Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/7 E. 2025/458 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/7
- Karar No
- 2025/458
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/7
KARAR NO: 2025/458
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/784
KARAR NO: 2024/777
KARAR TARİHİ: 24/09/2024
DAVA: Kooperatif Üyeliğinin Tespiti ile Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ: 30/04/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'in ... Otomotiv şirketi adıyla eşit hisseler oranında birlikte ticari faaliyet gösterdiğini, tarafların davalı kooperatife ait B caddesi 23-24 nolu kooperatif hisseli dükkanı 1/2 oranında hissedar olarak 120.000.000.000 TL bedelle ... adlı kişiden 23/06/2003 tarihinde satın aldığını, müvekkilin bu bedelin 60.000.000.000 TL'sini 23/06/2003 tarihinde elden, bakiye 60.000.000.000 TL'sini ise 07/08/2003 tarihinde çekle ödediğini, müvekkilinin 29/07/2003 tarihinde silahlı saldırıya uğraması nedeniyle omuriliğinin zedelendiğini, uzun süre tedavi gördüğünü, bu olaydan sonra davalı ile ortak işyerlerini ...'daki B caddesi 23-24 no.lu dükkana taşıma kararı aldıklarını, taraflar daha sonra adi şirketlerini sermaye şirketine dönüştürerek 1/2 oranında hissedar olduklarını ve dava konusu kooperatif hisseli dükkanı 01/01/2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle kiraya veren ... ve ... olarak birlikte imza altına aldıklarını, kira sözleşmesinin aslını Sultangazi ve Kozyatağı Vergi Dairelerinde mevcut olduğunu, kardeşine karşı bir güvensizlik beslemeyen müvekkilinin o tarihte yürüyemediği için 1/2 oranındaki hissesini ortaklar pay defterine kaydettiremediğini, davalı ...'in ise 06/03/2006 tarihinde 23-24 nolu kooperatif hissesinin tamamını kendi adına tescil ettirdiğini, davalının bu eyleminin haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli ayrıca 2003 yılında 120.000.000.000 TL bedelle alınan dava konusu yerin davalı tarafından 3 yıl sonra 1.000,00 YTL (1.000.000.000 TL) bedelle alınmış olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının 2014 yılında işleri ayırmayı teklif ettiğini ve taraflar arasında yapılan şifahi konuşmalarda ... Otomotiv kimde kalır ise kalan 1/2 hissenin de devrinin sağlanacağı konusunda anlaşıldığını, davalının 14/02/2014 tarihinde şirketteki hisselerini müvekkilinin oğlu olan ...'e devrettiğini, bu devirden sonra ise dükkanın tamamının kendisine ait olduğunu ve kooperatif hissesini kendi üzerine tescil ettirdiğini beyan ederek dükkana ilişkin kira bedelinin ödenmesi gerektiğinden bahisle Kadıköy ... Noterliği'nin 09/04/2014 tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtara karşı müvekkili tarafından kira sözleşmesi bulunmadığı, dükkanda 1/2 pay sahibi olduğu, payına tekabül eden kira bedelinin ödendiği, kooperatif hissesinin ise müvekkilinin rızası dışında davalı tarafından tescil ettirildiğini öğrendikleri yönünde Kadıköy ... Noterliği'nin 24/04/2014 tarihli ihtarıyla cevap verildiğini, davalı tarafça kooperatif hissesinin müvekkiline devredilmediğini, kooperatif aidatlarının bugüne kadar tarafların ortak hesabı veya ortak oldukları şirket hesabından ödendiğini, davalının müvekkile ait olduğunu bildiği halde 1/2 hisseyi kendi adına tescil ettirmiş olmasının açıkça hakkın kötüye kullanımı olup, bu yolsuz ve usulsüz tescilin iptali gerektiğini beyan ederek müvekkili ile davalı ...'in bedelini ortak hesaptan ödeyerek satın aldıkları kooperatif hissesinin tamamını muvazaalı şekilde ortaklar pay defterine kendi adına kayıt ve tescil ettiren davalının ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi ... Caddesi No:... (yeni no:...) nolu dükkandaki 1/2 hissesinin tescilinin iptali ile müvekkille aidiyetinin tespiti ve adına tesciline, müvekkile ait olan 1/2 hissenin tescilinin filen mümkün olmaması halinde müvekkilinin kooperatifteki hissesine tekabül eden gerçek değerin tespiti ile davalı ...'ten faizi ile birlikte tazminat olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı Kooperatif vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatife üyelik devri hususunda müracaat eden davalı tarafa, usul ve yasaya uygun olarak devir ve tescil işleminin gerçekleştiğini, hisse devrinin hak sahipleri arasında el değiştirmesi hususunda müvekkilinin hiçbir müdahalesinin olmadığını, muvazaa gibi bir durumun da söz konusu bulunmadığını, kooperatife husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın müvekkil yönünden husumetten reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak olarak sunulan 23/06/2003 tarihli belgenin tarafı olan ...'ya da davanın yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu dükkanın şirket imkanları ile alındığı ifade edildiğinden ve davacının dayanak olarak gösterdiği 23/06/2003 tarihli belgeye göre hak sahibi şirket ... Otomotiv şirketi olduğundan davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, sözleşmenin hisse devrine ilişkin değil taşınmaz alım satımına ilişkin düzenlendiğini, 23/06/2003 tarihli belgenin gerçek bir belge olmadığını, adi yazılı olması hasebiyle sonradan düzenlenebilecek belge türünden olduğunu, tarih ve içeriği itibariyle 10 yıl sonra Temmuz 2014 tarihinde düzenlenmiş sahte bir belge olduğunu, bu belgenin davacının oğlu ... tarafından ...'ya bedel ödenmek suretiyle sonradan düzenletildiğini, bu hususta mail yazışmalarının mevcut olduğunu, bu nedenle dayanılan belgenin yaşının tespiti için İ.Ü.Adli Tıp Enstitüsünden rapor alınmasını talep ettiklerini, iddiaları kabul etmediklerini, davacının kendi birikimi ile 2002 yılında ... marka bir araç satın aldığını davalının ise kooperatif hissesini satın aldığını, müvekkilinin üye olduktan sonra tüm genel kurullara katılarak aidat ve sair ödemeleri kendisinin yaptığını, kooperatif üyesi olduğunu iddia eden davacının 10 yıl boyunca bu üyeliğini sorgulamamasının, borcunu araştırmamasının, genel kurullara katılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olup emsal Yargıtay ilamları da dikkate alındığında üyelik iddiasının haksız olduğunu, tarafların ortak mallarının bulunması tüm malvarlıklarının ortak olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının sunduğu ödemelerin davacıya da ait bulunmadığını, söz konusu yerde kiracı olan ... şirketinin aidatına ilişkin ödemeler olduğunu ve 2010 yılı sonrasına ait bulunduğunu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunumadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 06/07/2021 tarihli kararı; ""Mahkemece; "Dava hukuki niteliği itibariyle inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemi ile olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir. Somut olaya dönüldüğünde davacı tarafça inançlı işlemin varlığına dayanak teşkil edecek yazılı bir delil sunulmamıştır. Yine davacının iddiası doğrultusunda dava konusu yeri ilişkin kooperatif aidatlarının tarafların ortak olduğu şirket hesabından ödenmesi, dava konusu yerde kiracı olarak birlikte oturmaları, devir bedelini davacının ödemesi tek başına davacının iddialarının ispatı için mahkememizce yeterli görülmemiştir... Vergi dairesinden gönderilen müzekkereler ve kayıtlar incelendiğinde dava konusu 23/24 numaralı iş yerine ait olduğu, davalı ... tarafından dava