Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/761 E. 2025/769 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/761
Karar No
2025/769
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..... - ..... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ..... KARAR NO : ..... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2025 NUMARASI : ... Esas- ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ..... VEKİLİ : Av...... DAVALI : ..... DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 08/05/2025 YAZIM TARİHİ : 09/05/2025 Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA:Davacı vekili, işbu dava ve dava konusu icra takibinde Konya mahkeme ve icra daireleri yetkili olduğundan davalının icra dairesinin yetkisine dair itirazının haksız olduğunu, takip konusunun para alacağına ilişkin olup, TBK'nın 89. madde hükmü gereğince para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinde de takip başlatılabileceğini, davalının borca itirazının da haksız olduğunu zira, müvekkili şirketin edimini yerine getirmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, davalının müvekkilinden bir takım konfeksiyon ürünleri satın aldığını, satışa konu ürünlerin davalıya teslim edildiğini ancak, davalının 54.000,00 TL'lik fatura borcunu ödemediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..Dava; davalının Konya.... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına itirazının iptalinin gerekip gerekmediği, davacının takipteki kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğu hususuna ilişkindir. Davacı alacaklı tarafından Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile; davalı borçlu aleyhine başlatılan ilamsız takibe davalı borçlu vekili tarafından süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilere itirazda bulunmuştur. Dava İİK. nun 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası olup; davanın dinlenebilmesi için gerekli şartlardan biri de icra dairesinin yetkisine itiraz halinde yetkili icra dairesinde yapılmış bir icra takibi olmalıdır. İcra takibinin yapıldığı Konya.... İcra Dairesinin takipte yetkili olup olmadığının öncelikle tartışılması gerekmiştir. Davalı sadece icra dairesinin yetkisine itiraz ederse, bu itirazın kaldırılması görevi icra mahkemesine aittir, bu durumda genel mahkemede itirazın iptali davası açılamaz. Ancak yetki itirazının yanı sıra borca itiraz edilmesi halinde genel mahkemede itirazın iptali davası açılabilir ve bu durumda genel mahkemece öncelikle icra takibindeki yetki itirazının incelenmesi gerekir, icra dairesinin yetkisiz olduğu anlaşılırsa uyuşmazlığın esasına geçilmeden, öncelikle yetkili icra dairesinde takip yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Daha açık anlatımla geçerli yetki itirazı nedeniyle davacının yetkili icra dairesinden davalıya yeni bir ödeme emrinin gönderilmesini sağlaması gerekir. Ortada mevcut ve geçerli bir icra takibi olmaması nedeniyle itirazın iptali davasının yasal koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceğinden davanın reddi gerekir. Nitekim Yargıtay’ın yıllardır yerleşmiş uygulaması da bu doğrultudadır. İşbu davaya konu edilen takip ve davada davacı 01/10/2022 tarihli faturaya dayanmıştır. Davalı davayı tamamen inkar etmiş sayıldığından ve ayrıca icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde faturaya ve borca tamamen itiraz ederek, davacı ile aralarında her hangi bir temel ilişki olduğunu kabul de etmediğinden ve fatura tek başına alacağın belgesi olmayıp tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi suretiyle alacak belirlenebileceğinden ve bu hususta yargılamayı gerektirdiğinden ve yargılamayı gerektiren faturalar yetkili icra dairesinin belirlenmesine esas kabul edilemeyeceğinden; para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri icralarının yetkili olduğuna ilişkin HUMK 10 ve BK 73 madde hükümleri uygulanamaz. Bu madde hükümlerinden davacının yararlanabilmesi için, davalının temel borç ilişkisini kabul etmiş olması gerekir. Temel ilişkinin kabul edilemediği ve yargılamayı gerektirir fatura nedeniyle icra takibi alacaklının yerleşim yerinde değil borçlunun yerleşim yerindeki icra dairelerinden takibe konu edilebileceğinden ve davalının yerleşim yeri Ankara İli, Polatlı ilçesindeki Polatlı icra dairelerinin kapsamında olduğundan işbu icra takibinde Polatlı icra daireleri yetkili olup, icra takibinin yapıldığı Konya icra daireleri yetkisizdir. Bu nedenle davalının icra dosyasındaki yetki itirazı doğru ve yerindedir. HMK nun 114. Maddesi; "(1)Dava şartları şunlardır: a)Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b)Yargı yolunun caiz olması. c)Mahkemenin görevli olması. ç)Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d)Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e)Dava takip yetkisine sahip olunması. f)Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ)Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h)Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı)Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i)Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü amirdir. HMK nun 115. Maddesi; "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2)Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.(3)Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmünü amirdir. Davamızda Konya icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden öncelikle bu durumun incelenmesi ve borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazı doğru ise itirazın iptali davasının esastan incelenmesi mümkün olmadığından ve HMK nun 114/2. maddesi ve HMK nun 115/2. maddesi gereğince dava şartlarından olan icra dairesinin yetkisine itiraz halinde yetki itirazının doğru olması halinde bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığından bu konuda davacıya ek süre vs. verilmesine gerek olmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta yetkili icra dairesi Polatlı İcra Dairesi olduğu halde takibin Konya.... İcra Dairesinde başlatılmış olması ve borçlunun geçerli şekilde yetki itirazında bulunmuş olması sebebiyle davanın dava ön şartı eksikliğinden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, TBK'nın 89. madde hükmü gereğince para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinin de yetkili olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, davalı şirketin dava konusu faturayı Ankara Polatlı Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne bildirdiğinin tespit edildiğini, BA formları arasında dava konusu faturanın da yer aldığını yine, 28.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda da davalının müvekkiline 54.000,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalının haksız yere temel borç ilişkisine itiraz ettiğinin ortaya çıktığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile, yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesinde ''Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca, yetki hususunda HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi uyarınca bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Yasa'nın 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda, aksi kararlaştırılmadıkça para borcu, alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden, alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Yukarıda da açıklandığı üzere, sözleşmeden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen HMK'nın 10. maddesinde, davanın, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir.

