Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/673 E. 2024/707 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/673
- Karar No
- 2024/707
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1898 KARAR NO : 2025/137 KARAR TARİHİ : 23/01/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2024 NUMARASI : 2024/446 Esas 2024/707 Karar DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) BAM KARAR TARİHİ : 23/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/01/2025 Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in diğer müvekkilleri ... A.Ş. ve ... Şirketi olan grup şirketlerin sahibi olduğunu, ...'in iki şirketin tek ortağı ve %100 pay sahibi olduğunu, müvekkili şirketin ikametgah adresi ve .... Ticaret A.Ş'nin ticaret siciline kayıtlı olduğu adresi gereğince İzmir/Karşıyaka Mahkemeleri işbu davada yetkilidir. ... Şirketi bakımından ise İİK'nun m.285'in atfi ile İİK m.154/2 gereğince şirket muamele merkezi değerlendirilmesi yapıldığında şirketin tek ve 100'lük pay sahibi ...'in İzmir/Karşıyaka'da ikamet etmesi, grup şirketlerden diğerinin adresi İzmir/Karşıyaka olması vb. hususlar birlikte değerlendirildiğinde ... Şirketi'nin muamele merkezinin de İzmir/Karşıyaka olduğunu, müvekkilleri arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, müvekkili ...'in diğer şirketlerin borç ilişkilerinde ve kredi kuruluşlarından yapmış oldukları borçlanma işlemlerinde muhtelif senetlerde ve genel kredi sözleşmelerinde şahsi imzası nedeniyle kefaletleri bulunduğunu, müvekkili şirketlerin ana faaliyet alanlarının ikamet amaçlı olmayan binaların inşaatı (fabrika, atölye vb. sanayi üretimini amaçlayan binalar ile hastane, okul, otel, işyeri, mağaza, alışveriş merkezi, lokanta, kapalı spor tesisi, cami, kapalı otopark, tuvalet, vb. inşaatı) olarak belirlendiğini, ...nin proje tanzim tarihi itibariyle mali tablolarında yer alan kayıtlı sermayesi 1.000.000,00 TL olup tamamının ödendiğini, ...nin 09.11.2023 tarihli genel kurul kararı ile 1.500.000,00 TL olan sermayesinin 11.500.000,00 TL ye yükseltildiğini ve tamamının ödendiğini, şirketlerin yapacağı işlerle ilgili geniş kapsamlı sözleşme yaparak 60 ila 90 vadeli çeklerle peşinat olarak alarak malzeme temini sağlayıp işe başladığını, işin ilk hakkedişine kadar işe devam edip ödemeleri kısmi nakit ve çoğunlukla çekle yaptığını, inşaatların işçilerinin SGK yükümlülüğünün ana firma tarafından karşılandığını, işe karşılık alınan avanslar için bir kısım ek teminatın ana firmaya verildiğini, bu teminatların iş yeri teslimi ile yüklenici firmadan geri alındığını, imalat giderleri içerisinde gerekli olan malzemeleri alıcılardan alınan çekleri ciro ederek ya da kendi çekini keserek temin etse de bazı malzemeleri peşin olarak aldığını, ayrıca işçilere ödemelerinin peşin yapıldığını, inşaat alanında fazladan oluşan harici nakliyeler, moloz aktarımı, gelen malların hamaliye giderlerinin yine peşin olarak karşılandığını, işe başlarken alınan çekleri bankalar aracılığı ile nakite dönüştürüp ödemeleri yaptığını, bankaların son dönemdeki faiz politikaları nedeniyle çek karşılığı olan kredileri daraltması neticesinde aldığı işlerin devamını sağlamak için çekleri faktoring sisteminden kırdırma yoluna gittiğini, ... Şirketinin borçlarına karşılık çapraz kefaletler nedeniyle ...nin sıkıntılar yaşadığını, ayrıca ana yüklenici firmaların ödeme için verdiği çeklerin vadesini kırk ila altmış gün arasında artırması neticesinde faiz yükünün şirketin nakit pozisyonu üzerinde baskı oluşturduğunu, ilerisi için kısa vadeli ödemelerde sıkıntı yaşanacağını, şirketlerin ana yüklenici firmalar ile artan finansman giderleri için görüşmelere başladığını, 2022 ve 2023 yılında bankaların kredileri kapamaları sonrasında finansman temininde factoring şirketlerine gidilmesi ile faiz yükünün yaklaşık 3 katına yükselmesine neden olduğunu, şirketlerin yaşamış olduğu