Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/523 E. 2025/604 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/523
Karar No
2025/604
Karar Tarihi

T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 10/04/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/01/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 11/04/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, davalı şirkete ait soğutmalı süt tankerinin arıza tamir, parça değişimi, bakım ve onarımını işini Milas Sanayi Sitesindeki iş yerinde yaptığını, yapılan iş karşılığında 11/09/2023 tarihli BC0202300000092 nolu 291.546,00 TL tutarında fatura düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından teslim alınan araç ile ilgili olarak müvekkilin hiçbir ihtar ve ihbarda bulunulmadığı gibi düzenlenen faturanın da ödenmediğini, müvekkil şirket tarafından davalı adına düzenlenen 11/09/2023 tarih ve BC0202300000092 nolu 291.546,00 TL tutarındaki fatura bedelinin hiç ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Milas İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası takip dosyası ile 291.546,00 TL ana para ve 8.825,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 300.371,34 TL üzerinden icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının itirazının iptali yolunda arabuluculuğa müracaat edildiğini, tarafların anlaşamadığını belirterek Milas İcra Müdürlüğü'nün ...takip sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz etmeyerek davacının dava dilekçesindeki iddialarını inkar etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Toplanan tüm deliller, dava ve savunmalar, hesap bilirkişisi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle faturada belirtilen iş için anlaşma yapıldığını ve davalıdan alacaklı olduğunu ispat külfeti davacıya düştüğü, davacının defter ve kayıtları ile düzenlediği fatura üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda davacının alacaklı olduğu, ancak tek taraflı olarak düzenlenen davacı defterleri esasa alınarak davacının alacaklı olduğu sonucuna varılması mümkün bulunmadığı, davalının defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak aldırtılan raporda, davalının ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacıya herhangi bir borç kaydına rastlanılmadığı gerekçesi ile "Davanın Reddine," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Yapılan işe karşılık kesilen 291.546,00 TL tutarında e-fatura düzenlenerek davalıya Digital Vergi Dairesi (GİB) üzeriden tebliğ edildiğini, davalının e-faturayı teslim alarak kabul ettiğini ve itiraz etmeksizin fatura içeriği ve bedelinin kesinleştiğini, davalının e-fatura mükellefi olmasına rağmen, düzenlenen ve GİB üzerinden gönderilen fatura 12/09/2023 tarihinde davalıya gönderilmiş olup bilirkişi tarafından e-fatura ya ilişkin olarak GİB üzerinden hiçbir inceleme yapılmadan, e-faturanın sistem üzerinden gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise yasal süresi içinde itiraz edilip edilmediği veya iade edilip edilmediği araştırılmadan eksik inceleme ile hükme esas olmayacak nitelikteki bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının yasaya açıkça aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas, ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülerek hüküm kurulmasına, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, hukuki niteliği itibariyle araç tamiri nedeniyle eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, davalıya ait ... plaka sayılı süt tankerinin arıza, tamir, parça değişimi, bakım ve onarımını yaptığını, yaptığı işler karşılığında 291.54,00 TL tutarlı 11/09/2023 tarihli faturayı düzenlendiğini, faturayı davalıya tebliğ etmesine rağmen davalının fatura bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla davalının itirazının iptalini ve takibin devamını talep etmiş; davalı ise davaya cevap dilekçesi sunmayarak davacının iddialarını inkar etmiş sayılmıştır. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Borçlunun faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekmektedir. Araç tamir ve bakım sözleşmeleri TBK'nın 470 vd. md anlamında eser sözleşmesi niteliği arz etmektedir. Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/2015 E-2016/937 K sayılı kararında belirtildiği üzere; TBK m. 