Buna göre, sözleşmenin ifa edileceği yer, öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tespit edilir. Sözleşmede karşılıklı olarak değişik yerlerde yerine getirilecek borçlar varsa (malın teslim edileceği yer-borcun ödeneceği yer), mal teslimi için açılacak dava teslim yeri mahkemesinde, borcun ödenmesi için açılacak dava ise, borcun ödeneceği yer mahkemesinde açılabilir. Ancak sözleşmede açık ve zımni olarak sözleşmenin yerine getirileceği yerin anlaşılamadığı hallerde yetkili yer, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesine göre belirlenir. Yani, davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise borç, alacaklının, ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Ancak, aranacak ya da aldırılacak borçlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendi uygulanmaz. Ne var ki, HMK'nın 10. maddesi hükmü yalnız hukuken geçerli olan sözleşmelerden doğan davalar hakkında uygulanacağından, geçersiz olan sözleşmelerden kaynaklanan davalar sözleşmenin ifa yerinde açılamayıp genel yetkili yer olan davalının ikametgahında açılabilir. Nitekim Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da yukarıda açıklanan kurallar benimsenerek “HUMK'nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalarda tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkında açık veya zımni isteklerinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yerin (mülga) Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre belirleneceği” açıklanmıştır. Ancak, bu gibi hallerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89. (mülga BK'nın 73.) maddesinin uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir. Akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı, tarafların buna ilişkin sunacakları delillerin toplanmasından sonra tespit edilebilecek bir olgu haline gelecektir. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 19/01/2017 tarih, 2016/7952E., 2017/264 K.) Bu itibarla, davacının yerleşim yeri mahkemesinin TBK'nın 89. maddesi uyarınca yetkili olup olmadığının belirlenebilmesi için öncelikle taraflar arasında akdi ilişki ve davaya konu edilen alacağın gerçekte bir para alacağına dayalı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. YHGK'nın 27/11/2013 tarihli, 2013/13-372 E. 2013/1606 K. sayılı ilamı da bu yöndendir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Mahkemece, yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve alınan bilirkişi raporunda, tarafların bağlı oldukları vergi dairelerinden istenilen BA/BS formları incelendiğinde, her iki tarafın da takip konusu faturayı ilgili BA/BS formlarda vergi dairesine bildirdikleri ve bu itibarla, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığının tespit edildiği, para alacağına ilişkin takibin de TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının ikametinde başlatılmasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2025 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/05/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

.....

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/761, K. 2025/769, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-6-hukuk-dairesi-2025-761-e-2025-769-k-70d1f1f5f77f