Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2024/1276 E. 2024/1833 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1276
- Karar No
- 2024/1833
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1276 KARAR NO : 2024/1833
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2024 NUMARASI : 2023/710 Esas 2024/478 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/10/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Malezya da bulunan dava dışı ... Ticaret ünvanlı şirkete bitkisel yağ emtiası ihraç ettiğini, emtianın davalı ... A.Ş'ye tam ve sağlam olarak teslim edildiğini, davalı taşıyan ... AŞ tarafından 19.04.2022 tarihli 2.330 USD bedelli MYL2022000001019 numaralı navlun faturası düzenlendiğini, müvekkiline ait emtianın davalı asıl taşıyıcı ... A.Ş tarafından fiili taşıyan ... AŞ’ye teslim edildiğini, oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, emtianın TCNU5722640 numaralı konteynerde taşındığını, taşıma sırasında konteynerde delik oluştuğu için ıslanarak emtianın kısmen zarar gördüğünü, bu durumun müvekkili şirkete bildirildiğini, zarar gören emtianın 248 kutu bitkisel yağ olduğunu, her bir kutunun 66 USD bedelli olduğunu, toplam zarar gören ürün bedelinin ise 16.368 USD olduğunu, bu ürünün navlun bedelinin de 215 USD olup, toplam zarar bedelinin 16.583 USD olarak belirlendiğini, emtianın hasarlandığı bilgisi alındıktan sonra davalı asıl taşıyıcı ... A.Ş'ye ihtarname gönderildiğini, emtia üzerinde inceleme yapılarak ekspertiz raporu alındığını, ekspertiz raporunda TCNU5722640 numaralı konteynerin delik olması nedeniyle ürünlerin ıslandığı ve zarar gördüğünün, sovtaj olarak da satılmasının mümkün bulunmadığının tespit edildiğini, davalı aleyhine Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2023/132 sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının borca ve yetkiye itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının yetki itirazı kabul edilerek dosyanın İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2023/5225 Esas sayılı dosyasında ödeme emri gönderildiğini, davalı tarafından borca itiraz edilerek takibin durduğunu, zorunlu dava ön şartı olan arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, belirterek davanın kabulüne, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2023/5225 Esas sayılı dosyasında yapılan borca itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine % 20 ‘den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde;süre uzatım talep dilekçelerinde bildirdikleri ilk itirazlardan olan hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetki, görev, arabuluculuk, husumet itirazında bulunduklarını ve itirazlarını tekrar ettiklerini, davacının müvekkili şirket ile dava dışı Malezya’da yerleşik ... firmasına göndereceği bir kısım yüklerin taşınmasına aracılık edilmesi üzerine anlaştıklarını, müvekkilinin bu taşıma işinde navlun komisyoncusu olarak hizmet verdiğini, fiili taşıma işini ... AŞ’nin yaptığını, oluşan hasardan ... firmasının sorumlu olduğunu, davacı ile dava dışı alıcı ... firması arasında ihraç edilen ürünler ve gönderimi için yapılan satış faturasında taşıma ve sigorta maliyetinin davacı tarafından satış rakamına eklendiğini, yükün kabulü sırasında bitkisel yağ kapsüllerinden oluşan ürünlere zarar veren konteynerin üst kısmından su sızıntısı olduğunun tespit edildiğini, alıcı firma tarafından ihracatçı / davacı firmaya bildirim yapıldığını, davacı tarafından ürünlerin alıcıya ıslak ve hasarlı olarak teslim edildiğine ve tespit edilecek zararın rücu hakkının saklı tutulduğuna ilişkin müvekkili şirkete ihtarname gönderildiğini, 10.08.2022 tarihinde müvekkili şirket tarafından ana taşıyıcı dava dışı ... firmasına ihtarat gönderildiğini, davacının 13.10.2023 tarihinde müvekkili ve dava dışı ... ile ... Sigorta aleyhine Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2023/132 Esas sayılı dosya ile takip başlattığını, borca ve tüm ferilerine ve yetkiye itiraz ettiklerini, yetkiye itiraz sonucunda İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2023/5225 Esas sayılı dosya ile takibe geçildiğini, yine müvekkilinin borca