ekonomik sıkıntıların en önemli nedenleri olarak; tahsilatlarda yaşanan gecikmeler nedeniyle nakit darboğazı içerisine girilmesi, nakit ihtiyaçlarının banka kredileri ile finanse edilmesi, kullanılan kredilerin vadelerin kısa süreli olması, ilave kredi kullanımları için yeni limit açımına bankaların sıcak bakmamaları nedeniyle faktoring şirketlerinden daha yüksek maliyetli finansman temin edilmek zorunda kalınması, maliyet artışlarının kısa sürede fiyatlara yansıtılamaması ve alacak tahsilatlarında yaşanan olumsuzlukların gösterilebileceğini, piyasaların son zamanlarda tekrar sıkışması nedeni ile bankaların ve tedarikçilerin tahammül limitlerinin düştüğünü, ödeyemedikleri borçlar nedeni ile şirketlerin üzerine çok yüklenilmekte olduğundan iş yapılamaz hale gelindiğini, mal tedariki anlamında yüksek enflasyonla beraber vadelerin tedarikçiler tarafından aşırı derecede kısıtlanması, daha önce kesilmiş vadeli çeklerin ödeme zorluğu içinde olunmasının şirketleri yok olma noktasına getirdiğini, şirketlerin varlığını sürdürerek işyerlerinde çalışan personelin istihdamı ve sigorta kapsamında tutulması, tedarikçi firmalardan yapılacak alımların ödenmesi ile mevcut işlerinden kar elde edilerek, borçların yapılandırılması açısından bakıldığında şirketin normal faaliyetlerine devam edebilmesi gerektiğini, tüm bu hususların neticesinde şirketlerin borç sarmalı içerisine girmesi kredilerin ve piyasa borçlarının büyük bölümünün kısa süre içerisinde ödenecek olmasının, tahsilatlarda yaşanan gecikmelerin şirketleri finansal olarak darboğaza soktuğunu bildirerek, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında olan müvekkil şirketler ve şahsın İİK'nun 285 vd.madde hükümleri uyarınca borçlarını ödeyebilmesi ve muhtemel bir iflastan kurtulmasına yönelik olarak alacaklılarıyla borçların ertelenmesine yönelik vade konkordatosu yapabilmesi, şirketlerin iflastan korunması ve şirketin projesinin gerçekleştirilmesi için uyarınca müvekkilleri hakkında 3 aylık geçici mühlet kararı verilmesine ve gerekli görülmesi halinde bu mühletin 2 ay daha uzatılmasına, geçici mühlet neticesinde 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesine, gerekli görülmesi halinde iş bu müddetin 6 ay daha uzatılmasına, yargılama sonucunda İİK'nın 305 ve devamı maddeleri gereğince konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "..., Talep, İİK'nun 285 vd.madde hükümlerine göre açılmış, geçici mühletten sonraki süreç olan kesin mühlet ve konkordatonun tasdikine ilişkindir. Mahkememizin 29/07/2024 tarihli ara kararı ile talep edenler hakkında geçici mühlet kararı verilmiş, konkordato komiserleri tarafından 26/09/2024 havale tarihli ön rapor ve 21/10/2024 havale tarihli nihai rapor sunulmuştur. Çözülmesi gereken sorun; gelinen aşamada kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kollektif bir tasfiye biçimidir. Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. Esasen kısa vadeli borçların ödenememesi ya da ödenememesi tehlikesi konkordatoya başvuru için yeterli olmakla birlikte varlıkları borçlarının kat be kat üstünde olan borçlular için konkordatoya başvurularının kabul edilemeyeceği Yargıtayın yerleşik kararlarında ortaya konulmuştur. Konkordatonun temel amacı borçların ödenmesi olmakla birlikte 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle borçlunun işletmesinin iyileşmesi de bir işlev olarak konkordatoya yüklenmiştir. Ancak bu işlev alacaklıların alacaklarının çeşitli yollarla yok edilmesi suretiyle borçlunun borçlarından kurtulması ve buna ek olarak işletmenin kalkındırması maksadıyla kullanılamaz. Borçlu, alacaklılarına mümkün olan en yüksek tatmini sağlamak zorundadır. İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin yükünün sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun konkordato projesini düzenleyen 286'ncı maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerekmektedir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklıların borcun ne kadarından feragat edeceklerini, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağını kesin bir şekilde belirtmelidir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nun 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulunun gözetilmesi gerekir. Bu bağlamda, diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlar kötüniyetin göstergesi olup bu halde borçlu konkordato müessesesinin sağladığı imkanlardan faydalanamaz. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; talep eden şirketler ... A.Ş.ve ... Ltd.Şti.'nin konkordato tasdik kararını takip eden aydan başlamak üzere 48 aylık(4 yıllık) dönemde aylık eşit taksitlerle %52 faizle borçların ödenmesi teklifi ile vade konkordatosu talep edildiği, yine talep eden ...'in konkordato projesi ile şahsi borçları ile talep eden şirketler ...A.Ş.ve ... Tic.Ltd.Şti. adına şahsi kefalet sözleşmelerinden dolayı borçları nedeniyle aynı vade süresince vade konkordatosu talep edildiği anlaşılmaktadır. Talep edenler ... A.Ş.ve ...'in ikametgahları mahkememiz yargı çevresinde kalmış olup konkordato talep edenlerden ... Şirketi ... Müdürlüğü nezdinde kayıtlı ise de; adı geçen şirket ile diğer talep eden ... San.Tic.A.Ş.nin tek ortağı ve temsilcisinin diğer talep eden ... olduğu, her üç kişinin malvarlıklarının birbiri ile doğrudan ilintili olduğu, işin mahiyeti ve aciliyeti gözetildiğinde usul ekonomisi ilkesi gereği her üç şahıs yönünden bu konkordato işine bakma yetkisinin mahkememize ait olduğu kabul edilmiştir. Talep eden şirketlerden ... Tic.A.Ş bakımından, 23/10/2024 tarihli duruşmada tefrik kararı verilerek bu şirketin yargılamasına mahkememizin 2024/673 E.sayılı dosyası ile devam edilmektedir. Talep eden şirket ... Şti.'nin ve talep eden şirket yetkilisi ...'in ödemelerinde vade süresince alacaklılara her ay aylık %52 oranın da faiz ödeyeceklerini belirtmeleri, her ne kadar alacaklılar yönünden alacakları için tenzilat yapılmadığı düşüncesini ortaya çıkarmakta ise de; talep eden şirket ve yetkilisinin ödemelerini uzun bir vadeye yaydığı görülmektedir. Keza İİK'nın 305.maddesinde ortaya konulduğu şekli ile konkordatonun tasdiki şartları belirtilmiş olmakla, tasdik şartlarından bir tanesi de konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır. Mahkememizce dosyaya kazandırılan 21/10/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda ... Ltd.Şti.'nin aylık cirosunun 6.151.019,72 TL olabileceği ve buna göre yıllık cirosunun 73.812.236,64 TL civarında gerçekleşeceği varsayımından hareketle talep eden şirketin yıllık kârının 7.381.223,66 TL mertebesinde olduğu belirlenmiş olup, talep eden şirketin borcu dosyaya sunulu konkordato ön projesinde 100.030.129,57 TL, bilirkişi raporunda ise 89.016.718,86 TL'dir. Mevcut durum itibari ile talep eden şirketin teklif ettiği faiz oranı ve 4 yıl vadede borcu ödeme planlaması karşısında, şirketin borca batık olmadığı da dikkate alındığında, belirlenen borç miktarını kaynakları ile ödemesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Talep edenlerin, konkordato projesi ile teklif ettikleri ödeme şartlarının İİK’nın 305/1-b maddesi uyarınca borcun kaynakları ile orantılı olması şartına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Aynı zamanda müdahale talep edenlerden ... talep dilekçesinde; konkordato talep edenlerin kendisine 5.000.000,00-TL ve 10.000.000,00-TL bedelli çekler verdiğini konkordato talep edenlerden 12.100.000,00- TL alacaklı bulunduğunu belirtmiştir. Mahkememizin 23/10/2024 tarihli duruşmasında alacak- borç durumu konkordato teklif eden şirketin yetkilisinden sorulduğunda, yetkili 8.000.000,00 TL civarında müdahale talep eden ...'a borçlarının bulunduğunu, şahsi olarak çalıştıklarından defter ve kayıtlarda bunların gözükmediğini bildirmiştir. Yine konkordato komiserleri