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesi, “iş sahibi” ile “yüklenici” arasında yapılan bir anlaşma uyarınca ve önceden kararlaştırılan belli bir bedel karşılığında, iş sahibinin denetimi ve gözetimi olmaksızın “bağımsız” bir çalışmayla bir nesnenin “yapımı veya bakımı-onarımı ya da üstlenilen bir işin yerine getirilmesidir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, işin yapılıp teslim edildiğini ve iş bedeline hak kazanıldığını kanıtlama yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispat külfeti ise iş sahibine düşer. TBK’nın 12. maddesi uyarınca sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Eser sözleşmeleri de geçerliliği şekle bağlı olmayan sözleşmelerden olmakla sözlü, yazılı veya resmi şekilde akdedilebilirler. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usule uygun tutulduğu ve delil niteliğini haiz olduğu, takibe ve davaya konu faturanın davacı ticari defterlerine kayıtlı olduğu fakat davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafın kayıtlı olduğu vergi dairesine fatura ile ilgili olarak BS bildiriminde bulunmasına rağmen, davalının ise BA bildiriminde bulunmadığı, bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere davacının gerçekleştirdiğini iddia ettiği davalıya ait ... plaka sayılı süt tankerinin arıza, tamir, parça değişimi, bakım ve onarıma ilişkin hizmete dair servis fişi vb yazılı belge de ibraz edemediği anlaşılmıştır. Davacı alacağını faturaya dayandırmış ise de, davalı taraf cevap dilekçesi sunmayarak davacının iddialarını ve dolayısı ile akdi ilişkiyi reddetmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/19790 Esas - 2017/5358 Karar nolu ilamında "fatura tek taraflı ve davacı tarafından düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir, bu nedenle, davacının iddiasını ispat için yeterli değildir. Bu durumda ;ön sorun olarak, akdin varlığını ispat yönünden davacıya olanak tanınması gerektiği ve yine davaya konu olayda, miktar itibariyle tanık dinlenemeyeceğinin de mahkemece gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur." denilmiştir. Eldeki davada; davacı davalıya ait süt tankerini tamir ettiğini, ancak tamir bedeline ilişkin faturaya bağlı alacağın ödenmediğini iddia ettiğine göre, uyuşmazlığın niteliği gereği alacağın varlığı ile miktarını ispat yükü davacıya düşmektedir. Taraflar arasında araç tamirine dair yazılı bir sözleşme dosyaya ibraz edilmemiştir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesine göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2023 yılı için 14.800,00 Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle bu miktardan aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya davalı adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura, ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Bu şekilde belge sunulduğu takdirde bu belgelere karşı davalının beyanı alınmalı duruşmaya gelmemiş ise be belgelere karşı beyanı alınmak üzere isticvap kararı verilmelidir. Delil olarak dayanılmış ise ticari defter kayıtları da incelenerek sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK'nın 200. maddesindeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK'nın 202. maddesine göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. HMK'nın 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamındaki delillere göre, takip ve davaya konu fatura davacı ticari defterlerine kayıtlı olmakla birlikte, davalı ticari defterlerine kayıtlı değildir; dolayısı ile tarafların ticari defter ve kayıtları birbirini doğrulamamaktadır. Bu durumda davacı ticari defterlerinin lehine delil oluşturması mümkün olmadığından davacının kendi ticari defterlerine dayalı olarak akdi ilişkinin varlığını ve alacağın miktarını ispatladığı kabul edilemez. Akdi ilişkinin varlığı yazılı delillerle veya diğer kesin delillerle de ispatlanmamıştır. Yazılı delil başlangıcı bulunmadığı gibi tanık dinlenmesi koşulları da bulunmadığından ve davalı taraf tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmediğinden davacının akdi ilişkinin varlığını ispatlayamadığı anlaşılmış olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay (kapatılan) 15 Hukuk Dairesinin 15.H.D. 2017/648 Esas 2017/2538 Karar sayılı ilamı) Dosya içeriğine göre, davacı takip ve davanın dayanağı olan fatura içeriği hizmeti sunduğunu ispat edememiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.10/04/2025

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/523, K. 2025/604, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-523-e-2025-604-k-44811c4d1d4c