Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/55 E. 2024/817 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/55
Karar No
2024/817
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/55 Esas

KARAR NO: 2024/817 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

NUMARASI: 2021/367 Esas - 2023/386 Karar

TARİHİ:11/10/2023

DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/05/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin davalı/borçlunun donatanı olduğu ... IMO numaralı "..." isimli gemiye farklı tarihlerde yakıt tedarik ettiğini, müvekkili tarafından gemiye yakıt tedariki sağlayan fiziki yakıt tedarikçilerine yakıt bedelleri ödendiğini, ancak davalı/borçlu, icra dosyasındaki faizleriyle birlikte toplam 356.508,12 Amerikan Doları tutarındaki yakıt bedelini müvekkiline ödemediğini, davalı tarafından söz konusu yakıt bedelinin ödenmemesi üzerine, müvekkili alacağının teminat altına almak amacıyla taraflarınca talep üzerine yapılan incelemede İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/92 D. İş sayılı dosyası ile gemi üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verildiğini, ihtiyati haciz kararını takiben, kararın infaz edilmesi amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile tamamlayıcı merasim olarak icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından haksız şekilde borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafından icra takibinin durdurulmasını takiben; İstanbul 8. İcra Mahkemesi 2021/1215 Esas sayılı dosyası ile başvurulduğunu, alacak miktarının %115'i kadar teminat yatırılması şartıyla "..." gemisi üzerindeki ihtiyati haciz kararının teminata kaydırılması talep edildiğini, gemi üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, akabinde davalı tarafından alacak miktarının %115i olan 3.908.904,60-TL icra dosyasına yatırıldığını ve gemi üzerindeki ihtiyati haciz teminat üzerine kaydırıldığını, davalı tarafından icra takibine yapılan itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi gereğince ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılması zorunlu olup davacı tarafından eldeki dava açılmadan başvuru yapılmadığını, davacı yanın dosyaya sunduğu yakıt faturaları gerçek dışı olup müvekkili faturalarda tedarik edildiği iddia edilen yakıtları almadığını, müvekkilinin böyle bir yakıt tedariği talebi olmadığı gibi, faturalarda iddia edilen miktar ve tarihlerde yakıt tedarik edilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sahte faturalar ile yoktan var edilen bir borcun müvekkil şirkete atfedilmesi mümkün olmayacağı, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsedilmişse de, faturalar tek başına alacağın varlığımı kanıtlayamayacağını, faturalarla birlikte aynı zaman da fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması gerektiğini, yakıt teslim tutanaklarında da müvekkilinin imzası/kaşesi bulunmadığını, davaya konu Alacağa ilişkin ihtiyati haciz kararı verildiği tarihte müvekkil geminin maliki, kiracısı ya da işleteni olmadığını, gemi ... Ltd. Şirketine satıldığını, yakıt tedarik edildiği iddia edilen gemi 27.05.2021 tarihinde Marşal Adaları'nda mukim ... Ltd.'ye satıldığını ve müvekkili şirketin ihtiyati haciz kararı verilen 09.07.2021 tarihinde ilgili gemi üzerindeki donatan sıfatına haiz olmadığını beyanla davanın reddi ile, davacı lehine %20’den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/10/2023 tarih 2021/367 Esas - 2023/386 Karar sayılı kararında;"Dava, davalının donatanı olduğu ... IMO numaralı "..." isimli gemiye sağlanan yakıt için düzenlenen fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olup taraflar arasındaki uyumazlık konuları; dava şartlarının yerine getirilip getirilmediği, davacı tarafından davalıya yakıt tedarikinin yapılıp yapılmadığı, buna göre takibe konu faturalardan dolayı davacının tahsili gereken alacağının olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.HMK'nun 114. maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış olup, HMK'nun 114/2 maddesinde ise, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK’na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” hükmü uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurması zorunlu hale getirilmiştir. Söz konusu hükümde dava şartı arabuluculuk sürecinin, HMK'nun 115/2 maddesi çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Dolayısıyla arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. (HUAK m.18/A/2, c. 4; HUAK Yönetmeliği m.22/3) Eldeki dava arabuluculuğa tabii davalardan olup, dava öncesi arabulucuya başvuru şartının yerine getirilmediği anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/367E. sayılı dosyasında 11.10.2023 tarihinde karar verilmiş olup gerekçeli kararın 27.10.2023 tarihinde yazıldığını