İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/108 E. 2025/262 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/108
- Karar No
- 2025/262
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/108 Esas KARAR NO : 2025/262
DAVA : Cezai Şart Alacağı DAVA TARİHİ : 24/09/2014 KARAR TARİHİ : 24/04/2025
Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; taraflar arasında 24.03.2014 tarihinde 6 maddeden oluşan ve davalıya ait malların Irak ülkesinde satılması konusunu düzenleyen bayilik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında 29.03.2014 tarihinde davacının ilk siparişini verip davalıdan 59.133,57 USD bedelli malı satın aldığını, bu malın davalı tarafından süresinde davacıya teslim edildiğini, davacının ilgili malın bedelini 10.06.2014 ve 08.07.2014 tarihli çeklerle ödediğini, davacı davalıdan aldığı malları bayilik sözleşmesi gereğince Irak ülkesine ihraç ederek sattığını, 28.05.2014 tarihinde ikinci parti mal için 94.178,50 USD bedelli indirimsiz mal siparişini e-mail yolu ile davalıya iletildiğini, aynı gün davalı tarafından verilen cevapta bayilik sözleşmesi gereği gerekli indirim uygulanarak 65.773,45 USD miktarlı mal siparişini onaylanan e-maili davacıya gönderdiğini, davacının söz konu malı teslim almak için 05.06.2014 tarihinde nakliye için anlaştığı tırı davalının adresine gönderdiğini, ancak malın tıra yüklenilmediğini, bunun üzerine davacının 06.06.2014 tarihli ihtarname ile davalıdan malın teslim edilmesini istendiğini ve aynı zamanda aksi halde sözleşmede belirtilen cezai şart hükmüne aykırı hareket edileceğinin belirtildiğini, bunun üzerine davalının davacıya malı teslim ettiğini, malın bedelinin 11.09.2014 tarihli çek ile ödendiğini ve ikinci parti malın da bu sürece bağlı olarak Irak ülkesine ihraç edildiğini, 13.08.2014 tarihli 3. parti mal için 174.056,20 USD bedelli indirimsiz mal siparişini mail yoluyla davalıdan talep edildiğini, ancak bu mal siparişi ile ilgili geri dönüş yapılmayınca müvekkilinin 14/08/2014 tarihinde davalıya ikinci bir mail atarak teslimat gününün tarafına bildirilmesini talep ettiğini, bu maile de cevap alamayınca 15/08/2014, 16/08/2014 ve 18/08/2014 tarihlerinde üç adet daha mail atmak zorunda kaldığını, ayrıca defalarca telefon ile irtibat kurulmaya çalışıldığını, müvekkilinin en son şirket müdürü ...'nu değişik bir numaradan arayarak ulaşabildiğini, şirket müdürünün şirket sahibinin siparişe olumlu bakmadığını ve mal vermeyeceklerini müvekkiline bildirdiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ... 2. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek malın tesliminin talep edildiğini, ancak davalının siparişi teslim etmek yerine bu defa haksız ve hukuka aykırı bir şekilde bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak fesh ettiğini ... 21. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkiline bildirdiğini, davalı ile müvekkili arasında imzalanan 24/03/2014 tarihli sözleşmenin 6 maddeden oluşan bir bayilik sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin bu sözleşme hükümleri çerçevesinde üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının keyfi bir şeklide davrandığını, müvekkilinin her mal siparişinde sürekli engellerle karşılaştığını, uzun süren yazılı ve sözlü diyaloglar sonucunda fazla zahmet çektiğini, ihtarname göndermek zorunda kaldığını, siparişlerini zamanında müşterilerine ulaştıramadığından mahcup duruma düştüğünü, buna karşılık davalının mal vermemek için elinden gelen her türlü zorluğu çıkardığını ve en sonunda soyut iddialar ile sözleşmeyi fesh ettiğini, davalının malların İran ülkesine götürüldüğü iddiasının doğru olmadığını, tamamen soyut iddia olduğunu, malların Irak ülkesine ihraç edilip orada satıldığını, müvekkilinin İran ülkesinde hiçbir şekilde reklam vermediğini ve mailde atmadığını, sözleşmenin 5. maddesine göre sözleşmesinin süresinin 3 yıl olduğunu ve sözleşmenin 3 maddesinde 200.000 USD cezai şart belirlendiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranarak müvekkilini mağdur ettiğini belirterek, 200.000 USD cezai şart alacağının ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; davalının markası olan ... ürünlerinin 2009 yılında davacının kardeşi ...tarafından İran ülkesinde satışa başladığını, ... yerine bir müddet sonra bu bölge için davacı kendi şahsi şirketi olan...