İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/374 E. 2025/727 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/374
- Karar No
- 2025/727
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/374 Esas - 2025/727
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2024/374 Esas KARAR NO : 2025/727
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/07/2023 KARAR TARİHİ: 01/07/2025 K. YAZIM TARİHİ: 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, ... tarihinde müvekkili şirket nezdinde "... Yöneticisi" olarak çalışmaya başladığını, bir süre sonra "... Yöneticisi" pozisyonuna geçtiğini, Davalının 05.10.2022 tarihinde başka bir işte çalışacağını bildirerek işten istifa ettiğini, ancak istifa ettikten sonra müvekkili firma ile rakip olan ve aynı müşteri çevresine hitap eden ... A.Ş. Firmasında çalışmaya başladığını, bunun üzerine davacı tarafından davalıya Ankara ... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı 08.11.2022 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek davalının taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışı nedeniyle sözleşmede kararlaştırılmış olan cezai şart bedelinin müvekkili firmaya ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak davalı tarafından gönderilen karşı ihtarname ile çalıştığı pozisyonların farklı olduğu ve taraflar arasındaki sözleşme ile öngörülen yasağın kendisinin iş hayatından tamamen soyutlandığı gerekçeleri ile 27.04.2019 tarihli sözleşme gereği ödemesi gereken cezai şart bedelini ödemediğini beyan ederek davalı işçinin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle şimdilik 1.000TL tazminatın zararın doğduğu tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında herhangi bir ticari iş niteliğinde uyuşmazlık bulunmadığından, işçi-işveren arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerden doğan ihtilaflarda görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın görevsizlik sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkili işçinin rekabet sözleşmesine ilişkin herhangi bir aykırılığı olmadığı gibi davacının işbu davayı açmasında herhangi bir hukuki yararı da bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden de davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin, davacı firma bünyesinde 24.07.2019-13.09.2021 tarihleri arasında ''... Yöneticisi'', 13.09.2021-05.10.2022 tarihleri arasında ise ''... Yöneticisi'' olarak çalıştığını, 05.10.2022'inde iş akdinin sona erdirildiğini, müvekkilinin sonrasında ... firması olan ... A.Ş.'de çalışmaya başladığını, davacının iddialarını kabul etmediklerini, taraflar arasında imzalanmış olan ve iş sözleşmesinin eki niteliğindeki 24.07.2019 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye atılmaması şartıyla geçerli olacağını, ancak dava konusu rekabet yasağı sözleşmesinde belirtilen ve üç bölge ile yapılan sınırlamanın, müvekkilin iktisaden mahvına sebep olacak düzeyde geniş bir alanı kapsadığını, iş akdinin eki niteliğindeki rekabet sözleşmesinin müvekkilinin serbest iradesi ile imzalanmadığını ve talep edilen cezai şart miktarının fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraflar arasında akdedilen 26/07/2019 tarihli iş sözleşmesi, noter ihtarnameleri, tanık anlatımları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, iş sözleşmesinden kaynaklı rekabet yasağının ihlali nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizin ... esasına kayden açılan davada yapılan yargılama sonucunda, mahkememizin 02/11/2023 tarih ...-... E-K. Sayılı ilamı ile, iş akdinin sona ermesinden sonra oluşacak rekabet yasağına ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Ankara BAM 20. Hukuk Dairesinin 15/03/2024 tarih 2024/341-492 E-K.sayılı ilamı ile "...6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Madde metninde açıkça “…akdin sona ermesinden sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere, TBK’nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi sona erdikten sonra hüküm doğurur ve hizmet akdi sona erdikten sonra yapılmaması gereken davranışlara ilişkindir. Hizmet akdinin devamı sırasında meydana gelen bir sadakatsizlik, ister bir sözleşme ile düzenlensin ister yasayla düzenlensin, iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır (HGK'nun 29.02.2012 tarih ve 2011/11-781 Esas, 2012/109 Karar, 09/03/2016 tarih ve 2014/11-866 Esas 2016/289 Karar sayılı ilamları). Yine Yargıtay 11. H.D.'nin bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik 03.12.2021 tarih ve 2021/1534 E.