Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/163 E. 2025/1228 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/163
- Karar No
- 2025/1228
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/163 KARAR NO : 2025/1228 KARAR TARİHİ : 19/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2024 NUMARASI : 2024/545 Esas 2024/822 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) BAM KARAR TARİHİ : 19/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2025
Davalı-karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Torbalı İcra Müdürlüğünün 2020/2938 Esas sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında icra takibi başlattığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, davalının CMR taşıma evrakları, yükleme talimatı ve faturalarda yer aldığı üzere İtalya Türkiye ve Almanya Türkiye arası nakliye işlemlerinin gerçekleştiği, davalı firmaya faturalar düzenlediğini, 24,250 EURO (210.967,72 TL) tutarındaki navlun hizmetinin müvekkili tarafından yapıldığını, davalının CMR taşıma belgelerine istinaden sorumlu olduğunu, taraflar arasında cari hesap mutabakatının yapıldığını, davalıya borcu ödemesi için talepte bulunduğunu, ancak sonuç alınamayınca takibe geçildiğini belirterek tedbir talebi ile birlikte icra takibinin devamına, itirazın iptaline %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin doğaltaş / mermer benzeri ürünleri yurt dışından ithal eden ve hem yurt içine hem de yurt dışına satan firma olduğunu, müvekkilinin İtalya’dan ve Almanya’dan doğal taş getirmek için davacı ... A.Ş. ile anlaştığını, bu anlaşma ile 07.02.1993 tarihinde kabul edilen CMR sözleşmesine istinaden nakliye hizmetinin verildiğini, müvekkile 14 adet taşıma belgesi düzenlenerek verildiğini, davacı tarafa ait ... plakalı araç ile taşınan ürünler ile ... plakalı araç ile taşınan bazı ürünlerinin zarar gördüğünü, buna ilişkin tutanak düzenlendiğini, zarar neticesinde yasal prosedürün başlatıldığını, müvekkilinin sigortaya başvurduğunu, 17.02.2020 tarihinde davacının müvekkili yetkilisi ...’a gönderdiği e postada sigortadan ödeme yapılana kadar taşımaya ilişkin navlun masraflarını talep etmeyeceğinin belirtildiğini, müvekkilinin ödeme yapmak istemesine rağmen davacı tarafın kabul etmediğini, davacının navlun olarak belirttiği ücretin aslında deniz taşımacılığında uygulandığını, fakat yükün denizde değil karada taşındığını, CMR sözleşmesi yapıldığını, CMR m 17/1 gereğince yükün teslim alındığı andan teslim edilinceye kadar doğan zarardan taşıyanın sorumlu olduğunun belirtildiğini, ... plakalı araç ve ... plakalı araç ile taşınan ürünlerden zarar bulunduğunu, müvekkilinin toplam 28.388,22 EURO zararının oluştuğunu, dolayısıyla müvekkilinin bu zararının da karşı tarafça ödenmesi gerektiğini, oluşan toplam zararın 28.388,22 EURO zararının karşı tarafın talep ettiği taşıma bedelinden mahsup edilmesini istediklerini, zararın TTK 878/1-b hükmüne göre gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama nedeniyle zararın olması halinde taşıyanın bu durumu yükletene bildirmesi gerektiği, aksi halde zarardan sorumlu olacağı, tutulan tutanaklarda ... gemisinde zararın meydana geldiğinin belirtildiği TTK m 878/2 hükmüne göre zararın birinci fıkrada öngörülen hallerde meydana gelmesi durumunda bu fıkranın uygulanacağı, olağanüstü ziya ve hasar halinde bu karinenin geçerli olmayacağının belirtildiği, zararın büyük kısmının taşıma sırasında oluştuğunu belirterek asıl davanın reddine ve müvekkilinin zarardan doğan alacağı olan 28.388,22 EURO’nun davacının alacağı olduğu belirtilen 24.250 EURO’dan mahsup edilerek kalan bedelin müvekkile ödenmesi ve bu zararın zarar tarihinden itibaren en yüksek avans faizi uygulanarak tespiti ile ödemesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava; CMR taşımasından kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibinin itirazın iptali davası, karşı dava ise bu taşımadan dolayı yükün alıcısı gönderilen tarafından taşımadan doğan zararın asıl davada talep edilen taşıma alacağından mahsup edilmesi talepli olarak açılan tazminat davasıdır. Torbalı İcra Müdürlüğünün 2020/2938 Esas sayılı dosyasında takip alacaklısı ... A.Ş.’nin 17.08.2020 tarihli takip talebinde borçlu ... A.Ş. karşı, faturalara dayalı olarak 24.250 EURO üzerinden icra takibi yaptığı, borçluya ödeme emrinin 27.08.