şirketi üzerinden müvekkili şirketi ile ticari ilişkiyi yürütmeye başladığını, 2013 yılı sonuna kadar İran bölgesinde yapıldığını, ancak dava dışı üçüncü bir şirket ile anlaşılması üzerine iş ilişkisi sona erdiğini, davacı müvekkiline ait malları Irak ülkesinde satış yapmak istediğini belirterek bayilik sözleşmesi imzalamak istediğini, bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisi ile davacı tarafından sözleşmenin ön sayfasına paraf atılmak ve ikinci sayfası da kaşe ve imza atılmak suretiyle imzalandığını, ancak davacının dava dilekçesine sözleşmenin tarafların parafı olmayan birinci sayfasını eklediğini, davacı tarafında bulunan ve tarafların parafını taşıyan sayfada cezai şart bedelinin 20.000 USD olarak kararlaştırıldığını, paraf ve imza bulunmayan bir belgenin ispat kabiliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından haklı olarak deneme süresi içerisinde sözleşmenin fesh edildiğini, bu nedenle cezai şart talep edilemeyeceğini, davacının müvekkili şirkete karşı bilgi ve belge verme yükümlülüğünü ihmal ettiğini, davacının sözleşme yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi üzerine haklı nedenle fesh edildiğini, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin sözleşme yükümlülüklerine aykırı olarak Irak ülkesi genelinde satılmadığını, davacının Irak gümrüğü üzerinden ...ve ... arasındaki gümrük serbestliği ve gümrük zaaflarını kullanarak satın aldığı ürünleri İran bölgesine geçirdiği ve davacı tarafın organize ettiği kişi ve firmalar tarafından İran bölgesinde ürünlerin satıldığının müvekkili şirket tarafından tespit edildiğini, cevap dilekçesinin ekinde sunulan İran'ın sektörel dergisi Windows dergisinin 82.sayısı Ağustos ayı nüshasında bayisi olduğu... ile birlikte müvekkilinin markası Endow ürünlerini davacının ... şirketi olarak satışını yaptığına dair derginin ilgili sayfası ve yine aynı derginin 85. sayısı Kasım ayı nüshasında aynı şekilde İran bölgesinde müvekkilinin ürünlerinin reklamını ve pazarlamasını yaptığını, bu durumun davacının sözleşmenin yükümlülüklerini ihlalinin kanıtı olduğunu ve bu nedenle ... 21. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenlerle fesh edildiğini, davacı tarafından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediğini, sözleşmenin 3.5 maddesindeki cezai şart hükmü şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi rapor ve ek raporu alınmış ve yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizin 27/10/2016 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "...davacı hukuka ve aykırı davranışları ile dava dilekçesinde davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranmış olması nedeniyle 200.000 USD cezai şartın tahsilini talep etmiştir. Her ne kadar cezai şartın miktarı konusunda kesin bir hüküm bulunmasa da davalının 20.0000 USD cezai şartı ödemesi için kabulünde olduğu, bu konuda bilirkişi raporları alınmışsa da Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/02/2010 tarih 38/69 sayılı kararında davacı şirket tarafından gönderdiği ihtarname ile akde aykırılık tespit olduğu gerekçesi ile akdin feshedildiğinin bildirilmesi, sözleşme zaten davalı tarafından sona erdirildiğinden ve sözleşme ayakta olmadığından hüküm ifade etmeyecektir. Davacı yan akdin haksız feshine dayanarak değil akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak cezai şart istemine ilişkin bulunduğundan davanın reddine dair kararın onanmış olduğu, davacının akde aykırılık nedeni ile cezai şart isteminde bulunduğundan ve akdin haksız feshine dayandığından açılan davanın reddi cihetine gidilmiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizin bu kararı davacı tarafından istinaf edilmesi neticesinde, istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 17/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile; İstinaf talebinin HMK'nın 353/1-b maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin kararının temyiz edilmesi üzerine, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/06/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; "...taraflar arasındaki ‘’Bayilik Sözleşmesi’’ başlıklı akdin 3.5. maddesinde ‘’Taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 200.000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ve kabul eder.’’ denilmekle TBK’nın 179/1. maddesinde yerini bulan seçimlik ceza koşulu kararlaştırılmıştır. Sözleşme kapsamında davacının ilk iki siparişi davalı tarafından teslim