konusu iş yerine % 50 hissesi oranında sahip olduğuna ilişkin beyanının bulunduğu, davalının bu beyanında dava konusu taşınmaza % 50 hissesi oranında ortak olduğunu kabul ettiği ve Gelir İdaresi Başkanlığına beyan ettiği anlaşılmaktadır. Dolasıyla vergi dairesi kayıtları davalıdan sadır olmak üzere yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiği, bu kayıtların, gerek dinlenen tanık beyanı gerekse dosyaya sunulan diğer deliller ile tevsik edildiğinde inançlı işlemin varlığının kanıtlandığı, dava konusu yerin 1/2 oranında davacıya ait olduğu sonucuna varılmıştır.... Davalı kooperatif yönünden yapılan incelemede ise davanın niteliği göz önüne alındığında davalı kooperatifin kayıt maliki olmaması, tapu iptal ve tescil talebi yönünde davalıya husumet yöneltilmeyeceği yine terditli alacak talebi yönünden değerlendirme yapıldığında ise davacının davalı kooperatifin diğer davalı ile el birliği içinde davacı aleyhine hareket ettiği iddia ve ispat edilmediğine göre aynı sonuca varılacak olması sebebi ile davalı kooperatif yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine..." karar verilmiştir. 2-Dairemizin 02/06/2022 tarihli kaldırma kararı; "...Mahkemece dava, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil istemi ile olmadığı taktirde tazminat istemine olarak değerlendirilmiş ise de davacının iddiası, kooperatif hissesine her iki davacının da ortak olduğu yönündedir. Bu durumda mahkemece davacının kooperatif ortağı olup olmadığı hususu değerlendirilerek, bu talep yönünden de hüküm tesis edilmesi gerekirken hatalı hukuki değerlendirme yapılarak karar verildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesinde "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" kaldırma nedenleri arasında sayılmıştır. Açıklanan nedenlerle hatalı değerlendirme yapılarak talep edilen hususa yönelik karar verilmemiş olması HMK'nın 355.maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Mahkemece öncelikle davacının tüm iddia ve taleplerinin değerlendirilmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiştir. 3-Mahkemenin 17/01/2023 tarihli kararı; "...davacının kooperatif hissesinin 1/2'sinin davacıya ait olduğu yönünde iddiası olduğu, dava dosyasında mübrez kooperatif kayıtları üzerinde yapılan incelemede kooperatife ait aidat ödemelerinin 11.04.2003 tarihinde 2.555,00-TL tutarında ... tarafından yapıldığı, kalan ödemelerin ise ... Tic. Kol.Şti. tarafından yapıldığı, bu şirkete ... ve ...'in ortak oldukları, ortaklık tarafından ise 17.085,50-TL aidat ödemesi yapıldığı, 23.06.2003 tarihli sözleşmenin satıcısı ... ile Alıcı(davacı) ... arasında tanzim ve imza edildiği sözleşme içeriğinde, ... Merkezi ... Cad. No:... nolu dükkan satışı için ... Otomotiv ile 120.000,00-TL bedel karşılığında anlaşmanın yapıldığı, anılan dükkanın ... Otomotiv şirketi adına satışına dair ön ödeme olarak şirket ortağı davacı ...'in 60,000,00-TL yi satıcıya nakit olarak ödediği, kalan bakiye nin de çek ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dava konusu işyerinin ilk sahibi ..., ... Caddesi ... nolu işyerine ait hisseyi Kadıköy ... Noterliği'nin 06.03.2006 tarihli ... yevmiye no.lu Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile davalı ...'e 1.000,00-TL bedelle devrettiği, Kadıköy ... Noterliğinin 02.09.2004 tarihli ... yevmiye sayılı karar defterinde, Kooperatif yönetim kurulunun 14.03.2006 tarihli 150 sayılı kararıyla ...'in ortaklığa kabulüne karar verildiği, 270 nolu üye numarasıyla kaydının yapıldığı, yine davacı ...'in ise 2007, 2008, 2009, 2010, 2011 yıllarına ait hazirun cetvelinde ...'in 269 ortak numarasıyla davalı kooperatifin hazirun cetvellerinde ortak olarak yer aldığı görülmüş, davacı vekilince dosyaya sunulan Gayrimenkul Sermaye İradına İlişkin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi örneği incelendiğinde beyannamenin döneminin 2009 yılını kapsadığı, mükellefin ... olduğu, dava konusu işyerine istinacen bildirimin ise Türü: İşyeri, Elde Edilen Süre: 12 Ay, Pay Oranı: 50 Vergi Değeri (Hisseye Düşen) 55.000,00-TL Adres: ... Merk ... caddesi No:... İstanbul Ataşehir yazdığı, beyan edilen yerin dava konusu dükkan ile aynı adres olduğu, davalı ...'in Gelir İdaresi Başkanlığı, Sarıyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne 10.03.2010 tarihinde dava konusu işyerinin 14 hissesi oranında sahip olduğuna ilişkin beyanının bulunduğu, davalının bu beyanında dava konusu taşınmaza 44 hissesi oranında ortak olduğunu kabul ettiği ve Gelir İdaresi Başkanlığına beyan ettiği" gerekçesiyle davanın KABULÜ ile, Davacının davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifine üye olduğunun tespitine, Davalı ... adına kayıtlı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi ... Caddesi ... (YENİ ...) numaralı yere ilişkin 1/2 hissenin ve ferdileşme sonrası bu paylara bağlanan davalı ... adına kayıtlı ... Mahallesi ... Ada ... parsel ... Blok ... ve ... numaralı tapuların 1/2'sinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.4-Dairemizin 27/09/2023 tarihli kaldırma kararı; "...Yasal düzenlemeler gereği, mirasçılar yönünden istisna hüküm dışında ortaklık payı bölünemeyeceğinden, birden fazla kişinin aynı pay için ortak olması veya bir payın yarısının bir başkasına devri mümkün değildir. Hisseli ortaklık, taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurur nitelikte ise de kooperatife karşı seçecekleri bir temsilci aracılığı ile temsil edilmeleri mümkündür. Bu nedenle tek bir kooperatif hissesi olmasına rağmen, davacının üyeliğinin tespitine ve "Davalı ... adına kayıtlı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi ... Caddesi ... (YENİ ...) numaralı yere ilişkin 1/2 hissenin..." iptali ile davacı adına tescili yönünde hüküm tesis edilmesi hatalıdır. Kooperatifin 10/02/2007, 15/03/2008, 18/04/2009, 17/04/2010 ve 20/04/2011 tarihli Hazirun Cetvellerinde; 269 no.lu ortak olarak davacı ...'in, 270 no.lu ortak olarak davalı ...'in yer aldığı, Ancak 18/04/2012, 25/04/2013 ve 30/04/2014 tarihli Hazirun Cetvellerinde ise 268 no.lu ortak ...'dan sonra 270 no.lu ...'in yer aldığı, 269 no.lu ortağın bulunmadığı yani davacı ...'in yer almadığı tespit edilmiştir. Mahkemece bu kayıt karara esas alınmış ise de, söz konu kayda karşı davalı vekili yargılama aşamasında sunduğu beyan ile davacının 269 no.lu ortaklık kaydının E Caddesi 40 no.lu bölüme ilişkin olduğunu ifade etmiş ve bu bölüme ilişkin noter devir senedinin örneğini ibraz etmiştir. Kadıköy ... Noterliği'nin 01/04/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu kooperatif hisse devir sözleşmesi ile; davacı ...'in kooperatifteki 269 no.lu üyelik hak ve hissesinin tamamını, (bu üyelik hakkına isabet eden E caddesi 40 hak ve hisselerini) bütün aktif ve pasifi ile birlikte (bütün hak ve vecibeleriyle) devir alan ...'ya 15.000 TL (Binbeşbin Türk Lirası) bedelle devrettiğini beyan etmiştir. İkinci bilirkişi raporunun düzenlendiği sırada noter devir sözleşmesi dosyaya sunulmadığından, 269 no.lu ortaklığın dava konusu işyerlerine ilişkin olduğu değerlendirilmiş, son bilirkişi raporunda ise bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. Davacının 269 no.lu üyeliğinin hangi işyerine ilişkin olduğunun kesin olarak