Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1680 E. 2025/1747 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1680
Karar No
2025/1747
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1680

KARAR NO : 2025/1747

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/05/2024

NUMARASI : 2022/388 Esas - 2024/231 Karar

DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ... Depolama Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. (...) ne ait biyodizel emtiasının Türkiye-Hollanda arası taşıma işinin fiilen denizyolu taşımasının ... S.A. Tarafından, karayolu taşımasının da ...Liman Hizmetleri A.Ş. tarafından gerçekleştirilmek üzere üstlenildiğini, ... nolu konteynerde taşınan emtianın 29.07.2021 tarihinde tahliyesi sırasında hasarlı olduğunun tespit edildiğini ve derhal taşıyıcı acentesi ... Gemi Acenteliği A.Ş.'ne bildirildiğini, ekpertiz incelemesindeki değerlendirmeler ışığında hasar gören tankın onarım masrafları ile tank içerisindeki emtianın zayi olmaması amacıyla başka bir tanka aktarılmasına yönelik masrafların teminat kapsamında değerlendirilerek sigortalıya 22.11.2021 tarihinde 6.785,59 Usd tazminat ödemesinde bulunulduğunu, oluşan hasardan davalının sorumlu olduğunu beyanla, ödenen 6.785,59.USD tazminatın ödeme tarihi 22/11/2021 tarihinden itibaren devlet bankalarının o yabancı para birimine bir yıl mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz dikkate alınarak işleyecek faiz ile tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Geçerli bir sigorta sözleşmesine göre ödeme yapılmadığını, poliçenin riziko gerçekleştikten sonra düzenlendiğini, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, mahkemenin yetkili olmadığını, yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri olduğunu, ... limanındaki aktarmanın sigortalının ısrarı üzerine yapıldığını, konteynerin ... limanından çıkışına izin verilmediği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, hasarın hangi aşamada ne zaman ortaya çıktığının belli olmadığını, tazmini talep edilen tamir masraflarının konteyner kullanımına bağlı yıpranmaların tamiri olduğunu, konteynerin ... tarafından 2018 yılında kiralandığı, kullanıma bağlı hasarların zaten bulunmakta olduğunu, sigorta poliçesi 4.maddesi şartlarının sağlanmadığını, talep edilen tamir bedelleri ve masraflarının çok yüksek olduğunu, ekspertiz raporunun konteyner incelenerek düzenlenmediğini, evrak üzerinden hazırlandığını, poliçede muafiyet bedelinin 1.500 Usd olmasına rağmen muafiyetin sigorta şirketi inisiyatifinde 1.000 Usd olarak uygulandığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1472. maddesi uyarınca rücu davası açılabilmesi için, sigortacı ile ... arasında bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti, sigortacının bu nedenle sigortalısına bir ödeme yapmış olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir. Somut olayda, davacı ile dava dışı ... ... ... Depolama Sanayi ve Dış Tic. A.Ş. arasındaki 170049120 poliçe numaralı ... aracısı yasal sorumluluk sigorta poliçesinin incelenmesinde sigorta ettiren ve ... sıfatının ...'e ait olduğu, poliçenin yenilenerek 24.07.2021-24.07.2022 tarihleri arasında geçerli olduğu, 31.07.2021 tarihinde düzenlendiği, anılan poliçenin abonman sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir. ... aracısı yasal sorumluluk abonman sigorta poliçesi yanında dava konusu taşımaya ilişkin spesifik poliçe dosyaya ibraz edilmemiştir. Sadece abonman sözleşmesinin bulunması, yani belirli bir taşımaya ilişkin kazadan önce bildiri ve bu bildirim sonucu düzenlenen spesifik poliçe olmadıkça taşınan malın sigorta örtüsü altında olduğunu göstermez ve sigortacı da böyle bir rizikodan sorumlu olmaz. Zira abonman sigorta sözleşmeleri birer çerçeve anlaşma niteliğinde olup, sigortacı ile sigorta ettiren arasında, sigorta ile ilgili bir hukuki ilişkiyi oluşturur. Bu hukuki ilişkiden dolayı her taşıma için ayrı bir sigorta sözleşmesi düzenlenir. Dosyaya sunulan poliçede emtia cinsi ve varış yeri hakkında genel bilgilere yer verilmiş olup dava konusu taşımaya ilişkin bilgilere yer verilmemiştir. Buna göre davacı tarafından emtianın sigorta