Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2025/697 E. 2025/1122 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/697
Karar No
2025/1122
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/697 Esas

KARAR NO: 2025/1122 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2022/540 Esas - 2024/628 Karar

TARİHİ: 12/09/2024

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 26/06/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. nin (“Müvekkil” veya “... Alüminyum”) global yassı alüminyum sektörünün öncü üreticilerinden olarak, 1500'ü aşkın çalışanı ile rulo, levha, folyo ve boyalı alüminyum ürünleriyle ambalaj, distribütör, inşaat, dayanıklı tüketim, otomotiv ve ısıtma-soğutma gibi birçok sektöre hizmet verdiğini. Güvenilirlik, esneklik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temel değerleriyle birlikte iş ortaklarıyla güvene dayalı ve uzun ilişkiler oluşturduğunu ve onlara özel esnek çözümler ürettiğini, ... Alüminyum şirketinin, gerçekleştirdiği ihracat miktarı ve istihdam sayısı ile Türkiye ekonomisine ciddi katkılarda bulunmaya devam etmekte olduğunu. davalı ... (“Davalı”) ile Müvekkil arasında 23.05.2016 tarihinde Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi (“İş Sözleşmesi”) akdedildiğini, davalı ile müvekkili arasındaki iş ilişkisi Davalı'nın istifası nedeniyle 27.08.2021 tarihinde sona erdiğini, hemen akabinde Davalının, müvekkili ile aynı işkolunda faaliyet gösteren dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş (“...”) nezdinde çalışmaya başladığını, işbu durumun davalı'nın Sosyal Güvenlik Kurumu (“SGK”) nezdindeki kayıtlarıyla da sabit olduğunu, müvekkili ve dava dışı ..., alüminyum sanayii başta olmak üzere aynı işkolunda faaliyet gösteren ve rekabet halinde olan şirketler olduğunu, davalı'nın İş Sözleşmesi'ni sona erdirmesi akabinde ...'ta çalışmaya başlaması İş Sözleşmesi'nin 9. maddesindeki rekabet yasağı düzenlemesine de aykırı olduğunu, alüminyum sektörünün öncü üreticilerinden olan Müvekkilin, ulusal ve uluslararası birçok firmaya satış yapmakta olduğunu, davalı, müvekkili bünyesinde son olarak Satış Kıdemli Uzmanı göreviyle yönetici pozisyonunda çalıştığı için tüm müşteri bilgilerine ve ürün detaylarına da erişimi bulunmakta ve rakip firmada çalışmaya başlaması müvekkiline ciddi ticari zarar verme riskini de beraberinde getirdiğini, davalı'dan talep edilen cezaf şartın temeli TBK'nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine dayandığını, Yargıtay yerleşik içtihatları çerçevesinde de iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerektiğini belirterek, davalı borçlu ...'in İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile icra takibinin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rekabet yasağı yasanın her durumda geçerli saydığı bir sözleşme biçimi olmadığını, yasa koyucu, yerleşmiş içtihatlar da "işçinin işverenin sırlarını bilmesi ve bu sırlardan dolayı işverenin zarar görme ihtimalinin olduğunun ispatı gerekmektedir", "Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir" denildiğini, müvekkili davacı şirkette çalıştıktan sonra başka şirkete geçmiştir lakin orada çalıştığı pozisyon ve bölge itibarıyla davacı yana herhengi bir zarar vermesi ihtimali bulunmadığını, belirtmek isteriz ki öncelikle; müvekkilin yeni şirketteki pozisyonu ve iş yaptığı sektör, davacı firmadaki yaptığı iş ve iş çevresinin hiç bir alakası bulunmadığını, rekabet yasağı işçinin çalışma hakkını sınırlandırmamak kaydı ile yapılabildiğini, inşaatçılara yapılan satış ile gıda sektörüne yapılan satışlar, işin değişik kolları olduğunu, daha önceden davacı şirkette inşaat sektörüne satış yapan müvekkili, yeni şirketinde bu sektöre hiç bir satış yapmadığı gibi iş tanımında inşaat sektörü bulunmadığını, bu husus müvekkilinin çalışmakta olduğu şirket kayıtları ile sabit olduğunu, yine müvekkilinin davacı şirketin bilgileri ve ticari sırları ile davacıyı herhengi bir zarara uğratmamış olduğu davacı şirket kayıtları ile de görüleceğini, bu konunun davacı şirket kayıtlarında müvekkilinin şatış yaptığı bölgedeki satış rakamları ile önceki ve sonraki dönem kıyaslaması yapıldığında görüleceğini, rekabet yasağının, yasamızda bazı koşullara bağlandığını, bu koşulların biri dahi mevcut olmaması durumunda rakabet sözleşmesi hukuka aykırı olup mutlak butlan hükümlerine tabidir denildiğini, somut olarak, dava tarihinden çok önce, 27.08.2021 tarihinde müvekkil işten ayrıldığını, yeni çalıştığı şirket aynı sektörde olmasına rağmen her iki şirkette yaptığı ve çalıştığı müşteri kitlesi tamamen aykırı olduğunu, bu durumda yapılan rekabet sözleşmesi mutlak butlan hükümlerini tabi olduğunu, yasa koyucu, rekabet yasağı ile ilgili davalarda yasağın davacı işverenin kendisine zarara uğrattığını veya 6 ay içerisinde zarara uğratabileceğini ispat ile mükellef olduğunu, somut olayda ve dava dilekçesinde böyle bir zarar ortaya konmuş olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/09/2024 tarih ve 2022/540 Esas - 2024/628 Karar sayılı kararında;"Dava, iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş cezai şart tazminatının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Yargıtay 9.Hukuk Dairesi, 14/03/2023 tarih, 2023/2156-3838 tarihli ilamında ".... Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönem bakımından rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan cezai şart ve tazminat davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki karardan dönülmüştür. Hâl böyle olunca somut olayda davacı işçi ile davalı işveren arasında, sözleşme sona erdikten sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına aykırılığın sonuçlarını düzenleyen sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan davalı tarafın bu yöndeki temyiz itirazlarının yerinde değildir." demek suretiyle iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağına aykırılık iddialarının çözüm yerinin de iş mahkemeleri olduğunu kabul etmiştir.Bu durumda mahkememizce davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''Davacı tarafından açılan davanın MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,Davaya bakmaya İstanbul Anadolu İŞ MAHKEMESİ'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi 08/01/2025 uyap onay tarihli ve 2022/540 Esas - 2024/628 Karar sayılı ek kararında; "....İstinaf maktu karar harcı ve gider avansının karşılanması için düzenlenen bir haftalık kesin süreli muhtıranın 14/12/2024 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, ancak bir haftalık kesin süre geçmesine rağmen eksik harçları ve posta giderini ikmal etmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi ile, mahkememiz hükmünün istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle "1-Verilen ( bir haftalık ) günlük kesin süreye rağmen istinaf maktu karar harcı ve posta giderinin yatırılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteğinin reddi ile mahkememiz hükmünün istinaf edilmemiş sayılmasına,...." karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığından karar kesinleşmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkil arasında 23/05/2016 tarihinde Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasındaki iş ilişkisinin davalının istifası nedeniyle 27/08/2021 tarihinde sona erdiğini, akabinde davalının müvekkil ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren dava dışı ... San ve Tic A.Ş nezdinde çalışmaya başladığını, işbu durumun davalının SGK nezdindeki kayıtlarıyla da sabit olduğunu, Müvekkil ve dava dışı ...'ın aynı iş kolunda faaliyet gösteren ve rekabet halinde olan şirketler olduğunu, davalının iş sözleşmesini sona erdirmesinin akabinde ...'ta çalışmaya başlamasının iş sözleşmesinin 9 maddesindeki rekabet yasağı düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmede yer alan cezai şartın tahsili talebiyle İst. Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası tahtında ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinin borçlu davalının itirazı neticesinde durdurulduğunu, söz konusu itiraz nedeniyle ve itirazın iptali ile icra takibine devam edilebilmesi için inceleme konusu davanın ikame edildiğini, Yerel mahkemece söz konusu uyuşmazlığı görmeye iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle hatalı biçimde görevsizlik kararı verildiğini, söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini, TBK'nın 444 - 447 maddeleri uyarınca doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu, Aynı doğrultuda İst. BAM 14. Hukuk Dairesinin 2022/572 Esas ve 2022/750 Karar sayılı kararında da davalı ile aynı dönemde ... bünyesinde geçen, birebir emsal nitelikli davada görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun kesin olarak karara bağlandığını, yerel mahkemenin görevsizlik yönündeki kararının hatalı olduğunu, Yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kararın, görev hususundaki uyuşmazlığın giderilmesi akabinde uyuşmazlığı karara bağlayacak mahkeme tarafından verilmesi gerektiğini, görevsizlik kararıyla birlikte mahkeme giderleri ve vekalet ücretine ilişkin karar verilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin ihlal edildiği iddiası ile cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece iş bu yargılamada İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine ve Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.12.2021 Tarih ve 2021/1534 Esas- 2021/6811 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik kararı ile;''.... TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanması ve giderek İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesi yerinde bir yaklaşım değildir. Bu çerçevede, İş Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemelerinin görev alanları bakımından bir hüküm uyuşmazlığından bahsedilemeyeceği gibi 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile TBK’daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin TTK’nın 4. maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğu da ileri sürülemez. Sonuç olarak, TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13 ve 43. Hukuk Daireleri ile 12 ve 14. Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine,'' karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilamındaki açıklamalar gözetildiğinde, TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiği anlaşılmakla Mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi ile uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/09/2024 ve 2022/540 Esas- 2024/628 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/06/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/697, K. 2025/1122, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2025-697-e-2025-1122-k-1956db149323