Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3196 E. 2026/69 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/3196
- Karar No
- 2026/69
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/3196
KARAR NO : 2026/69
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/05/2024
NUMARASI: 2022/778 Esas - 2024/285 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/01/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25/09/2018 tarihinde Sefaköy İşletme Müdürlüğü hizmet sahasında bulunan Cennet Mahallesi ... Caddesi No... Küçükçekmece/... adresinde davalı ...-... ... Dağıtım San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan alt yapı çalışması sırasında müvekkili şirkete ait tesislere hasar verildiğini, müvekkili şirket personelince arızanın giderilmesi ve enerji verilmesine müteakip hasara maruz kalan tesislerin onarımı için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedelleri kapsayan hasar bedeli olan 52.144,16-TL hasar verenler aleyhine tahakkuk ettirildiğini, davalı borçlu ...-... ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 52.144,16 TL hasar bedeli 1.902,90-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 54.047,06-TL'nin tahsili amacıyla ... 25. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalı borçlu ...-... ... San. ve Tic. A.Ş. ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu vekili itirazında; takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz orana ve ferilerine itiraz ettiğini, takibin durdurulmasını talep ettirildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin birinci fıkrası gereğince, itiraza konu edilen alacak hakkında itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak kabul edilmiş olduğundan arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ... Arabuluculuk Bürosunun 21.06.2019 tarihli 2019/10372 Büro dosya numaralı, 2019/... arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Tutanağından anlaşılacağı üzere tarafların anlaşamadığını, borçlu borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, söz konusu hasarlar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiğini, borçlu haksız fiilden kaynaklı müvekkili kuruma vermiş oldukları zararı henüz tazmin etmediğini, hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiğini, borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, hükmolunacak meblağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin 4646 sayılı Doğal ... Piyasası Kanunu’na, ... genelinde doğal ... dağıtım ve satış faaliyetini yürüten, EPDK ve Sayıştay denetimlerine tabi, hisselerinin tamamı ... Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ticari bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin doğalgazın dağıtım işini, Enerji Piyasası Denetleme Kurumundan (EPDK) aldığı Dağıtım Lisansı çerçevesinde yine bu kurumun çıkardığı Yönetmelikler, Tebliğler, aldığı Kararlar ve Doğalgaz Piyasası Kanununa göre yürüttüğünü, bu yasal düzenlemeler doğrultusunda ...'ın doğalgazın şehir içi dağıtımını ve satışını yaptığını, bunun dışında başka hiçbir faaliyet gerçekleştiremediğini, müvekkili şirket ...’ın asıl işinin ... ili genelinde doğalgazın sürekli ve güvenli bir şekilde dağıtımını gerçekleştirmek olduğunu, yasal düzenlemeye göre doğalgazın alt yapısıyla ilgili her türlü yapım işleri EPDK’dan yapım ve hizmet sertifikası almış kişi kurum ve kuruluşlara yaptırılmak zorunda olduğunu, müvekkili şirketin Yapım ve Hizmet Sertifikasının olmadığını, alt yapı işlerini bu konuda EPDK tarafından uzmanlığı sertifikalarla onaylanmış ve yetki verilmiş firmalara ihale edildiğini, müvekkili şirket tarafından ihale edilen işlerde denetim firması ve müvekkili şirketin personeli işi kontrol altında tutmakta olduğunu, işle alakalı verilen hasarları takip etmekte, hasar olması durumunda bununla alakalı tutanakları takip etmekte ve yine hasar olması durumunda hasara ait bilgi ve evrakları kayıt altında tutmakta olduğunu, kurum içerisinde yapılan yazışmalar neticesinde belirtilen tarihlerde belirtilen adreslerde ... tarafından doğal ... kazı çalışması yapıldığına dair hasar kaydına rastlanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ... tarafından ihale edilen inşaat işleri mevzuat gereğince müteaahit firmalar tarafından ALL-Risk sigortası kapsamında sigortalanmakta olduğunu, işin yapımı sırasında üçüncü kişilere verilecek hasarlarında bu sigortalar kapsamında bulunduğunu, hasar bedeli tespiti konusunda tek taraflı bir inceleme yapıldığının görüldüğünü, bu durumun ispat hukuku açısından sakıncalı olduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "... Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunmaları ve kabul edilen alacağın likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kısmen kabulüne,Davalının ... 25.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 552,03 TL asıl alacak, 8,42 TL işlemiş faiz ile asıl alacağa takip tarihi olan 20.02.2019 tarihinden itibaren yıllık %9 oranında gecikme faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-İİK mad. 67/2 gereğince alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 560,45 TL alacağın %20'si olan 112,09 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, Maddi Hasar Bedeli, Maddi Hasar Montaj Bedeli, Araç ve Personel Gideri, Dağıtılamayan Enerji Bedeli, Eşik Kesinti Süresi Aşımı Bedeli, Etüd Koordinasyon Bedeli ve %18 KDV tutarıyla beraber davalıdan alınarak taraflarına verilmesi gerektiğini, faiz hesabının eksik yapıldığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davacının davasını ispat edemediğini, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davalı şirketin alt yapı çalışması sebebiyle davacı tesisinde oluşan hasardan kaynaklı başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Davalı yönünden yapılan istinaf incelemesinde; 29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, dava açılış tarihi itibariyle kesinlik sınırı 4400,00 TL'ye çıkartılmıştır.Bu durumda, davalının istinaf talebine konu olan 560,45 TL miktar itibariyle kesin olup, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacı yönünden yapılan istinaf incelemesinde;
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Somut olayda davacı taraf kendi işçileri dışında adam tutulup çalıştırıldığını da iddia etmemiştir.Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamda "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli, araç eleman bedeli, etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas-2015/12692 karar nolu başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği " belirtilmiş olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir.
Bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamanın yerleşik Yargıtay uygulamasında esas alınan gerçek zarar ilkesine uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE,2-Usûl ve yasaya uygun istanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/778 Esas 2024/285 Karar sayılı 15/05/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı tarafın istinaf talebi incelenmediğinden yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinafa başvuran taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,8-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/01/2026