Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/19 E. 2026/1193 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/19
Karar No
2026/1193
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/19 Esas

KARAR NO : 2026/1193 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2019/126 Esas - 2019/1178 Karar

TARİHİ: 04/11/2019

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/06/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirket adına düzenlenen 05/08/2016 tarihli fatura karşılığında tahakkuk eden toplam 90.104,80-TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi yaptıklarını, davalı tarafın haklı bir neden olmaksızın takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında faturaya konu işin yapılmasıyla ilgili herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu sözleşmedeki imzanın müvekkili şirket temsilcisine ait olmadığını, müvekkili şirketle ilgili zaman zaman dolandırıcılık amacıyla bu tür taleplerde bulunulduğunu, alacağın dayanağını teşkil eden faturanın kendilerine tebliğ edilmediğini, bu bağlamda söz konusu faturanın ticari defterlerinde de yer almadığını, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesinin 04/11/2019 tarih ve 2019/126 Esas 2019/1178 Karar sayılı kararında;

".....Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacağın varlığını kanıtlayamadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin davalı şirket tarafından imzalandığı hususunun da ispatlanamadığı, davacı tarafın, davalı şirket adına fatura düzenlemesinin tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağı (Yargıtay 15.HD 2017/394 esas 2018/3129 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere) dikkate alınarak açılan davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin ise koşulları oluşmaması nedeniyle keza reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,

''1-Sabit görülmeyen davacının davasının REDDİNE,

2-Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmaması nedeniyle REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İlk Derece Mahkemesi 05/02/2020 tarih ve 2019/126 Esas 2019/1178 Karar sayılı ek kararı ile;

''Davalı vekiline istinaf harç ve masrafların yatırılması için muhtıraya rağmen istinaf harcı ve masraflarını 7 gün süre içerisinde yatırmadığından istanaf talebinin bu nedenle reddine,'' karar verilmiş, ek kararın davalı vekiline 13/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, ek karar davalı tarafından istinaf edilmediği ve ek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince verilen 05/02/2020 tarihli ek karar davalı vekili tarafından istinaf edilmeyip kesinleştiğinden dairemizce davacı vekilinin istinaf sebepleri incelenmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkil ile yapılan sözleşme gereğince müvekkilden mal alımı yaptığını, bunun karşılığında şirket tarafından fatura kesildiğini, davalı şirketin düzenlenen faturaya konu borcu ödememesi üzerine davalı hakkında takip yapıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, açık faturanını bedeli ödenmemiş fatura olduğunu, açık fatura karşılığında makbuz verilmesi gerektiğini, faturanın karşılığının ödendiğinin ancak bir belge ile ispat olunabileceğini, ancak davalı işbu borcu ödediğine ilişkin hiçbir evrak sunmadığından borcu bulunmadığını savunamayacağını,

Müvekkile ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu ve icra takibine konu alacağın defterlerde alacak olarak kayıtlı olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu, ayrıca işbu defterlerin sahibi lehin delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğini, davalı ticari defterlerinde bu hususta hiçbir kayıt bulunmadığı için müvekkilin ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilmesi ve ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin alacağın varlığının kanıtlanmadığına yönelik gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu,

Davalının defter ve kayıtlarına delil olarak dayanmadıklarını, mahkemece diğer deliller değerlendirilmeksizin sadece davalı defterlerinin münderecatına dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkil ile davalı şirket arasında sözleşme bulunduğunu ve sözleşmek aslının mahkemeye ibraz edildiğini, yerel mahkemenin kaşe üzerinde bulunan imza ile davalı şirket yetkilisine ait imza arasında fark olduğunu belirterek sözleşmeyi delil olarak kabul etmediğini, imza incelemesinin teknik bir konu olduğunu, hakimin göz ile imza incelemesi yapmasının mümkün olmadığını, ayrıca sözleşme tarihinde davalı şirket yetkilisinin kim olduğunu da açığa kavuşturulmadan sözleşmenin delil olarak kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu,

Yerel mahkemece her ne kadar faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğinin kanıtlanamadığı belirtilmiş ise de; gerek cevap dilekçesinde, gerekse delillerde sunulan ... kargo ... sayılı kargo geçmiş evrakında faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğinin açıkça anlaşıldığını, bu hususta da gerekli araştırma yapılmadan faturanın tebliğ edilmediğinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, ayrıca dava konusu malların teslim edildiğine ilişkin tanık dinletme ve keşif taleplerinin mahkemece reddedildiğini, dava konusu malzemelerin yeni yapılan Samsun T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunun yapımında idare tarafından kontrollü olarak kullanıldığını, tanık olarak bildirilen ...'nın işin yapımında kontrol mühendisi olduğunu, müvekkil tarafından dava konusu malın davalıya verildiğine şahit olduğunu, söz konusu cezaevinin yapımının tamamen bittiğini ve idareye teslim edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava, fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.

Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı tarafın, davaya konu icra takibinde 05/08/2016 tarihli, ... seri nolu 90.104,80 TL. miktarlı faturaya dayandığı, faturaların muhteviyatının alüminyum doğrama, mal bedeli olduğu, fatura muhteviyatı malın davalı tarafa teslim edildiğine ilişkin delil ibraz edilmediği anlaşılmıştır.

Davalı tarafça icra dosyasına verilen itiraz dilekçesinde ve mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde borca itiraz edilip akdi ilişki ve davacı iddiaları davalı tarafça kabul edilmediğinden, dava ve icra takibine konu fatura içeriği malların teslim edildiğinin ve bu faturadan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat külfeti davacı satıcıya aittir. Tek başına fatura düzenlenmesi ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmayacaktır. (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2016/7819 Esas ve 2017/2738 Karar sayılı içtihadı,Yargıtay 19 Hukuk Dairesi' nin 2014/12574 Esas - 2014/16692 Karar sayılı içtihadı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3142 Esas - 2021/4987 Karar sayılı içtihadı benzer mahiyettedir.)

Somut olayda, davaya konu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve davalı tarafça mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile de ilgili vergi dairesi müdürlüğüne bildirilmediği, dolayısıyla tek başına, teslim alan imzası bulunmayan faturanın malın teslimini ispata yeterli olmadığından fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz. Dosyaya ibraz edilen belge içeriklerine göre, davacı tarafça fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğini ve bu faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu isbat edemediği ve yemin deliline de başvurmadığı anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ve malın teslim edildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 687,6 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/19, K. 2026/1193, T. 04.11.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-19-e-2026-1193-k-7d9a46140f2c