tespit edilmesi, davalı vekili tarafından sunulan Kadıköy ... Noterliği'nin 01/04/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu kooperatif hisse devir sözleşmesinin kooperatif kayıtları ile karşılaştırılarak, E caddesi 40 no.lu işyerine ilişkin olup olmadığının tereddüte mahal vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Yine kooperatif kayıtlarının sadece 2007 yılına kadar incelendiği, bu tarihten sonra kayıtlarda bir inceleme yapılmadığı, sonraki kooperatif aidatlarının kim tarafından ödendiği yönünde bir inceleme olmadığı da anlaşılmaktadır.Bu durumda Mahkemece gerek davacıya ait 269 no.lu ortaklık yönünden, gerekse ferdi mülkiyete geçildiği tarihe kadar olan kayıtlar yönünden kooperatif konusunda uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınmalıdır..." gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir. 5-Mahkemenin 24/09/2024 tarihli kararı; "...Davacı taraf her ne kadar davalı kooperatifte hissesi olan ...dan hissesini ve hisseye isabet eden dükkan niteliğindeki taşınmazları davalı ... ile birlikte satın aldıklarını ancak davalı ... tarafından hissenin tamamının kendi üzerine kaydettirildiğini, hisse devir bedelinin ve kooperatif aidatlarının tarafların ortağı olduğu şirket hesabından ödendiğini iddia ederek davalının dükkanlardaki 1/2 hissesinin tescilinin iptali ile müvekkilline aidiyetinin tespiti ve adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde ise kooperatifteki hissesine tekabül eden gerçek değerin tespiti ile davalı ...'ten faizi ile birlikte tazminat olarak tahsilini talep etmiş ise olarak sunulan deliller ve çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa; -Davacı tarafça dosyaya sunulan kira sözleşmesinde; kiraya verenlerin ... ve ..., kiracının ... Parça ve İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti., kiralanan yerin işyeri vasıflı ... Merkezi ... Cadde Numara ... olduğu, kira süresinin 01/01/2007 tarihinden başlayarak 1 yıl olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesi düzenleyebilmek ve kira bedelinden yararlanmak için malik olmak zorunlu olmadığından bu delilin davacının iddialarını ispata yarar olmadığı, -Davacı tarafça dosyaya sunulan 23/06/2003 tarihli adi yazılı belge ... ve davacı arasında, "... Merkezi ... caddesi ... nolu dükkanın satışı için ... Otomotiv firması ile 120.000.000.000 TL karşılığında anlaşmıştır. Ön ödeme olarak şirket ortağı ...'ten 60.000.000.000 TL alınmıştır. Geri kalan kısım ise çek olarak alınacaktır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu sözleşmenin tarafları davacı ve dava dışı Nurettin Mazı olduğundan ve sözleşme davalı ... tarafından kabul edilmediğinden bu delilin davacının iddialarını ispata yarar olmadığı, -30.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ile; dava konusu kooperatif hissesine ait aidatların dava konusu taşınmaz kiracıları tarafından ödendiği, kiracı bulunmadığı dönemde ise davalı ... tarafından ödendiği tespit edilmiş olup, davacı her ne kadar aidatların ortak oldukları şirket tarafından ödendiğini iddia etmiş ise bu ödemelerin kiracı oldukları döneme ilişkin kiracı olmalarından kaynaklı yapıldığı bu durumun hisseye ortak olduğuna delil olmadığı anlaşılmıştır. Bam kararında belirtilen 269 no.lu üyeliğinin ise bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere dava konusu taşınmaza ait olmadığı da tespit edildiğinden davacı tarafın dava konusu kooperatif hissesine bağlı taşınmazda hak sahibi olduğunu ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme hakiminin dosyayı incelemediğini, davalının Sarıyer Vergi Dairesine taşınmazın 1/2'si için beyanname verdiği ve kalan 1/2'si için ise müvekkilin beyanname verdiği ve bunun Vergi Dairesinden gelen cevabi yazılarla sabit olduğunu belirtmelerine rağmen dosyada böyle bir beyanname ve cevabi yazı görmediğini ifade ettiğini, Sarıyer Vergi Dairesinden gelen 04/11/2020 tarihli yazıda "... Merk. ... Caddesi No:... Ataşehir İstanbul" adresindeki mülkten elde edilen kira gelirin 1/2 sinin davalı, 1/2 sinin müvekkil tarafından beyan ve tahsil edildiğinin sabit olduğunu, tarafların birlikte çalışıp birlikte kazandıkları ve birlikte tanık ...'dan 2003 yılında alıp hak sahibi oldukları ... Caddesindeki eski ... ve ... (yeni ...-...) nolu yeri Kooperatif mevzuatı gereği tek kişi hissedar olabildiğinden müvekkilinin rahatsızlığı sebebiyle davalı ...'in kendi adına kötüniyetli şekilde kaydettirdiğini, E Caddesindeki yeri devreden müvekkilinin B Caddesindeki yerinde kendi adına kayıtlı olduğunu ve kooperatif üyeliğinin devam ettiğini düşündüğünü zira söz konusu yerin aynı şekilde davalı ile ortak olduğu ... Otomotiv Ltd. Şti.'ne kiraya verdiğini, dosya kapsamında yer alan kira sözleşmesinde de görüldüğü üzere kiraya verenin ... ile birlikte müvekkili ... olduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazların 2006 yılı Mart ayında değil, 2003 yılında satın alındığını ancak o dönem ki şartlar sebebiyle noter devri yapılamadığından devrin 2006 yılı Mart ayında yapıldığını, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında kooperatifin 2003 - 2007 yılları arasındaki defter ve kayıtlarının incelenmesinde ... tarafından hisseleri devredilen dava konusu ... Caddesi ...-... nolu yerin aidat ödemelerinin 136 01 0092 hesap kodu ile 11.04.2003 tarihinde ... ile başlayıp, tarafların ortak olduğu ... Tic. Kol. Şirketi ile devam ettiğinin tespit edildiğini, 2018 yılında içinde kiracı olmayan yerin aidatlarının ise kooperatifte tek pay sahibi gözüken davalı ... tarafından yapılmasının doğal olduğunu, taraflar ... Caddesindeki yere fiilen ve vicdanen ortak olup davalının adına kaydının tamamen bir formaliteden ibaret olduğunu, söz konusu taşınmazları devreden tanık ...'nın da, Kadıköy ... Noterliğinin 06.03.2006 tarih ve ... yevmiye nolu Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile devrettiği bu dükkanların parasını davacı ve davalı kardeşlerin birlikte kendisine ödediğini beyan ettiğini, mahkemenin itibar ettiği son bilirkişi raporunun dosyadaki önceki bilirkişi raporlarıyla çeliştiğini, önceki raporlarda kooperatife fiilen ödemelerin ... Otomotiv, yani ... ve ... tarafından aynı hisse için yapıldığının, ...'in 1/2 hissesini temsilen ve biçimsel formaliteleri yerine getirmek için davalı ...'in kooperatifte kayıtlı bulunduğunun, fiili ortağın ise ... ile birlikte ... olduğunun tespit edildiğini, davalının kooperatife kendi adına başvuru yaptığı ve pay defterine kendi adını işlettiği, satıcı ...'nın el yazılı belgesi, tanık olarak dinlenen satıcı ... ve tarafların ortak olduğu şirketin muhasebecisi ...'