Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/453 E. 2015/3720 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/453
- Karar No
- 2015/3720
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1800 KARAR NO : 2025/1055 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/09/2024 ESAS NO: 2024/453 KARAR NO : 2024/901 DAVANIN KONUSU: İflas KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine işçilik alacağından dolayı iş mahkemesinde açılan davanın kabul edildiğini, kararın icra takibine konu edildiğini ve icra takibine konu bedele yönelik ödeme yapılmadığını belirterek, davanın kabulü ile davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece '' 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Buna göre İİK'nın 177/1. maddesi uyarınca borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde mahkeme, borçlunun iflasına resen karar verebilecektir.Dava, İİK m.177/4 maddesi hükmüne göre açılan doğrudan doğruya iflas istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın ilama müstenit alacağın icra emriyle istendiği halde ödenip ödenmediği, doğrudan iflas koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın dayanağını teşkil eden İİK'nun 177/1-4.maddesi yönünden uygulanması gereken usulü belirleyen 181.maddesinde 158.maddeye atıf yapılmadığından depo kararına ilişkin ara karar tesis edilmemiştir. Bakırköy 28.İş Mahkemesi'nin 27/03/2018 tarih, 2013/737 Esas, 2018/179 karar sayılı ilamı ile davacının işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı, ilama müstenid icra emrinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı şirket temsilcilerine beyanları alınmak üzere davetiye tebliğ edildiği ve iflas ilanlarının tamamlandığı, doğrudan iflas koşularının oluştuğu anlaşılmakla açılan davanın kabulü ile davalının iflasına" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; tebligatların usulüne uygun yapılmadığı , davanın açıldığından ve yapılan iki duruşmadan da davalının habersiz olduğu , tahkikat ve sözlü yargılama için davetiye gönderilmediği ,davanın açılmasına neden olan borcu depo etmesi için davalıya imkan sağlanmadığı ve depo kararı verilmediği belirtilerek mahkemece verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, iflas istemine ilişkindir.İflas davası için yetkili ticaret mahkemesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir (İİK 154/ III c.2). Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesindir. İİK'nın 181. maddesinin aynı Kanun'un 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle, İİK'nın 179. madde hükümü uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine yatırmalıdır. Somut olayda, borçlu şirketin muamele merkezinde (Küçükçekmece/İstanbul) iflas davası açılmış, belirtilen masraflar yatırılmış, HSK Genel Kurulu'nın 03.11.2021 tarihli 742 sayılı kararı uyarınca dosyanın Bakırköy hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine dair karar verilmiş ve Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/453 E. sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.Bakırköy 28.İş Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda davacının 9.924 TL kıdem tazminatı , 4.845 TL ihbar tazminatı , 7.531 TL fazla mesai ücreti alacağı ve 1.902 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı olduğu tespit edilmiş belirlenen miktarların faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E sayılı takip dosyasında,işçilik alacakları+faiz+yargılama gideri+harç olmak üzere toplam 70.940,79 TL alacağın (örnek no:11) davalıdan tahsiline yönelik 30.04.2024 tarihli ödeme emri düzenlenmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile, davalı şirketin 18.09.2024 günü saat 11:13 itibariyle iflasın açılmasına dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur .Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:-Usulüne uygun tebligat yapılmadığı yönündeki itiraz :7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun tüzel kişilere tebliğe ilişkin 12. maddesinde; "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır", aynı yasanın 13. maddesinde; "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır" hükümleri yer almaktadır. Tebliğ tarihi itibariyle uygulanması gereken Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinde ise "... tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, hükmi şahsın o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Şu kadarki, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle tavzif edilmiş bir şahıs olması lazımdır. Bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edildiği takdirde tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır. Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1 maddesin de ise “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Konuya ilişkin emsal Yargıtay İçtihatları incelendiğinde; -Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2014/28951 E. 2015/3720 K. sayılı ilamda ''... Genel haciz yoluyla takipte borçlu şirket ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini iddia ederek mahkemeye başvurmuş olup, mahkemece kabul ile tebliğ tarihi düzeltilmiştir.Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir. Adrese dayalı kayıt sistemi ise gerçek kişiler yönünden olup, tüzel kişiler hakkında 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Zira tüzel kişiler adına ve adı geçenin ticaret sicilindeki adresine gönderilen tebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 31. maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz. '' belirtilmektedir. Somut olayda, borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresi olan " Yeşilova mah 4.Barbaros Cad. No:... Küçükçekmece'' " adresine gönderilen tensip zaptı, dava dilekçesi ekli tebliğ mazbatasında "muhatap adresinin kapalı olması sebebiyle en yakın komşusuna haber verilmiş imzadan imtina etmesi üzerine tebligatın Yeşilova Mahalle Muhtarlığına teslim edilmiş olup 2 no lu haber kağıdı muhatabın kapısında yapıştırılmıştır. Ayrıca en yakın komşu /kapıcı/yönetici ...ya haber verilmiştir. '' şeklindedir. Haber verilen komşu/kapıcı /yönetici isminin tebligat mazbatasında yer almadığı ve iş bu nedenle tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinin usulüne uygun davalı şirkete tebliğ edilmediği yönündeki istinaf sebebi yerindedir.-Depo kararı verilmediği yönündeki itiraz:İflasa tabi borçlu, kendisine tebliğ edilen icra emrine rağmen borcunu ödemez ise, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı doğruca ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilmektedir. İİK 37 ve İİK 177/4 hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri tebliğine de gerek bulunmamaktadır (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 08.10.1998,5729/5865) Alacaklının doğrudan doğruya iflas davası açabilmesi için aynı zamanda mahkemece verilen ve alacağı belirleyen ilamın kesinleşmesine gerek bulunmamaktadır.Somut davada, davanın dayanağının İİK 156. madde ya da İİK m. 177. maddeye dayandığı anlaşılamamaktadır. Uyuşmazlıkta 30.04.2024 tarihli iflas yolu ile adi takipte ödeme emri düzenlenmiştir. (örnek no:11) . Bu dosya içerisinde yer alan belgelerde davanın adi takipten doğan iflas (İİK m. 156) olduğu, ön inceleme duruşmasında ise davanın 177/4 maddesine dayalı iflas davası olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, davanın niteliği ve dayanağı şüpheye mahal bırakılmaksızın tespit edilmeli ve davacı vekilinden 6100 sayılı HMK nın 31. Maddesi uyarınca açıklatma istenilmelidir. Davanın dayanağının İİK 156. maddeye dayanması halinde ise, İİK'nin 156/3. fıkrasında yer alan düzenlemem göz önünde bulundurulmalıdır. Anılan yasa maddesinde, "Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir." İİK'nin 156/4.fıkrasında ise "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." düzenlemesi yer almaktadır. Ayını zamanda ,''....Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir......Borçlu depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, 'konusu kalmayan davanın reddine' karar vermesi gerekir.'' (bkz. Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, Seçkin Yayınları, 2. Baskı, s:442) belirtilen ilkeler nazara alınarak yargılama yapılmalıdır. - Sözlü yargılama gününün tebliğ edilmediği yönündeki itiraz:İflas davaları duruşmalı ve basit yargılama usulüne tabi olarak incelenir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/8659 E. 2016/4020 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. HMK'nın 321/1.fıkrasında ise “Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez” hükmü düzenlenmiş olup bu hüküm uyarınca basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra, yazılı yargılama usulünde olduğu gibi sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir; bunun için ayrıca süre verilmez. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder. Yukarıda yer alan bilgiler ışığında sözlü yargılama için davetiyenin tebliğ edilmesinin gerekli olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde değidlir. HMK nın 355. Maddesi uyarınca incelemeYukarıda da değinildiği üzere, öncelikle davanın dayanağı yasa maddesinin belirlenmesi gerekmektedir. Doğrudan doğruya iflas davasının açıldığının kabulü halinde ise, İİK nın 178 'inci maddesinde yapılan gönderme uyarınca aynı yasanın 166/2 maddesinde öngörülen usulle ilan edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında yapılan incelemede mahkemece 03.07.2024 tarihli ''ilan'' başlıklı müzekkere düzenlenmiştir. Ancak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde , yurt düzeyinde traji en yüksek gazetenin birinde , borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ilan yapıldığına dair bilgi ve belgelerin dosya arasında alınmadığı anlaşılmıştır . İİK nın 166. Maddesinde belirtilen gazetelerde ilan yaptırılması yasanın emredici hükmünden anlaşılmakla, öncelikle iş ilanların dosya arasına alınması gerektiği açıktır.-İİKnun 177/1-4 bent 2. Cümle'' Türkiyede yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddet de mahkemeye çağrılır'' hükmünü içermektedir. Mahkemece yasanın amir hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisine dinlenilmesi için mahkemeye çağrılmak üzere meşruhatlı davetiye çıkarılması , davetiye uyularak gelinmesi halinde beyanının alınması gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olup , re'sen gözetilmelidir .Somut davada, davalı şirketin sicil kayıtlarına göre yetkilisi sıfatı bulunan ...'na da tebligat çıkarıldığı ve tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Ancak, tebliğ mazbatasının incelenmesinde, '' İİK m 177/4 gereğince beyanınız alınmak üzere belirlenen günde hazır olmanız ihtaren tebliği olur. Eki:Dava dilekçesi ve tensip zaptı'' ifadesi yer almaktadır. Bu durumda, usulüne uygun meşruhatlı davetiyenin çıkarıldığı ve tebliğ edildiğinden bahsetmek mümkün değildir. Zira, tebligatta duruşmaya gelinmemesi durumunda iflas kararı verilebileceği yönünde ihtarat yapılmamıştır. Bu yönüyle de , yasanın amir hükmüne uygun tebligattan bahsedilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/453 E. 2024/901 K. Sayılı 18/09/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/10/2025