Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2024/1193 E. 2024/2182 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1193
- Karar No
- 2024/2182
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1193 KARAR NO : 2024/2182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/03/2024 NUMARASI : 2023/793 Esas - 2024/227 Karar DAVANIN KONUSU : Ticari Şirketin Feshi ve Tasfiyesi, Ortaklıktan Çıkmaya İzin KARAR TARİHİ : 19/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2024
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/03/2024 tarih 2023/793 Esas 2024/227 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, davalı ... A.Ş.'nin uzun süreden beri kanunen gerekli olan organları mevcut olmadığını, şirket ortaklarının karşılıklı suçlamaları tutum ve davranışlarının müvekkilinin diğer ortakları ile birlikte çalışma imkanını ortadan kaldırdığını, ortaklar arasında sürekli sürtüşme yaşandığından ve müvekkilinin ortaklığının sağlıklı bir şekilde sürdürme imkanı kalmadığını, bilgi alma hakkının engellendiğini, davalı şirketteki ortaklık payını devretmek istemesine rağmen sonuç alamadığını ileri sürerek, davalı şirketin öz varlık tespitinin yapılarak müvekkilinin sahip olduğu %5,02 payına tekabül eden karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirsiz alacak olarak dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 5.000,00 TL ayrılma akçesinin müvekkiline ödenip şirketten çıkarılmasına karar verilmesini, belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL ödenmeyen kar payı alacağının tahsilini istemiştir. Davacı vekili 23/10/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile, TTK'nun 531. maddesinde düzenlenen haksız sebeple fesih isteminden vazgeçtiklerini, davalı şirketin uzun süreden beri kanunen gerekli olan organları mevcut olmadığından şirketin feshine, fesih olmaz ise ortaklıktan çıkmaya izin verilerek ortaklık payına karşılık gelen 165.151,82-TL ayrılma akçesinin şirketten alınarak müvekkile ödenmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili,davacının hissesinin ...'e devri için murakıp ...'ye talimat verildiğini, toplantı için hazırlanan belge ... tarafından şirkete gelmeyen davacının evine götürüldüğünü, davacının anılan evrakı imzaladığını, sonra bu imzanın sahte olduğunun ortaya atıldığını, dava dışı ortak ...'in davacının hissesine ihtiyacının olmadığını, davalı şirketin işleyişinde hiçbir eksikliğin bulunmadığını, fesih ve tasfiye taleplerinin yerinde olmadığını, davalı şirketin tüm işlemlerinin yasal olup davacının şirket hissedarı olduğu kabul edildiği takdirde İzmir 3. ATM dosyasındaki borcu mahsup edildikten sonra yapılabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar davacı tarafça, davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine ilişkin talepte bulunmuş ise de, davacı vekilinin 23/10/2019 tarihli talep arttırım dilekçesi ile iş bu isteminden vazgeçtiği gerekçesiyle, HMK'nun 307 ve müteakip maddeleri uyarınca, davacının haklı nedenle şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin isteminin feragat nedeniyle reddine, anonim şirketlerde, diğer şirket türlerinden farklı olarak, ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasının düzenlenmediği, TTK'nın 531.madde hükmü ile %10 pay sahiplerine önemli sebeplerin bulunması halinde bir imkan sağlanmış ise de; davacının %5,02 hisseye sahip olması nedeniyle, haklı sebebin varlığı yanında, davacının %10 pay sahibi olma şartının gerçekleşmediği, yine organ eksikliği sebebiyle, şirketin fesih ve tasfiyesi ile ödenmeyen kâr payına ilişkin alacak isteminde bulunulmuş ise de, davalı şirketin 01/04/2013, 17/06/2016, 29/05/2017 ve 28/06/2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında, şirket kârının ortaklara dağıtılmayarak şirket bünyesinde bekletilmesine oy birliğiyle karar verildiği, 08/09/2015 tarihli genel kurul toplantısında şirketin 2014 yılında kar etmediğinden dolayı kar dağıtımının yapılmadığının belirlendiği, şirket olağan genel kurullarının süresi içerisinde yapıldığı, yönetim ve denetim organlarının belirlendiği, şirketin iş bu nedenle organsız kalmadığı, yine anonim şirketlerde TTK'nun 408/2-d maddesine göre, kâr payı dağıtma yetkisi genel kurula ait olup, şirket genel kurul toplantılarında kâr payı dağıtımına ilişkin karar verilmediği, davacının iş bu genel kurulun kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararlarına yönelik süresi içerisinde iptal isteminde bulunmadığı, iş bu nedenle davacının, şirket genel kurulunca dağıtılmasına karar verilen ve davacıya ödenmeyen kâr payı alacağı bulunmadığı anlaşılmakla davacının şirketin organsız kalması nedeniyle fesih istemi ile kâr payı alacağına ilişkin isteminin haklı olmadığı gerekçesiyle istemlerin esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI: Dairemizin 22.09.2023 tarih 2021/64 E-2023/1264 K sayılı ilamı ile, davacı vekilinin değer arttırım dilekçesiyle haklı sebeple fesih isteminden vazgeçerek, organ eksikliği nedeniyle fesih talebinde bulunmasına karşın, Mahkemece davacının haklı sebeple feshi isteminin feragat nedeniyle reddine karar verildiği, ancak feragat ve vazgeçme kurumlarının farklı olup, mahkemece davacı vekilinin vazgeçme beyanının davanın geri alınmasına mı, yoksa davadan feragate mi yönelik olduğunun açıklattırılması gerektiği, yine davacı vekilince haklı sebeple fesih isteminden vazgeçilmesine karşın, mahkemece haklı nedenle ortaklıktan çıkma ve çıkma payı verilmesi istemi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 23/10/2019 tarihli talep arttırım dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında, haklı nedenlerle feshi istemine ilişkin davasını geri aldığı, davalı tarafından buna muvafakat edilmesi nedeniyle davacının haklı nedenle ortaklığın feshine dair istemi yönünden davanın HMK 123. Maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına; anonim şirketlerde, diğer şirket türlerinden farklı olarak, ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasının düzenlenmediği, anasözleşme ile dahi böyle bir hakkın tanınmasının mümkün olmadığı, TTK m.531 hükmü ile %10 pay sahiplerine önemli sebeplerin bulunması halinde bir imkan sağlanmış ise de; somut olaya bakıldığında; davacı için haklı sebebin varlığı yanında, %10 pay sahibi olmaması nedeniyle çıkma talebi yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, her ne kadar davacı tarafça, davalı şirketin organsız kalması sebebiyle, şirketin fesih ve tasfiyesi ile ödenmeyen kâr payına ilişkin alacak isteminde bulunulmuş ise de, davalı şirketin 01/04/2013, 17/06/2016, 29/05/2017 ve 28/06/2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında, şirket kârının ortaklara dağıtılmayarak şirket bünyesinde bekletilmesine oy birliğiyle karar verildiği, 08/09/2015 tarihli genel kurul toplantısında şirketin 2014 yılında kar etmediğinden dolayı kar dağıtımının yapılmadığının belirlendiği, davacının iddiasının aksine şirket olağan genel kurullarının süresi içerisinde yapıldığı, yönetim ve denetim organlarının belirlendiği, şirketin iş bu nedenle organsız kalmadığı, yine anonim şirketlerde TTK'nun 408/2-d maddesine göre, kâr payı dağıtma yetkisi genel kurula ait olup, şirket genel kurul toplantılarında kâr payı dağıtımına ilişkin karar verilmediği, davacının iş bu genel kurulun kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararlarına yönelik süresi içerisinde iptal isteminde bulunmadığı, iş bu nedenle davacının, şirket genel kurulunca dağıtılmasına karar verilen ve davacıya ödenmeyen kâr payı alacağı bulunmadığı anlaşılmakla davacının şirketin organsız kalması nedeniyle fesih istemi ile kâr payı alacağına ilişkin isteminin haklı olmadığı kanaatine varılarak, iş bu istemlerin de esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, Mahkemece "haklı nedenle ortaklıktan çıkma ve çıkma halinde çıkma payı verilmesi istemi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiş ise de, organ eksikliği nedeniyle fesih isteminden yüzde 10 azınlık hisse oranı aranmadığını, haklı nedenle fesih talebinden vazgeçilmiş olmasına rağmen Mahkemece "haklı nedenle ortaklıktan çıkma ve çıkma halinde çıkma payı verilmesi istemi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yine mahkemece davalı şirketin organsız kalması sebebiyle, şirketin fesih ve tasfiyesi ile ödenmeyen kâr payına ilişkin alacak isteminde bulunulmuş ise de, davalı şirketin 01/04/2013, 17/06/2016, 29/05/2017 ve 28/06/2017 tarihli olağan genel kurul toplantılarında, şirket kârının ortaklara dağıtılmayarak şirket bünyesinde bekletilmesine oy birliğiyle karar verildiği, 08/09/2015 tarihli genel kurul toplantısında şirketin 2014 yılında kar etmediğinden dolayı kar dağıtımının yapılmadığının belirlendiği, davacının iddiasının aksine şirket olağan genel kurullarının süresi içerisinde yapıldığı, yönetim ve denetim organlarının belirlendiği, şirketin iş bu nedenle organsız kalmadığı" belirtilmiş ise de, davalı şirketin 2014,2015, 2018 ve 2019 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapılmadığını, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E-2016/1348 sayılı dosyasıyla "Davanın kabulü ile, davalı şirketin 14/10/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine" karar verilmesine karşın, bu kararın nazara alınmadığını, TTK m.530 uyarınca kanunen gerekli organların mevcut olmaması halinde her pay sahibinin fesih ve tasfiye davasını açabileceğini, yaklaşık 3 yıldır zorunlu organı olan genel kurulu olmadığından TTK m.530 uyarınca şirketin feshi gerektiğini, Genel kurul yapılmadığından davalı şirketin yönetim kurulu