edilmekle bu kısma ilişkin ifa tamamlanmış, ancak davacının 13.08.2014 tarihinde e-mail yoluyla, 25.08.2014 tarihinde ise noter kanalıyla 3. parti sipariş için kendisine ürün verilmesini davalıdan talebi üzerine, davalı 01.09.2014 tarihli ihtarname ile davacının sözleşmeye aykırı olarak davalıya ait ürünleri Irak ülkesi üzerinden İran ülkesine sattığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davalının sözleşmeyi fesih tarihinden önce davacının sözleşme kapsamında ürün satın alma talebi olduğuna göre, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshedip etmediği, ceza koşuluna dayalı istemler bakımından önem kazanmaktadır. Davalı, gerek 09.06.2014 tarihli ihtarmesinde gerekse 01.09.2014 tarihli feshi gerçekleştirdiği ihtarnamesinde ve cevap dilekçesinde, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş, davacı tarafından bu iddialar da inkar edilip feshin haksız olduğu ileri sürüldüğüne göre, bu durumda mahkemece, tarafların sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı konusundaki iddia ve delilleri değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile eksik inceleme araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurularını esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesi karar bozulmuştur. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmuş, taraf delilleri, sözleşme, tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarnameler incelenmiş ve bilirkişi raporları alınmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 16/05/2024 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile; "... Davalı tarafından fesih sebebi olarak gösterilen nedenlerin incelenmesinde; feshin sebeplerinden biri olarak “İran bölgesinde mal satışı yapma” gösterilmektedir. Sözleşmenin konusu başlıklı 2.maddesinde; “...'ın ürettiği malların, ... tarafından satın alınarak Irak Ülkesi genelinde pazarlanması ve satılmasıdır.” şeklinde düzenlendiği, Sözleşmenin 3.1. maddesinde de, “...'ın ürettiği mallarının Irak Ülkesinde satım işlemini ... yapabilecektir.” olarak hükme bağlandığı, buna göre davacı malları Irak Ülkesinde satabileceği, İran Bölgesinde satmasının Sözleşmenin ihlalini teşkil edeceği anlaşılmıştır. Ancak davacı tarafından malların İran bölgesinde satıldığında dair dosyada kesin bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle bu fesih sebebi davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Feshin diğer bir sebebi olarak, davalı tarafından davacıdan istenilen bilgi ve belgelerin verilmemesi gösterilmiştir. Bu sebebin İran bölgesinde mal satışı yapma ile bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus ihtarnamelerden açıkça bellidir. Sözleşmenin konusu sözleşmenin 2. maddesinde “...'ın ürettiği malların, ... tarafından satın alınarak Irak Ülkesi genelinde pazarlanması ve satılmasıdır.” olarak belirlenmiştir. Davalı satıcı malların Irak Ülkesinde değil, İran Ülkesinde satıldığına dair endişeleri bulunduğundan, kendisinden satın alınan malların Sözleşmeye göre Irak Ülkesinde pazarlandığına ve satıldığına dair bilgi ve belgelerin kendisine verilmesini davacıdan talep edebilir. Bayilik sözleşmesinin özelliği göz önüne alındığında taraflar her zaman gerekli bilgi ve belgeleri birbirlerinden talep edebilir. Bayi kendisinden talep edilen hususlarda bilgi ve belgeleri satıcı şirkete vermek zorundadır. Davalı davacıya gönderdiği 09/06/2014 tarihli ihtarnamesinde; bunlarla ilgili bilgi ve belgelerin 7 gün içerisinde sunulmasını talep etmiş ancak davacı tarafından bu bilgi ve belgeler davalıya verilmemiştir. Bu nedenle davalının üçüncü parti malları davacıya teslim etmekten imtina etmesi ve sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı şirketin sözleşmeyi fesih etmekte haklı olması nedeniyle davacının davalıdan sözleşmenin feshinden dolayı cezai şart talep edemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir... " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizin bu kararı davacı tarafından temyiz edilmesi neticesinde, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27/11/2024 tarih ve ... Esas - ... karar numaralı kararı ile; "...Mahkemece bozma ilamından sonra alınan 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, sözleşme m.3.2. hükmü tek başına okunduğu zaman, burada davacı-alıcı ne zaman ve ne kadar ürün talep ederse etsin davalı-satıcının bunu zamanında tam ve eksiksiz olarak teslim