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 28.08.2020 tarihinde icra takibine, borca ve faize itiraz ederep takibin durdurulduğu tespit edilmiştir. Mahkemece yargılamaya devam edilerek bilirkişi incelemesi yapılmış ve bilirkişi SMMM ...’dan 31.01.2022 tarihinde rapor alınmıştır. Bu raporda; davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için yazılan talimatla davacının dava konusu faturalardan dolayı 24.250 EURO alacaklı olduğu belirtilmiştir. Daha sonra mahkemece SMMM Bilirkişi ... ve Lojistik Uzmanı bilirkişi ...’den 31.10.2022 tarihinde rapor alınmıştır. Bu raporda; davalının defter ve kayıtları incelenmiş, davacı ile olan ticari ilişkisinde davacının düzenlediği 24.250 EURO bedelli faturadan 2000 EURO bedelli fatura dışında geri kalan 22.250 EURO fatura alacağının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, karşı dava yönünden ise ... ve ... plakalı araçlar bakımında hasar miktarının 24.495,31 EURO olarak belirlendiği, mahsuplaşma durumunda davalı karşı davacının 245,31 EURO alacaklı olabileceği belirtilmiştir. Bu raporlara karşı taraf vekilleri ayrı ayrı beyan ve itirazlarda bulunmuşlardır. Bilirkişilerden alınan 10.04.2023 tarihli alınan ek raporda; zamanaşımı ve hasarın oluşumunda yükleme ve ambalajlama hatasının olup olmadığı konusunda inceleme yapılmış ve zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılamadığı ancak yükleme konusunda dikey yükleme yapılması halinde emtianın dorse tabanına sabitlenmesi halinde meydana gelen hasarın yükleme hatasından doğduğu belirtilmiştir. Taraflar bu rapora karşı da ayrı ayrı beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece yargılamanın devamı aşamasında davanın karayolu taşıması ile ilgili olmasına rağmen görevli mahkemenin Deniz Ticareti ve Sigorta davalarına bakan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olmasıyla görevsizlik kararı verilerek 08.05.2024 tarihli 2021/162 Esasa 2024/370 Karar sayılı kararı ile dosya mahkememize gönderilmiştir. İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen kararın tarafların istinaf etmemesi üzerine 02.07.2024 tarihinde kesinleşmiş ve dosya mahkememizin 2024/545 Esasına kayıtlanmıştır. Her ne kadar İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 08.05.2024 tarihinde dosya görevli mahkemenin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle mahkememize gönderilmiş ve gerekçe olarak taşımanın kombine taşıma olarak kara, deniz, hava, tren taşıma aşamalarından oluşması halinde kararda yer alan Yargıtay 11 HD. Kararları yanlış yorumlanarak görevli mahkemenin Deniz Ticaret Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiştir. Oysaki bu kararlarda taşımayı yüklenen tarafın konşimento ile multi model taşımayı yüklenmeyi yapması halinde taşımanın birden fazla araç kullanarak yerine getirilmesinde taşımayı üstlenen tarafın multi model taşımadan dolayı zararın hangi taşıma sırasında meydana geldiği tespit edilmesi halinde bu taşımaya ilişkin zarar hükümlerinin uygulanmasına dair olup bu Yargıtay kararının somut olayda bağlantısı bulunmamaktadır. Zira somut olayda taşıma ilişkisi davacının da belirttiği üzere CMR hükümlerine dayanarak İtalya’dan başlamakta ve İtalya’daki satıcının deposundan alınan ürünler gönderilen / alıcı ... A.Ş.’nin Türkiye’deki adresine karayolu ile teslimi kapsamaktadır. Hatta bu konuda Avrupa Birliği Ülkelerinde uygulanan ATR dolaşım belgesi düzenlenmiştir. Somut olayda da taşımayı yüklenen aracın plakaları (tır ve dorse) ayrı ayrı belirtilmiş olup, bu taşıma ilişkisi CMR hükümlerine tabidir. Öncelikle zamanaşımı defiinin incelenebilmesi için mahkememizin görevli olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Taşıyıcı ... A.