Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/292 E. 2026/1069 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/292
Karar No
2026/1069
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/292 KARAR NO : 2026/1069

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18.03.2021 NUMARASI : 2018/1022 Esas - 2021/229 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.06.2026

İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2021 tarih 2018/1022 Esas 2021/229 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili, 07/06/2016 tarihinde davalı sürücü .... nin sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın bisikletle seyir halinde bulunan davacıların desteği maktül....'a çarpması ile davacıların desteğinin vefat ettiği, desteğin vefatı sebebiyle davacı .... ve .... için destekten yoksunluk tazminatı ve tüm davacılar için manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin 26/10/2016 tarihinde 51.192-TL ödeme yaptığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, desteğin gelirinin resmi belgelerle ispatının gerektiğini, aktüer hesabının aktüer siciline kayıtlı bilirkişiler tarafından TRH 2010 tablosuna göre yapılması gerektiğini, kusurun zararın ve illiyet bağının ispatının gerektiğini, kaza sebebiyle elde edilen gelirin tazminattan mahsubunun gerektiğini, manevi tazminattan sorumlu olmadıklarını, destek ....'ın müterafik kusurunun araştırılması gerektiğini, mütefarik kusurunun tespiti halinde tespit edilecek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. Davalı ..... ve ....'ne usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olduğu ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 07/06/2016 tarihinde davalı sürücü ....'nin sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın bisikletle seyir halinde bulunan davacıların desteği maktül .... 'a çarpması ile davacıların desteğinin vefat ettiği, desteğin vefatı sebebiyle davacı .... ve ..... için destekten yoksunluk tazminatı ve tüm davacılar için manevi tazminatın tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre, meydana gelen kazada vefat eden destek ....'ın % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu, sigorta şirketinin 26.10.2016 tarihinde 51.192-TL ödeme yapmış olduğu, rapor kapsamına göre yapılan ödemenin destek zararını karşıladığı, davacı ....'ın bakiye destek zararının bulunmadığı,..... 'ın ise destek alma hakkının bulunmadığı anlaşıldığından maddi tazminat yönünden açılan davanın reddinin gerektiği, manevi tazminat yönünden meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu, desteğin vefatı sebebiyle davacıların üzüntü, elem ve ızdırap çekmelerinin muhakkak olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve sürücülerin kusur durumları dikkate alınarak 6098 sayılı yasanın 56/2 mdsi gereğince manevi tazminat taktir edilmesi gerektiği ve taktir edilecek manevi tazminatın araç sürücüsü .... ve araç maliki ..... 'nden tahsili gerekçeleriyle maddi tazminat yönünden açılan davanın reddine, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacı .... için 8.000-TL,....için 4.000-TL, .... için 4.000-TL, .... için 4.000-TL olmak üzere toplam 20.000-TL manevi tazminatın 07.06.2016 kaza tarihinden itibaren davalılar .... ve ... ...'nden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarlarının son derece yetersiz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eşini ve babasını kaybeden müvekkillerin ağır psikolojik yıkım yaşadığını ve psikolojik tedavi gördüklerini, davalının taziyeye katılmamak, başsağlığı dilememek ve çevresine kaza ile ilgili olumsuz söylemlerde bulunmak suretiyle müvekkillerin acısını daha da derinleştirdiğini, benzer nitelikteki davalarda çok daha yüksek manevi tazminatlara hükmedildiğini, bu nedenle talep edilen manevi tazminat miktarlarının karşılanması gerektiğini, kusur değerlendirmesi yönünden ise davalı sürücünün fren izi hesabına göre en az 83 km/saat hızla, tanık beyanlarına göre ise daha da yüksek bir hızla seyrettiğini, yerleşim yerinde azami hız limitinin 50 km/saat olduğunu ve sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmak zorunda olduğunu, davalının kırmızı ışıkta geçtiği ihtimalini güçlendiren tanık .....'in çelişkili beyanlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, müteveffanın arkadan çarpılarak 45 metre sürüklenip 10 metre ileriye savrulduğunu, davalı sürücünün bisiklet sürücüsünü önceden gördüğü hâlde hızını azaltmadığını ve klaksonla uyarmadığını, aynı şeritteki yabancı plakalı araçla çarpmamak için müteveffaya göz göre göre çarptığını, bu nedenle asli kusurlu olduğunu, buna karşın kusur irdelemesinin büyük oranda müteveffa aleyhine sonuçlandırılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tanıklarının beyanlarının birbiriyle ve diğer delillerle çeliştiğini, aralarında önceden senaryo kurulduğuna dair ciddi emareler bulunduğunu, trafik, sigorta ve aktüerya incelemesinin aynı anda tek bilirkişiye yaptırılmasının sağlıklı bir değerlendirmeye imkân vermediğini, itirazlarına rağmen dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmediğini, bisikletin KTK kapsamında motorsuz taşıt sayılması nedeniyle sürücünün hukuki sorumluluğunun genel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, aktüerya hesabının uzman bilirkişi heyeti ya da Adli Tıp Kurumu tarafından yeniden yapılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/1. ve 85/son maddeleri ile trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ) Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K. ) Yukarıda açıklanan hukuki ve maddi vakıalar çerçevesinde dosya kapsamının incelenmesinde, davacı taraf, davadan önce davalı trafik sigortacısı tarafından ödenen bedelin gerçek zararın altında olduğunu iddia ederek tazminat talebinde bulunmuş; davalı sigorta şirketi ise, davadan önce yapılan ödemelerin yeterli olduğunu savunmuştur. Taraf iddia ve savunmalarına göre, davacı tarafın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2. maddesindeki yetersizlik iddiasında bulunduğu gözetilmek suretiyle tazminat hesabının yapılması gerektiği açıktır. Zarar sorumlusu davalılar tarafından ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için de; öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması; daha sonra, hesaplamanın yapıldığı tarihteki verilere göre tazminat hesabının yapılması ile iki ayrı tarihe göre hesaplanan tutarlar arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark tespitinin yapılması halinde ise, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalı sigortacının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerlerinin hesaplanan güncel tazminattan düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar ilk derece mahkemesince ödeme tarihi itibariyle davacı eş ....'a ödenmesi gereken tazminat miktarı hususunda bilirkişi raporu alınmış ise de raporda bilinmeyen dönem zarar hesaplamasında 1.8 teknik faiz uygulanmak suretiyle tazminat hesaplaması yapıldığı, oysa yukarıda da değinildiği üzere Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi gerektiği halde raporda teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmış olması ve mahkemece bu raporun hükme esas alınması yerinde görülmemiştir. Davacı vekillerinin bu husustaki istinaf itirazları yerindedir. Kabule göre de; Manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. (Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K. sayılı ilamı) Somut olayda davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları kazanın oluş şekli, kusur durumu, kaza tarihi, müteveffanın yakınlık derecesi sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında, her ne kadar kazanın gerçekleşmesinde müteveffa asli kusurlu ve davalı araç sürücüsü tali kusurlu ise de kaza neticesinde vefat gerçekleşmiş olması karşısında bir miktar düşük kaldığından bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmüştür. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.03.2021 tarih 2018/1022 Esas - 2021/229 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/292, K. 2026/1069, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-292-e-2026-1069-k-161f38297b93