ın anlatımları, dosyaya sunulan önceki bilirkişi raporları, önceki mahkeme kararlarının gerekçeleri, yerin tarafların ortak olduğu şirkete kiraya verilmesine ilişkin kira sözleşmesi bir arada değerlendirildiğinde iddialarını ispatladıkları halde verilen kararın hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, kardeş olan davacı ... ve davalı ...'in, davalı kooperatifte hissesi olan ...'dan hissesini ve hisseye isabet eden dükkan niteliğindeki taşınmazları satın aldıkları ancak davalı ... tarafından hissenin tamamının kendi üzerine kaydettirildiği, hisse devir bedelinin ve kooperatif aidatlarının tarafların ortağı olduğu şirket hesabından ödendiği iddiası ile davalının dükkanlardaki 1/2 hissesinin tescilinin iptali ile müvekkilline aidiyetinin tespiti ve adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde ise kooperatifteki hissesine tekabül eden gerçek değerin tespiti ile davalı ...'ten faizi ile birlikte tazminat olarak tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu kooperatif hissesi ...'ya ait iken, Kadıköy ... Noterliği'nin 06/03/2006 tarih ve ... yevmiye no.lu kooperatif hisse devir sözleşmesi ile; kooperatifteki 721 no.lu üyelik hak ve hissesinin tamamını, (bu üyelik hakkına isabet eden ... caddesi ...-... no.lu dükkandaki) bütün aktif ve pasifi ile birlikte (bütün hak ve vecibeleri ile) devir alan davalı ...'e 1.000 YTL (Bin Yeni Türk Lirası) bedelle devretmiş, kooperatif yönetim kurulunun 14/03/2006 tarihli kararı ile ...'in devir yolu ile ortaklığının kabulüne karar verilmiştir. Davacı ise söz konusu hissenin 23/06/2003 tarihli belgeye istinaden satın alındığını iddia etmektedir. 23/06/2003 tarihli adi yazılı belge ... ve davacı arasında, "... Merkezi ... caddesi ...-... nolu dükkanın satışı için ... Otomotiv firması ile 120.000.000.000 TL karşılığında anlaşmıştır. Ön ödeme olarak şirket ortağı ...'ten 60.000.000.000 TL alınmıştır. Geri kalan kısım ise çek olarak alınacaktır." şeklinde düzenlenmiştir.Davacı tarafça dosyaya sunulan kira sözleşmesinde; kiraya verenlerin ... ve ..., kiracının ... Parça ve İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti., kiralanan yerin işyeri vasıflı ... Merkezi ... Cadde Numara ...-... olduğu, kira süresinin 01/01/2007 tarihinden başlayarak 1 yıl olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı ..., ... Parça ve İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'de olan %50 hissesini, davacı ...'in oğlu ...'e 11/02/2014 tarihinde satarak devretmiştir.Davalı ... tarafından, davacıya ve ...'e Kadıköy ... Noterliği'nden keşide edilen 09/04/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile "... Merkezi ... Cadde Numara ...-..." adresinde kiracı olarak bulundukları, aylık kira bedeli 4.500,00 TL olup ödenmeyen 9.000,00 TL kira borçları olduğu belirtilerek, 30 gün içerisinde ödenmesi ve 30/04/2014 tarihine kadar taşınmazın tahliye edilmesi istenilmiştir. Davacı ... ile ... tarafından, davalı ...'e Kadıköy ... Noterliği'nden keşide edilen 24/04/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile "... Merkezi ... Cadde Numara ...-..." adresinde kiracının ... Parça ve İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, aylık kira bedelinin 2.000,00 TL olup ...'in 1/2 hissesine düşen 1.000,00 TL'nin ödenmesine devam edildiği, ayrıca söz konusu yer ... Parça ve İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. imkanları ile alındığı için ... ile ...'in 1/2 oranında ortak oldukları ancak ihtar üzerine yapılan araştırmada söz konusu yerin kooperatif hissesinin ... tarafından kendi üzerine kaydettirildiğinin tespit edildiği belirtilerek, 1/2 hissesinin ...'ya devri, yine taraflar arasında ihtilafa konu ancak dava konusu olmayan diğer taşınmaz ve araçların devri talep edilmiştir.
Tanık Beyanları Tanık ...; ''...Dava konusu taşınmaz daha önce benimdi ve 2003 yılında ... ve ...'e yani davacı ve davalıya sattım. Her ikiside ortaktı. Her ikiside ortak olarak dava konusu taşınmazda benim kiracımdı. 2003 te sattım paramı o zaman her ikisinden aldım. Fakat o tarihte ben Adapazarın'da traktör fabrikasını aldım ve oraya taşındım. Devrini o zaman almadılar. Davacı ... o tarihte vuruldu ve felç oldu o yüzden devrini alamadılar 2006 yılında davalı ... yanıma geldi devrini alalım dedi. Bende yanıma ... geldiği için onun ismine devir yaptık. ... gelseydi devri onun adına yapardım dedi. Diğer davalı kooperatife bağlı idik. Bütün orada dükkanı olanlar davalı ... kooperatifine üyedir. Fakat ... ne devir işlemlerine nede fiyatlara karışamazlar. Bana gösterilen ve satıcı 23.06.2003 ..., alıcı ... imzalı belge altındaki imza bana aittir. Ne zaman imzaladığımı hatırlamıyorum. Daha sonra o tarihten sonrada düzenlenmiş olabilir. Benim için bir önemi yoktur ben paramı almıştım o tarihten ne kadar sonra imzaladığımı hatırlamıyorum. Başımdan değişik işler geçti. Dünde imzalasam hatırlamam. Bana dükkan bedeli olarak ödenen parayı davacı ve davalı kardeşler birlikte ödemişlerdir.", Tanık ...; "Ben 22 yıldır ... Otomotiv Ltd. Şti. de ücretli olarak çalışmaktayım. Bu şirket önce kardeşler ortakdırlar. Davalı ... 2 3 yıl önce ayrıldı. Dava konusu iş yeri diğer tanık ... dan satın alındı. Ben o zaman da çalışıyordum zaten aynı yerde ...'in kiracısıydık. 2000 de buraya taşınmıştık daha sonra her ikisi ortak olduğu için elde edilen gelir de yapılan harcamalarda ortakdırlar. Bu dükkanı da ortak olarak satın aldılar. Oraya taşındıktan daha sonra satın almışlardır. Fakat tarihi tam olarak hatırlamıyorum. Satın alındığı tarihte ... felç idi iş yerini bu nedenle ... çalıştırıyordu. Yine ortaklık devam ediyordu. Satın alırken iş yeri sahibine para verilirken yanlarında değildim. Ne kara para verildi kim verdi bilemem. ... felçli olduğundan yaz aylarında arada bir geliyordu. Genelde işyerini ... tek başına yürütüyordu. Şirket hesapları banka hesapları ortakdı. Fakat ... ...'ya ne kadar para verirdi bilmiyorum. Fakat bu nedenle aralarında tartışma olup olmadığını bilmiyorum. ... 2012 yılında ayrılmıştı. 1 yıl kadar öncesinde çocukları askerden geldi ... de ben artık başka bir iş yapmak istiyorum çocuklarım büyüdü bunun üzerine aralarında hesaplaştılar. ..., ...'e payını ve dükkanın da 1/2 si karşılığını senet olarak verdi diye biliyorum. Ben şirkette muhasebeci olarak çalışıyorum. Dükkan satın alındıktan itibaren ...ya aidatlar şirket hesabından ortak olarak ödenmiştir. Zaten satın alınan evlerde iş yerleri ve arabalarda şirket adına alınıyordu, harcamalar da şirket adına yapılıyordu...'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişi Raporları 1-Kooperatif uzmanı ve muhasebe uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 02/05/2016 tarihli 1.heyet raporunda özetle; somut olayda kök üye ...nın Kadıköy ... Noterliği 06/03/2006/... yevmiye sayılı Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile ... caddesi ...-... nolu işyerine ait hisseyi, (davalı) ...'e 1.000 YTL bedel mukabilinde devir ettiğini bildirdiği, davalı kooperatifin de bu bildirime uygun olarak ...'i kooperatif ortaklığına kabul ederek kendisine ... caddesi ...-... nolu işyerini tahsis ettiği, ... ve ...'in 01/01/2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde ... Blok ... nolu işyerinde kiracı sıfatıyla oturduğu, 23/06/2003 tarihli belgede kök üye ...'nın ... caddesi ... nolü işyeri için ... Otomotiv firması ile 120.000.000.000 TL karşılığında anlaştığı, ön ödeme olarak şirket ortağı ...'ten 60.000.000.000 TL alındığı, bakiyesinin 60.000.000.000 TL çek olarak alınacağı düzenlendiği, davacı ile davalının, tahsis edilen dava konusu ... caddesi ...