ve bu kararın taraflarına 01.12.2023 tarihinde tebliğ edildiğini; yasal süresi içinde mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararını istinaf ettiklerini, Mahkemece dava zorunlu arabuluculuk yolunun işletilmemesi sebebiyle reddedilmişse de davanın açıldığı tarih itibarıyla itirazın iptali davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan biri olmadığını, Davalının adresine tebligat yapılamadığından davanın dilekçeler teatisi her ne kadar 2023 yılında tamamlanmışsa da işbu davanın Eylül 2021’de ikame edildiğini; mahkemenin de bildiği üzere her davanın açıldığı dönemin somut koşullarına ve hukuki düzenlemelerine göre değerlendirilmesi gerektiğini; bu nedenle işbu davanın dava şartları incelenirken Eylül 2021 yılına ait hukuki düzenlemelerin dikkate alınması gerektiğini, Bu davanın açıldığı dönemde, hem doktrinde hem de mahkemeler nezdinde itirazın iptali davasının dava şartının arabuluculuğa tabi olup olmadığı yoğun şekilde tartışılmakta; neredeyse her mahkeme farklı karar vermekte olduğunu; doktrinde itirazın iptali davasının icra hukukuna özgü bir dava olarak değerlendirildiği ve bu nedenle TTK 5/A maddesinde düzenlenen zorunlu arabuluculuk kapsamına dahil olmayacağının belirtilmekte olduğunu; TTK madde 5/A hükmünde de açıkça itirazın iptali davalarının dava şartının arabuluculuğa tabi olduğunun düzenlenmediğini, İtirazın iptali davasının esasında bir alacak davası olmadığı yani dava sonunda belli bir meblağın davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmediğinin yalnızca icra takibinin devamını sağlamaya yönelik bir karar almaya yönelik olduğunun göz önünde bulundurulduğunda davanın icra hukuku karakterli bir dava olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, İtirazın iptali davasının, bağımsız bir alacak davası ya da ticari dava olmayıp icra takip prosedürünün devamlılığının sağlanması için açılan bir dava olduğunu; itirazın iptali davasına ilişkin hüküm ve koşulların Türk Ticaret Kanunu’nda değil İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlendiğini; nitekim ticari uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunun açıklandığı dönemde dahi itirazın iptali ve menfi tespit davasının icra hukuku karakterli davalar olması sebebiyle her iki tarafının da tacir bile olsa zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığının belirtilmekte olduğunu, TTK madde 5/A hükmü, 28.03.2023 tarihli 7445 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile değiştirilmiş olup bu tarihten sonra itirazın iptali davası dava şartının arabuluculuğa tabi tutulduğunu; bir uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmayacağının ancak kanunla belirlenebilecek olup bu kanun değişikliğinden önceki tarihli itirazın iptali davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı ve zorunlu arabuluculuğun dava şartı olmadığının söylenebileceğini, İşbu davanın da Eylül 2021 tarihinde yani söz konusu kanun değişikliği yapılmadan önce itirazın iptali davasının zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığı dönemde açıldığını; her davanın kendi açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir prensibi gereğince işbu davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3168E. 2020/1218K. sayılı 11.02.2020 tarihli kararı: “Hukuk yargılamasındaki temel ilke uyarınca, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. Bu ilkeden hareketle, dava tarihinde henüz müeccel hale gelmemiş bir alacak için dava açılması mümkün değildir.”Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7877E. 2023/2131K. sayılı 06.04.2023 tarihli kararı:“Her dava açıldığı tarihteki koşullar dikkate alınarak değerlendirilir. Bu açıdan davacı tarafın temyiz sebebi yaptığı, Orman Kanunu Ek Madde 16'da yapılan 21.12.2019 tarihli değişiklikle proje arazisinin orman arazisinden çıkarılıp, özel mülk arazisine dönüştürülmesinin yasaklanması, 31.05.2019 tarih 1134 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe giren Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 18 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca turizm belgeli tesislerde kat irtifakı kurularak bağımsız bölüm oluşturulmasının yasaklanması sebebiyle hasılatın 11.07.2011 tarihli Ön Sözleşmede öngörülen şekilde paylaşımının imkânsız hale gelmesi ve Danıştay 6. Hukuk Dairesinin 2013/9073 E. sayılı dosyasından 30.04.2019 tarihinde yürütmenin durdurulması kararı ile 24.02.2020 tarihli 2013/9073 E. ve 2020/2277 K. sayılı kararı ile 1/25.000'lik çevre düzenleme planının büyük bir kısmı proje alanının tamamını kapsayacak şekilde iptal edilmesiyle 1/1000 ve 1/5000'lik planların da dayanaksız hale gelmesi bir uyarlama sebebi olarak ileri sürülmüş ise de bu olaylar davadan sonra meydana geldiğinden, davacı tarafın bu temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir.”Ayrıca Türkiye Barolar Birliği'nin kendi web sitesinde dahi ticari uyuşmazlık teşkil eden itirazın iptali davalarında arabuluculuğun dava şartı olmasının 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğinin düzenlendiğini; işbu davanın açıldığı tarihte yürürlükte olmayan bir dava şartından dolayı davanın reddedilmesinin tamamen usul ve yasaya aykırı olduğunu; mahkemece ön inceleme duruşmasının da bu kanun değişikliğinin yürürlüğünden sonra (11.10.2023) tarihinde yapılmış olup bu ön inceleme duruşmasında dahi tarafların arabuluculuğa teşvik edilmeden davanın reddedildiğini; işbu kararın bu yönüyle açıkça hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Davalının haksız şekilde takibe itiraz etmiş olup davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili yerli ve yabancı gemilere yakıt tedarikine aracılık eden bir firma olduğunu; müvekkili davalı/borçlunun talebi üzerine davalının donatanı olduğu ... IMO numaralı “...” isimli gemiye farklı tarihlerde yakıt tedariki sağladığını; müvekkili tarafından gemiye yakıt tedariki sağlayan fiziki yakıt tedarikçilerine yakıt bedelleri ödenmişse de davalı/borçlu tarafından müvekkilinin 356.508,12 USD tutarındaki alacağının müvekkile ödenmediğini, Müvekkilinin de davalıdan bu bedeli tahsil edebilmek amacıyla taraflarınca İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını; borçlu/davalı tarafından müvekkilinin faturaya dayanan alacağına haksız şekilde itiraz edildiğini; müvekkilinin yakıt tedariki sağladığına ilişkin düzenlenen Yakıt Teslim Tutanakları davalı/borçlunun unvanının bulunduğu gemi kaşesi ile kaşelendiğini, geminin kaptan ve baş mühendisi tarafından imzalandığını, Müvekkilinin alacağı gemiye sağlanan yakıt ücretlerine ilişkin olup likit bir alacak olduğunu; bu nedenle İİK hükümleri gereğince takibin devamına ek olarak haksız şekilde likit alacağa itiraz eden davalı/borçlunun asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre satış ilişkisi içerisinde, satıma konu ürün veya hizmetin alıcıya sağlanmış olduğunun ispat yükü satıcı üzerindeyken, satış bedelinin ödendiğinin ispat yükünün ise alıcıda olduğunu; bu bakımdan, taraflarınca dava dosyasına sunulan belgelerle uyuşmazlık konusu gemi yakıtının davalı tarafın gemisine temin edilmiş olduğu ve bu nedenle alacağın likit bir alacak olduğunun ispatlandığını; davalının borcun ödendiğine ilişkin bir savunması ve/veya dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı delil ve/veya delil başlangıcının da bulunmadığını; bu nedenle tamamen haksız ve kötü niyetli olarak yapılan icra takibine itirazın iptali gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle, istinaf dilekçelerinin ve taleplerinin kabulüne, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin verdiği usule ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına, davalı/borçlu tarafından haksız ve kötü niyetle itiraz edilen icra takibine itirazın iptaline karar verilmesine, davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalının donatanı olduğu gemiye sağlanan yakıt için düzenlenen fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 7155 Sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK'na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK'nun 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminata ilişkin olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır.Yargıtay 23 Hukuk Dairesi'nin bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin 2020/1943 esas, 2020/4052 karar sayılı 04/12/2020 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; ticari dava niteliğindeki itirazın iptali davalarında da dava açılmadan önce; yukarıdaki yasal düzenlemeye göre arabulucuya başvurulmuş ve arabulucu tarafından onaylanmış anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın dava dilekçesine eklenmiş olması dava şartıdır (bkz. Yargıtay 11 HD 2021/4029 esas, 2022/8478 karar sayılı; 2021/4438 esas, 2022/8135karar sayılı ilamları). Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; eldeki itirazın iptali davası TTK hükümleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğundan arabulucuya başvurulmasının TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı olduğuna dair ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi isabetli olup somut olayda davanın açıldığı 10/09/2021 tarihinden önce davacı tarafça arabulucuya başvurulmamıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici ve özel nitelikteki düzenleme dikkate alındığında, mahkemece davanın, arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin asıl istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/55, K. 2024/817, T. 09.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2024-55-e-2024-817-k-1a36e7f16290