Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/99 E. 2024/92 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/99
- Karar No
- 2024/92
- Karar Tarihi
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : 28/11/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : ... KATİP : ....
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... TARİHİ : ..... NUMARASI : .....
DAVACI : ..... VEKİLLERİ : ..... DAVALILAR : ...... VEKİLİ : ..... DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 29/11/2024 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin 26/05/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin ..... 2019 yılından beri dava konusu oteli işlettiğini, yeni sezona mevcut olan 39 odalarına 9 oda daha eklemek istediğini ve otelin tamamını boya ve bakımdan geçirmek istediğini, davalı ..... adına ..... ve ..... ile yapılacak işlerin listesini içeren teklif formunu imzalamak suretiyle tadilat sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden 18.03.2022 tarihinde tadilata başlanıldığını, tadilatın 15/04/2022 tarihinde tamamlanacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen; 28.04.2022 tarihine kadar uzadığını ve tadilatlar tamamlanmadan yarım bırakıldığını, davalı tadilat aşamasında inşaat halinde müvekkil oteli Mayıs aynın başında bırakıp gittiğini, tadilatın bitmemesi ve hali hazırda inşaat halinde görülen otel, bu sebeple bayram sezonunda tur ve turizm şirketleri ile sözleşmeleri olmasına rağmen konaklama alamadığını, turizm şirketleri ile yapmış olduğu sözleşme gereği borcunu ifa edemediğini, rezervasyonları iptal etmek durumunda kaldığını, bu sebeple hem itibar hem de çok ciddi bir maddi kayba uğradığını, tadilat sözleşmesi gereğince davalılara 75.000,00 TL ve 35.000,00 TL kredi kartından olmak üzere 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, toplam 200.000,00 TL bedelli çek tanzim edildiğini, çeklerin iadesi talep edilmesine rağmen iade edilmediğini, müvekkili tarafından davalı şirkete defalarca ulaşılmaya çalışıldığını ancak hiçbir şekilde iletişim kurulamadığını, müvekkilinin yeniden tadilat masrafi ve işçilik bedeli ödediğini, arababuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, her türlü tazminat ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulüne, davalı şirket ile yapılan tadilat sözleşmesi dolayısıyla belirlenen yükümlülüklerinin davalı şirket tarafından kasten tam olarak yerine getirilmemiş olması sebebiyle, davacı müvekkilinin davalı şirket lehine keşide ettiği çekler karşılığında davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranarak tadilatı tamamlamamış ve yarım bırakıp gitmiş olması nedeniyle ekte yer alan iptal olan rezervasyonlar nedeniyle uğranılan kazanç kaybının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL olarak tazminine, dava konusu farklı tarihli 4 adet çekin iptaline, dava konusu 150,000,00 TL bedelli çeklerin tahsili halinde, müvekkil şirketin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan dava konusu senedin, teminatsız veya mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar.... ve .... vekili 14/07/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında davacı yanın dosyaya sunduğu ilk teklifte belirtildiği üzere bir takım tadilat tamirat ve yenileme işlemleri için anlaşıldığını, akabinde davacı şirket tarafından sözleşme dışı ekstra iş ve işlemler için talepte bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından bahse konu hem teklifnamedeki işler hem de ekstra talep edilen işlerin hepsi eksiksiz ve süresinde teslim edildiğini fakat davacı şirket tarafından karşı edim yükümlülüğü olan ücret ödemesi yapılmadığını, .... . Asliye Hukuk Mahkemesi ....D.İş dosyası üzerinden tespit yaptırıldığını ve bilirkişilerden rapor beklenildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen tadilat, tamirat, bakım ve onarım işleri gereği teklif formu gönderildiğini, ilk anlaşma iş bu teklif formu üzerinden yapıldığını, akabinde davacı şirketin devam eden birden fazla talepleri olduğunu, müvekkili ve şirketi tarafından işlerin hepsi eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, davacı yanca iddia edilen hususlar özetle bir kaç başlık altında toplandığını, tadilatların yarım bırakıldığı ve işlerin tamamlanmadığı, yapılması lazım gelen ekstra 9 oda için toplamda 8 adet odaya zarar verildiği, işlerin yarım kalmasından bahisle tur sözleşmelerinin iptal olduğu ve mahrum kalınan kar kaybı yaşadıkları