Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3077 E. 2025/1246 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/3077
Karar No
2025/1246
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/3077

KARAR NO: 2025/1246

KARAR TARİHİ: 12/05/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/10/2024

NUMARASI: 2024/250 2024/131

DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Tapu İptali Ve

Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki davada Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Küçükçekmece 13. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR Dava, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan) talebine ilişkindir.

Küçükçekmece 13. Asliye Hukuk Mahkemesince,"... İzah edilen sebep ve gerekçeler doğrultusunda, davacı-birleşen davalının tüzel kişi tacir olduğu, davalı-birleşen davacı ...'ın 27/12/2011 tarih ve 7970 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre gerçek kişi tacir olduğu, taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin TTK 4/1 maddesi gereği ticari iş olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacak sebebiyle ihtilafın çözümü için ticaret hukuku kurallarının uygulanması gerektiği, bu kuralları değerlendirip uygulayacak olan mahkemenin ise Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, uyuşmazlık ticari iş niteliğindeki taşeronluk sözleşmesinden kaynaklandğından davacı ile arsa sahipleri davalılar arasıdaki uyuşmazlığın da özel mahkeme olan ticaret mahkemesince çözümlenmesi gerektiği, belirtilen kanuni düzenlemeler nazara alındığında, mahkememizin eldeki davada görevli olmayıp, taraflar arasındaki ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı sebebi ile usulden reddine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesince,"...dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davalılar ... ve ...'nın tacir olmadığı, vergi dairesinden gelen müzekkere cevabı incelendiğinde davalıların tacir olmadığı anlaşılmıştır.Nispi ticari dava olarak görülmesi için tüm tarafların tacir olması gerektiği fakat dosya kapsamından yapılan araştırmada bir kısım tarafların tacir olmasına rağmen ... ve ...'nın tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava türüne de girmediği, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olarak nitelendirilebilecek şekilde TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir.Aynı Yasanın 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”, Aynı Yasanın 11/1 ve 2. maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.", Aynı Yasanın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise, "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." Aynı Yasanın 39. maddesinde, "Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır." şeklinde düzenlemeler mevcuttur. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir.Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası'nın müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere, tarafların gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmaktadır.Bu durumda, tarafları tacir olup her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren uyuşmazlıktan kaynaklı davaya bakmak görevi ticaret mahkemesine ait bulunmaktadır.Bununla birlikte, bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayanması, kazançlarının ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olması ve esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir.Dosya kapsamında, davalı ...'ın ticari işletme kaydı bulunduğu gibi gelen yazı cevabına göre bilanço esasına göre defter tuttuğu, iktisadi faaliyetlerinin nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmalarına dayandığına veyahut berber terzi gibi esnaflık faaliyetinde bulunduğuna dair har hangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Aksine uyuşmazlığın asıl tarafı olan davalı ...'ın müteahhitlik işleri ile iştigal ettiği ve uyuşmazlığın taşeronluk sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda tarafların ticari faaliyetinin esnaflık düzeyinde olduğunun kabulü de dosya kapsamıyla bağdaşmamaktadır.O halde, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan nisbi nitelikteki ticari davaya bakmak görevi daha diğer davalılar bakımından daha özel nitelikteki Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesine ait bulunmaktadır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 12/05/2025 gününde oy birliği ile karar verildi.

KANUN YOLU: Kesin olmak üzere

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/3077, K. 2025/1246, T. 12.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-3077-e-2025-1246-k-6f034f921b5a