son celsede "Defterlerde bulunan kayıtları biz rapora aktardık onun dışında başka kayıt yoktur, ... ile şirketi arasında ilişki konusunda sadece defterlere göre kaydettik, gerçekte alışveriş olup olmadığını bilmiyoruz, yine her iki şirket arasındaki ticari ilişkileri de kaydi olarak rapora döktük onun dışında müstenidatları elde edemedik bize temin edemediler" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. HMK'nun 29.maddesinde öngörülen tarafların dürüstlük kuralarına uygun davranmak zorunda olmaları halinin ve İİK’nun 308/f maddesinde belirlenen kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun kabul edilmeyeceğine ilişkin düzenlemelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde; konkordato talep edenlerin alacaklılarına verdikleri çekleri defter ve kayıtlarına işlemedikleri, gerçek alacak-borç durumunun tespiti açısından şirketlere ait ticari defter kayıtları tüm müstenidatları ile birlikte konkordato komiserlerinin incelemesine sunmadıkları, bu yönüyle konkordato müessesesi açısından dürüst davranmadıkları kanaati mahkememizde oluştuğundan ve henüz tasdik aşamasında kötüniyet fark edildiğinden, dürüstlük kuralına uygun düşmeyen konkordato taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "A-Talep edenler "... Şirketi" ve "..." haklarındaki geçici mühletin kaldırılarak konkordato taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, B)Talep eden "... Anonim Şirketi" hakkındaki yargılamanın tefriki ile ayrı bir esasa KAYDEDİLMESİNE, Tüm konkordato talep edenler haklarındaki 29/07/2024 tarihli ara kararları ile tesis edilen tüm ihtiyati tedbirlerin KALDIRILMASINA, Konkordato komiserlerinin görev ve yetkilerinin KALDIRILMASINA," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı talep edenler vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2024 tarihli 2024/446 E. ve 2024/707 K. Numaralı kararı ile müvekkili şirket ... Limited Şirketi ve ... yönünden davanın reddine, diğer müvekkili şirket ... Ticaret A.Ş. yönünden ise başvurularının tefriki ile ayrı bir Esasa kaydedilerek yargılamanın devamına karar verildiğini, ancak yerel mahkemece verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketlerin ve şahsın ön proje kapsamında borçlarını tasdik tarihini takip eden aydan itibaren başlamak üzere 4 yıl vade ve yıllık %52 (aylık %4,33) faiz ile ödeme teklif edildiğini, ancak yerel mahkemece bu taleplerinin yanlış algılanarak gerekçe kısmında ödeme planlarının aylık %52 faiz ile ödeme teklif ettikleri şeklinde değerlendirme yapıldığını, yerel mahkemece bu değerlendirmenin hatalı olması sebebiyle diğer hesaplamalarda da hataya sebebiyet verildiğini, yine yerel mahkeme kararı gerekçesinde müvekkili şirketin yıllık kârının 7.381.223,66 mertebesinde olduğu belirtilmiş olup müvekkil şirketlerin ön projeleri kapsamında 100.030.129,57 TL, bilirkişi raporunda ise 89.016.718,86 TL borcu olduğunun belirtildiğini, bu veriler ışığında müvekkili şirketin teklif edilen faiz oranı ve 4 yıl vadede borcu ödeme planlaması karşısında "şirketin borca batık olmadığıda" dikkatte alındığında, belirtilen borç miktarını kaynakları ile ödemesinin mümkün olmadığının görüldüğünü, mevcut koşullar içerisinde müvekkillerinin konkordato talebinde iyi niyetli hareket ettiği hususunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açık olduğunu, konkordato komiser raporlarının da bu yönde olduğunu, yerel mahkemece müvekkillerinin alacaklılarına verdikleri çekleri defter ve kayıtlarına işlemedikleri, gerçek alacak-borç durumunun tespiti açısından şirketlere ait ticari defter kayıtları tüm müstenidatları ile birlikte konkordato komiserlerinin incelemesine sunmadıkları dolayısı ile konkordato müessesesi içerisinde dürüst davranmadıklarını ve kötüniyetli davrandıkları şeklindeki değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dosya kapsamında mevcut komiser raporlarında da