-... nolu işyerinde birlikte kiracı olarak oturmaları ve kooperatif aidat ödemelerinin şirket adıyla yapılmış olması ayrıca davacının devir üyelik bedelini kök üye ...ya ödemiş olması, kooperatif üyeliğinin davacıya ait olduğu hakkını doğurmayacağı, devir parasının kök üye ...'ya ödenmiş olmasının ... ile davacı arasında meydana gelen bir ilişki olduğu, üyeliğin davacı adına yapılmasına olumlu bir katkısı olmayacağı gibi üye parasının, şirket adı kullanarak ödenmiş olmasının da üyelik sıfatının seyrini değiştirmeyeceği, üyeliği devralan davalı ...'in bu üyeliğini devrettiğini, kooperatif yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmediği sürece, ödenen aidat parasının kimin tarafından yatırıldığının önemi olmayacağı, davalı ...'in 131 kodlu ortaklar hesabından da aidat ödemeye devam ettiği, açıklanan bu durumda davacının, hisse iptali ile davacı adına tescili yolundaki talebinin yerinde olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.2-Mahkemece mali müşavir ve kooperatif uzmanı yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 22/02/2018 tarihli 2.heyet raporunda özetle, Davalı kooperatifin yasal muhasebe defter kayıtlarına göre devir yoluyla kazanılan üyelik ve bu üyeliğe tahsis edilen 23 ve 24 nolu bağımsız bölümler adına yapılan aidat ödemelerinin 13/10/2003, 12/01/2004, 10/02/2004, 05/08/2004, 10/02/2005, 01/06/2005, 11/11/2005, 17/03/2006, 08/01/2007 tarihlerinde davacı ve davalının ortağı olduğu ... Tic. Kol. Şti tarafından yapıldığı, dava dışı ... Otomotiv şirketinin özel hukuk tüzel kişisi olması ve 2003 yılında 1163 sayılı kanunun özel hukuk tüzel kişisi olan şirketin kooperatif üyesi olmasına cevaz vermemesi nedeniyle kooperatif ortağı olamayacağı, bu nedenle 2003 tarihinde dava dışı şirket adına davalı kooperatif üyelik müracaatının yasal zorunluluk gereği yapılamadığı, davalı kooperatifin ... Tic. Kol. Şti.'nin 2003 yılından beri yaptığı tüm ödemeleri kabul ederek (geri iade etmeyerek) ve resmi defter kayıtlarına işlemek suretiyle kooperatif harcamalarında kullanarak 1/2 nispetinde şirket ortağı olan davacı ...'i 269 nolu, davalı ...'i de 270 nolu ortak olarak kooperatife üye kayıt ettiği ve hazirun cetvellerinde ortak gösterdiğinin dikkate alınması gerekeceği, davacının davalı kooperatifin 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 tarihli hazirun cetveleri kayıtlarında 269 nolu ortak olarak kayıtlı olması nedeniyle davacı ...'in davalı kooperatifin ortağı bulunduğunun kabulü ile davalı kooperatifin üyesi bulunduğunun tespit edilmesi gerekeceği yönünde görüş sunulmuştur. 3-Mahkemece mali müşavir, kooperatif uzmanı ve gayrimenkul değerleme uzmanı yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 25/02/2020 tarihli 3.heyet raporunda özetle; Davalı kooperatif tarafından ibraz edilen 2003-2007 yıllarına ilişkin ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, kooperatif kayıtları üzerinde yapılan incelemede kooperatife ait aidat ödemelerinin 11/04/2003 tarihinde 2.555,00 TL tutarında ... tarafından yapıldığı, kalan 17.085,50 TL ödemenin ise ... Tic. Kol. Şti. tarafından yapıldığı, bu şirkete ... ve ...'in ortak oldukları, davacı vekili tarafından dava dosyasına 24/02/2016 tarihli davalı ...'in dava konusu taşınmazın %50 oranında hissedar olduğuna ve buna tekabül eden 55.000,00 TL vergi değeri 7.500,00 TL gayri safi irat ve 1.500,00 TL gelir vergisine ilişkin Sarıyer Vergi Dairesine verilen Gayrimenkul Sermaye İradına İlişkin Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi örneği sunulduğu, beyanname örneği incelendiğinde beyanname döneminin 2009 yılını kapsadığı, mükellefin ... olduğu, Pay Oranı: 50, Vergi Değeri (Hisseye Düşen) 55.000,00 TL yazdığı, beyan edilen yerin dava konusu dükkan ile aynı adres olduğu, davalı ...'in Gelir İdaresi Başkanlığı, Sarıyer Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne 10/03/2010 tarihinde dava konusu işyerinin % 50 hissesi oranında sahip olduğuna ilişkin beyanının bulunduğu, davalının bu beyanında dava konusu taşınmaza % 50 hissesi oranında ortak olduğunu kabul ettiği ve Gelir İdaresi Başkanlığına beyan ettiği, kooperatiflerde 1/2 hisse mevcut olamayacağı, 1 hisse olması gerekeceği, bir paya birden fazla hissenin ortak olması halinde; bu kimselerin kooperatife karşı haklarını kullanmak üzere temsilci tayin etmeleri gerekeceği, fiilen kooperatife ... Otomotiv Ltd. Şti. davacı ... ve davalı ...'in aynı hisse için ödemelerde bulundukları, davalı ...'in gerçek kişi olarak davacı ...'in 1/2 hissesini de temsilen biçimsel formaliteler açısından davalı kooperatife temsilci sıfatı ile biçimsel formaliteleri yerine getirmek üzere ortak olarak kaydedildiği, fiili ortağın ... ile ... olduğu, kooperatife ödemeleri ikisinin de yaptığı, davalı kooperatife davacı ... ile ...'in aynı hisseye fiilen ortak olduğu, İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ... Mahallesi ... Ada ... Parselde ... İş Merkezinde yer alan taşınmazların, Eski 231 no.lu 220,66m2 taşınmazın keşif tarihli güncel değeri 800.000,00 TL, Eski 241 No. Lu 220,66 m2 taşınmazın keşif tarihli güncel değeri 800.000.00 TL, dava tarihi olan 23 Temmuz 2014 Tarihinde ise 18 (Eski 23) no.lu taşınmazın değeri; 435,739.72 TL, 19 (Eski 24) no.lu taşınmazın değeri: 435.739.72 TL olmak üzere, taşınmazların dava tarihi toplam değerinin 871.479,44 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. 4-Dairemizin son kaldırma kararının ardından mahkemece alınan 30/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda;
"DAVA DIŞI DÜKKAN HİSSELERİNİN İNCELENMESİ: Davacı ... dava dışı E-40 nolu, davalı ... dava dışı E-39 nolu dükkan hisselerinin davalı kooperatif tarafından kendilerine tahsisi suretiyle 1994 yılı başında ortak olmuş ve 17.01.1994 tarhli dilekçeleri ile dükkanların birleştirilmesini davalı kooperatiften talep etmişlerdir. Davalı ... ve davalı ... kardeşler dava dışı E-39 ve E-40 nolu dükkan hisselerini 1 Nisan 2011 tarihinde noter aracılığı ile dava dışı ...'ya devir etmişlerdir. 31 Mart 2011 itibarı ile davalı kooperatif nezdinde davacı ...'e ait E-40 dükkan hissesi, davalı ...'e ait E-39 ve B-23 ile B-24 nolu dükkan hisseleri mevcuttur. 1 Nisan 2011 tarihinde E-39 ve E-40 dükkan hisselerinin dava dışı ...'ya devrinden sonra dükkan hissesi kalmamış olan ...'in davalı kooperatife olan ortaklığı sona ermiştir. Davalı ... ise noter aracılığı ile yaptığı hisse devrinden sonra 2006 yılında ...'dan devren edindiği ... ile ... nolu dükkan hisseleri nedeniyle davalı kooperatife ortaklığı devam etmiştir. Bundan önce düzenlenmiş olan 02.05.2016, 22.02.2018 ve 14.02.2020 tarihli bilirkişi raporları dava dışı ... ve ... nolu dükkan hisseleri ile ilintili bilgi ve belgelere dayanmaktadır. Örneğin daha önce düzenlenmiş bilirkişi raporlarında 2003, 2004, 2005 yıllarına ait kayıtlar ele alınmaktadır. Oysa ... ve ... nolu dükkan hisseleri noter aracılığı ile dava dışı ...'dan davalı ...'e 6 Mart 2006 tarihi itibarı ile devir edilmiştir. Davalı kooperatifte ilgili hisselerle ilgili işlemler 6 Mart 2006 tarihinden sonra ancak yapılabilir. 2003, 2004, 2005 yıllarına ait defter kayıtlarının dava ile ilgisi olmayan E-39 ve E-40 nolu dava dışı dükkan hisseleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır.Sonuçta; 02.05.2016, 22.02.2018 ve 25.02.2020 tarihli raporlarda büyük ölçüde dava dışı E-39 ve E-40 nolu dükkan hisseleri ile ilgili inceleme ve değerlendirmelerin yapıldığını söylemek mümkün bulunmaktadır.
