Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/830 E. 2026/1089 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/830
Karar No
2026/1089
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/830 - 2026/1089 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/830 KARAR NO : 2026/1089 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/01/2024 NUMARASI : 2023/293 E. - 2024/17 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12/01/2024 tarih ve 2023/293 Esas - 2024/17 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2022/061641 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2007/34778 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa söz konusu markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzer olduğunu, davalının ihtilafa konu markasının tüketicinin zihninde piyasada bilinen ve daha önce gördüğü müvekkili markası olan “...” şeklinde kalacağını, bu kapsamda karıştırılma ihtimali ortaya çıkacağını, davalıya ait marka ile karşılaşan tüketiciler tarafından davalıya ait markanın “...” şeklinde algılanabilme ve zihinde bu şekilde kalma ihtimalinin oldukça yüksek olacağını, “...” ibaresinin bilinen hiçbir dilde bir anlamı olmadığından söz konusu ibarenin olduğu şekliyle okunması veyahut telaffuz edilmesinin imkansız bulunduğunu, bu nedenle tüketiciler tarafından söz konusu ibare daha önce gördükleri ve aşina oldukları “...” esas unsurlu “...” markası ile ilişkilendirilecek ve söz konusu ibare “...” şeklinde okunarak müvekkili markası ile ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkacağını, müvekkili faaliyet alanı kapsamında 34. sınıfta yer alan emtialar ile davalı markasında yer alan emtiaların aynı/aynı tür olduğunu, davalının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-4362 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru konusu marka ile davacı markası arasında telaffuz, biçim ve anlam itibarıyla bir benzerlik bulunmadığı gibi her birinin bütünü itibarıyla bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle ibareler arasında karıştırmaya sebebiyet verebilecek derecede bir yakınlık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan malların itiraza mesnet 2007/34778 sayılı marka kapsamında yer alan mallarla aynı veya aynı tür bulunduğu, başvuru markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, itiraza mesnet markada "..." ibaresinin markanın genel görünümü içinde ön plana çıktığı, "..." sözcüğünün İngilizce olup Türkçe'de "..." anlamına gelen "sıfat" niteliği gereği "..." sözcüğünü nitelediği, söz konusu sözcüğün bilinen bir anlamının bulunmadığı, bu nedenle 34. sınıfta yer alan emtialar bakımından ayırt ediciliği güçlü bir ibare bulunduğu, buna göre itiraza mesnet markanın esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu, başvuru markasının "..." sözcüğünün sessiz harflerinden oluştuğu, marka sahiplerinin yeni ve dinamik bir imaj yaratmak, tüketicilerin ilgisini odaklamak amacıyla sahip oldukları markaların yeni varyasyonlarını oluşturma alışkanlıklarının bulunduğu, bu varyasyonların bir türünün de sesli harflerin kullanılmaması ile oluşturulan markalar olduğu, dolayısıyla ilgili tüketici kesiminin, bir markayı oluşturan sesli harflerin çıkartılmasıyla geride kalan sessiz harfler ile yeni oluşturulan varyasyon marka uygulamasına aşina bulunduğu, bu şekilde sessiz harflerden oluşan bir marka ile karşılaşan ilgili tüketici kesiminin, bu markayı, önceki tarihli sesli harfler de içeren markanın yeni bir varyasyonu olarak algılayarak önceki tarihli marka ile bağlantı kurma alışkanlığının olduğu, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmasının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, davalı şahsın başkaca marka tescil başvurularında da bulunmuş olmasının tek başına iş bu davaya konu marka tescil başvurusu bakımından kötü niyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davalı şahsın engelleme, spekülasyon, tuzak, şantaj vb gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir kasıtla hareket ettiğini ortaya koyacak yeterli nesnel olguların marka işlem dosyasında bulunmadığı, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2023-M-4362 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, başvuru konusu marka ile davacı markası arasında telaffuz, biçim ve anlam itibarıyla bir benzerlik bulunmadığı gibi her birinin bütünü itibarıyla bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle ibareler arasında karıştırmaya sebebiyet verebilecek derecede bir yakınlık bulunmadığını, davalının “...” markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibanın, davacıya ait “... + ...” markasının bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi markaların karıştırılma olasılıklarının da bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvurunun, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresindeki sessiz harflerden oluştuğu ve bu durumun markaların karıştırılmasına, en azından ilişkilendirilmesine yol açacağı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı Kurum tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 21/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/830, K. 2026/1089, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-830-e-2026-1089-k-51d9a47f0a23