müvekkillerine ait Borç - Alacaklar ve teyitleri ile ilgili defter ve kayıtlarla ilgili uygunluk raporunun düzenlendiğini, yerel mahkemece dosya kapsamındaki komiser raporlarının olumlu olmasına karşılık söz konusu raporlardan ayrılma gerekçelerini kararlarında belirtilmediğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili şirketler ve şahısa 23.10.2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, konkordato mühleti talebi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İİK'nın 285. maddesi yollaması ile İİK'nın 154. maddesi uyarınca; konkordato taleplerinde yetkili ve görevli mahkeme, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi olup bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin ve kesindir. Konkordato talebinde bulunan şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa davanın da bu yer ticaret Mahkemesinde açılması gerekir. Muamele merkezinden kasıt, borçlunun ticarethanesinin olduğu yer olmayıp; borçlunun, ticaret yaptığı kişilere yönelik olarak işlerini takip ettiği yerdir. Gerçek veya tüzel kişi tacir birden fazla yerde ticari faaliyetlerde bulunuyor; ancak, bu işletmelerden birinde yoğun şekilde ticari faaliyetler yürütüyor ve tüm ticari işletmesini buradan idare ediyor ise muamele merkezi, ticari faaliyetlerin idare edildiği yer olarak vasıflandırılmaktadır (Baki Kuru (1988), İflâs ve Konkordato Hukuku (İflâs ve Konkordato), Alfa Basım ve Dağıtım, Ankara, s. 53; Güneysu-Güngör, s. 129.). İflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa iflas davasının bu yer ticaret Mahkemesinde açılması gerekir (Yargıtay HGK'nın 2012/19-643 Esas, 2013/256 Karar sayılı kararı). Aynı kural konkordato davaları için de geçerli bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince "Talep edenler ...Tic.A.Ş.ve ...'in ikametgahları mahkememiz yargı çevresinde kalmış olup konkordato talep edenlerden ... Şirketi ... nezdinde kayıtlı ise de; adı geçen şirket ile diğer talep eden ...Tic.A.Ş.nin tek ortağı ve temsilcisinin diğer talep eden ... olduğu, her üç kişinin malvarlıklarının birbiri ile doğrudan ilintili olduğu, işin mahiyeti ve aciliyeti gözetildiğinde usul ekonomisi ilkesi gereği her üç şahıs yönünden bu konkordato işine bakma yetkisinin mahkememize ait olduğu kabul edilmiştir. " gerekçesi ile ... Şirketi yönünden de işin esasına girilmiştir. Dava dilekçesinde her iki şirketin tek pay sahibi ...'in İzmir/Karşıyaka'da ikamet etmesi, grup şirketlerden diğerinin adresi İzmir/Karşıyaka olması vb. hususlar birlikte değerlendirildiğinde ... Şirketinin muamele merkezinin de İzmir/Karşıyaka olduğu beyan edilmiş ise de davacı şirketin tek ortağı vasıtası ile Karşıyaka'dan yönetilip yönetilmediği hususunun davacının bu konudaki beyanı alınıp gerektiğinde konkordato komiserinden rapor da alınmak suretiyle tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması, hâsıl olacak sonuca göre davacı ... Şirketinin fiili muamele merkezi belirlenip yetkili mahkemenin buna göre tespiti, şirketin muamele merkezinin Karşıyaka olduğu tespit edilir ise işin esasına girilmesi, aksi durumda 6100 sayılı HMK'nın 114(1)-ç ve 115(2) maddelerindeki kesin yetkiye ilişkin dava şartının değerlendirilmesi gerekirken, bu konuda araştırma yapılmadan bağlantı bulunduğu ve usul ekonomisi gerekçesi ile talep eden yönünden davaya bakma yetkisinin mahkemeye ait olduğu kabul edilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 355 ve 353/(1).a-4 maddeleri uyarınca sair istinaf nedenleri incelenmeksizin resen kaldırılması gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2024 Tarih, 2024/446 Esas 2024/707 Karar sayılı kararın HMK'nın 355, 353/1-a-4 maddeleri uyarınca resen KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf peşin (maktu) karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından alınan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/01/2025