edeceğinin hükme bağlandığı şeklinde anlaşılabileceğini, hâl böyleyken üretici/satıcının kapasite sınırsızlığı gibi hayatın olağan akışına aykırı olacağı gibi, sözleşmenin diğer hükümleri ile de çelişki içinde olacağı, bu bağlamda sözleşme m.3.1.’de ve m.3.3.’den davalı-satıcının davacı-alıcıya satacağı ürün miktarına sınırlama getirilmek istendiğinin anlaşıldığını, bu nedenle dava dilekçesinde belirtilen, “13.08.2014 tarihinde üçüncü parti mal için 174.056,20 USD bedelli indirimsiz mal siparişini mail yoluyla davalıdan talebine, davalı-satıcının olumlu bakmamasının, bu kapsamda, sözleşme m.3.2.’sinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin deneme süresi içerisinde taraflarca “hiçbir gerekçe gösterilmeden feshedilebileceği”ne dair sözleşmede açık bir düzenleme olmadığı hususları denilmesine rağmen mahkemece dava konusu malların sözleşmeye aykırı olarak davacı tarafından İran'da satıldığını davalının akde aykırılıktan şüphelenmesi üzerine davacının defter ve ticari kayıtlarını kontrol etmek üzere istemesi ve davacının buna icabet etmemesinin akde aykırı olduğu hususundaki tespiti yerinde bulunmamıştır. Taraflar arasındaki ilişki belli bir coğrafi yer ile sınırlı tek satıcılık sözleşmesi olmadığı gibi davalının kendisine tahsis edilen Irak pazarı dışında mal sattığını da dosya içerisindeki bilgi ve belgelerle ispatlayamadığına göre, davalının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı gözetilerek davalının tazminat sorumluluğu hesaplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosyadaki delillerle bağdaşmayan gerekçeye istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesi ile Mahkememiz kararı bozulmuştur. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. Dava, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. Davacı, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle 200.000 USD cezai şart alacağı talebinde bulunmuştur. TBK’nın 179/1. maddesinde; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." düzenlenmesi bulunmaktadır. Bu maddede öngörülen ceza koşulu, alacaklıya ifayı ya da ceza koşulunu talep etmek bakımından seçimlik hak tanır. Seçimlik ceza koşulu öngören sözleşmelerin feshedilmesi, feshin geçerlilik tarihinden sonraki dönemler için ceza koşuluna dayalı istemleri haksız kılacak ise de, feshin geçerlilik tarihinden önceki işlem ve eylemler bakımından tarafların seçimlik ceza koşuluna dayalı taleplerinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki 24/03/2014 tarihli 6 maddeden ve 2 sayfadan oluşan bayilik sözleşmesinin incelenmesinde; Sözleşmenin 2.maddesinde; sözleşmenin konusunun, davalının ürettiği malların davacı tarafından satın alınarak Irak Ülkesi genelinde pazarlanması ve satılması olduğu, Sözleşmenin 3.1.maddesinde; davacıya Irak ülkesinde “tek satıcılık hakkı” verilmemiş olup, davalı sözleşme konusu malları başka kişilere de satabileceği, Sözleşmenin 3.2.maddesinde; davalı, davacıdan gelen talepler doğrultusunda istenen ürünleri bildirilen zamanda tam ve eksiksiz olarak teslim edeceği, Sözleşmenin 3.3.maddesinde; 6 aylık bir deneme süresi tanınacak. Bu 6 aydan sonra davacı yılda 600.000 USD bedelinde davalıdan ürün alacağına taahhüt ettiği, Sözleşmenin 3.4.maddesinde;davalı, 1.Sınıf bayileri ile beraber, davacıya de en uygun fiyata mal vereceğini taahhüt ettiği, Sözleşmenin 3.5 maddesinde;taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda, karşı tarafa 200.000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, Sözleşmenin 4.maddesinde; davacı, davalıdan satın aldığı malların bedelini fatura kesim tarihinden itibaren 90 gün vadeli çekler ile yapacağı, Sözleşmenin 5.maddesinde; sözleşme süresi imza tarihinden itibaren 3 yıl olduğu, düzenlenmiştir. Davalı sözleşmenin birinci sayfasının imzasız olduğundan geçersiz olduğunu ve cezai şartın 20.000 USD olarak belirlendiğini iddia etmiştir. Sözleşmenin sadece ikinci sayfasında tarafların imzasının bulunması, birinci sayfasında bulunmaması, sözleşmenin birinci sayfasının davalıyı bağlamaması sonucuna doğurmaz. Sözleşmenin birinci sayfası ile ikinci sayfasında yer alan hükümler birbiriyle uyumlu olup, birbirinin devamı niteliğinde hükümlerdir. Birden fazla sayfadan oluşan sözleşmelerin sayfalarında yer alan hükümler birbiri ile uyumlu ise, her sayfasında tarafların imzası olmasının şart olmadığı hususu doktrinde ve Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. Sözleşmenin 