ve tüm ferilere itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin yalnızca navlun için aracılık hizmeti verdiğini, müvekkilinin davacı ile dava dışı ... arasında aracılık ettiğini ve söz konusu emtiaların ...'nin konteynerine davacı ihracatçı tarafından yüklenerek istiflendiğini, taşımanın ... firması tarafından yapıldığını, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının doğrudan müvekkili aleyhine icra takibi başlatmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı ile alıcı ... firması arasında ihraç edilen ürünler ve gönderimi için yapılan satış faturasında taşıma ve sigorta maliyetinin davacı tarafından satış rakamına eklendiğini, faturada CIF satış kaydı olduğunun görüldüğünü, CIF (cost, insurance and freight) satış türü, mal bedeli, taşıma ve sigorta bedeli ödenmiş olarak yapılan satış ve teslim şeklini ifade ettiğini, CIF satışlarda emtia üzerindeki hasar ve menfaatin alıcıya yükleme limanında geçeceğini, taşıma esnasındaki rizikolara karşı satıcının alıcı taraf yararına sigorta sözleşmesi yapmakla mükellef olacağını, CIF teslimli satışlarda, teslimin yükleme limanında gerçekleştiği ve kural olarak bedelin alıcıya peşinen ödenmiş olduğunun kabul edildiğini, müvekkili şirketin yalnızca taşımacılık işlemi için navlun komisyoncusu olarak hizmet verdiğini, davacının hasar gören emtia için sigortaya başvuru yapması gerekirken doğrudan müvekkili şirkete karşı icra takibi başlatmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili şirketin oluşan zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun kabul edilmesi halinde dahi sorumluluğun navlun ücreti ile sınırlı bir sorumluluk olacağını belirterek, davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; "...Davacı ... AŞ’ye ait 2.814.310 TL sigorta bedelli 3303 kutu 12.059 kg 40 lık dava dışı ... nin temin ettiği, TCNU5722640 numaralı konteynere yüklenen bitkisel çörek otu yağı emtiasının 248 kolisinin konteynerde bulunan delik nedeniyle Aliağa Limanından Malezya’nın Port Klang limanına taşınması sırasında hasarlandığı, yapılan ekspertiz incelemesinde hasarın kaynağının konteynerdeki delikten meydana geldiği, konteyner tavanında yamada bulunan delikten kaynaklandığı, buna ilişkin fotoğrafların çekildiği, ancak ekspertiz incelemesinde rücu imkanı bulunmasına rağmen gıda emtiasının iyi paketlenmediğinden sigorta kapsamına girmediği gerekçesiyle teminat kapsamında ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davacının taşıyana doğrudan dava açtığı belirlenmiştir. Taşıma konusu emtianın Aliağa dan Malezya nın Port Klang limanına taşınması için davalı ... AŞ ile anlaşma yaptığı, akdi taşıyan olan davalının 19.04.2022 tarihinde ……19 numara ile ihracat navlunu yükleme ve terminal hizmetleri konulu 34.076,72 TL lik (2.330 USD) fatura düzenlediği, TTK m. 921 uyarınca taşımayı üzerine aldığı, taşıma işleri komisyoncusunun taşıyan sıfatına haiz olduğu belirlenmiştir. Yine dava dışı olan ... nin de dosyada bulunan ISB 0983035 numaralı konşimento ile fiili taşımayı yaptığı, taşımanın Aliağa’dan Malezya nın Port Klang limanına 19.04.2022 tarihli konşimento ile yapıldığı ve taşımaya konu konteynerin fiili taşıyan tarafından tedarik edilerek akdi taşıyana oradan da yükleten / taşıtan davacıya teslim edildiği, davacı tarafından konteynerin kullanıldığı belirlenmiştir. Taşıma konusu emtianın CIF teslim şekliyle dava dışı ... Ticaret ünvanlı şirkete mal mukabili olarak satıldığı, yükte meydana gelen hasarın geminin bordasını geçtikten sonra alıcının uhdesine geçtiği, ancak Yargıtay içtihatlarında özellikle sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemelerde rücu davalarında kabul edildiği üzere satıcının bu satıştan doğan riskinin devam ettiği, satış bedelini tahsil edemediği hallerde aktif husumetin bulunduğu kabul edilmekle, somut olayda da SMMM bilirkişisi vasıtasıyla yapılan incelemede de davacının ... Şirketine bu satıştaki zarar nedeniyle yansıtma faturasıyla 16.583 USD yi 17.06.2022 tarihinde 286.686,90 TL olarak kaydettiği ve dolayısıyla davacının bu miktar zararının bulunduğu, aktif taraf sıfatının da mevcut olduğu belirlenmiştir.
