Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/752 E. 2025/752 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/752
Karar No
2025/752
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan

T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/752 - 2025/1790 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/752 KARAR NO : 2025/1790 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 27/04/2022 KARAR TARİHİ : 10/02/2025 NUMARASI : 2022/347 Esas - 2025/116 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ :Av....

DAVALI : TAG KARAVAN VE DENİZCİLİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İSTİNAF EDEN : Davalı vekili

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın davacı ile römork yaptırmak için anlaştığını ve istediği römorkun özelliklerini bildirdiği, davalının istediği özellikleri sağlayan römorkların üretip davalıya teslim edildiği, bu ticari ilişkiden kaynaklanan faturaların ödemesinin davalı şirket tarafından gerçekleştiği, dava konusu olan faturanın ise davalıya sistem üzerinden gönderildiği, fakat davalı tarafından faturaya itiraz edilmediği, tamamlanan römorkların şasi numarası alıp trafiğe çıkabilmesini sağlamak amacıyla yalnızca ilgili römorklar için fatura kestiği ve davalının da bunun yardımıyla römorklar için şasi numarası alabildiğini, ilgili römorklar halihazırda aynı şasi numarası ile trafiğe çıkmakta olduğu, davacı şirketin bu işlemlerden sonra yapmış olduğu işçilik masraflarını ve diğer giderlerini de davalıya fatura ettiği, davalı tarafından faturanın sistem üzerinden görüntülendiğini fakat faturanın ödemesinin gerçekleştirilmediğini belirterek, davanın kabulü ile icra takibine yapılmış olan itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız yere itiraz edip takibin durmasını sağlayan davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 2021 yılı Temmuz ayında 2 adet römork yapımı ve römork başına 6.000,00.-Euro bedel ödenmesi hususunda anlaşma yapıldığını, davalı şirketin o dönemde römorkları yurt dışında katılacağı bir fuarda kullanmayı planladığından ve bunun için de römorkların plakalarının çıkması gerektiğinden, römorkların faturalarını talep ettiğini; davacı tarafın, anılan römorklara ilişkin her biri 60.000,00.-TL (Ödeme tarihindeki kur dikkate alınarak) olmak üzere iki adet fatura düzenlediğini ve römorklara ilişkin her iki fatura bedelinin de müvekkili şirket tarafından peşinen ödendiği, akabinde davacı tarafından römorklar taahhüt edilen tarihlerde teslim edilmediği gibi, teslim edilen römorklarda anlaşma dışında eksik ve hatalı işler tespit edildiğini, davalı şirketin, icra takibi ile haberdar olduğu faturaya yönelik icra dosyası kapsamında itirazda bulunduğu gibi, Kartal 5. Noterliğinin 3303 sayı ve 18.03.2022 tarihli ihtarnamesi ile de itiraz ettiğini, ayrıca; söz konusu fatura, her ne kadar 15.01.2022 tarihinde düzenlenmiş gibi görünse de; sol üst köşesindeki tarihten anlaşıldığı üzere Ocak/2022 ayına ilişkin beyannamenin son günü olan 28.02.2022 tarihinde düzenlendiğini, bu hali ile anılan faturanın müvekkili şirket tarafından Ocak ya da Şubat ayında sistem üzerinden dahi farkedilme imkan ve ihtimali olmadığını beyanla davacı tarafından hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olarak ikame edilen davanın reddine, davacı tarafın açıkça kötüniyetle hareket etmesi sebebi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...Davanın kabulü ile; Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/6538 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 39.093,16.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece haksız bir şekilde davanın kabulüne, Gebze İcra Müdürlüğü 2022/6538 esas sayılı dosyadaki itirazlarının kaldırılmasına ve müvekkili şirket aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verildiğ, ancak davacının gerçeğe uygun bir şekilde fatura düzenlemedi, teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğu, ayıpların giderilmesi için taahhütte bulunmasına rağmen, bu ayıpları gidermediği, zira müvekkili olan şirkete hiçbir zaman tebliğ etmediği bir fatura ile müvekkili olan şirket aleyhine icra takibi başlattığı dikkate alınmaksızın davacının lehine hareket edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, söz konusu alacak likit alacak olmamasına karşılık haksız bir şekilde müvekkili olan şirket aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmedildiğini, mahkemece davacı lehine hareket edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun aşikar olduğunu beyanla; yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama ile haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı HMK, 6098 Sayılı TBK, 6102 sayılı TTK,

