Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1675 E. 2025/4160 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1675
Karar No
2025/4160
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA N: 2024/1675

KARAR NO : 2025/4160

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 25/10/2023

NUMARASI : 2022/411 Esas - 2023/639 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından 12/03/2019 tarihinde Hobyar Mahallesi, Yalı Köşkü Cad. ... Karşısı Fatih/İstanbul adresinde yapılan çalışmalar esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderildiğini, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıpların müvekkili şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, bu sebeple hasar bedelinin tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalıların itirazları üzerine takibin durdurulduğunu, davalıların itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu bu sebeple itirazların iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu hasarın bizzat müvekkili kurum tarafından verilen bir hasar olmadığını, söz konusu hasarın gerçekleştiği yerde kurumları tarafından herhangi bir çalışma yürütülmediğini, eğer herhangi bir çalışma yürütülmüş ise de kurumlarının dava dışı üçüncü kişilerce verilen zararlardan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, işbu davanın açılmasına müvekkili kurumu sebebiyet vermediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .... ... Taah. ve Tic. A.Ş. ve ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil şirkete karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dolayısıyla davacının alacak iddialarının müvekkil şirkete yöneltemeyeceğini, müvekkili şirketin davacıyı zarara uğratan bir eylemi ve işlemi bulunmadığını, davacının, davasını hem kusur hem de zarar yönünden ispatla mükellef olduğunu, ancak dosyada yer alan belge ve bilgilerin bu hususları ispatlayacak yeterlilikte olmadığını, davacının her zaman tek taraflı olarak düzenlenebilen delillere dayanarak alacak talebi ileri sürdüğünü, bu zamana kadar davacıdan müvekkili şirketlere oluşan zararla ilgili sözlü ya da yazılı bir talepte bulunulmadığını, bu hasar ile ilgili olarak gerek müvekkili şirket yönetiminden gerekse de şantiye sahasından yapmış oldukları araştırmada iddia konusu hasardan haberdar olan birine rastlanılamadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının hasarın ederinden çok daha fazla bir bedene tazmin yoluna gittiğini ve kamu ve tekel gücüne dayanarak müvekkili şirketlerin zararını arttırdığını, bu eylem ve işleminde kötü niyetli olduğunu, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, bu sebeple rle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...12/03/2019 tarihinde davalıların yaptığı kazı çalışması sebebiyle davacıya ait tesislere zarar verildiği, dosyada bulunan davacı yetkilileri tarafından tutulan hasar tespit tutanağı, ve fotoğraflar ile sabittir. Oluşan zarar sebebi ile davacı tarafından kablo onarımı yapıldığı anlaşılmaktadır.Davalılar ... A.ş ve ... A.ş Şirketlerinin davacıya ait alt yapıya zarar verdiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalılar, Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinin 4. Maddesine göre alt yapı çalışmasına ilişkin izin ve ruhsat bulunmadığı anlaşılmıştır. Alt yapı kazı ruhsatı bulunmadan yapılan çalışmanın haksız fiil kapsamında sorumluluk gerektirdiği; dava konusu mahalde, davacıya ait alt yapının usulüne uygun şekilde inşa edilmediği bu sebeple davacı ve yüklenicilerin kusurunun bulunduğu; davalı ... Genel Müdürlüğü'nün ise asıl işveren konumunda olup, davalıların yüklenici olduğu alt yapı işinin ihale edeni olduğundan meydana gelen zararın gerçekleşmesine sebep olan sözleşmesel ilişkinin tarafı olduğundan meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda elektrik mühendisi bilirkişi ..., inşaat mühendisi bilirkişi Kıyas Hazar ve makine mühendisi bilirkişi ...'dan alınan 05/05/2022 tarihli bilirkişi raporu ile; İstanbul 26.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına ilişkin; zararın, davalı ...'nin yüklenicisi konumundak ve davalı .... ... Taah. ve Tic. A.Ş ve ... San ve Tic. A.ş. İş Ortaklığı'nın eylemleri ile gerçekleştiğini, dava konusu mahalde, davacıya ait alt yapının usulüne uygun şekilde inşa edilmediği, yukarıda izah edilen sebeple rden dolayı, davacının %30, davalı ...'nin yüklenicisi konumundaki ve davalı .... ... Taah. Ve Tic. A.ş ve ... San ve Tic Ortaklığı'nın %70 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'nin dava konusu işin yapımında işveren konumunda olduğu, yüklenici konumunda ve davalı .... ... Taah. ve Tic. A.Ş ve ... San Ve Tic. A.ş. İş Ortaklığı'na ihale edilen işler kapsamında yapılan kazı çalışmalarında, sorumluluğun yüklenicide olmasının gerektiği, bu sebeple davalı ...'nin kusurunun olamayacağı, davalıların söz konusu işe ait davacıya veya icra dairesine ödeme yaptığına ilişkin belge dosya kapsamında görülemediğini, meydana gelen zarar miktarına ilişkin yapılan hesaplamalar neticesinde meydana gelen hasarın KDV 8.676,57 TL ve 211,80 TL faiz olmak üzere toplam 8.888,37 TL hesaplandığı, davacı %30 oranında 8.888,37 TL x %30 = 2.666,51 TL davalı ... 'nin yüklenicisi konumundaki ve davalı .... ... Taah. Ve Tic. A.ş ile ... San Ve Tic. A.