DAVA KONUSU ... VE ... NOLU DÜKKAN HİSSELERİYLE İLGİLİ İNCELEMELER: ... caddesi, ... ve ... nolu dükkanlara ait dükkan hisselerinin 6 Mart 2006 tarihinde noter aracılığı ile ... tarafından ...'e devir edildiği görülmektedir. Davalı kooperatifin 14.03.2006/150 sayılı yönetim kurulu kararıyla ... caddesi, ... ve ... nolu dükkan hisselerinin ortak ...'e intikal ettirilmektedir.
... VE ... NOLU DÜKKANLARLA İLGİLİ YAPILAN KİRA SÖZLEŞMESİ HÜKÜMLERİ: Davalı ...'in davalı kooperatifteki ... ve ... nolu işyerleri için ... San. Tic. A.Ş. ile yaptığı sözleşmede elektrik, su paraları, emlak vergisi hariç her türlü vergi, tadilat ve onarım bedelleri, YÖNETİM GİDERLERİ'nin kiracıya ait olduğu kararlaştırılmaktadır. Yönetim giderlerinden kasıt davalı kooperatife ödenmesi gereken AİDATLAR olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı kooperatife aidatları kiracılar ödemekte oldukları için davalı kooperatife ortakların aidat altında ikinci bir aidat ödemedikleri anlaşılmaktadır. Davalı kooperatife 2018 yılından önce kiracı sıfatını taşıyan ... Ltd. Şti firmasının aidatları ödediği, 2018 yılında ise dükkanlar kirada olmadıkları için davalı ortak ... tarafından aidatların ödendiği 2019 yılının başından sonra ise ... A.Ş. firması tarafından aidatların ödendiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu aidat ödemelerinin kat mülkiyeti mevzuatı dahilinde olduğu anlaşılmaktadır.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN İSTEMLERİ: - İstanbul Bölge Adliye mahkemesi; <> Davalı kooperatif tarafından tarafımıza sunulan belge ve kayıtların incelenmesinde; E-40 nolu dükkan hissesinin davacı ...'e ait olduğu kesin olarak anlaşılmaktadır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi; <> tespitinde bulunmaktadır. Her ne kadar davalı kooperatif Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi unvanını taşıyor ise de fiilen inşaat imalatlarının yıllar önce tamamlandığı, 2007 yılından sonrasına ait ... ve ... nolu işyerlerinin inşaat imalat faaliyetlerinin mevcut olmadığı, dükkanların kiraya verilmiş olduğu ve B-23 ve B-24 nolu dükkanlarda oturan kiracıların Kat Mülkiyeti mevzuatı kapsamında davalı kooperatife aidat ödemeleri yaptıkları anlaşılmaktadır. Davalı kooperatifin mevcut durumda fiilen kat mülkiyeti kapsamında dükkanları kullananlardan yönetim giderlerine karşılık aidat aldıkları, dükkanlarını kiraya vermiş ortaklardan hiç aidat isteminde bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Örneğin 2007-2017 döneminde ... İnşaat Ltd. Şti. firmasının kiracı olduğu, aidatların kat mülkiyeti mevzuatı kapsamında kiracı firma tarafından davalı kooperatife ödendiği görülmektedir. 01.02.2018-26.11.2018 döneminde ise ... ve ... nolu dükkanlar kirada olmadıkları için davalı kooperatife kat mülkiyeti mevzuatı kapsamında davalı kooperatife aidatları davalı ortak ... ödemiştir. 21.12.2019 tarihinden sonraki dönemde ise davalı kooperatife kat mülkiyeti mevzuatı kapsamında kiracı ... A.Ş. firmasının kat mülkiyeti kapsamında aidat ödemeleri yaptığı anlaşılmaktadır.02.05.206, 22.02.2018, 25.02.2020 tarihli bilirkişi raporlarında 2007 yılından sonra inceleme yapılmamasının nedeninin 2007 yılından sonraki dönemde aidatların kat mülkiyeti kapsamında ortaklardan değil, kiracılardan alınmasından dolayı olduğu sonucuna varılmaktadır.
