Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/407 E. 2024/823 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/407
Karar No
2024/823
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2235 KARAR NO: 2024/2364 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/09/2024 NUMARASI: 2024/407 E. 2024/823 K. DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ: 28/11/2024 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/09/2024 tarih ve 2024/407 E - 2024/823 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nun, davalı ... Anonim Şirketi'nin ortağı olduğunu,... Anonim Şirketi'nin 20/3/2024 tarihli genel kurul toplantısında 2023 yılına ait olan yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun arzı, okunması ve müzakere edilmesi maddesine geçilmesinden önce müvekkilinin finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konularını görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunduğunu, müvekkilinin ilgili dönemde şirket işlerinden bilhassa uzak tutulmak istendiğini, şirketin defter ve belgelerin başta olmak üzere icra ettiği işlerden ve diğer konulardan bilgilendirilmediğini, anılan genel kurul toplantısında cereyan eden gidişatın kanuna uygun olmadığını, davalı şirketin 20/03/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 8. maddesine göre, yönetim kurulu üyesi olarak seçilen kişilere üç adet brüt asgari ücret tutarında huzur hakkı ödemesi yapılmasına karar verildiğini, esas sözleşme yada genel kurul kararıyla belirlenmek kaydıyla yönetim kurulu üyelerine yönetim kurulu toplantıları başına ya da aylık olarak ödenen belirli bir tutar olduğunu, mezkur genel kurul toplantı tutanağına göre alınan kararda huzur hakkı ödemelerinin ne şekilde gerçekleştirileceğinin belirlenmediğini, huzur hakkının aylık ya da yönetim kurulu toplantısı başına ödenebileceğini, ancak ne şekilde ödeneceğinin belirlenmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı şirketin 20/03/2024 tarihli genel kurulu toplantısında alınan; yönetim kuruluna üye seçimine dair kararın (madde 7) iptalini; yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespitine dair kararın (madde 8) iptafini ve varsa haksız olarak alınmış tutarların şirkete iadesini, nama yazılı şirket paylarının devrine ilişkin kararın (madde 11) başta olmak üzere tüm genel kurul kararlarının iptaline ve gereğince şirket pay defterinde lüzumu görülen düzeltmelerin yapılmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; iptali talep edilen genel kurul toplantı tarihine kadarki dönemde davacının bizzat yönetim kurulu üyesi ve şirket yetkilisi olduğunu, daha önceki yıllarda olduğu gibi 2023 yılı içinde de davacının şirketin bizzat yönetiminde ve karar mekanizmasında bulunduğunu, finansal tabloların içeriğine son derece hakim olduğunu, müvekkili şirketin ticari hacmi ve maddi olanağı gözetildiğinde mevcut yönetim kurulu üyelerine 3 asgari ücret tutarında huzur hakkı tanınmasının asla şirketi zarara uğratacak bir durum olmadığını, davacı tarafın açtığı davayı aynı zamanda kötüniyetli bir şekilde açtığını, zira davacının her ne kadar müvekkili şirkette kayden ortak olarak görülse dahi şirketteki tüm paylarını oğlu ... ile birlikte dava açmadan önce müvekkil şirket ortağı ...'na sattığını ve pay bedelinin tamamını tahsil ettiğini, müvekkili şirketin aile şirketi olması hasebiyle davacı dahil ortakların tamamının Eylül 2023 döneminde ayrılmaya karar verdiğini, bu doğrultuda müvekkilinin şirketten bölünme suretiyle 12/12/2023 tarihinde ...A.Ş.'nin kurulduğunu, davacı ile müvekkili şirket yetkilileri arasında akdedilen ayrılma ve pay devir protokolü gereğince ... A.Ş.'ndeki tüm hisselerin de davacıya devredildiğini, davacının bu şirketin tek ortağı ve sahibi konumuna geldiğini, dolayısıyla davacının, fiilen müvekkili şirketten ayrılmasına rağmen müvekkili şirket yetkilisi ...'na payını devretmekte direndiğini ve kötüniyetli olarak fiilen ayrıldığını, müvekkili şirketin yönetimini sekteye uğratmak adına haksız girişimlerde bulunduğunu, bu nedenle de haksız ve kötüniyetli davanın reddi gerektiğini belirterek açılan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davalı şirketin 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısı sırasında 7, 8 ve 11 numaralı gündem maddesi kapsamında alınan