Ş. düzenlediği beynelminel hamule senedinde düzenlediği, "Bu taşıma karşıt klozlara rağmen karayolu ile eşya taşımacılığı sözleşmesi ile ilgili konvansiyon (CMR) hükümlerine tabidir" hükmünü taşıdığı ve taşımanın CMR hükümlerine göre yapılacağının belirtildiği, ayrıca ATR dolaşım belgesi düzenlendiği, dava konusu emtianın ... ve ... plakalı kara nakliyesi araçlarıı ile İtalya içerisinden Trieste Limanına kara yoluyla oradan da Çeşme / İzmir Limanına deniz yoluyla taşındığı ve daha sonra teslim adresi olan Torbalı’ya yükün tesliminin kararlaştırıldığı, taşıma sırasında konteyner içerisinde bulunan yükün bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere istif hatası nedeniyle zarar gördüğü belirlenmiştir. Yine karşı davada ise bu taşımaya ilişkin olarak doğan zararın da CMR hükümlerine dayalı olarak CMR m 17-32 olarak değerlendirildiği ve belirlendiği belirlenmiştir. Davacı taraf bu taşımadan doğan alacağı talep etmiş olup her ne kadar gerekçesinde alacağını navlun olarak belirtmiş ise de navlun bedeli sadece deniz taşımalarına ilişkin asıl olan CMR hükümlerine dayalı taşımada taşıma bedeli olarak taşıyıcının talep ettiği alacak hakkı bulunmaktadır. Mahkememiz HSK'nın 13.07.2012 ve 451 sayılı kararı ve 6102 sayılı TTK m 5/2 gereğince Türk Ticaret Kanunu ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere HSYK 1. Dairesince görevlendirilmiştir. Mahkememizin görev alanı taşımanın Deniz Ticaretine ilişkin TTK m. 5’de yer alan konulara ilişkin olup, HSK tarafından görevlendirilen deniz ticareti ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla sınırlı olup, dava konusu taşımanın deniz ticareti hukuk davalarına bakmakla görevlendirilen Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren davalardan olmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu taşıma senedinin kara taşımasına ilişkin ve uluslararası kara taşımasını kapsayan CMR’ye uygun olarak düzenlenen taşıma belgesi (hamule senedi) ile taşındığı, taşımanın intermodel yoluyla yani yüklenen aracın üzerindeki konteynerin elleçlenmeden gemiye, trene veya herhangi bir taşıma vasıtasına yüklenmesiyle gerçekleşen (yükün yüklendiği tırın dorse kısmından ayrılmaksızın çekiciden ayrılarak veya ayrılmaksızın yükleme yapıldığı, RO-RO gibi multimodal / intermodal taşımalarda ship truck veya fishyback) taşımayı kapsamaktadır. CMR m. 2 hükmü kapsamında yapılan taşımalarda konteynerin elleçlenmemesi nedeniyle multimodel taşıma niteliği taşımadığı, yani konteynerden başka bir araca / gemiye / hava vasıtasına yüklenmeksizin yapıldığı taşıma türü olmaktadır. Bu tür taşımalar deniz yolu ile taşımaya ilişkin deniz ticareti hükümlerine tabi olmayıp, kara / demir yolu / hava yolu taşımasını da kapsayabilecektir. Taşınacak ürün / mal / emtia niteliğine göre taşıyıcının maliyet / risk ve diğer unsurlar gözetilerek kendisi tarafından seçilecektir. CMR sözleşmesinin 2.maddesi gereğince; “…1. Mal yüklü taşıt, 14 üncü madde hükümlerinin uygulandığı haller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerinde de bu Sözleşme taşımanın tümü için uygulanır. Ancak diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda ortaya çıkan kayıp, hasar veya gecikmelerin, karayolu taşımacısının bir fiil veya ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında ve nedeniyle oluşabileceği kanıtlanır ise, Karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu sözleşmeye göre, eğer söz konusu diğer taşıtlar ile yükün taşınması için yasal koşullara uygun olarak o taşıt taşıyıcısı ile gönderen arasına bir mukavele yapılmış sayılır ve o mukavele konulması gelenekleşmiş hükümlere göre tayin edilir. Ancak, konulmuş bu gibi koşulların bulunmaması hallerinde, karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre tayin edilir. 2. Eğer, karayolu taşımacısı diğer taşıtlar ile de tasıma yapıyor ise, sorumluluğu bu maddenin 1 inci paragrafına göre tayin edilir. Ancak bu durumda, karayolu ve diğer taşıtlar ile tasıma yapan kimse, iki ayrı kişi gibi işlem görür…” hükmünde yer aldığı üzere taşımanın bir kısmının deniz yoluyla yapılması halinde dahi CMR m. 2 hükmüne göre CMR hükümleri tüm taşıma hakkında uygulanacaktır. Kaldı ki somut olayda taşımanın kara yoluyla yapıldığı davacı tarafından belirtilmiştir. Taşınan emtiada hangi vasıta ile taşınıyorsa CMR m. 2’de yer aldığı üzere yükün hasara uğradığı sırada bulunduğu taşıma vasıtasının (taşıtan ile taşıyan arasındaki sözleşme hükümlerine göre uygulanması gereken kanun hükümleri dikkate alınarak) zararın ve kusurun tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak bu durum taşınan yükün karayoluyla taşındığı ve CMR hükümlerinin uygulanmasını ortadan kaldırmadığı maddede belirtilmektedir. Yani, deniz taşıması sırasında zarara uğramışsa TTK ve Uluslararası Sözleşmeler hükümlerine göre; Demir yoluyla taşınırken