Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/1369 E. 2026/434 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1369
Karar No
2026/434
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI: ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTİNAF EDEN DAVALI : 1 -... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI - MÜTEVEFFA : 2-... TASFİYE MEMURU : ... DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/03/2026 YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... (eski esas ...) Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 09/12/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacı vekili ile davalı ...Ş. vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı, davacının Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurusu sonucu yeniden yargılama yapılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gereğince ilk derece mahkemesince 16/10/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacı vekili ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dosyanın Dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete para yatırdığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, müvekkiline yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istenildiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı holdingin grup şirketleri bünyesinde barındırdığını, müvekkilinin yatırdığı paraları geri istediğinde davalı şirketin ödeme yapmadığını, diğer davalı ...'ın da davalı şirketin ve birleşmeden önceki alt grup şirketlerin yöneticisi olup, davalı şirket ile birlikte müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile müvekkilinin davalı şirkete yatırdığı paradan şimdilik, 30.074,28 TL'nin en yüksek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ...Ş ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın reddini istemiştir. Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... (eski esas ...) Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 09/12/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacı vekili ile davalı ...Ş. vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır. ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI: Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih, 2020/11 E.-2023/98 K. sayılı iptal kararı ile 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, bu kararın 12/09/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, Davacı tarafın; şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle açılan dava sırasında yapılan kanuni düzenleme sonucu, alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı başvurusu üzerine; Anayasa Mahkemesinin 03/04/2024 tarih, ... başvuru numaralı kararında; "...5. Başvurucular mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç (B. No: 2020/21022, 14/12/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 6. Başvurucular yeniden yargılama yapılması ile maddi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir..." gerekçesiyle başvurucu yönünden mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, -Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, -Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla ekli listenin (C) sütununda yer verilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davalı ...Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir. Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır. Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. 2024/80 K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir. Dosyada mevcut 22/03/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre davacının davalı şirkete en son 11/06/1998 tarihinde para yatırdığı belirlendiğinden, Mahkememizce de en son işlem (ve haksız fiil) tarihinin 11/06/1998 olduğu kabul edilmiş, bu davanın açıldığı 28/12/2007 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı tarafın cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davacının davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 11. HD’nin 11.07.2023 gün ve 2022/840 E. 2023/4352 K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli ise de; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 3332 s. Yasanın yürürlüğe girdiği 07/12/2019 tarihine kadar uzun süreler boyunca, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay 11. HD.nin 02/10/2014 gün ve 2013/13293 E. 2014/15076 K., 03.04.2014 gün ve 2013/17933 E. 2014/6603 K., 30.05.2016 gün ve 2016/119 E. 2016/5924 K., 29/09/2016 gün ve 2015/15025 E. 2016/7632 K., 05/04/2018 gün ve 2016/9030 E. 2018/2444 K., 07/05/2018 gün ve 2017/1180 E. 2018/3234 K. sayılı ilamları gibi.) İlk derece mahkemeleri tarafından da (sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 3332 s. Yasanın Geçici 4. maddesinin 07/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar) bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir. Yargıtay 11. HD.'nin 29.04.2024 gün ve 2024/1802 E. 2024/3297 K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı hakkındaki önceki uygulamasından dönülerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşü kabul edilmiş ve Mahkememizce de gerek Yargıtay'ın gerekse ilk derece mahkemelerinin önceki görüş ve uygulamalarından dönerek yeni karar ve uygulamaya geçmelerinin hukuken mümkün olduğu sonucuna varılarak, güncel içtihatların derdest davalara uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Ancak, Yargıtay'ın ve ilk derece mahkemelerinin çok uzun süre istikrar kazanmış uygulamalarına güvenerek dava açan davacıların, bu davalar derdest iken yargı kurumlarının hukuki görüş değişikliği (ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermeleri) sonucu, ayrıca (karşı tarafın yaptığı) yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmelerinin, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensiplerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.

Bu nedenle Mahkememizce davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensipleri gereğince davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği..." gerekçesiyle, davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda Yargıtay 11. HD’nin 29.04.2024 tarih, 2024/1802 E- 2024/3297 K. sayılı emsal içtihadına atıfta bulunulduğunu, bu emsal içtihatta Yargıtayın açıkça Anayasa Mahkemesi kararını yok saydığını, davalıların hakkını kötüye kullanması nedeniyle zamanaşımı itirazının MK 2. maddesi uyarınca dikkate alınmayacağına dair yerleşik içtihadın dikkate alınmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 22.04.2022 tarih, 2021/7 E- 2022/2 K. sayılı kararına değinildiğini, buradaki uyuşmazlık ile dava konusu olay hakkındaki uyuşmazlık arasında bir bağ bulunmadığını, zamanaşımı konusunda yerleşik içtihatın hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin olup, TMK m. 2 uyarınca kötüye kullanılan bir hakkın, yani zamanaşımı def'inin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, Yargıtay İBK'nın ise zamanaşımı başlangıcına ilişkin olduğunu, Yargıtay İBK ile zamanaşımı konusundaki görüşün değiştirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle mahkemenin hakkın kötüye kullanımına ilişkin görüşünü Yargıtay İBK'na dayanarak yapmasının mümkün olmadığını, dürüstlük kuralına ilişkin olan zamanaşımı itirazı konusunda Yargıtay İBK'nın esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel ve yüksek mahkemelerin uygulama ve görüşlerinin değiştiğinden bahisle kanunen re'sen hükmedilmesi zorunlu olan ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretine hükmedilmemesinin müvekkilinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılama hakkını ihlal ettiğini, mahkemenin müvekkili lehine vekalet ücretine hükmetmemesinin keyfi uygulama mahiyetinde ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının "30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine" şeklinde düzeltilmesine, düzeltme kararı verilmesi mümkün olmaması halinde kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirkete ortak olunmadığının tespiti ve alacak istemi ile açılan davada yargılamanın yenilenmesine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.07.2023 tarih, 2022/11-658 Esas- 2023/750 Karar sayılı ilamında "....Öte yandan bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata göre davasında veya savunmasında haklı olup da dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur. Zira bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız çıkmış sayılamayacağından yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarihli ve 2009/18-421 Esas- 2009/526 Karar sayılı kararı)...." hususu belirtilmiştir. Somut olayda, davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arz ettiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nca verilen 22.04.2022 tarih, 2021/7 Esas- 2022/2 Karar sayılı kararda haksız fiilin işlendiği tarihin, paranın alındığı tarih olduğu ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında, davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, 818 sayılı Yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut belgeler ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete en son 11/06/1998 tarihinde para yatırdığı buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra 28/12/2007 tarihinde açıldığı, mahkemece 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının yani, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanmasının, hukuk davalarında uygulanamayacağının kabul edilmesinin de sonuca bir etkisinin olmadığı, bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve Yargıtay HGK'nın 12.07.2023 tarih, 2022/11-658 Esas- 2023/750 Karar sayılı kararı uyarınca davalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve davalı ...Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekili ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekili ile davalı ...Ş vekilinin istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3- Davalı ...Ş. tarafından yatırılması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davalı ...Ş'den tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5- İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 7- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 17/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

...

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1369, K. 2026/434, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-6-hukuk-dairesi-2025-1369-e-2026-434-k-f45074e9337c