Yükte meydana gelen zararın gerek ekspertiz, gerekse bilirkişi raporunda sovtaj değerinin bulunmadığı, zarar miktarının 14.880 USD olduğu belirtilmiş ise de; davacının dava dışı ... Şirketine 17.06.2022 tarihinde yapmış olduğu ödemede 16.583 USD bedelli yansıtma faturası düzenlediği ve zararın bu miktar olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu emtianın ekspertiz raporunda da belirlendiği üzere iade edilmediği ve imha edildiği de tespit edilmiştir. TTK m. 1178 e göre akdi taşıyan davalı ... A.Ş.’nin ve dava dışı ... nın fiili taşıyan olarak sorumlu bulunduğu, TTK m. 1184 ve 1185 hükümleri değerlendirildiğinde eşyada görülen ziya ve hasarın en geç gönderilene teslim sırasında taşıyana bildirilmesi gerekirken bu durum açıkça belli değilse teslimden itibaren 3 gün içinde bildirilmesi gerektiği, dava da TTK m. 1185 anlamında usulüne uygun bir hasar ihbarının yapıldığı, davacının 28.05.2022 tarihinde konteynerdeki delik nedeniyle alıcıya ıslak teslim edildiğine ilişkin ihbarı 31.05.2022 tarihinde yaptığı ve süresinde hasar ihbarının yapılmış olduğu belirlenmiştir. Ayrıca dosyadaki mevcut bilirkişi incelemelerinden de ve konteynerlerdeki çekilen fotoğrafların incelenmesiyle hasarın konteynerin üst kısmındaki çatlaktan, yamadan içeri giren sulardan dolayı zararın oluştuğu, konteynerin daha önceden üst bölgeden tamirat geçirdiği, bu tamiratın yeterli olmaması nedeniyle zararın oluştuğu ve taşıyan lehine TTK m. 1185/4 fıkradaki sorumsuzluk karinesinin doğmadığı, TTK m. 1185/4f nın aksinin ispat edildiği, taşıyanın yedindeyken hasar ve zararın meydana geldiği, tespit edilmiştir. Olaya konu olan yük zararı taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklanmaktadır. Şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır. Buna göre taşımaya TCNU5722640 numaralı konteynerin taşıyan ...’nin sorumluluğunda taşındığı, konteyneri temin edenin bu fiili taşıyan olduğu ve gemiye yüklenen konteynerdeki delikten su girmesi sonucu yükteki hasarın oluştuğu belirlenmiş olduğundan geminin alonju niteliğindeki konteynerdeki bu delik nedeniyle 6102 sayılı TTK m.1141’e göre taşıyıcı sorumlu olacaktır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olacaktır. Dolayısıyla taşıyan ortaya çıkan zarardan (6102 sayılı TTK m. 1141) (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olacaktır. Olaya konu olan yük zararının taşıyan açısından sorumluluğunun belirlenmesinde bugüne kadar uygulanan sorumluluk kuralları dikkate alındığında gerek eski Alman Hukukunda ve mahkememiz uygulamasında; taşımada kullanılan konteynerin denize elverişsizliğinden kaynaklandığı kabul edilerek şayet konteyner taşıyan tarafından tedarik edilmiş ise bu taşıma kabı aynı zamanda geminin alonju sayılmıştır. Konteynerdeki elverişsizlik bu halde geminin denize elverişsiz olmasına neden olduğu kabul edilerek taşıyanın ortaya çıkan zarardan TTK m. 1141 (taşıyanın geminin elverişsizliğinden doğan sorumluluğu) uyarınca sorumlu olduğu ve sorumluluğunun sınırsız olduğu kabul edilecektir. Ancak bu sorumluluğunun değişen doktrin ve Uluslararası sözleşmede ki sorumluluk sınırlamaları ve uygulaması (Rotterdam Kuralları m. 14’e göre bu davranışlar artık konteynerin yüke elverişli hâle getirilmesi borcu kapsamında değerlendirilmektedir) göz önüne alındığında konteynırın taşıyan tarafından tedarik edilmesi halinde taşıyanın sorumluluğu taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasına yardımcı olmak amacıyla konteyner tedarik etmeyi taahhüt etmesi navlun sözleşmesinden doğan yan edim yükümlülüğü kabul edilmektedir. Bu halde taşıyan konteynır tedarik ederek tek bir sözleşme niteliği taşıyan ve karma sözleşme olmayan navlun sözleşmesinde taşıma ediminin yanında yan edim olarak sağlam, taşımaya ve yüke elverişli bir konteynır tedarik etmeyi yükümlenmektedir. Bu edim yan edim yükümlülüğü olmakla edimin yerine getirilmemesi halinde sorumluluğu doğmakta olup bu sorumluluk navlun sözleşmesinden ortaya çıkmakta ve sözleşmenin ihlalinden doğan (taşıyan yüke elverişli konteyner tedarik etme borcunun ihlâlinden (kötü ifa) ötürü yükle