- 2021/6811 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin, TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olduğunun kabulü gerekir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı tarafça dosya kapsamında yer alan bilgilerden davacının işçisi olduğu anlaşılan davalının, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi sona erdikten sonraki dönemdeki eylemlerinin dava konusu edildiği, buna dayalı olarak açılacak davanın da niteliği itibariyle yukarıda bahsi geçen TBK'nın 444. maddesi kapsamına girdiği, bu kapsamdaki davaların 6102 sayılı TTK'nın 4/1-c maddesinin açık hükmü karşısında, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari davalardan bulunduğu anlaşılmış olup, bu tür davaların ticaret mahkemelerinde incelenip karara bağlanması gerektiğinden, ilk derece mahkemesince işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiş..." denilerek, mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Davacı, davalının davacı şirkette 24.07.2019-13.09.2021 tarihleri arasında ''... Yöneticisi'', 13.09.2021-05.10.2022 tarihleri arasında ise ''... Yöneticisi'' olarak çalıştığını, kendi isteği ile işten ayrıldığını, iş sözleşmesine konu rekabet yasağına aykırı davrandığını belirterek cezai şart talebinde bulunmuştur. Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 25/11/2024 tarihli raporda özetle; "...Davacı ile Davalı arası imzalan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi'nde davalı üzerine getirilmiş bulunan rekabet yasaklarının işlerin türü bakımından, rekabet hukuku ve iktisadında uygulanagelen orantılılık kriterlerine uyarlı olmadığı, dosya içeriği bilgi ve belgelerden Davalı ...'ın davacı şirket aleyhine iktisadi/işletmesel açıdan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı eylemlerde bulunduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmelerin yapılamadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, iş bu rapora itiraz edilmesi üzerine alınan 04/04/2025 tarihli ek raporda da kök rapordaki tespit ve değerlendirmeler aynen tekrar edilmiştir. Davacı tarafından davalı ...'ın Davacı şirkette 24.07.2019 ile 05.10.2022 tarihleri arasında çalıştıktan sonra istifa ederek işten ayrıldığı, iş akdinin yan sözleşmesi olarak yapılan Rekabet Etmeme Sözleşmesinin 4. maddesi gereği getirilen rekabet yasağı hükümlerine aykırı olarak aynı iştigal alanında farklı bir şirkette çalışmaya başladığı ifade edilerek, aynı sözleşmenin 5. madde düzenlemeleri uyarınca taahhüt edilen cezai şartın ödenmesi talep edilmektedir. Davacı ile Davalı arasındaki ilk sözleşme 24.07.2019 tarihinde Davacı ... kaşesi üzeri tek imza ile Davalı ... imzasını ihtiva eden dört sahifeden ibaret Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi adlı metindir. Sözleşmeden ayrı olarak ancak onun bir eki niteliğinde yan yükümlülükler içeren iki sahifelik “Gizlilik, Sır Saklama ve Rekabet Yasağı” başlığını taşıyan sözleşme, 26.07.2019 tarihinde taraflar arasında akdedilmiştir. Altı madde altında düzenleme öngören bu ek sözleşmenin 4. ve 5. Maddelerinde rekabet yasağının kapsamı ve sınırı belirlenmiştir. İş Sözleşmesinin eki sözleşmenin yukarda bahsedilen hükmünde rekabet yasağı yükümlülüğü gerek iş akdi süresince gerekse de sözleşme sonrası dönem için düzenlenmiştir. Davalı üzerine getirilen rekabet etmeme ya da diğer bir ifadeyle rekabet yasağı yükümlülüğü, görevden ayrılmasından itibaren iki yıl süreli olarak davacı işverene rakip firmada herhangi bir işte çalışılamayacağı gibi kendi hesabına da rakip işler yapamayacağı şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu rekabet yasağına yönelik iki açıdan değerlendirme yapılması gerekmektedir: i) Davalı üzerine getirilen rekabet yasağının geçerliliği, ii) Davalı eylemlerinin rekabet yasağı kapsamında olup olmadığı. Bilindiği üzere, işçi üzerine getirilen rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yıl aşamaz. Taraflar arası düzenlemeye bakıldığında rekabet yasağının coğrafi kapsamına ilişkin “İç Anadolu, Ege ve Marmara Bölge sınırları içerisinde" ibaresi dikkat çekmektedir. Daha açık bir deyişle, davalı işçi, işten ayrıldıktan sonra iki sene boyunca ilgili bölgelerde benzer faaliyette bulunamayacaktır. Kişinin ekonomik özgürlüğünü sınırlandıran rekabet yasağı BK m. 20 ve MK m. 23'e uygun olduğu sürece geçerlidir. Coğrafi kapsam konusunda, belirlenen yasak alanının, işçinin iş yaptığı alan ile sınırlı