6. maddesinde, sözleşmenin 6 madde ve 2 sayfadan oluştuğu ve 2 nüsha olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Dosyaya sunulan sözleşme de 2 sayfa ve 6 maddeden oluşmaktadır. Davacının davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin örneği gönderilmiş ve bu hükümlere, davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamelerde itiraz edilmemiştir. Davalı sözleşmenin birinci sayfasında cezai şartın 20.000 USD olarak kararlaştırıldığını iddia etmişse de, 20.000 USD tutarlı cezai şart içeren birinci sayfa örneği sunmamıştır. Öte yandan Yargıtay Bozma kararında da, sözleşmenin birinci sayfasının bağlayıcı olmadığı yönünde bir sonuca varılmamıştır. Bu nedenle davacı tarafından dosyayı sunulmuş olan sözleşme birinci sayfasının ve bu sayfada yer alan 200.000 USD bedelli cezai şarta ilişkin hükmün taraflar için bağlayıcı olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki Bayilik Sözleşmesinin 3.5. maddesinde "Taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmemesi durumunda karşı tarafa 200.000 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ve kabul eder." denilmekle, TBK’nın 179/1. maddesinde yerini bulan seçimlik ceza koşulu kararlaştırılmıştır. Sözleşme kapsamında davacının ilk iki siparişi davalı tarafından teslim edilmekle bu kısma ilişkin ifa tamamlanmıştır. Ancak davacının 13.08.2014 tarihinde e-mail yoluyla, 25.08.2014 tarihinde ise noter kanalıyla 3. parti sipariş için kendisine ürün verilmesini davalıdan talebi üzerine, davalı 01.09.2014 tarihli ihtarname ile davacının sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davalının sözleşmeyi fesih tarihinden önce davacının sözleşme kapsamında ürün satın alma talebi olduğuna göre, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshedip etmediği, ceza koşuluna dayalı istemler bakımından önem kazanmaktadır. Davalı tarafından davacıya gönderilen ... 21. Noterliğinin... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; sözleşmenin 3.3.maddesinde belirtilen 6 aylık deneme süresi içerisinde davacı tarafından İran bölgesine mal satışı yapılması, davacıdan istenilen bilgi ve belgelerin verilmemesi, sözleşmede olmamasına rağmen indirim talep edilmesi, güncel fiyatlarla ve ihraç kayıtsız mal alımı yapmak istenmesi nedeniyle sözleşmenin fesh edildiğinin bildirildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki 24/03/2014 tarihli bayilik sözleşmesinin davalı tarafından davacıya gönderilen ... 21. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fesh edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından fesih sebebi olarak gösterilen nedenlerin incelenmesinde; feshin sebeplerinden biri olarak; İran bölgesinde mal satışı yapma gösterilmektedir. Davacı tarafından malların İran bölgesinde satıldığında dair dosyada kesin bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle bu fesih sebebi davalı tarafından kanıtlanamamıştır. Feshin diğer bir sebepleri de sözleşmenin feshini gerektirecek hususlar olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ilişkinin belli bir coğrafi yer ile sınırlı tek satıcılık sözleşmesi olmadığı, davalının kendisine tahsis edilen Irak pazarı dışında mal sattığı hususunda davalı tarafından ispatlanamadığı, davalının sözleşmeyi feshedilmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 3.5 maddesi gereğince davacının davalıdan 200.000 USD cezai şart alacağı talep edebileceği Mahkememizce kabul edilmiştir. Mahkememizce alınan son bilirkişi heyeti raporuna göre; 200.000 USD cezai şart alacağı davalının ekonomik olarak mahvına sebep olmayacağı anlaşıldığından cezai şart alacağından herhangi bir indirim yapılmamıştır. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kabulü ile; 200.000 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 30.594,68 TL harçtan, peşin alınan 7.920,55 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 22.674,13 TL harcın davalıdan tahsiline, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 71.182 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 25,20 TL başvurma harcı, 7.920,55 TL peşin harç, 709 TL tebligat-müzekkere gideri ve 5.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.654,75 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile YARGITAY yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/04/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*