Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/518 E. 2026/754 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/518
- Karar No
- 2026/754
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/518 - 2026/754 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/518 KARAR NO : 2026/754 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2023 NUMARASI : 2023/88 E. - 2023/505 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/12/2023 Tarih ve 2023/88 Esas - 2023/505 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılında kurulduğunu, ülkemizin kek, kraker, gofret, bisküvi vb. ürünler üreten üreticilerinden biri olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini ilk olarak 1990 yılında tescil ettirdiğini, bununla birlikte “..." ibareli çok sayıda tanınmış seri markasının bulunduğunu, "... ..." ibaresinin Madrid Protokolü kapsamında birçok ülkede tescilli olduğunu, bu nedenle ... ibaresine global bir koruma sağlamaya çalışıldığını, bir çok mahkeme kararında ... ibaresinin ayırt ediciliğinin kabul edildiğini, ... markasını ihdas edenin ve meşhur hale getirenin müvekkili olduğunu, müvekkilinin bu markanın tek gerçek hak sahibi bulunduğunu, müvekkili markalarıyla dava konusu 2021/112133 sayılı “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markalarına zarar verdiğini, haksız rekabete yol açtığını, müvekkilinin ... markasının tanınmış marka olduğunu, davalının herhangi bir çaba sarf etmeden müvekkilinin tüketicilerde yaratmış olduğu ... marka imajından haksız kazanç elde edeceğini, taraf markaların emtialarının da birebir aynı olduğunu, markaların benzer olması nedeniyle davalı markasının müvekkilinin markasının serisi olarak algılanacağını, müvekkilinin ... ibarelerinin ayırt ediciliğinin zarar göreceğini, saygınlığına gölge düşüreceğini, davalının amacının ... ibaresini tescil ettirmek olduğunu, kötü niyetin korunamayacağını ileri sürerek, YİDK'in 20.12.2022 tarih ve 2022-M-17617 sayılı kararının 35/5. sınıf içerisinde yer alan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” malları ile 29., 30. ve 32. sınıfın tamamı yönünden iptaline, markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, diğer yönden taraf markaları açısından dava konusu edilen markanın kapsamında yer alan 35.sınıftaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 5.sınıfa ait" "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstehzarlar, bebek mamaları,tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" malları ile 29,30 ve 32.sınıfa ait malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden emtia benzerliğinin de oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının "... " ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği, SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının oluşmadığı, kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2022-M-17617 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2021/112133 sayılı markanın kapsamında yer alan 35.sınıftaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 5.sınıfa ait" "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstehzarlar, bebek mamaları,tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" malları ile 29,30 ve 32.sınıfa ait malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden kısmen iptaline, markanın bu hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden müvekkili ile birlikte diğer davalı da sorumlu olmasına rağmen bu yönden yalnızca müvekkilinin sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, kısmen lehlerine karar verildiğini ancak bu yönden lehlerine vekalet ücreti takdir edilmediğini, davalının markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, "..."' ibaresinin günlük hayatta kullanımı bulunması nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ...'ın 11.08.2021 tarihinde 2021/112133 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 10. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'in 20.12.2022 tarih, 2022-M-17617 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 21.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının mesnet markaları da "..." esas unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacı markalarının esas unsuru dava konusu markada yer almakta ise de başvuruda "..." ibaresinin markanın tüketiciler tarafından daha çok dikkat edilen markanın başlangıç kısmında konumlandırıldığı ve "..." ibaresinin marka kompozisyonunda öne çıkmadığı, dava konusu markanın bütünsel algısının davacı markalarından uzak olduğu, davacının ürünlerini çağrıştırmadığı, söz konusu ibarenin ortaklığının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebep olmayacağı kanaatine varılmış; ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarih ve 2020/616 E.- 2020/4442 K. sayılı ilamında "..." ibaresi; 12.10.2020 tarih ve 2020/119 E.- 2020/3987 K. sayılı ilamında "..." ibaresi, 10.04.2018 tarih ve 2016/7123 E.- 2018/2557 K. sayılı ilamında "..." ibaresi ve 04.11.2019 tarih ve 2019/141 E.- 2019/6786 K. sayılı ilamında ise "..." ibaresi davacı markaları ile benzer bulunmamıştır. Taraf marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce, emtia benzerliği incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir. Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve YİDK kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde ilk derece mahkemesi kararı, davalı ... tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalıyı ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, kararın davalı ... tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle, ilk derece mahkemesince verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunmaması nedeniyle, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/12/2023 gün ve 2023/88 Esas - 2023/505 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE, 3-Hükümsüzlük istemli davanın KABULÜ ile dava konusu 2021/112133 sayılı markanın 35.sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstehzarlar, bebek mamaları,tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" malları ile 29,30 ve 32.sınıfa ait malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcın davalı ...'dan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 441,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 150,00-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 6.091,50-TL yargılama giderinin 1/2'sinin marka hükümsüzlüğü yönünden yapıldığı kabul edilerek bu orana tekabül eden 3.045,75-TL'ye 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.405,55-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 165,00-TL posta masrafı ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.334,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, 9-Davalı şahıs tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalı kuruma iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.