3. Değerlendirme Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli için düzenlenen faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme ilişkisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı TBK'nın 474, gizli ayıplarda ise 6098 sayılı TBK'nın 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Daire'sinin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.) Öte yandan, sözleşme ayakta iken işin davacı yüklenici tarafından yapıldığı yasal karinedir. Ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi hükmünde bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmazsa faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya 8 gün içerisinde itiraz edildiği ileri sürülüp ispat edilmediğinde içerikleri kesinleştiğinden işin eksiksiz teslim alındığı ve açık ayıplarla ilgili muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirilmediğinin kabulü zorunludur. Bu halde, iş sahibi ancak sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların varlığı ve bunları ortaya çıkmasından itibaren gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi halinde giderilmesini ya da bedelinin iş bedelinden düşülmesini isteyebilecektir. (Emsal Yargıtay 15. H.D. 2017/1382 E,2017/3332 K sayılı kararı) Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında iki adet römork yapımına dair sözlü eser sözleşmesi bulunduğu, sözlü sözleşme tarafların kabulünde olup taraflar arasındaki eser sözleşmesi ilişkisi ispatlanmıştır. Davacı yüklenici tarafça dava konusu iş sebebiyle bakiye iş bedeli olarak 18.01.2022 tarihli, ... E-Arşiv fatura numaralı, 2 adet römork işçilik, 2 adet aliminyum şasi işçilik, 2 Adet 8,60 boyunda aliminyum şasi, 13C jant lastik, 1800 KG AKS, 12lı polyamid makara seti (not: yukarıda belirtilen işçilik ve malzemeler ... VE ... seri nolu römorklara ait olup, 26.08.2021 ve 09.09.2021 Tarihli GİB ... ve GİB ... nolu faturanın eki, (Mütemmin Cüz) açıklamalı 165.649,00.-TL KDV hariç, 29.816,82.-TL %18 KDV tutarı olmak üzere KDV dahil 195.465,82.-TL tutarlı satış faturası düzenlendiği, fatura için takip başlatıldığı, takibe itiraz sonrasında davacı tarafça eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre; tarafların ticari defterlerinde takibe konu faturanın kayıtlı olduğu, tebliğ alınan faturaya süresi içerisinde davalıca itiraz edilmediği ve faturanın davalıya ait BA formlarında yer aldığı belirlenmiştir. Takibe konu, iş bedeline ilişkin faturanın davalı taraf TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturaları süresinde itiraz ve iade etmeyerek ve BA formu düzenleyerek faturayı borç kaydettiği, fatura münderecatını aynen kabul ettiği ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatladığının kabulü gerekmiş olup, davalı taraf faturaların ticari deftere borç kaydederek fatura içeriğini kabul ettiği ve faturaların ve iş bedelinin kesinleşmiştir. Bu durumda anılan faturaya davalı tarafça 8 gün içerisinde itiraz edildiği ileri sürülüp ispat edilmediğinden içerikleri kesinleştiğinden davalının faturada belirtilen imalatlar yönünden işi eksiksiz teslim aldığı ve açık ayıplarla ilgili muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kabulü zorunludur. Bu halde davalı iş sahibi ancak sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların varlığı ve bunları ortaya çıkmasından itibaren gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi halinde giderilmesini ya da bedelinin iş bedelinden düşülmesini isteyebilecektir. (Emsal Yargıtay 15. H.D. 2017/1382 E,2017/3332 K ve 2017/1382 E, 2017/3332 K sayılı kararları) Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporuyla ürünlerde tespit olunan ayıplar açık ayıp olmakla davalının kesinleşen fatura ile faturada belirtilen imalatların yerine getirildiğinin kabulü ile ayıpların niteliği itibariyle davalının mahsup talebinde de bulunamayacağı açıktır. Faturanın kesinleşmesi sebebiyle ödeme konusundaki ispat yükü davalı yana geçmiştir. Davalı taraf ticari defterlerinde ödemeyi ispatlayamamıştır. Mahkemece, faturanın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar yerinde olup davalı tarafın bu yöne değinen istinaf isteminin reddine dair karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/02/2025 tarih, 2022/347 E - 2025/116 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 13.352,27 TL harçtan, peşin yatırılan 3.339,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.013,27 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca 04/12/2025 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.

* Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/752, K. 2025/752, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-752-e-2025-752-k-bded8f89a8ff