kararın oylanması sırasında red oyu kullanması anılan genel kurul kararlarının iptali için açılacak davada TTK'nun 446/1-a maddesi anlamında aranan ve özel dava şartı olan muhalefeti tutanağa geçirtme koşulunu sağlayan bir muhalefet şerhi değildir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu olan davalı şirketin olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 8 ve11 numaralı genel kurul kararının iptali için gerekli olan karara muhalefetini tutanağa geçirtme koşulunun somut olayda mevcut olmadığı açıktır. TTK'nun 446/1-a maddesinde pay sahibinin genel kurul kararı iptalini talep edebilme koşulları arasında olumsuz oy kullanma ve muhalefeti tutanağa geçirtme şeklinde sayılan iki koşulun kümülatif olarak arandığı açıkça ifade edilmiş olması karşısında usulüne uygun olarak alınan bir genel kurul kararı olmaksızın uyuşmazlık konusu kararlara oylama sırasında olumsuz davacı tarafından kullanılan olumsuz oyların, Kanun'un aradığı koşulların gerçekleştiğini kabule imkân vermemektedir. Bu sebeple iptali istenen genel kurul kararına karşı salt olumsuz oy kullanmanın TTK'nun 446/1-a maddesinde sayılan ve yukarıda detaylı olarak ifade edilen koşulları sağladığı söylenemez. Bu itibarla davacı tarafından üç aylık yasal süresi içerisinde TTK'nun 445. maddesi kapsamında iptali talep edilen davalı şirketin 20/03/2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 8 ve 11 numaralı kararların iptaline ilişkin talebine dair TTK'nun 446/1-a maddesinde belirtilen davacı ortağın toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy verme ve bu muhalefetini tutanağa geçirtme şeklinde ifade edilen karara muhalif kalma koşulu somut olayda mevcut değildir. Bu sebeple yerleşik Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak mahkememizce, anılan genel kurul kararlarının iptaline ve buna bağlı taleplerine ilişkin davanın HMK'nun 115/2. maddesi gereğince özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve bu konuda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hem hak düşürücü süre içinde davasını ikâme ettiğini ve hem de ilgili karara olumsuz oy vererek durumu toplantı tutanağına şerh ettirmekle T.T.K. 446 maddesi gereğince muhalefet şartını yerine getirdiğini, TTK m. 446/1-a hükmünde de ifade edildiği üzere, “Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,” pay sahiplerinin iptal davası açabileceklerini, ne TTK m. 446/1-a hükmünde, ne bu hükmün gerekçesinde ve de ne Yargıtay kararlarında, iptal davası açmak isteyen pay sahibinin olumsuz oy ve muhalefet şerhi şartlarını yerine getirmelerine ilave olarak bir de “neden red yönünde karar verdiklerini açıklamaları gerektiği” yönünde bir şart bulunmadığını, böyle bir şartın gerekli görülmesi ne hükmün amacıyla ne de dava haklarının kullanılabilmesiyle bağdaşabilir durumda olduğunu, öyle ki bir pay sahibi, görünüşte menfaatine aykırı bulunan bir genel kurul kararına karşı iptal davası açmak niyetiyle olumsuz oy kullanabileceğini, pay sahibinin bir hukukçu gibi hemen olumsuz oy kullanılan anda konuyla ilgili detaylı bilgi sahibi olarak izahatta bulunmak suretiyle oyunu gerekçelendirmesi ondan beklenemeyeceğini, bu şekilde bir beklentinin, hemen hiçbir anonim şirket pay sahibinin iptal davası açabilme yeteneğine sahip olamaması demek olduğunu, pay sahibinin yapması gereken, gündem maddeleriyle ilgili görüşmelerin yapıldığı sırada, el kaldırmak suretiyle ya da şifahen olumsuz oyunu belirtmesi ve sonrasında da “kimin alınan karara muhalif olduğunun teşhis edilebilmesi açısından” bir de bu muhalefetini tutanağa geçirmesi olduğunu, somut olayda bu koşulların yerine getirildiğinin çok açık olduğunu, yerel mahkeme tarafından müvekkilin in, ... Anonim Şirketi’nin 20.3.2024 tarihli genel kurul toplantısında, 2023 yılına ait olan yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun arzı, okunması ve müzakere edilmesi maddesine geçilmesinden önce , finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunduğunu, finansal tablolar ve buna bağlı konuların müzakeresinin ertelenmesinin talep edilmesinin sebebi, bunların incelenmesi ve anlaşılmasının özel bir uzmanlık gerektirmesi ve söz konusu dönemde pay sahiplerinin (ve dahi yönetim kurulu üyesi olarak müvekkilin) bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasında bazı sıkıntıların yaşanması olduğunu, müvekkilinin, ilgili dönemde şirket işlerinden bilhassa uzak tutulmak istendiğinden ve şirketin defter ve belgeleri başta olmak üzere, icra ettiği işler ve diğer konularda bilgilendirilmediğini, müvekkilinin pay sahibinin genel kurul toplantısında, belki birkaç dakika içinde bu tablo ve raporları incelemesi ve anlaması mümkün olamayacağından, TTK’nın m. 420 hükmü tahtında, gerekli incelemenin yapılabilmesi, şirket işlerinin gidişatının anlaşılabilmesi ve neticeten gündem maddeleri hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesi için süre talebi olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu hususun da gözetilmemesi ve müvekkili aleyhine davanın reddi yönünde hüküm tesisi edilmiş olunmasının hukuka uygun olmadığını,hakkın kullanımına bakıldığında, kanunun ilgili maddesine göre sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde ise yirmide birine sahip pay sahipleri, ayrıca bir genel kurul kararına ihtiyaç duymaksızın, toplantı başkanının kararıyla finansal tabloların ve buna bağlı konuların görüşülmesini erteletebildiğini, oysa somut olayda bu şekilde bir işleyişinin söz konusu olmadığını, Kanunda, söz konusu kararın alınmasında toplantı başkanına herhangi bir takdir yetkisi tanınmamış olmasına rağmen, bu konuda oylama yapıldığını, ancak, konuyla ilgili genel kurulun karar alması bu organın yetki sınırları dışında olduğunu, hatta, oylama yapılması bir kabul ya da ret yönünde bir karar çıkması bir yana, olması gereken genel kurulun hiçbir karar almasına gerek olmaksızın sadece divan başkanının kararıyla ertelemenin gerçekleştirilmesi olduğunu, oysa davalarına konu genel kurulda olaylar bu şekilde gerçekleşmediğini, toplantı başkanının konuyla ilgili oylama yaptırarak, müvekkilin TTK m. 420 anlamındaki hakkının kullanımını engellediğini, müvekkilinin genel kurul toplantısının ertelenmesi konusundaki talebine herhangi bir gerekçe eklemesi, TTK m. 420/1 lafzı gereğince gerekli olmadığı gibi; öğreti ve Yargıtay kararları da bu yönde bir gerekçe eklenmesinin ancak talepte bulunanın ihtiyarında ve onun yararına olduğu yönünde olduğunu, yerel mahkeme tarafından aksi yönde usul bakımından davanın reddine karar verilmiş olunmasının usul ve yasaya uygun olmadığından iş bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek istinaf istemlerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi ile müvekkili lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ileri sürmüş olduğu haksız ve hukuka aykırı istinaf itirazlarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın istinaf başvurusu dilekçesinde ileri sürmüş olduğu sebeplerin usule, yasaya ve hakkaniyete açıkça aykırı olup yapılacak inceleme neticesinde davacı tarafın istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davacı tarafın istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, Anonim Şirket 20.03.2024 tarihli genel kurulun 7,8 ,11 maddeleri ile tüm genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Eldeki dava 24.05.2024 tarihinde açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür. Kararı davacı taraf istinaf etmiştir. Açılan dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı toplantının TTK 420. Maddesi uyarınca ertelenmesini talep ettiğini genel kurulda bu talebin red edildiğini davalı şirketin 20.3.2024 tarihli genel kurulu toplantısında alınan; -Yönetim kuruluna üye seçimine dair kararın (madde 7) iptalini; -Yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespitine dair kararın (madde 8) iptalini ve varsa haksız olarak alınmış tutarların şirkete iadesini, -Nama yazılı şirket paylarının devrine ilişkin kararın (madde 11) başta olmak üzere tüm genel kurul kararlarının iptaline ve gereğince şirket pay defterinde lüzumu görülen düzeltmelerin yapılmasını talep etmiştir. Davalı davacının iptalini talep ettiği Genel Kurul toplantısında muhalefetini toplantı tutanağına geçirmediğini iptali istenen kararlara karşı red oyu vermesinin iptal davası açması için yeterli olmadığını, somut olayda dava şartının gerçekleşmediğini bununla birlikte davacının şirkette kayden ortak olarak görülse dahi şirketteki tüm paylarını oğlu ... ile birlikte dava açmadan önce şirket ortağı ...'na sattığını ve pay pay bedelinin tamamını tahsil ettiğini, davacının Eylül 2023 döneminde şirketten ayrılmaya karar verdiğini, şirketten ayrılarak 12.12. 