örtüsü altında olup olmadığı uygun delillerle ispatlanamamıştır. Kaldı ki dosyaya sunulan yenileme poliçesinin 31/07/2021 tarihinde düzenlendiği, dosyaya sunulan konişmentoların 06/07/2021 tarihli olduğu, dosyaya sunulan mail yazışmalarından dava dışı sigortalının 29/07/2021 tarihinde hasardan haberdar olduğu, rizikonun bu tarih itibariyle gerçekleşmiş olduğu görülmekte olup bu yönüyle de geçerli sigorta sözleşmesinin bulunmadığı görülmektedir. Yine davacı tarafça sigortalının hasardan dolayı her türlü rücu hakkını davacıya devir ve temlik ettiğini gösterir temlikname sunulmadığı, TBK’nun 163. Maddesinin koşullarının da oluşmadığı, bu açıklamalara göre davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece dosya içeriğindeki belgelerden anlaşılan bir husus hakkında araştırma yükümlülüğüne aykırı şekilde davacı tarafa beyanda bulunmak için süre verilmeksizin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, dosya kapsamında abonman poliçenin mübrez olmasına, poliçenin yenileme poliçe olmasına, bilirkişi raporunda poliçe başlangıç tarihi ile hasar tarihi dikkate alındığında geçerli teminata dayalı ödemede bulunulduğunun tespit edilmesine karşın yazılı şekilde hüküm kurulmasının eksik hukuki inceleme niteliğinde olduğunu, bilirkişi raporunda zaman içerisinde meydana geldiğine kanaat getirilen konteynerin, davalı taşıyıcı tarafından şerhsiz olarak teslim alındığı somut vakıası dikkate alındığında bilirkişi raporundaki zamanla yıpranmaya ilişkin soyut değerlendirmenin hatalı olduğunu, nakliye ücretinin, hasar gören konteynerin onarımı amacıyla yapılmış olduğunu, doğrudan zarar ile illiyeti bulunan nakliye masrafının taşıyıcının sorumluluğunda olmadığına dair değerlendirmeye itiraz ettiklerini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava; taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle davacının ... aracısı yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; Davacını dava konusu uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde kalıp kalmadığı, konişmentodaki yetki şartının geçerli olup olmadığı ve aktif husumetinin bulunup bulunmadığı noktalarındadır. Davaya konu biyodizel emtiasının Gebze limanından, ... limanına ... isimli gemi ile taşındığı, varış limanında yapılan kontrollerde tank konteynerın hasarlı olması nedeniyle liman çıkışına izin verilmediği, tankın içindeki emtianın başka bir konteynera aktarıldığı, tankta meydana gelen hasar, ek nakliye ve aktarma için oluşan masrafların davacı şirket nezdinde açılan hasar dosyasında dava dışı sigortalısına ödendiği davacının zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiği iddiası ile taşıyan sıfatı ile davalıya karşı bu davayı yönlendirdiği anlaşılmaktadır.6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanun'da açıkça, bu hükme aykırı sonuç doğuracak sözleşme şartlarının geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun’un gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır.Davalı tarafça cevap dilekçesi ile davacının aktif husumetinin bulunmadığına yönelik savunmasının yanında davaya dayanak konişmentonun arkasında yer alan şartlarda milletlerarası yetki şartı bulunduğu, uyuşmazlıkların Londra Yüksek Mahkemesinin münhasır olarak yetkilendirildiği davanın Türk mahkemelerinin yetkili olmaması nedeniyle reddi gerektiği savunulmuştur.İlk derece mahkemesince " Davalı vekili milletlerarası yetki itirazında bulunduğundan öncelikli bu konuda değerlendirme yapılması gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. TTK’nın 105/2 maddesinde yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden müvekkiline izafeten acente aleyhine dava açılabileceği ve bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmış olmakla bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır. Konişmentonun fiili taşıyanın Türk acentesi tarafından düzenlendiği bu haliyle Türk acente taşımaya aracılık ettiğinden yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazı yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile milletlerarası yetki itirazını reddine karar verilmiştir. Adına konişmento düzenlenen ... ... ... ... S.A. İsviçre merkezli bir şirkettir. Taşımayı