ile müvekkiline teslim edilen çekler üzerinde ihtiyati tedbir talep ettikleri görüldüğünü, tadilatların yarım kalmasından yukarıda bahsi geçen tespitini talep ettiklerini, hem ilk teklif formuna istinaden bütün işler tamamlandığını hem de davacı yanca ekstra talep edilen bütün işler tamamlandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme dışında ilave bir çok iş yapıldığını, davacı yanca her ne kadar davaya konu işlerin yapıldığı otelde 39 oda olduğu ve ekstradan yapılan sözleşme gereği 9 oda daha yeniden yapılması konusunda müvekkili ve şirket ile anlaşma yapıldığı iddia olunsada taraflarınca bu iddianın kabulü mümkün olmadığını, davacının kazanç ve kar kaybı yaşandığı iddiası ile tazminat talep ettiğini, halen daha 39 oda kapasiteli bir otelin hizmet verdiği ve otel odalarının ikamesinin mümkün olduğu sözleşmeler bakımından hangi mahrum kalınan kar kaybından bahsedildiğini, davacı tarafın talebi ile yapılan ilave işler sebebiyle uzatıldığını, mahrum kalınan kar kaybınında taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, bahsi geçen çekler yönünden tedbir talebinde bulunulduğu, yalnızca davalılar tarafından icra takibine konu edilmemesi ve yine yalnızca davalılar tarafından bankaya ibraz edilidiğinde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, anılı karardan dönülmesi gerektiğini, çeklerin üçüncü şahsa ciro edildiğini, çeklerin üzerine koyulmuş olan tedbir müvekkilin ve üçüncü kişilerin de ticaret hayatını olumsuz yönde etkileyeceği aşikar olduğunu, haksız ve mesnetsiz iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılarca yapılan işlerin tamamlandığı, bunun delil tespit raporunda sabit olduğu, yapılan işin 722.737,50 TL bedelinde olduğu, davacı tarafça yalnızca 225.000,00 TL ödendiği, kazanç kaybının oluşmadığı ve çeklerin bedelsiz kalmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı taraflar ile yerel mahkeme tarafından savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının ihlal edildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle hatalı tespitlerle dolu hüküm tesis edildiğini, her ne kadar yerel mahkeme verilen kararın gerekçesinde; davalılar tarafından ..... ... Asliye Hukuk Mahkemesi......D.İş dosyası kapsamında davadan önce delil tespiti yapıldığını ve anılan raporda "Tespit Tarihi" olarak 30.05.2022 belirtilmiş olsa da anılan tespit raporu incelendiğinde; "... Tespite konu taşınmazda yapılacak incelemeler turizm sezonu olması sebebi ile daha sonra, sezon bittikten sonra tekrar gidilerek ayrıntılı bir şekilde yapıldı..." şeklinde belirtildiği üzere Raporda yer alan inceleme ve tespitlerin davanın açılmasından önce değil ancak turizm sezonu sonlandıktan sonra yapıldığını, anılan tespit raporunun bilirkişi tarafından ancak 23.12.2022 tarihinde tanzim edildiğini, iddia edildiği ve Mahkeme kararında belirtildiği gibi tespitin dava tarihinden önce yapılmış olması durumunda anılan tespit raporu bilirkişi tarafından tespit tarihinden yaklaşık 7 ay sonra tanzim edilmeyeceğini, tespitin davanın açıldıktan ve davalılar tarafından eksik bırakılan işlerin müvekkili tarafından farklı kişiler/firmalara tamamlatıldıktan sonra yapıldığını açıkça gösterdiğini, müvekkiline ait işyerindeki tamirat işlemlerinin davalılar tarafından anlaşılan tarihte tamamlanmayarak eksik bırakılması neticesinde müvekkili firma tarafından -turizm sezonunun kaçırılmaması amacıyla- eksik kalan işlemlerin tamamlanması amacıyla farklı kişiler/firmalar ile anlaşıldığını ve işyerindeki tamirat işlemleri tamamlatıldığını, 23.12.2022 tarihli tespit raporunun davanın açılmasından önce değil turizm sezonunun tamamlanmasından sonra tanzim edilmiş olup raporun tamamen fiyat teklif formunda bulunan işlemler ile davalıların incelenmesini talep ettiği ekstra işlemlerin maliyetlerinin hesaplanmasına yönelik hazırlandığını, ancak söz konusu işlemlerin davalılar tarafından gerçekleştirildiğini gösterir hiçbir somut delil bulunmadığını, müvekkili firmadan alacaklı olduğu iddia eden ve bu yönde tespit talebinde bulunan davalılar tarafından, müvekkili firmaya hitaben hiçbir fatura kesilmediğini ve alacaklarının tahsili amacıyla müvekkili firmaya karşı iş bu zamana kadar hiçbir hukuki girişimde bulunulmadığını, yerel mahkeme kararına göre müvekkili firmadan 497.737,50 TL alacağı bulunan davalıların alacaklarını tahsil etmek amacıyla hiçbir işlemde bulunmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde haklılıklarını ispatlamak