ilgililere karşı sorumlu olacaktır). TBK m. 112 ve devamına göre borcun ifa edilmemesinden dolayı sorumluluğu bulunacaktır. Taşıyanın hâkimiyet alanında bulunduğu dönemde konteynerin elverişsizliği sebebiyle ortaya çıkan eşya zararları (zıya ve hasar) için ise yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk kuralları (TTK m. 1178 vd.) uygulanacaktır. Yükümlülüğün ihlâl edilmesi halinde taşıyanın hâkimiyet alanı içerisinde eşya zıya veya hasara uğrarsa, yüke özen borcunun ihlâlinden doğan sorumluluk hükümleri uygulanmalıdır ([e]TTK m. 1061 vd., TTK m. 1178 vd). Konteynırda ki zıya veya hasarın taşıyanın hâkimiyet alanı dışında gerçekleşmesi hâlinde ise, navlun sözleşmesinin ihlâlinden ötürü taşıyan sorumluluk sınırlamasına tâbi olmadan ortaya çıkan bütün zararlardan sorumlu olması söz konusu olacaktır (BK m. 112 vd.). Taşımayı FCL kaydıyla yapmakla konteynerin su geçirmezliği için gerekli denetimlerin taşıyan tarafından zorunlu denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bundan kurtuluş için gerekli ispat vasıtalarını da ortaya koymamıştır. Konteynerdeki deliğin derhal anlaşılabilecek ve gözle görülebilecek nitelikte olmadığı da belirlenmiştir. 6102 sayılı TTK m.1141’e göre gerek taşıyanın geminin başlangıçtaki elverişsizliğinden sorumluluğu sınırsız olduğundan ya da konteynırın taşıyan tarafından temin edilmesiyle hâkimiyet alanı içinde veya dışında olmakla birlikte meydana gelen zarardan sorumludur. Meydana gelen zarar taşıma sırasında oluşmuş olup bu zarardan dolayı taşıyanın sorumluluğu gerek TTK m. 1186’da ki yer alan sınırlamalar ve gerekse BK m.112 gereğince TTK da ki sınırlamalara tabi olmasa da bu sınırlar içeresinde kaldığından TTK m. 1186’ya göre bilirkişi raporunda da taşıyanın sorumluluk miktarı karar tarihi itibari ile meydana gelen zararın TTK m. 1186 a göre hüküm tarihine en yakın tarihteki değeri “koli” başına (666,67 ÖÇH x 248 x 1,32791 =) 219.548,88 USD olduğu ve yine “kilogram” başına (2 ÖÇH x 818,4 kg x 1.32791 =) 2.173,52 USD olduğu ve meydana gelen zarar miktarının ekspertiz ve bilirkişi raporunda belirlendiği üzere bu sınırların altında kaldığından bu zarara hükmedilmesi gerektiği belirlenmiştir. Hüküm tarihi itibari ile bu tutar 16.583 USD olduğu ve sorumluluk sınırı altında ve sorumluluk sınırları içerisinde kaldığı belirlenmiş olduğundan taşıyanın bu zarardan sorumlu olduğu belirlenmiştir...." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın bozularak kaldırılmasını, davanın reddi ile lehlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Davacı vekilinin07/10/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği görülmüştür. Davacı vekilinin Alaşehir 2. Noterliğinin 11/01/2023 tarihli ve 00445 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; davadan feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür. Davalı vekili 07/10/2024 tarihli dilekçesi ile, feragati kabul ettiklerini yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Dava, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olduğundan davadan feragat hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin davadan feragatine ilişkin beyanı davaya son veren taraf işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK m.310 gereğince feragat nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : 1-İzmir 5.asliye Ticaret Mahkemesinin 06/06/2024 tarihli, 2023/710 esas ve 2024/478 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davacı tarafın davadan feragat etmesi nedeniyle davanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 310. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 3-Davadan feragat edildiğinden alınması gereken maktu karar ve ilam harcının (427,60) 2/3'ü olan 285,06 TL'den önceden alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 105,16 TL'nin hazineye gelir yazılmasına, 4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalının yatırmış olduğu 5.762,19 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, 6- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 7-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/10/2024