.fıkrasındaki kanunuyolunun açık olduğuna ilişkin hükümlere göre bu kararın istinafa tabi olup olmadığının belirlenmesi gerekir. HMK'nın 7251 sayılı Kanun ile değişik "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" kenar başlıklı 341.maddesinin birinci fıkrası hükmü: "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar." şeklindedir. 2004 sayılı İİK'nın (İİK) 7101 sayılı Kanun ile değişik "Geçici mühlet" kenar başlıklı 287.maddesinin birinci ve altıncı fıkraları ise "(1) Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır. ... (6) Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz." hükmünü içermektedir. Aynı konuyla ilgili hukuk kuralları arasında bir çatışma bulunması hâlinde, bunların çözümünde birkaç ilke kullanılabilir: Bunlardan biri "sonraki kanun önceki kanunları ilga eder" (lex posterior derogat legi priori) ilkesidir. Bu ilkeye göre, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer alan ve birbiriyle çatışan iki hüküm arasında konuluş zamanları bakımından öncelik sonralık ilişkisi var ise, bunlardan sonraki tarihli hükmün, önceki tarihli hükmü ilga ettiği kabul edilir. Örneğin iki kanun arasında çatışma varsa, sorun sonraki tarihli kanunun hükmüne göre çözümlenir. Lex posterior ilkesi, mahiyeti gereği, farklı tarihlerde kabul edilmiş hükümler bakımından uygulanabilir bir ilkedir. Aynı tarihte kabul edilmiş iki hüküm arasındaki çelişki lex posterior ilkesine göre haliyle çözümlenemez (Bkz. Kemal Gözler, Yorum İlkeleri, Anayasa Hukukunda Yorum ve Norm Somutlaşması, Ankara, KHP ve TBB Ortak Yayını, 2013, s. 100, erişim: https://www.anayasa.gen.tr/yorum-ilkeleri.htm). Buna göre, HMK'nın 12/01/2011 tarihinde kabul edildiği ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; İİK'nin 287.maddesinin uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 sayılı Kanunun ise 28/02/2018 tarihinde kabul edilerek 15/03/2018 tarihli R.G.'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre 2004 sayılı İİK'nin 287.maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Bu itibarla, HMK'nın 341/1 hükmünde ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararları aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiş iken; sonradan yürürlüğe giren İİK'nin 287/son hükmü uyarınca, konkordato yargılama usûlünde, tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda somut olayda uygulanması gereken kanun, İİK'nin 287/son hükmüdür. Bu durumda, HMK'nın 341.maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerin reddine ilişkin kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir. Gerek "sonraki kanun önceki kanunları ilga eder (lex posterior derogat legi priori)" ilkesi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince verilen, konkordato istemi sırasındaki ihtiyati tedbirlere yönelik istemlerin reddine ilişkin ara kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 6.H.D.'nin 13/11/2024 tarih E.2024/3146 K.2024/4044 sayılı ve 02/10/2024 T. E. 2024/2558 K.2024/3133 sayılı kararları; Ankara BAM 23.H.D.'nin 01/08/2024 T. E.2024/1235 K.2024/1091 sayılı; 27/04/2022 T. E.2022/813, K.2022/703 sayılı kararları; Sakarya BAM 7. HD 04/12/2024 T. E.2024/1867 K.2024/1777 sayılı kararı; Diyarbakır BAM 6. H.D.'nin 10/10/2024 T. E.2024/2251 K.2024/2159 Sayılı kararı da bu yöndedir.) İstinaf kanun yolu kapalı olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince kararda istinaf kanun yolunun açık olduğunu belirtilmesinin de yasada mevcut olmayan istinaf kanun yoluna başvurma hakkını bahşetmeyeceği, bu doğrultuda ilk derece Mahkemesince isabetle tedbir ara kararı kanunyolu kapalı olarak belirtilmiş, başvuru üzerine bu kez itirazın reddine dair ek karar verilmiş olmakla, ek kararın isabetli olduğu değerlendirilmiş, müdahalede bulunan vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-(b-1) bendi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Asli Müdahil ..................... vekilinin ............... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .............. E. sayılı derdest dosyasında 26/06/2025 tarihli ek kararına ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-(b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının, Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-)İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için sarf edilen masraflarıni kendi üzerinde bırakılmasına, 5-)İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmın, HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra İlk Derece Mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2025
Başkan e-imzalı
Üye e-imzalı
Üye e-imzalı
Katip e-imzalı
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*