SONUÇ: Davalı kooperatifin tarafımıza ibraz edilen kayıtlarına göre davalı ...'in ... ve ... nolu dükkan hisselerinin sahibi sıfatına sahip olduğu sonucuna varılmaktadır." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
İstinaf sebeplerinin incelenmesi; Davacının iddiası kooperatif hissesinin 1/2'sinin davacıya ait olduğu yönündedir. Bu iddianın sonucu olarak taşınmazın da 1/2 hissesinin davacıya ait olduğu iddia edilmekte ve yapılacak yargılama neticesinde hisse devrine karar verilmemesi halinde ise kooperatif hissesinin gerçek değerinin tespiti ile hissesine tekabül eden kısmın tazminat olarak davalı ...'ten tahsili talep edilmektedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun "Ortaklık Senedi" başlıklı 18.maddesinde; "Her ortağın üyelik haklarının, ada yazılı ortaklık senedi ile temsil olunması şarttır. Bu senede kooperatifin unvanı, sahibinin adı ve soyadı, iş ve konut adresi, kooperatife girdiği ve çıktığı tarihler yazılır.Bu hususlar, senet sahibi ile kooperatifi temsile yetkisi olan kimseler tarafından imzalanır. Ortağın yatırdığı veya çektiği paralar tarih sırasiyle kaydedilir. Bu kayıtlar kooperatifin ödediği paralara ait ise ortak imza eder. İmzalı ortak senedi makbuz hükmündedir. Mezkür senet anasözleşmeyi ihtiva etmek şartiyle ortaklık cüzdanı şeklinde de düzenlenebilir. Ortaklık senetleri kıymetli evrak niteliğinde olmayıp sadece beyyine vesikası hükmündedir." Kooperatifler Kanunu'nun "Ortaklık Payları, Şahsi Alacaklılar" başlıklı 19.maddesinde; "Kooperatife giren her şahıstan en az bir ortaklık payı alınması gerekir. Anasözleşme, en yüksek had tespit ederek bir ortak tarafından bu had dahilinde birden fazla pay alınmasına cevaz verebilir...", Aynı Kanun'un 98.maddesinde; "Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." 6102 sayılı TTK'nın anonim şirketlere ilişkin 432/1.maddesinde; "Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler.", 477/1.maddesinde; "Pay şirkete karşı bölünemez. Bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde, bunlar şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilirler. Böyle bir temsilci atamadıkları takdirde, şirketçe söz konusu payın maliklerinden birine yapılacak tebligat tümü hakkında geçerli olur." hükümleri yer almaktadır. Her ortağın en az bir pay alması zorunlu olmakla birlikte, bir paya birden fazla şahsın sahip olması da mümkündür. Bu halde sermaye payı kooperatife karşı bölünemeyeceğinden hissedarlar kooperatife karşı haklarını aralarında seçecekleri ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabileceklerdir. Müştereken bir temsilci tayin etmedikleri takdirde kooperatifçe bunlardan birine yapılacak tebliğ hepsi hakkında geçerli olacaktır (KK m.98, TTK m.447/1) (Kooperatifler Hukuku, Mahmut Coşkun, sayfa 378).Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2023 tarihli 2021/5488 E. 2023/216 K sayılı kararında; "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 18. ve 19. maddesi hükümlerine göre her ortağın en az bir ortaklık payı olması gerekir ve bu ortaklık hakkı bölünemez. Birden fazla kişinin aynı pay için hisseli ortak olması mümkün değildir. Kooperatif yönetim kurulu kararıyla bir ortaklığa birden fazla kişinin hisseli olarak kaydedilmesi ve hisseli ortak olarak tespit ve tescil edilmesi kooperatif bakımından hüküm ifade etmez. Hisseli ortaklık ancak taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurur. Bu nedenle Mahkemece; 157 numaralı ortak A.A. dışındaki davacıların bir ortaklık üzerinde hisse oranlarına göre üyeliğinin tespitine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30/05/2018 tarihli 2017/23-2539 E. 2018/1149 K. sayılı kararında; "...Dava; davalının kooperatif ortaklığının iptali ile davacının kooperatif ortağı olarak kaydedilmesi ve kooperatif ortaklığına tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. ...Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: kooperatif ortaklığının iptali ve buna bağlı olarak tapu iptali ve tescil istemli davada; çoğun içinde az da vardır kuralı gereği tespit kararı verilmesinin taleple bağlılık kuralına aykırılık oluşturup oluşturmayacağı; burada varılacak sonuca göre tespit kararı verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Uyuşmazlık konusunun her iki davalı bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. I-Davacı vekilinin kooperatif aleyhine açmış olduğu davaya ilişkin temyiz itirazları bakımından; Hemen belirtmek gerekir ki 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 19’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “Kooperatife giren her şahıstan en az bir ortaklık payı alınması gerekir. Ana sözleşme, en yüksek had tespit ederek bir ortak tarafından bu had dâhilinde birden fazla pay alınmasına cevaz verebilir.” düzenlemesini içermektedir. Bu madde hükmüne göre kooperatife giren her şahsın en az bir ortaklık payına sahip olması gerekir. Dolayısıyla da bir pay ve bu paya bağlı haklar için kooperatife yalnızca bir ortak alınabilir. Ancak Kooperatifler Kanunu’nda ve Kooperatif Anasözleşmesinde bir pay için birden fazla kişinin ortak olması hâlinde bu kişilerle kooperatif arasındaki ilişkinin nasıl yürütüleceği konusunda açık hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda, 1163 sayılı Kanunun 98’inci maddesi atfıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) anonim şirketlere ilişkin 432’nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerekmektedir. TTK’nun 432’inci maddesinin birinci fıkrası “Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler.” şeklinde düzenleme içermektedir. Buna göre ortaklık payı kooperatife karşı bölünemeyeceğinden, bir paya birden fazla kişi ortak olmuş ise bunlar kooperatife karşı haklarını ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabileceklerdir. Ortak bir temsilci tayin etmedikleri takdirde kooperatifçe bunlardan birine yapılacak bildirim hepsi için geçerli olacaktır. Somut olayda, davacı ile davalı ... diğer davalı kooperatifteki bir paya birlikte ortak iseler de kooperatife karşı haklarını yalnız müşterek bir mümessil vasıtasıyla kullanabileceklerinden ve kooperatifteki ortaklık payının bölünememesi nedeniyle davacı ile davalı ... arasındaki ortaklığın yarı yarıya olduğu hususunun kooperatife karşı ileri sürmeleri mümkün değildir. Hâl böyle olunca kooperatif hakkında açılan davanın reddine ilişkin direnme kararı yerindedir... II-Davacı vekilinin davalı ... ... hakkında açmış olduğu davanın reddine yönelik temyiz itirazlarına gelince; ...Somut olay tüm bu açıklamalar kapsamında ele alındığında, dosya içindeki belgelerden taşınmazın ½ payının davacıya ait olduğu belirlenmiş ise de kooperatifin ferdi mülkiyete geçmemesi nedeniyle dava konusu taşınmazın ½ payının davacı adına tesciline karar verilmesi mümkün değildir ve kural olarak taşınmaz ... ... adına tescil edilmeden tapu iptali ve tescil talep edilemeyecektir.Ne var ki, çoğun içinde azı da vardır kuralı gereğince dava konusu taşınmazın ½ payının davacı adına tescil isteminin, tespit isteğini de kapsadığı kabul edilmelidir. Zira her eda davası aynı konudaki tespit talebini de içeren daha geniş kapsamlı davadır. Davacının hakkının varlığı belirlenmiş olmasına rağmen eda hükmü kurulamayan hâllerde verilecek tespit kararı ile taraflar arasındaki hukuki belirsizlik giderilecek ve hukuki barış sağlanacaktır. O hâlde mahkemece tespit kararı verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun değildir. O hâlde, bu yöne ilişkin direnme kararı bozulmalıdır..." şeklinde karar verilmiştir. Yasal düzenlemeler gereği, mirasçılar yönünden istisna hüküm dışında ortaklık payı bölünemeyeceğinden, birden fazla kişinin aynı pay için ortak olması veya bir payın yarısının bir başkasına devri mümkün değildir. Hisseli ortaklık, taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurur nitelikte ise de kooperatife karşı seçecekleri bir temsilci aracılığı ile temsil edilmeleri mümkündür.Kooperatifin 10/02/2007, 15/03/2008, 18/04/2009, 17/04/2010 ve 20/04/2011 tarihli Hazirun Cetvellerinde; 269 no.lu ortak olarak davacı ...'in, 270 no.lu ortak olarak davalı ...'in yer aldığı,Ancak 18/04/2012, 25/04/2013 ve 30/04/2014 tarihli Hazirun Cetvellerinde ise 268 no.lu ortak ...'dan sonra 270 no.lu ...'in yer aldığı, 269 no.lu ortağın bulunmadığı yani dava ...'in yer almadığı tespit edilmiştir. Davalı vekili yargılama aşamasında sunduğu beyan ile davacının 269 no.lu ortaklık kaydının E Caddesi 40 no.lu bölüme ilişkin olduğunu ifade etmiş ve bu bölüme ilişkin noter devir senedinin örneğini ibraz etmiştir. Kadıköy ... Noterliği'nin 01/04/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu kooperatif hisse devir sözleşmesi ile; davacı ...'in kooperatifteki 269 no.lu üyelik hak ve hissesinin tamamını, (bu üyelik hakkına isabet eden E caddesi 40 