amacıyla tanık beyanlarına dayanıldığını ancak Yerel Mahkeme tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tanıklarının dinlenilmesinden imtina edilerek müvekkili şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davalılar tarafından yarım bırakılan işleri göstermek amacıyla sunulan fotoğraf ve video kayıtlarına ilişkin Yerel Mahkeme tarafından; fotoğrafların nereye ve ne zamana ait olduğu anlaşılmadığı ve resmi bir delil tespiti yapılmadığı gerekçesiyle bu fotoğrafların ve video kayıtlarının delil olarak kabul edilmediğini, ayrıca 23.12.2022 Tespit Raporu'nun yeterli olması nedeniyle keşif yapılmamasına karar verildiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla, istinaf başvurusunun kabulünü, itirazları doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte olunması halinde haklı davanın kabulünü, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf başvurusunda savunmanın genişletilmesi/ değiştirilmesi yasağının ihlal edildiğini, eksik inceleme ve araştırma yapılarak hüküm tesis edildiğinden bahisle istinaf yoluna başvurulduğnu, ancak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen tadilat, tamirat, bakım ve onarım işleri gereği teklif formu gönderildiğini, ilk anlaşma iş bu teklif formu üzerinden yapıldığını, akabinde davacı şirketin devam eden birden fazla talepleri olduğunu, müvekkili şirket tarafından işlerin hepsi eksiksiz olarak davacıya teslim edildiğini, davacı yanca her ne kadar davaya konu işlerin yapıldığı otelde 39 oda olduğu ve ekstradan yapılan sözleşme gereği 9 oda daha yeniden yapılması konusunda müvekkili şirket ile anlaşma yapıldığı iddia olunsada taraflarınca bu iddiayı kabul etmediklerini, zira hem teklif formunda, hem taraflarınca ikame ettiği delil tespiti dosyasında hem de davacı yanca alınan yapılmayan işlerin tamalatılmasına ilişkin teklif formunda odalardan bahsedilmediğini, davacı yanın internet sitesini ziyaret edildiğinde 31 oda 8 yetişkin odası çıktığını, davacının kazanç ve kar kaybı yaşandığı iddiası ile tazminat talebini kabul etmediklerini, tacirlerin basiretli iş adamı gibi davranmasının gerektiğini, özellikle ayıp ihbar külfetini yükleteceği ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanabilmesi için müvekkiline haber vermesi gerektiğini, dosya kapsamında bir takım mesajlaşmaların ihbar külfetinin yerine getirildiğine dair bir iddiaya dayandığını, halbuki hangi tarihte kim ile gerçekleştirildiği belli olmayan bir takım mesaj içeriklerinin kabulünün mümkün olmadığını belirttiklerini, taraflarınca müvekkili şirketin yapmış olduğu ve eksiksiz teslim edilen işler bakımından .... .. Asliye Hukuk Mahkemesi ..... D. İş dosyası üzerinden tespit yaptırıldığını ve yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespiti talep edilen işlerin malzeme ve işçilik dahil toplam bedelinin 722.737,50 TL olacağını, müvekkilinin davacı şirketten yaklaşık 500.000-TL bakiye alacağı bulunduğunu, bilirkişi raporu, yeterli araştırma ve inceleme yapılarak kaleme alındığı ve haklılıklarının sübuta erdiğini, bu raporun mahkeme kararına dayanak olarak alınmasını talep ettiklerini, söz konusu bilirkişi raporu ile haklılıkları sübuta erdiğinden, haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../.. E. .../.... K. Sayılı usul ve yasaya uygun hükme karşı davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; taraflar arasında imzalanan ve hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesi olan tadilat sözleşmesindeki edimlerin davalılarca gereği gibi yerine getirilmediği iddiasıyla açılan sözleşme nedeniyle verilen çeklerden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve kazanç kaybı istemli davadır. Taraflar arasında 275.000,00 TL götürü bedelle tadilat sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme eser sözleşmesi mahiyetindedir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebilir. Sözleşme dışı iş kalemlerine ilişkin istemlerde ise, yapıldıkları yıl mahalli piyasa rayiç bedellerine göre hesaplama yapılarak iş bedelinin bulunması gerekir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar). Ancak götürü bedelli sözleşmelerde iş bedelinin tamamı ödenmiş ise, eksik ve ayıplar nedeniyle fiziki oran kurulması gerekmez; bu durumda iş sahibi, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini isteyebilir. (ÖZTÜRK, Muammer; GÖZÜTOK Zeki: Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 2019, s. 569) Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. TBK'nın 