zarara uğramışsa COTIF-CIM’e göre Demiryolu Eşya Taşımacılığı Sözleşmesi hükümlerine göre, Suyoluyla (nehir, vs.) taşınmışsa İç Su Yolu Mevzuatı hükümlerine göre veya karayoluyla kamyon üzerinde taşınmışsa CMR ve Karayoluyla Taşıma Kanunu hükümlerine göre zararın ve sorumluluğun tespit edilmesi gerekmektedir. CMR m. 2/1’e göre; yüklü aracın güzergâhının bir kısmında deniz yolu, demir yolu, suyolu veya hava yoluyla taşınması hallerinde dahi; CMR hükümlerinin taşımanın tümüne uygulanacağı, yükün araçtan boşaltılmadan taşınmasında (Örneğin; konteynerin çekiciye yüklü olduğu halde trene bindirilmesi ve tren yoluyla hareket ederken trenin de gerektiği takdirde suyolunu aşarken başka bir araca bindirilmesi halinde dahi) CMR hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır. Bu nedenle söz konusu taşımada deniz ticareti hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak davacının mahkememize münhasır görevli olarak açmış olduğu Deniz Ticareti Ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilen mahkememizin görev alanına giren bir dava olmadığı, genel Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren ve taşıma hukukundan kaynaklanan dava olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak taşımadan doğan bu sözleşmelerde alacak hakkı ve doğan zararın tazmini kara taşımasına ilişkin hükümleri kapsayan CMR konvansiyonuna dayalı olarak çözülmesi gerekmektedir. Kaldı ki Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada da mahkeme dosyayı Deniz Ticaret Mahkemesine değil genel görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine göndermiştir. Yargılama da bu safahat üzerinden devam etmiştir. Somut olayda mahkememizin münhasıran görev alanına giren bir dava bulunmamakta olup, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin mahkememizin münhasır görev alanına giren bir dava bulunduğu nitelendirilmesi yanlıştır. Bu nedenle mahkememizce de karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Davaya genel görevli ticaret mahkemesi bakmakla görevli olduğundan görevsizlik kararı vermek gerekmektedir. (HMK m.114/1/c) Mahkememizin görevsizliğine ve bu çerçevede talebin gerçekleşmeyecek dava şartı nedeniyle HMK m.115/2f gereği talebin usulden reddine karar vermek ve Her iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından davanın görevli mahkemenin belirlenmesi için merci tayini amacıyla İzmir 6. / 23. Hukuk Dairesine gönderilmesi gerekmiştir," gerekçesiyle; "Asıl dosya ve karşı davanın Mahkememizin görev alanına girmediğinden; (HMK m. 114/1/c) Mahkememizin görevsizliğine ve bu çerçevede davanın gerçekleşmeyecek dava şartı nedeniyle HMK m.115/2. F. gereği davanın usulden REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı karşı davacı vekili ... A.Ş.vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı-karşı davacı vekili .... A. Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarihli 2021/162 E. 2024/370 K. sayılı kararında mahkemenin görevsizliğine karar verilerek davaya İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakmakla görevli olduğunun belirtildiğini, ancak İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli 2024/545 E. 2024/822 K. sayılı kararında da mahkemenin görevsizliğine karar verilerek davanın usulden reddedildiğini, her iki mahkemede de görevsizlik kararı verilerek olumsuz görev uyuşmalığının ortaya çıktığını, işbu davaya konu taşımanın deniz yolu üzerinden yapılması neticesinde söz konusu hasarların meydana geldiğini, karma nitelikte yapılan taşımalarda hasarın meydana geldiği yer nazara alınarak görevli mahkemenin tespit edildiğini, davaya konu hasarın da deniz yolu taşıması esnasında meydana geldiğini, hasarın meydana geldiği yer dikkate alındığında işbu davaya bakmakla görevli mahkemenin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli 2024/545 E. 2024/822 K. sayılı kararının kaldırılmasının gerektiğini belirterek İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli 2024/545 E. 2024/822 K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılarak mahkemenin görevli olduğunun tespiti ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibinin itirazın iptali, karşı dava ise taşımadan doğan zararın asıl davada talep edilen taşıma alacağından mahsup edilmesi ve alacak istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2014/9221 esas, 2014/17474 karar sayılı emsal ilamında " ..Dava, davacı sigorta şirketinin sigortalısı ile davalılar arasında yapılan karma taşıma sözleşmesi kapsamında gerçekleşen taşıma esnasında konteynere yüklü emtianın boşaltılmaksızın konteynerle beraber gemiye yüklenmesi ve sonrasında gemide taşıma esnasında hasarlanmasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığa CMR 2. maddesi gereği CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu durumda; TTK 5. maddesinde görev hususu "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." şeklinde düzenlenmiş olup, mevcut uyuşmazlığa karma taşıma niteliğinde olması nedeniyle CMR hükümleri uygulama alanı bulacağından, davada özel görevli İstanbul 52. Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmayıp, asliye ticaret mahkemeleri görevlidir.." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2020/1615 esas, 2022/3580 karar sayılı emsal ilamında "..Değişik araçlarla taşımaya ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 902. maddesi "Bu Kitabın Birinci ve İkinci Kısım hükümleri, aşağıdaki şartların tamamının bir arada varlığı hâlinde, değişik tür araçlar ile taşıma sözleşmelerine de uygulanır: Eşyanın taşınması bütünlük gösteren bir taşıma sözleşmesine dayanıyorsa, bu sözleşme bağlamında taşıma değişik türde araçlarla yapılacaksa, taraflar, her bir türdeki araç için ayrı sözleşme yapmış olsalardı, söz konusu sözleşmelerin en az ikisi farklı hükümlere bağlı tutulacak idiyse, aşağıdaki hükümlerle, uygulanması gerekli milletlerarası sözleşmelerde aksi yolda bir düzenleme yoksa." hükmünü haiz olup, (d) bendinde belirtildiği ve madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken milletlerarası sözleşme yoksa TTK’nın 850 ve devamı maddeleri uygulanır. Kural böyle olmakla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taraf olduğu CMR Konvansiyonu’nun 2. maddesinde aksine hüküm bulunmaktadır. Anılan maddede "Mal yüklü taşıt, 14 üncü madde hükümlerinin uygulandığı haller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerde bu Sözleşme taşımanın tümü için uygulanır. Ancak diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda ortaya çıkan kayıp, hasar veya gecikmelerin, karayolu taşımacısının bir fiil veya ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında ve nedeniyle oluşabileceği kanıtlanır ise, Karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre, eğer söz konusu diğer taşıtlar ile yükün taşınması için yasal koşullara uygun olarak o taşıt taşıyıcısı ile gönderen arasında bir mukavele yapılmış sayılır ve o mukavele konulması gelenekleşmiş hükümlere göre tayin edilir. Ancak, konulmuş bu gibi koşulların bulunmaması hallerinde, karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu Sözleşmeye göre tayin edilir. Eğer, karayolu taşımacısı diğer taşıtlar ile de taşıma yapıyor ise, sorumluluğu bu maddenin 1 inci paragrafına göre tayin edilir. Ancak bu durumda, karayolu ve diğer taşıtlar ile taşıma yapan kimse, iki ayrı kişi gibi işlem görür..’’ şeklinde gerekçe yer almaktadır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taşıyıcı ... A.Ş.'nin düzenlediği beynelminel hamule senedinde "Bu taşıma karşıt klozlara rağmen karayolu ile eşya taşımacılığı sözleşmesi ile ilgili konvansiyon (CMR) hükümlerine tabidir" hükmü bulunduğunun, somut uyuşmazlığın "Deniz Ticareti ve Deniz Sigortalarına" ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilen ihtisas mahkemesi görev alanına girmediğinin, genel Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiğinin anlaşılmasına göre davalı-karşı davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/10/2024 tarih, 2024/545 Esas ve 2024/822 Karar sayılı kararına karşı, davalı karşı davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada istinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın asıl dava davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Karşı davada istinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın karşı dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu sırasında asıl dava davalı, karşı dava davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından asıl dava davalı, karşı dava davacısı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 19/06/2025