Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1762 E. 2026/951 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1762
Karar No
2026/951
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1762 - 2026/951 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1762 KARAR NO : 2026/951

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2024 NUMARASI : 2023/242 Esas 2024/315 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf Vekilleri KARAR TARİHİ : 18/06/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 24/06/2026

Mahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirkete ait ... plakalı yolcu otobüsünün 19/12/2022 tarihinde Şereflikoçhisar ilçesi civarında seyir halindeyken davalıya ait elektrik iletim hatlarından birinin koparak araç üzerine düşmesi nedeniyle aracın zarar gördüğünü, kaza sonucunda aracın hasarlandığını, kullanılamaz hale geldiğini, tamir süresince gelir kaybına uğradıklarını ve ikame araç kullanmak zorunda kaldıklarını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalının gerekli bakım ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden kusurlu olduğunu belirterek, aracın kullanılamaması nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 1.000,00 TL ticari kazanç kaybı ve 1.000,00 TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 11/03/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporlarına istinaden talebini 80.356,80 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, talebin belirli olduğunu bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağını, iletim sistemiyle ilgili tüm bakım ve gözetim hizmetlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, meydana gelen kaza ve zarardan davalının kusur veya sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece; ikame araç bedeli ile ilgili talebin reddine, gelir kaybı nedeniyle açılan davada, talebin kısmen kabulüne, 24.356,80 TL'nin 19/02/2022 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişinin gelir kaybı hesabının reel ekonomik şartlara uygun hesaplamadığını, raporun hatalı olduğunu, hesapta araç bazında inceleme yerine filo ortalamasının alındığını, 2022 yılında 15 günlük kâr mahrumiyetinin 24.000 TL olamayacağını, davalının olayda %100 kusurlu olduğunu, ayrıca ikame araç bedeline ilişkin talebin reddinin yanlış olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararlarına göre ikame araç bedelinin mutlak ispatının şart olmadığını, TBK 50/2 hükmüne göre hâkimin bunu belerleyebileceğini, belgelendirme gerekmediğini ileri sürerek, Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bu olayda davacının belirsiz alacak davası açamayacağını, elektrik hattının bakım ve denetimlerinin düzenli yapıldığını, davalı şirketin kazada kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, davacının zararını ve kusur durumunu yeterince ispatlayamadığını, ticari kazanç/kar kaybından elektrik dağıtım şirketinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davalıya ait elektrik telinin koparak davacı şirkete ait yolcu otobüsünün üzerine düşmesi sonucu meydana gelen zararlar nedeniyle açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, meydana gelen yangın nedeniyle tarafların kusur durumlarının tespiti, davacının bir zararının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkindir. Yargıtay 3. HD. 02/11/2021 tarih ve E:2021/162, K:2021/10736 sayılı kararında; "Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Elektrik enerjisinin taşındığı enerji nakil hattı ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek sorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinde; kuvvetli akım tesislerinin, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda; elektrik dağıtım şirketleri, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Şayet özel hat olması gereken gibi tesis edilmemişse bunu düzelttirmek, gerektiğinde elektriğini kesmek zorundadır. Elektrik dağıtım şirketi, kontrol ve denetim görevini yerine getirmezse doğan zarardan müteselsil olarak sorumlu olacaktır." denilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin somut olayla benzerlik arz eden E: 2016/19903 ve K: 2018/6634 sayılı; "... davacının mahrumiyet bedeline ilişkin talebinin değerlendirilmesinde, davacı aracıyla aynı vasıfta ikame aracın satın alınması için geçecek makul süresinin belirlenerek buna göre kazanç kaybının tespiti gerekmektedir. Ayrıca yoksun kalınan kar hesaplanırken, net kazacın tespiti konusunda, iş nedeniyle yapılması zorunlu olan masrafların yapılmaması dolayısıyla elde edilen tasarrufun kazançtan düşülmesi suretiyle hesaplama yapılması gerekecektir. O halde mahkemece, davacının gelir kaybının hesaplanması yönünden, uzman bilirkişi marifetiyle, davacının yaptığı işle ilgili ticari defter, belge, faturalar ile vergi kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacının yapmak zorunda olduğu zorunlu giderler dışında aracın çalıştırılmasından kaynaklı amortisman, yakıt vb. giderler de düşüldükten sonra günlük net kazancının ve buna göre de ikame araç almak için gereken makul süre için davacının kazanç kaybının ne kadar olacağı hususunda gerekçeli, ayrıntılı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi..." yönündeki kararı konuyu vuzuha kavuşturmuştur. Yargılama esnasında dosyaya kazandırılan 18/10/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda; "19/12/2022 tarihinde gerçekleşen kaza neticesinde; dava konusu ... plakalı ... otobüsün, elektrik telinin temas ettiği bölgelerden hasarlandığı, ön cam, sol ayna ile kaplaması, sol ön sinyal lambası, sağ bölüm ön camı, sağ yan cam (2.sıra) ve sağ yan cam (3. sıra) zarar gördüğü, sağ yan duvar kaporta aksamlarında da çizilmelerin meydana geldiği, hasarın niteliği ve aracın özellikleri göz önüne alındığında hasarın onarım süresinin 15 gün olacağı ve günlük ortalama kiralama bedelinin kaza tarihinde 3.500,00 TL değerinde olduğu, elektrik hattının, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği- Kuvvetli akım tesislerinin güvenliği -Madde 5, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği- İletkenler -Madde 46/a, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği -Kuvvetli akım tesislerinin denetimi ve güvenliği -Madde 67/a hükümlerine uygun olmadığı ve bu nedenle ... A.Ş.nin gerçekleşen kazada %100 kusurlu olduğu, yukarıda belirtilen kusur oranı tarafların kusur gerekçelerine göre yapılan teknik analize dayalı olarak belirlendiği, raporda yer verilen yasa ve yönetmelik maddeleri, kusur dağılımı ve oranı tespiti amacı ile kriter olarak kullanıldığı, hukuki değerlendirmenin ve nitelendirmenin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, hasar gören aracın 11 aylık ortalama gelire göre 15 günlük kazanç kaybının personel gideri dahil 17.978,06 TL, personel gideri hariç 24.356,80 TL olduğu," belirlenmiş, tarafların itirazı üzerine alınan 28/01/2024 tarihli ek raporda ise, kusur oranı ve hesaplamalara ilişkin görüş değişikliğine gidilmediği, ancak "onarım için geçen 15 günlük sürede ticari kazanç kaybı talep edilmiş olmakla, hem ticari kazanç kaybının hem de kiralama bedelinin talep edilip edilmeyeceğinin Sn. Mahkemeniz takdirinde olduğu" değerlendirilmesinde bulunulmuştur. Bilirkişi kök ve ek raporlarının yukarıda yer verilen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, hüküm kurmaya ve kanun yolu denetimine elverişli oldukları anlaşılmaktadır. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları delil ve belgelere, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40‬ TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.663,81 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.236,21‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1762, K. 2026/951, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1762-e-2026-951-k-e26ba45d6d87