2023 tarihinde ... A.Ş' yi kurduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirketin 20.3.2024 tarihli genel kurulu toplantı tutanağı incelendiğinde: 2. Madde : ...Gündemin görüşülmesinden önce ortak ... tarafından divan başkanlığına toplantının Türk Ticaret Kanununun 420. maddesi uyarınca ertelenmesi için dilekçe verildiği görüldü. Toplantının kararlaştırılan 20.03.2024 tarihinde yapılmasına ertelenmemesine oy çokluğu ile karar verildi....ve ... red oyu verdi. 7. Madde: Divan başkanlığına yönetim kurulu üyelikleri için ... tarafından ...... ve ...'nun 3 yıllığına seçilmeleri sözlü olarak teklif edildi. yapılan oylamada ... ... ve ...'nu seçilmeleri oy çokluğu ile karar verildi. ... ve ... red oyu verdi. 8. Madde: Yönetim kurulu üyelerine yürürlükteki brüt 3 asgari ücrete kadar huzur hakkı ücreti ödenmesine ve resmi makamlarca yeniden düzenlendiği tarihlere göre huzur hakkının güncellenme yine oy çokluğu ile karar verildi ... ve ... red oyu verdi. 11. Madde: Ortaklar arasında hisse devrinin yapılabilmesi ...ve ... tarafından teklif edildi. mevcut ortaklar dışında dışarıdan olmamak üzere hali hazırdaki şirket ortakları arasındaki olağan hisse devirlerine genel kurulun muvafakat etmesine oy çokluğu ile karar verildi. ... ve ... red oyu verdi." şeklinde kararların alındığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK 447.madde"(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. " hükmüne haizdir. 6102 sayılı TTK' nun" Toplantı ve karar nisabı" başlıklı 418. maddesinde; (1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir. " 6102 sayılı TTK'nun 421-1. maddesinde; Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümleri geçersizdir. "denildikten sonra 421/2-c madde hükmünde Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasının sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK 445.madde de kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine TTK 446.madde de belirtilen kişilerce karar tarihinden itibaren üç ay içinde, iptal davası açılabilir. İptal davasını açabilecek kişiler TTK 446.maddesinde toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten veya toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri veya yönetim kurulu veya kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur(Yargıtay HGK'nın 08.03.2022 Tarih ve 2021/11-701 E. - 2022/275 K. Sayılı Kararı). Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamı ile de benimsendiği üzere, yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, eldeki davada olduğu gibi, 6102 S. TTK 445-446 düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebilecektir. Şu halde, anonim şirket genel kurulunda alınan en önemli kararlar arasında yer alan nama yazılı hisse devirlerinin sınırlandırılmasına ilişkin kararların TTK'nın 421/2 maddesine aykırı olarak alınmış olması halinde, yoklukla malul olacağından, davacının TTK'nın 446/1. maddesi gereği alınan karara muhalefet şerhi koyma şartı da artık aranmayacaktır. ( Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 09.03.2023 2020/1003 Esas, 2023/358 Karar sayılı ilamının onanmasına dair Yargıtay 11. HD 2023/2994 Esas 2024/5755 Karar onama kararı) Bu durumda mahkemece davalı şirket paylarının nama olup olmadığı araştırılarak hisse paylarının nama yazılı olduğunun tespiti halinde 20.03.2023 tarihli Genel Kurulun 11. maddesinde yer alan mevcut ortaklar dışında dışarıdan olmamak üzere hali hazırdaki şirket ortakları arasındaki olağan hisse devirlerine genel kurulun muvafakat etmesine şeklindeki kararın 6102 sayılı TTK 'nun 421/2-c madde hükmüne aykırı olup olmadığı değerlendirilerek yine davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü davacının dava açmadan önce paylarını devir ettiği yönündeki iddiası araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Açıklamalar ışığında davacının istinaf talebinin HMK 353/1-a-6 md uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/09/2024 tarih ve 2024/407 E - 2024/823 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 28/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/407, K. 2024/823, T. 20.03.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-407-e-2024-823-k-c597387e3fb3