hak ve hisselerini) bütün aktif ve pasifi ile birlikte (bütün hak ve vecibeleriyle) devir alan ...'ya 15.000 TL (Binbeşbin Türk Lirası) bedelle devrettiğini beyan etmiştir. Dairemizin son kaldırma kararının ardından alınan bilirkişi raporunda, davacının E-40 no.lu dükkan hissesinin 269 no.lu ortaklığa ilişkin olduğu ve dava konusu olmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu ... ve ... nolu dükkanlara ilişkin kooperatif hissesi ise ...'ya ait iken, Kadıköy ... Noterliği'nin 06/03/2006 tarih ve ... yevmiye no.lu kooperatif hisse devir sözleşmesi ile davalı ... tarafından devralınmıştır. Davacı taraf söz konusu hissenin 23/06/2003 tarihli belgeye istinaden satın alındığını iddia etmektedir.Dava konusu ... ve ... nolu dükkanlar (ferdi mülkiyete geçilmesi neticesinde İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, ... Blok, ... ve ... numaralı olarak tapuda kayıtlı taşımazlar) yönünden kooperatif üyeliğinin davalı ... adına kayıtlı olduğu tespit edilmekle kooperatifteki ortaklık payının bölünemezliği ilkesi de nazara alınarak davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972)Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre "belge"dir (m. 199). Kanundaki anlamıyla her belge, ispat konusu vakıayı temsil eden dar anlamda delildir. Ancak, hukukumuzda senet dışındaki belgeler, sadece delil başlangıcı (m. 202) olarak değerlendirilebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1738)Senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuka işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (m. 202/1). Delil başlangıcının varlığı halinde hakim, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık veya diğer takdiri delilleri serbestçe değerlendirerek bir karar verecektir. Bir belgenin, delil başlangıcı olabilmesi için, 202. maddenin ikinci fıkrasına göre üç şartın birlikte bulunması gerekir: Delil başlangıcı için ilk olarak bir “belge” bulunmalıdır. Belgenin tanımı 199. maddede yapılmıştır... İkinci olarak, belge, kendisine karşı (aleyhine) ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş olmalıdır (m. 202/2). Kendisine karşı kullanılmak istenen kişi tarafından gönderilmiş olan bir belge de elden verilmiş bir belge ile aynı değerdedir... Üçüncü olarak, delil başlangıcı, iddia edilen hukuka işlemi tam olarak ispat edememekle beraber, o işlemi muhtemel göstermelidir. Delil başlangıcı senetten farklı olarak, ispatı istenen hukuki işlemin varlığı hakkında tam bir kanaat edinilmesine elverişli olmasa da, iddia edilen işlem hakkında az da olsa yeterli bilgiyi içermelidir. Ayrıca, bir belgenin delil başlangıcı olarak kabul edilmesi için iddia edilen vakıanın gerçekliğine işaret etmesi gerekir. Burada aranan basit bir ihtimalin varlığı olmayıp o vakıanın gerçek olma ihtimalinin yüksek olasılık olduğunu göstermesi gerekir. Ancak, her durumda delil başlangıcı ihtilaflı vakıanın gerçekliğini tartışmasız olarak ispat etmeye yeterli olmadığı için, delil başlangıcı yanında iddia konusu hukukî işlemin ispatı için tanık da dinlenebilecektir. Görüldüğü gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için aranan şartlar, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddesinde öngörülenlerle örtüşmektedir. O itibarla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde "yazılı delil başlangıcı" teşkil eden bütün belgeler bugün Hukuk Muhakemeleri Kanunu yönünden de delil başlangıcı teşkil edecektir. Ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kabulüyle birlikte "yazılılık" şartı kaldırıldığı için, yukarıdaki unsurları taşıyan ve 199. madde bağlamında belge olarak değerlendirebilecek diğer bilgi taşıyıcılarına da delil başlangıcı olarak dayanılabilecektir. (Pekcanıtez Usul s.1841, 1842, 1843, 1844, 1845)Delil başlangıcına ilişkin olarak 202. maddede getirilen yeni düzenlemeyle hukukumuzdaki senetle ispat zorunluluğu önemli ölçüde yumuşatılmıştır. Zira 199. maddede tanımlanan türden bir belgede, ispat konusu hukuki işlemin varlığı veya içeriği konusunda yeterli bilgi mevcut ise o hukuki ilişkinin varlığını iddia eden taraf, o belgenin karşı taraf ya da temsilcisi tarafından kendisine verildiğini ya da gönderildiğini ispat edebildiği taktirde delil başlangıcına dayanarak tanık dinletebilecektir. Bu bağlamda, önemle vurgulamak gerekir ki delil başlangıcı taraflar arasındaki ihtilaflı vakıayı tek başına ispat etmeye yetmez. Delil başlangıcına dayanan taraf senetle ispat kuralının uygulandığı bir davada tanık dinletme ve diğer takdiri delillere başvurma hakkını kazanır. Bir tarafın elinde delil başlangıcı olması o tarafın iddiasını ispat ettiği anlamına gelmez. Davaya bakan hâkimin de tanıkları dinlemeden, münhasıran delil başlangıcına dayanarak hüküm tesis etmesi mümkün değildir (Pekcanıtez Usul s.1849).HMK'nın "Senetle ispat zorunluluğu" başlıklı 200. maddesinde; "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunmaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir." hükmü mevcuttur. Aynı Kanun'un 203. maddesinde ise senetle ispat zorunluluğunun istisnaları sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Bunlardan biri de maddenin (a) fıkrasında sayılan altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerdir. Bu kişiler arasındaki işlemler miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir.Somut olayda; dava konusu taşınmazlara ilişkin davacı ve davalı ...'in "kiraya veren", ortak oldukları şirketleri ... Parça ve İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise "kiracı" olarak yer aldığı 01/01/2007 kira sözleşmesinin bulunduğu, bu taşınmazlara ilişkin olarak vergi dairesine verilen beyannamede gerek davacının gerekse davalı ...'in taşınmazların %50 hissesine sahip olduklarından bahisle beyanname verdikleri anlaşılmaktadır. Anılan belgeler yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğundan ayrıca davacı ve davalı kardeş olduğundan, iddianın tanıkla ispatı mümkündür. Dinlenen tanıkların beyanları değerlendirildiğinde; taşınmazların önceki sahibi tanık ...'nın söz konusu taşınmazları davacı ve davalıya 2003 yılında satarak o dönem parasını hem davacı hem de davalıdan aldığını beyan ettiği, tanık ...'ın ise yıllardır ... Otomotiv Ltd. Şti.'nin muhasebecisi olup taşınmazların taraflarca ortak satın alındığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Tanıkların beyanlarının aksine inandırıcı delil ve olaylar mevcut olmadıkça gerçeği söylediklerinin kabulü gerekir. Dosyada beyanı alınan tanıkların da hayatın akışına uygun beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Ayrıca kooperatif aidat bedellerinin de tarafların ortak olduğu Köçekoğlu Şirketi tarafından ödendiği bilirkişi incelemesi neticesinde sabit hale gelmiştir. Bu tespitler karşısında, İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, ... Blok, ... ve ... numaralı davalı ... adına kayıtlı taşınmazların 1/2 hissesinin davacıya ait olduğu, davanın kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmelidir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2024 tarihli 2023/784 E. 2024/777 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi yönünden davanın REDDİNE,b-Davalı ... yönünden davanın KABULÜ ile davalı ... adına kayıtlı İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, ... Blok, ... ve ... numaralı taşımazların 1/2 HİSSESİNİN TAPU KAYDININ İPTALİ ile davacı adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE, c-İİK'nın 28.maddesi gereğince hüküm özetinin derhal Ataşehir Tapu Müdürlüğü'ne gönderilmesine, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 29.765,38 TL karar harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.024,65 TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 6.416,69 TL harcın toplamı 7.441,34 TL'nin mahsubu ile bakiye 22.324,04 TL harcın davalı ...'ten alınarak Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafça yatırılan 25,20 TL başvuru harcı, 1.024,65 TL peşin harç ile 6.416,69 TL tamamlama harcı toplamı olan 7.466,54 TL'nin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan 16.100,00 TL bilirkişi ücreti ile 1.000,05 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 17.100,05 TL yargılama giderinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, ç-Davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi'ne verilmesine, d-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, e-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 69.360,96 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, f-Davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi'ne verilmesine, g-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 3-İstinaf yargılama giderleri yönünden, a-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına, c-Davacı tarafından sarfedilen 1.927,00 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2025