yapan şirketin İsviçre kanunlarına göre kurulmuş ve merkezi Cenevre/İsviçre'de olan bir şirket olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu açıktır. Konişmento ... Gemi acenteliği Anonim şirketi tarafından taşıyan ... ... ... ... S.A. Adına imzalanmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklı olmak kaydıyla yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit edilmelidir. Bu kapsamda bir uyuşmazlıkta MÖHUK'un 47. Maddesine göre, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda taraflarca yapılacak yazılı bir sözleşme ile inhisari olarak kararlaştırılması halinde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi sona erecektir.Dosyada sunulu bulunan Medu 2665996 numaralı konişmento ekinde ... ... ... ... S.A. Hüküm ve koşulları 10.3 maddesinde, Yetikil Yargı Mercii belirlenmiş olup buna göre Tacir taşıtan tarafından açılacak herhangi bir davanın ve aşağıdak ayrıca belirtilen durumlar sakıl kalmak üzere, taşıyan tarafından açılacak herhangi bir davanın, Londrada Yüksek Mahkemesinin münhasır yetkili olacağı ve böyle bir davaya İngiliz hukukunun uygulanacağı şartının bulunduğu bu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzası yer almadığı gibi ayrı bir navlun sözleşmesi de bulunmadığı anlaşılmaktadır. .6102 sayılı TTK'nın 1237. Maddesine göre; Taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento esas alınır, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler ise navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır. Anılan bu düzenlemede 'taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, a.g.e, s.193). TTK'nın 1228 Maddesine göre ise; Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu belge bir gemi sirketinin veya onun yetkili acentesinin veya yükleme limanında acentesi yoksa gemi kaptanının malı yükletene verdigi, nama, emre ve hamile yazılı olarak düzenlenebilen ve belge konusu malların taşınmak üzere kabul edildigini gösteren kıymetli evrak niteliğinde taşıma senedidir. Konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan ... ... ... ... S.A. Hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve ... ... ... ... S.A. Adına acente olarak ... Gemi acenteliği Anonim şirketi tarafından imzalanan kıymetli evrak niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve konşimentonun ön yüzündeki birçok maddesinde arka yüzdeki hüküm şartlara atıfta bulunulmuş olması karşısında 10.3 maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderen) ... imzasını ihtiva etmese dahi geçerlidir. Zira TTK'nın 1237/1. maddesinde taşıyan ile konişmento hamili(gönderilen) arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı gönderen ve TTK'nın 1472. maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcıdır.Yargıtay 11 HD. Güncel uygulamaları ile tarafların serbest iradeleri ile düzenlenen yetki şartının TTK 105/2 kapsamında kalmadığı, yetki şartının geçerli olduğu yönünde istikrarlı uygulamalarına göre ilk derece mahkemesinin bu yöne ilişkin kabulü yerinde değildir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2791 E. 2024/4987 K. 2022/5635 E. 2024/2476 K. Sayılı ilamları)Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve yabancılık unsuru içeren eldeki davada, konişmentonun arka sayfasında bulunan taşıyanın şart ve koşullarının 10.3 maddesi ile taraflarca Londra Yüksek Mahkemesinin inhisari yetkisinin kabul edilmesi karşısında MÖHUK 47/1 ve HMK'nın 18. Maddeleri uyarınca davaya konu uyuşmazlık ve bu uyuşmazlıkta yetkili mahkeme belirlenmiş olup geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğuna göre, Türk mahkemelerinin yargı yetkisi bulunmamaktadır.Uyuşmazlığın çözümünde Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması HMK 114/1-a hükmünce dava şartı olup öncelikle gözetilmesi gereken husustur. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın dava şartı nedeniyle reddine karar vermek gerekirken aktif husumet yolkulğu nedeniyle reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğineDair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1680, K. 2025/1747, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1680-e-2025-1747-k-1d9714154c9f