olması halinde makul olabileceği; bu çerçevede de Davalının ... ya da ... görevi çerçevesinde faal olduğu alanın bu bölgelerden teşkil etmesi sebebiyle rekabet etmeme yükümlülüğünün coğrafi açıdan kabul edilebilir nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. Rekabet yasağının süresine ilişkin olarak da iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren iki yıllık bir yasak öngörülmüştür. Söz konusu yasak süre, kanunda özel durumlar dışında iki yılı aşamayacağı hükmüne uygunluk göstermektedir. Rekabet hukuku ve iktisadındaki yerleşik uygulamalarda rekabet yasaklarının süresinin kabul edilebilirlik sınırlarında belirleyici olan husus, müşteri sadakatinin süresi olmaktadır. Müşteri sadakatinin kırıldığı (ortadan kalktığı) zaman zarfı dikkate alınarak sürenin kabul edilebilir olup olmadığına kanaat getirilmektedir ve genel olarak (bilim olarak) işletme disiplininde müşteri bağımlılığının iki yıldan uzun sürmediği kabul edilmektedir. Bu nedenle davacının da faaliyet gösterdiği sektörde iki yıllık rekabet yasağı süresinin orantılı bir yasak olduğu kabul edilmiştir. Rekabet yasakların orantılılığının değerlendirilmesinde ele alınacak son husus ise 'işlerin türü'ne ilişkin unsurdur. Taraflar arası sözleşmede yer alan rekabet yasağının konusu, herhangi bir adlandırma yapılmadan olabildiğince geniş belirlenmiştir. Zira 4 numaralı maddede “... , alüminyum sektöründe, işveren ile aynı ve yassı alüminyum konusunda faaliyet gösteren rakip firmalarda çalışmamayı, kişilerle bu amaçla ortaklık oluşturmamayı, rekabet yasağı kapsamında belirtilen konularda herhangi bir kuruluş veya ortaklığa doğrudan veya dolaylı olarak malik (pasif veya aktif hisse sahibi olmak dâhil) olmamayı, yönetim, işletme, kontrol etme, çalışma, herhangi bir ortaklığa katılma, danışmanlık verme veya eğitmenlik yapma konusunda hizmet vermemeyi veya başka bir şekilde bu işlerle meşgul olmamayı...” ibaresi mevcuttur. Rekabet yasağı işçinin fiilen yaptığı işlerle ve bilgisine vakıf olduğu işletme unsurlarıyla sınırlı olarak getirilmesi halinde orantılılık/ölçülülük unsurlarını taşımış olmaktadır. Aksi takdirde serbest girişim özgürlüğüne ve çalışma haklarına orantısız bir müdahale niteliği taşıyacaktır. İş bu davanın konusu olan uyuşmazlıkta çalışanın yaptığı işlerle bağlantı kurulmaksızın işverenin hizmet sunduğu tüm alanların yanında ve işverenin faaliyet göstermediği konularda bile faaliyet ve hizmet sunumunu yasaklayan bir rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmiştir. Hatta yatırım amaçlı hisse alımı bile yasaklanmış durumdadır. Sözleşmede yer alan rekabet etmeme yönlü yasakların iktisadi ve işletme açısından orantısız olduğu değerlendirilmektedir. Netice itibarıyla Davalı eski işçi üzerine getirilmiş bulunan rekabet yasaklarının, konu bakımından orantısız olarak ağır olduğu, uygulanagelen orantılılık unsur ve kriterlerini taşımadığı değerlendirilmiş ve sözleşmenin bu hükümlerinin geçerliliği bulunmadığı hususunda mahkememizde hukuki takdir oluşmuştur. Kaldı ki; dosya içeriği bilgi ve belgelerde Davalının Davacı işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı yeni işyerine, Davacıya ait ticari sır vasfındaki bilgileri (yazılım, tasarım, tedarikçi bilgisi, müşteri portföyü ve benzeri) taşıyıp taşımadığı ya da kullandığına ilişkin değerlendirme yapacak içerikte bir veri bulunmamaktadır, tanık ifadeleri de bu yönde bir bilgi sunmamaktadır. Bu koşullarda; Davacı bağlamında, davalı fiillerine istinaden müşteri çevresi, üretim sırları ya da davacının yaptığı işler ile bu bilgilerin kullanılması (ya da kullanılmasına teşebbüs edilmesi) ve bunun sonucunda, (muhtemel) önemli bir zarara sebep olunması gibi bir duruma rastlanılmadığı gibi eski ve yeni işveren şirketler arası rekabette de iktisadi ve işletmesel açıdan davalı vasıtasıyla, onun üzerinden gerçekleştirilen rekabetçi bir eylemde bulunulduğuna yönelik hususlar da dosya kapsamında ispatlanmış değildir. Tüm bu açıklamalar, toplanan deliller, kayıt ve belgeler, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; taraflar arasındaki haksız rekabet hükümlerinin konu bakımından orantısız olduğundan geçersiz olduğu, aksi kabulde dahi iktisadi açıdan davalının rekabet yasağını ihlal edici iş ve işlemlerde bulunduğuna yönelik yeteri kadar delil bulunmaması nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.353,22 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2025
Katip Hakim e-imza e-imza