Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/625 E. 2025/1930 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/625
- Karar No
- 2025/1930
- Karar Tarihi
T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/625
KARAR NO : 2025/1930
KARAR TARİHİ : 28/11/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2022/587 Esas - 2023/841 Karar
DAVA : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Erzincan ... İlçesi, ...Köyü içme suyu şebeke yapımı ve ... Köyü isale yenileme içme suyu tesisi işleri işine ait sözleşmeden de anlaşılacağı üzere müvekkillerinin ... ve ... İnş. Taah. Enerj. Ürt. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Ortak girişimi ile ... Köylere Hizmet Götürme Birliği arasında sözleşme imzalandığını ve işin yapımını müvekkillerine ait ortak girişim üstlendiğini, müvekkilleri ile davalılar arasında ise alt taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre işin tanımı Erzincan ... ilçesi... Köyü içme suyu şebeke yapımı ve ... Köyü isale yenileme, içme suyu tesisi işlerinin işçilik sözleşmesi olarak belirlendiğini, anılan sözleşme uyarınca müvekkillerinin sözleşmede belirlenen tutar olan 150.000,00-TL’yi davalılara ödediklerini, fakat davalılar işin bir kısmını yapmasına rağmen işin önemli bir kısmını tamamlamadıklarını, bu durumun ispatı ... Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/.... D.iş dosyasında hazırlanan ve dilekçe ekinde sundukları bilirkişi raporundan anlaşılacağını, davalılar ilerleyen süreçte sözleşme konusu işi yapmayı reddettiklerini, bunun üzerine taraflarınca delil tespiti yaptırıldığı, davalılar taraflarına 150.000,00-TL tahsil etmelerine rağmen işin 78.017,73-TL’lik kısmını tamamladıklarını, işin tamamlanma bedelinin 150.000,00-TL olduğunu, müvekkillerinin işi ortada kaldığını, işin idareye teslim tarihi 04/10/2022 olduğunu, bu sürede de iş yetişmediğini ve davalılar yüzünden müvekkillerinin zarara uğradığını, yargılama sonunda müvekkillerinin davalılara fazladan ödeme yaptığı ortaya çıkacağını, yapılan fazla ödemenin taraflarına iadesi gerektiğini, ödemeler çek kanalıyla gerçekleştiğini, yapılan fazladan ödemenin iadesinin avans faiziyle gerçekleşmesi gerektiğini, söz konusu dava açılmadan taraflarınca arabulucuya başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, buna ilişkin evrakları dava dilekçelerinde sunduklarını, dava sonunda müvekkillerinin alacağını alamama ihtimaline binaen davalıların tüm menkul ve gayrimenkul mallarına ihtiyati haciz konulması gerektiğini, haklı davalarının kabulünü, davalılara fazladan ödenen toplam miktar mahkememizce belirlenerek şimdilik 1.000,00-TL'nin davalılardan avans faiziyle birlikte alınarak taraflarına iadesini, teminatsız veya belirlenecek teminat karşılığında davalıların menkul ve gayrimenkul tüm malvarlıkları için ihtiyati haciz kararı verilmesini, avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 71.982,27-TL olarak belirlemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde," her ne kadar mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında bir takım tespitler yapılmış ise de dosya içerisinde davacının kendi beyanı doğrultusunda (işin ne kadarlık kısmının davalılar ne kadarlık kısmının davacılar tarafından yaptırıldığına yönelik) düzenlenen delil tespiti raporu dışında bir delil bulunmadığı, dava konusu işin kim tarafın hangi aşamaya kadar tamamlandığı, işin tamamlanmadığı iddia edilen kısmın davacılar tarafından tamamlandığına, davacılar tarafından kime/nasıl yaptırıldığına dair dosyada bir delil bulunmadığı, işin davalılar tarafından tamamlanmayarak yarıda bırakıldığı dönemde ne kadarlık kısmının tamamlandığına yönelik delil tespiti vb. bir tespitin de dosya içerisinde olmadığı anlaşılmakla ispatlanmayan davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında alt taşeron sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre Erzincan İli, ... İlçesi, ...Köyü içme suyu şebeke yapımı ve ... Köyü isale yenileme, içme suyu tesisi işlerinin işçilik Sözleşmesi olarak belirlendiğini, sözleşmede belirlenen 150.000,00-TL'nin müvekkillerince davalılara ödendiğini, fakat davalıların işi eksik yaptıklarını, tüm bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulduğunu, bu durum nedeniyle müvekkillerinin mağdur olduklarını, zarara uğradıklarını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği iş bedeli karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği tam iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK 470. maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 472/3 ve 476/3 maddeleri uyarınca; yüklenici işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için, eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi zorunludur.
Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bu kabul, fiili karine niteliğinde olup, iş sahibi bunun aksini ispat edebilir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür(bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/1041 E. 2021/1423 K. Sayılı ilamı). Bir diğer söyleyişle akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından gerçekleştirildiği karine olarak kabul edilmektedir ve işin yapılmadığı ya da eksik yapıldığı iddiasının davalı tarafça kanıtlanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi gereğince “eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” (Yargıtay 15.H.D. 2016/5725 E.
2018/629 K.)
Somut olay değerlendirildiğinde; davacılar ile dava dışı ''... Köylere Hizmet Götürme Birliği'' ile ''İçme Suyu Şebeke Yapımı'' ve ''... Köyü İsale Yenileme İçme Suyu Tesisi'' işleri için ''Eser Sözleşmesi'' düzenlendiği, davacılar ile davalılar arasında ise bu sözleşme kapsamındaki işlerin yapımı için ''İşçilik'' yönünden taşeronluk sözleşmesi düzenlendiği, davacılar tarafından davalıların işi terkettiği iddiasıyla delil tespiti talebinde bulunulduğu, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan keşif neticesinde dinlenen tanık beyanları da dikkate alınarak bir kısım işin davalılar tarafından yapıldığı, davalıların işi terkettiği, kalan işlerin davacılar tarafından yaptırıldığı, davalılar tarafından yapılan iş karşılığının 78.017,73 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış bilirkişi raporuyla da tespit dosyasındaki bilgiler doğrultusunda davacıların davalılardan 71.982,27 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda belirtilen ilkelere göre karine olarak işin yüklenici tarafından tamamlandığı kabul edilecek ise de bu karinenin aksinin ispatının mümkün olduğu, tespit dosyasında dinlenen tanık beyanları ile keşif anında yapılan tespitler dikkate alındığında davalıların işi terkettiğinin ve işin davacılar tarafından tamamlandığının sabit olduğu, dosya içindeki belgelerden davacılar tarafından davalılara iki adet çekle ödeme yapıldığı, çek bedellerinin ödendiğine dair dekont örneklerinin sunulduğu, bu durumda davalıların kendileri tarafından tamamlanan işlerin bedeli kadar hakedişinin bulunduğu, davacılar tarafından fazla ödenen 71.982,27 TL'nin iadesinin gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davacının dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu yönünde talebinin bulunmadığı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak eldeki davayı açtığı, belli bir miktar gösterilerek talepte bulunulduğundan davacının davasının HMK 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2013 gün 2012/6728 Esas 2013/4521 Karar sayılı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.03.2016 gün 2014/15 Karar 2014/439 Esas, 2016/207 Karar sayılı ilamları).
Sözleşmeden doğan davalarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş ya da alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi zorunludur. (6098 sayılı TBK 117. maddesi) Somut olayda kararlaştırılan kesin vade olmadığı gibi temerrüt ihtarı bulunmadığı ve davanın alacağa yönelik bölümü kısmi dava niteliğinde olduğundan kabul edilen alacağın dava dilekçesinde istenilen kısmına dava tarihinden ıslah dilekçesine de ıslah tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/587 Esas - 2023/841 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA;
Kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere;
"1-Davanın KABULÜ ile, 71.982,27 TL alacağın 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 70.982,27 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
2-Karar tarihi itibarıyla alınması gereken 4.917,11 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.292,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.624,20 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan, 80,70 TL başvurma harcı, 1.292,91 TL peşin harç 7.515,00 TL masraf olmak üzere toplam 8.888,61 yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa iadesine,'' ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE"
B-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf karar harcı olarak alınan 427,60TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
C-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
D-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan 502,00TL yargılama giderinin davalıdan taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
E-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/11/2025