Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/928 E. 2026/1151 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/928
- Karar No
- 2026/1151
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/928 - 2026/1151 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/928 KARAR NO : 2026/1151 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2024 NUMARASI : 2023/337 E. - 2024/132 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/03/2024 Tarih ve 2023/337 Esas - 2024/132 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2021/079756 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirketin “...” esas ibareli markaları ile itiraz edildiğini, itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin tali unsur olduğunu, taraf markalarının esas unsurlarının birebir aynı olduklarını, müvekkili markalarının SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca tanınmış markalar olduğunu, müvekkili şirketin 1917 yılında kurulduğunu, Türkiye’nin yurt dışına ihraç edilen ilk Türk tekstil markası olduğunu, müvekkili şirketin dava dışı ... ... Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye 2005 yılından itibaren marka kullanım sözleşmesi ile marka kullanım hakkı verdiğini, müvekkilinin “...” markasının T/02390 sayı ile tanınmış markalar siciline de tescilli olduğunu, SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca da marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, davalı şirketin iş bu davada kullanım ispatı definde bulunma hakkı olmadığını ileri sürerek 2023-M-5859 sayılı kararının iptaline, 2021/079756 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Kurumu vekili, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda başvuru konusu marka ile 2015 06038, 2015 06061, 2016 47620 sayılı markalar arasında “Markanın ve kapsamındaki mal/hizmetin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir” gerekçesine yer verilerek başvuru konusu markanın kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartıldığını, taraf markaları arasında kalan mal ve hizmetler bakımından SMK'nın 6/1. anlamında bir benzerlik ihtimali kalmadığını, dava konusu marka davacı markalarına benzer olmadığından ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından tanınmışlık hususunun iş bu davaya etkili olmadığını, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacının müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği sektörde faaliyet göstermediğini, markalarını ilgili sınıf ve emtiada kullanmadığını, davacının hazır giyim sektörü hariç başka bir sektörde faaliyeti bulunmadığını, davacının mesnet markalarını ciddi biçimde kullandığının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkili ve grup şirketlerinin “...” ibareli tescilli seri markaları ve “...” ibareli tanınmış markası bulunduğunu, davacının müvekkiline ait bebek ürünleriyle ilgili emtia ve sınıflarda tescilli “...” ibareli markası bulunmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin “...” ibareli markalarıyla ilgili sınıf ve emtiada üstün hak sahibi olduğunu, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlük istemi bakımından davalı şirket cevap dilekçesi ile kullanmama def'i ileri sürdüğünden, bu hususun ön sorun olarak incelendiği, YİDK kararının iptali istemi bakımından ise; marka işlem dosyasında kullanmama def'i ileri sürülmediğinden, itiraza mesnet tüm markaların bu istem bakımından SMK m.6/1 hükmü değerlendirmesinde dikkate alındığı, 6769 sayılı SMK madde 25/7 uyarınca; hükümsüzlük davası bakımından kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınacağı, somut olayda, dava tarihi 24.07.2023 olup, davacı tarafın hükümsüzlük davasına mesnet gösterdiği 2015/06038, 2015/06061, 2016/47620, 2016/96461, 2019/73072 sayılı markaların tescil tarihleri incelendiğinde, 2015/06038, 2015/06061 sayılı markaların, dava tarihinde en az 5 yıldır tescilli olduklarının tespit edildiği, dolayısıyla, davalı şirketin, davacının gerekçe olarak gösterdiği 2015/06038, 2015/06061 sayılı markaların kullanımının ispatlanmasını talep edebileceği, davacı tarafın, dava tarihinden önceki 5 yıl içinde (24.07.2018-24.07.2023) 2015/06038, 2015/06061 sayılı markalarını kullandığını ispatlaması gerektiği, ancak; ilgili markaların kullanıldığını gösterir herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla davacı tarafın, 2015/06038, 2015/06061 sayılı markalarını kullandığını ispatlayamadığından, hükümsüzlük davası bakımından, davacıya ait 2015/06038, 2015/06061 sayılı markaların 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınmayacağı, dava konusu marka başvurusunun, 5, 10, 12, 20, 24, 35. sınıflarda yer alan bir kısım mal ve hizmetlerde tescil edilmek üzere başvuruya konu edildiği, davacının, hükümsüzlük davası bakımından dikkate alınan 2016/47620, 2016/96461, 2019/73072 sayılı markalarının 09, 14 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde, YİDK kararının iptali davası bakımından dikkate alınan 2015/06038, 2015/06061, 2016/47620, 2016/96461, 2019/73072 sayılı markaları ise 9, 14, 25, 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, karşılaştırılan markalar kapsamında, aynı/aynı tür mal ve hizmet bulunmadığı, benzerlik bakımından değerlendirildiğinde ise, dava konusu marka kapsamında “Bebek mamaları, Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Bebekler için kundak örtüleri. Bebek uyku seti, yatak koruma, bebek nevresim takımı” ile bu ürünlerin perakendeciliği hizmetlerinin bulunduğu, davacıya ait markaların ise genel olarak giysiler, ayak, baş giysileri, gözlükler, bijuteri gibi ürünleri içerdiği, dava konusu marka kapsamındaki bebek giysileri/bebek ayakkabıları gibi ürünlerin, itiraz aşamasında ... Kurumu tarafından dava konusu marka kapsamından çıkarıldığı, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler, bebeklerin bakımında gerekli olan ürünleri içermekte olup, davacıya ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklı olduğu, davacı markaları kapsamında yer alan emtia ile dava konusu marka kapsamında yer alan emtia karşılaştırıldığında, bu emtia arasında ayniyet bulunmadığı gibi, benzerlik de bulunmadığı, sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlanamadığı, davaya konu marka başvurusunun “...” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğu, dava konusu marka kapsamındaki ürünler incelendiğinde, tamamının bebekler için kullanılan ürünler olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla, dava konusu ürünler bakımından “...” ibaresinin marka vasfının bulunmadığı, “...” ibaresinin de bir anlamı bulunmakla birlikte, dava konusu ürünler bakımından tanımlayıcılığının söz konusu olmadığı, dolayısıyla, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, hükümsüzlük davası bakımından davalı şirketin, davacıya ait 2015/06038, 2015/06061 sayılı markaları hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait 2015/06038, 2015/06061 sayılı markaların, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli oldukları, iş bu markaların kullanımının ispatlanamaması nedeniyle hükümsüzlük davası bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyecekleri, davacıya ait markalar ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek seviyede benzerlik taşıdığı değerlendirilmekle birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davacının gerek itiraza mesnet, gerekse hükümsüzlüğe mesnet markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür ya da benzer olmadığı, karşılaştırılan emtiaların kullanım amacının, satış ve dağıtım kanallarının, tüketici kitlesinin birbirinden farklı olduğu, karşılaştırılan emtiaların birbirinden farklı olması nedeniyle SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davalı şirket tarafından müktesep hakka mesnet gösterilen 2012/59674, 2011/47591, 2012/54502, 2011/54019 sayılı markalar, dava dışı şirkete ait olduğundan incelemede dikkate alınmadığı, davalı şirkete ait 2018/19659, 2019/37670, 2019/37676, 2020/14906 sayılı markaların tescil tarihleri ile davaya konu marka tescil başvuru tarihi arasında geçen süreler gözetildiğinde, iş bu markalar hakkında potansiyel hükümsüzlük davası açma süresinin dolmadığı, bu nedenle müktesep hakka konu edilemeyecekleri değerlendirildiğinden müktesep hak iddiasına mesnet olamayacakları, davalı şirketin, bilirkişi raporunda tablolaştırılan diğer önceki tarihli markaları bakımından sunulan belgeler incelendiğinde ise; “...” markasının, davalı şirket tarafından “çeşitli mutfak eşyaları” ürünleri üzerinde kullanıldığının tespit edildiği, davalı şirketin, uyuşmazlık konusu edilen mal ve hizmetler bakımından, önceki tarihli markalarının, tescilleri kapsamında, bu mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde herhangi bir marka kullanımının tespit edilemediği, dolayısıyla, somut olay bakımından, davalı şirketin önceki tarihli markaları sebebiyle müktesep hakkının bulunmadığı, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, davacı yanın iş bu davaya konu mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer mal veya hizmetler üzerinde, uzun süreli, yoğun ve sıkı tescilsiz markasal kullanımı bulunmadığından, gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde görülmediği, davacı şirket, itiraz ve dava aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, davacı şirkete ait “Şekil+...” markasının ... Kurumu nezdinde 27.12.2013 başvuru tarih ve T/02390 sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, tanınmış marka kaydı ve içinde sektörden kimsenin de bulunduğu bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübesi dahilinde, davacı yana ait “...” ibareli markanın Giyim Sektörü bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, fakat dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markanın tanınmış olduğu sektörün ilişkilendirilebilir olmadığı, bu nedenle dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin kesintisiz ve yoğun ticari kullanım sebebi ile SMK md. 6/3 uyarınca iş bu marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, bir markanın üzerinde kullanıldığı ürün veya hizmet satın alınırken söz konusu marka toplum içerisinde tanınmış marka olarak değerlendiriliyor ise, tüketicinin o markalı ürün veya hizmete yöneleceğini, müvekkiline ait “...” markasının tüketicide bu güveni sağlayan bir marka olduğunu, bu sebeple, üçüncü kişiler tarafından imaj transferi amacıyla müvekkiline ait markanın tescile konu edilmesi riskinin bulunduğunu, mahkemece dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine varılmışsa da "..." markasının tanınırlığı ve uzun yıllardır faaliyet göstermesi karşısında varılan bu sonucun doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait markalar ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, ancak dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın, davacının gerek itiraza mesnet, gerekse hükümsüzlüğe mesnet markaları kapsamında yer alan emtia ile aynı/aynı tür ya da benzer olmadığının, karşılaştırılan emtiaların kullanım amacının, satış ve dağıtım kanallarının, tüketici kitlesinin birbirinden farklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu nedenle SMK'nın 6/1. maddesinin şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, diğer yandan SMK'nın 6/3. Maddesinin koşullarının da bulunmadığı, içinde sektörden kimsenin de bulunduğu bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübesi dahilinde, davacı yana ait “...” ibareli markanın Giyim Sektörü bakımından tanınmış marka olduğunun belinlendiği, ancak dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markanın tanınmış olduğu sektörün ilişkilendirilebilir olmadığının, bu nedenle dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.