seçilemediğini, finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, kârın kullanım şekline, dağıtılacak kâr ve kazanç paylarının oranlarının belirlenmesine, yönetim kurulu üyelerinin ibraları ile faaliyet dönemi ile ilgili konularda müzakere yapılamamakta, karar alınamadığını, davalı şirketin 2014, 2015, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait genel kurullarının yapılmadığını, müvekkilinin 2009 yılından beri hissesini devredecek kimseyi bulamadığını, davalı şirketin kar elde etmesine karşın, kar payı dağıtmadığını, şirkete ortak olduğu 22.05.2006 tarihinden beri hiçbir kâr payı ödemesi almadığını, tüm ortaklara yüklü miktarda virmanlar yapıldığını, 369.826,25 TL kredi kartı harcaması yapıldığını, şirket ortakları ve çocukları tarafından kullanılan bu kredi kartları ile örtülü olarak kâr dağtımı yapıldığını, davalı şirketin kuruluşundan beri kâr payı dağıtılmadığını, sadece büyük hissedarların şirket hesaplarını şahsi amaçlarla kullandıklarını, 01.07.2012 tarihinden sonra sermaye şirketlerinde kar dağıtılmasının zorunlu hale getirildiğini, müvekkiline kar payı ödemesi yapılmadığından TTK m.507 uyarınca kar payı alacağının hesaplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişiler tarafından bankalardan gelen kayıtların incelenmediğini, davalı şirket ortaklarına ve ... isimli kişilere yapılan virmanların şüphesiz kar payı ödemesi olduğunu, şirket ortaklarının sürekli olarak şirket hesabından kendi hesaplarına veya kendilerinin ortak olduğu diğer şirket hesaplarına para gönderdiklerini, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalı şirketin genel kurullarının yapıldığından bahisle organ eksikliği nedeniyle davanın reddinin maktu ücrete tabi olduğunu, müvekkilin ortaklıktan ayrılma şartları oluşmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verildiği halde nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/589 E. Sayılı dosyasıyla davalı şirketin 23.07.2020 tarihli genel kurul toplantısının da yok hükmünde olduğuna dair dava açtıklarını, davalı şirket ortakları tarafından örtülü şekilde kar dağıtımı yapıldığını, müvekkili ile davalı şirket ve ortakları hatta şirket denetçisi arasında bir çok dava olduğnu, şirket ortaklarının karşılıklı suçlamaları, tutum ve davranışları müvekkilin diğer ortaklarla birlikte çalışma imkânını ortadan kaldırdığını, ortaklık payını devretmek istemesine rağmen aile şirketi olduğundan sonuç alamaması da göz önünde bulundurularak davalı şirketin öz varlık tespitinin yapılarak müvekkilin sahip olduğu %5,02 payına tekabül eden karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri için belirsiz alacak olarak dava tarihinden itibaren yasal faizi ile ayrılma akçesinin müvekkile ödenip müvekkilin şirketten çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin 05.07.2007 tarihli genel kurulundan sonraki genel kurulları usul ve yasaya aykırı olup, en son 2013 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı, 2014 ve 2015 yılına dair genel kurul toplantılarının yapılmadığını, davalı şirketin yaklaşık 10 yıldır zorunlu organı olan genel kurulu olmadığından TTK m.530 uyarınca şirketin feshi gerektiğini, genel kurul organının eksikliğinin yaptırımının yasada fesih sebebi olarak öngörüldüğünü istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Dava, organ eksikliği nedeniyle davalı anonim şirketin feshi, fesih talebi uygun görülmediği takdirde davacının ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davalı şirketi haklı nedenle feshi istemine ilişkin davanın geri alınmış olması nedeni ile bu istemine ilişkin davanın açılmamış sayılmasına, davacının, haklı nedenlerle ortaklıktan çıkma ve çıkma payı verilmesine dair istemleri yönündeki davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının, davalı şirketin organsız kalması sebebi ile feshi ve kâr payı istemi yönündeki davanın esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekilince sunulan 23.10.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesinde; davanın, sadece organ eksikliği nedeniyle açılan fesih ve tasfiye, fesih ve tasfiye olmazsa ortaklıktan çıkmaya izin verme davası olduğunun belirtildiği görülmüştür. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere, özellikle davacının, davalı şirketi haklı nedenle feshi istemine ilişkin talebin geri alınmış olması ve davalı tarafça geril almaya muvafakat edilmiş olmasına, çıkma talebi yönünden özel dava şartının bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, TTK'nun 408/2-d maddesine göre genel kurul toplantılarında kâr payı dağıtımına ilişkin karar verilmemiş olmasına ve şirketin organsız kaldığının kanıtlanamamış olduğuna yönelik yerel mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 19/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.