ş. İş Ortaklığı %70 oranında 8.888,37 TL x %70 = 6.221,85 TL tutarında sorumlu olduğu tespit edilmiştir.Muhasebe Finansman Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. ...'dan alınan 11/07/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; 05.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda ...'ın %30, ...'nin %0 .... ve ... İnşaatın %70 kusurlu olduğu tespit edildiği, hazırlanan rapora göre davalı ...'nin dava konusu olayda kusurlu bulunmaması sebebiyle ...'ye faiz, vekalet ücreti ve icra dosya giderinin yükletilemeyeceği, diğer davalıların 05.05.2022 tarihli raporda hesaplanan 6.221,85 TL'lik asıl alacaktan sorumlu oldukları ve 14.05.2019 takip başlangıç tarihinde temerrüde düştükleri, davacının ... haricindeki davalılardan takip tarihi itibariyle 6.221,85 TL isteyebileceği, bu bedel göz önüne alındığında ana paranın ve tüm dosya borcunun dava tarihi itibari ile tahsil edilmiş olduğu, 05.05.2022 tarihli bilirkişi raporu gereğince alacağın likit olmadığı, bu sebeple davalılar hakkında icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, bu sebeple rle dosya borcunun ... tarafından ödenen 279.291,31 TL'lik bedel dikkate alındığında asıl alacağın dava tarihi itibariyle tahsil edilmiş olduğunun ve itirazın iptaline konu edilecek bir alacağın kalmadığı tespit edilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamda "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas- 2015/12692 karar nolu başka bir ilamında ise "dağıtılamayan enerji bedeli istenemeyeceği,arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği " belirtilmiştir. Davacının malzeme bedeline ilişkin talebi bilirkişi raporu ile değerlendirilmekle dağıtılamayan enerji bedel talebinin, elektrik hatlarına verilen zararın karşılığı olan tazminat hesaplanırken; otomatik olarak üretilmeyen ancak kullanıldığı anda üretilen elektriğin satılamadığından bahisle satılamayan enerjiden doğan bir zararın varlığından söz edilemeyeceği, etüd koordinasyon bedelinin talep edilemeyeceği, ayrıca sınır değerlerin aşıldığı ispat edilemediğinden dağıtılamayan enerji ve eşik süresinin aşım bedelinin de istenemeyeceği anlaşılmıştır.Tüm dosya dosya kapsamı ile alınmış olan bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalılardan herhangi bir alacağı olmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının İstanbul 26. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına ilişkin itirazın iptali davasının REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalılar tarafından davadan önce güncel dosya hesabına göre değil de sadece ödeme emrinde asıl alacak kadar kısmi ödeme yapıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun müstekar içtihatları, Türk Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu hükümleri gereği yapılmış olan kısmi ödemenin mahsubu takip tarihinde tahakkuk etmiş olan öncelikle temerrüt faizi, masraf ve fer'ilerinden yapılmış olup ancak bunlardan arta kalan kısmın asıl alacaktan mahsup edildiğini, bu sebeple 61.385,16 TL tutarında asıl alacak kaldığını,hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davalıların müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil hukuksal nedenine dayalı alacak talebine ilişkin açılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Somut olayda davacı taraf kendi işçileri dışında adam tutulup çalıştırıldığını da iddia etmemiştir.Emsal davaya ilişkin Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nce verilen 2018/1089 Esas -2018/5527 Karar sayılı ilamda "Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar montaj bedeli,araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderlerin istenemeyeceği", aynı dairenin 2015/10383 Esas- 2015/12692 karar nolu başka bir ilamında ise "tüketilmeyen elektrik santrallerde otamatik olarak üretilmeyip ancak kullanıldığı anda üretilerek eneji nakil hatları üzerinden dağıtılan bir enerji türüdür. Kullanılan enerji miktarı günün değişik saatlerinde farklı olduğundan kesinti (inkıta) süresi belirlenemez ve bu sebeple de satılamayan enerji bedeline hükmedilemeyeceği gibi arızanın ilgili yönetmelik kapsamında belirlenen süre içinde giderilmesi ve eşik süresinin aşılmaması sebebiyle eşik kesinti süresi bedelinin de talep edilemeyeceği " belirtilmiş olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinafı yerinde değildir. Bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, her ne kadar raporda davalı ... nin zarardan sorumluluğu bulunmadığı tespiti hatalı ise de bunun sonuca etkisi olmadığı, uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın yerleşik Yargıtay uygulamasında esas alınan gerçek zarar ilkesine uygun olduğu ve dava konusu zararın davalı tarafça dava tarihinden önce davacıya ödenmiş olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İtirazın iptali davalarında, İİK m. 67/2 gereğince, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit alacak olması şart olup, takibe itirazın haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi, davalının itiraz ettiği takibe ilişkin olan alacak miktarının yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceği, bu kapsamda icra inkar tazminatının yasal şartları oluşmadığından,İlk Derece Mahkemesince icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/411 Esas 2023/639 Karar sayılı 25/10/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1675, K. 2025/4160, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1675-e-2025-4160-k-ea8f88a9a990