474/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin "işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıbı öğrenir öğrenmez gecikmeksizin yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Diğer taraftan ayıbın varlığını ihbar şekil koşuluna bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Öte yandan ayıplı işlere ilişkin ihbar mükellefiyeti getiren kanun koyucu eksik işler yönünden iş sahibine böyle bir yükümlülük yüklememiştir. Bir başka deyişle, eksik işlerde ihbara gerek olmaksızın zamanaşımı süresi içerisinde eksik işler bedeli her zaman talep edilebilir. Eserdeki ayıplar yönünden ayıp giderim bedelinin ayıbın ortaya çıktığı tarihe ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihe göre belirlenmesi gerekir. Ayıbın ortaya çıktığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında uzun süre var ise davanın geç açılmasında yüklenicinin bir kusuru bulunmadığından 6098 sayılı TBK'nın 114/II. maddesi yollamasıyla 52. maddeleri gereğince artan zarardan sorumlu tutulamaz. Ayıbın ortaya çıktığı tarih ile dava tarihi arasındaki maliyet farkına (artan zarara) iş sahibi katlanmak durumundadır. Ayrıca, ayıpların giderim bedelinin mahalli piyasa rayicine göre, mahalli piyasa fiyatlarına KDV ve yüklenici karı dahil olduğundan piyasa rayicine göre belirlenecek miktara KDV ve yüklenici karı eklenmeksizin ayıp giderim bedeli belirlenmelidir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi , 2018/2563 Esas, 2018/4079 Karar) Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya baktığımızda davacı taraf davalıların tadilat işini yarım bıraktıklarını, tamamlamadıklarını, turizm sezonu olması nedeniyle işin başka kişilere kendileri tarafından tamamlatıldığını, bu nedenle sözleşme nedeniyle verilen çekler dolayısıyla borçlu olmadıklarını, ayrıca tadilat sözleşmesinin gereği gibi ve zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle kazanç kayıplarının oluştuğundan bahisle alacak talep etmekte, davalı taraf ise işin tamamlandığını, hatta bir kısım işlerin sözleşme dışı olarak fazladan yapıldığını, süre belirlenmediğinden gecikmenin söz konusu olmadığını, işin tamamlandığının delil tespitine ilişkin .. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../.. D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu dosyada işin tamamlandığının ve bedelinin 722.737,50 TL olarak tespit edildiğini savunmaktadır.Davacı taraf delil tespitinin davalılar tarafından işin yarım bırakılmasından sonra turizm sezonu olduğundan yarım kalan iş kendilerince başka kişilere tamamlatıldıktan sonra yapıldığını, raporun turizm sezonunda yeterli inceleme yapılamaması nedeniyle turizm sezonu bittikten sonra yerinde tekrar inceleme yapılarak hazırlandığını, işin yarım bırakıldığına dair sunulan fotoğraf ve videolardan bu durumun anlaşıldığını, tanıklarının dinlenilmediğini beyanla istinaf talebinde bulunmuş olup nitekim davacı tarafın ticari defterlerinde bilirkişi raporunda adı belirtilen dava dışı firmalar adına düzenlenmiş tadilat işine ilişkin 96.677,88 TL tutarında faturaların kayıtlı olduğu, delil tespiti raporunda da bilirkişi incelemesinin turizm sezonu bittikten sonra tekrar gidilerek yapıldığı belirtilmiş olup, davacı tanıklarının da dinlenmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre ilk derece mahkemesince deliller usulünce toplandıktan, davacı tanıkları gerekirse keşif yapılarak mahallinde dinlendikten ve bilirkişiden davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan ve dava dışı firmalara işin tamamlatıldığına ilişkin olduğu iddia edilen faturalar içeriğindeki malzemelerin dava konusu iş kapsamında kullanılan malzemeler olup olmadığı yönünde rapor alınarak varsa yarım bırakılan işlerin ve tamamlanan işlerin değeri yukarıda götürü usule ilişkin yapılan açıklamalar doğrultusunda alınacak bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra davalı tarafın da kabulünde olan 230.000,00 TL ödemenin belirlenen iş bedelinden fazla olduğu anlaşılırsa iş sahibi olan davacının fazla ödediği bedelin iadesini talep edebileceği gözönüne alınmalı; az ise yüklenici olan davalıların ödenmeyen iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeliyken davanın reddine dair verilen karar doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ..../.. Esas ../... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.28.11.2024 ......
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.