Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2024/1158 E. 2024/1951 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1158
- Karar No
- 2024/1951
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1158 Esas
KARAR NO:2024/1951 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2020/255 Esas- 2023/1140 Karar
TARİH:28/12/2023
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:05/12/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine ... sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının borca, faize ve ferilerine ilişkin itirazda bulunduğunu, söz konusu itirazların haksız olduğunu, davalının, Almanya'da ... şirketini iki ortak ile kurduğunu ve şirketine yatırımcı arayışına girdiğini, davalının şirkete yatırım yapmak isteyenlere, şirketin amacının ve hedefinin yenilenen enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olduğunu ifade ettiğini, şirkete yatırım yapan yatırımcıların, borçlu tarafından kendilerine şirketin kuruluş amacı olarak ifade edilen bu amaca yönelik olması şartı ile yatırım yaptıklarını, davalının yatırımcıların sermayelerini başka amaçlara kullandığının ve şirkette vaat edilen hedefe uygun şekilde kullanmadığının tespiti ile Hamburg Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.04.2013 tarihli ve 620 KLs 1/ 11 ve 5500 Js 24/06 (5550) sayılı kararı ile borçlu ... aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıllık mahkumiyet kararı verildiğini, adı geçen kararda, mahkemece, borçlunun şirkete yatırılan paraların sadece çok ufak bir bölümünü şirketin amacına uygun kullandığının, geriye kalan asıl paralan başka işlerinde borçlarını ödemeye, başka işlerini yeniden yapılandırmaya ve sanat eserleri almaya harcadığının tespit edildiğini, davalı hakkında Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde saat 12.40'da tüketici iflası açıldığını, şirkete para yatıran ve dolandırılan alacaklıların birçoğunun, alacaklarını, kasten işlenmiş haksız fiilden doğan alacak sebebi ile iflas masasına yazdırdıklarını, davacının davalıdan 25.549,31 Euro alacağının bulunduğunu, davalının Muğla Bodrum, Bitez ... ada ... parsel sayılı taşınmazını iflas masasına beyan etmediğini beyanla davalının ... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin dava değeri oranında devamına, asıl alacağa temmerrüt faizi uygulanmasına, % 20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...'nin yetkilisi olduğundan borçtan aslen sorumlu olmasının mümkün olmadığını, davaya bakma yetkisinin Berlin Mahkemelerinde olduğunu, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanunda aranan koşulların hiçbirinin gerçekleşmediğini, dava konusu uyuşmazlıkla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin muayyen bir adresinin mevcut olduğunu, dava konusu ile bir ilgisi bulunmadığından taahhütten kurulmak maksadının ve mallarını gizleme, kaçırma, alıcı tarafın haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının, dava dışı ...'den alacaklı olduğu iddiası ile Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinin 3280373/07 nolu dosya ile dava açıldığı, mahkeme kararının incelenmesinde davanın ... aleyhine açılmış olduğu, müvekkilinin şirketin yetkilisi olduğunu ancak ticari ilişki ile aslen sorumlu olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 28/12/2023 tarih 2020/255 Esas- 2023/1140 Karar sayılı kararında;"Dava, davalının yurtdışında kurduğu... şirketinin yatırımcılardan topladığı fonu, şirket amacı dışında kullanması ve şirketin iflası sonrası davalının şirket yöneticisi olarak şahsi iflasını bildirmesine karşın Türkiye Bodrum'daki taşınmazın bildirmemesi ve bu nedenle Alman Hukukuna göre haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olması, ayrıca 6102 sayılı TTK'nun 553. maddesi uyarınca da sorumlu olması nedenine dayalı alacakla ilgili yapılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir.Davacı ... in davalı ... aleyhine Hamburg SHM (İflas Mahkemesi) tarafından düzenlenen 67A IN 237/08 esas nolu İflas Tablosu - Sıra Cetveline Kayıt Kararına istinaden... sayılı dosyasında başlattığı icra takibinde 18.367,61 Euro asıl alacak, 11.043,97 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplamda 29.411,58 Euro alacağın, asıl alacak kalemine işleyecek kamu bankalarınca bir yıl vadeli Euro mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faizi, icra harç ve masrafları ve vekâlet ücreti ile birlikte tahsilini talep ettiği, davalı yanı ise 13.02.2017 tarihli dilekçesi ile borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir.Takipte toplamda 29.411,58 Euro talep edilmiş ise de, dava dilekçesinde faizin yanlış hesaplandığı belirtilerek dava değeri 25.549,31 Euro olarak gösterilmiştir.5718 sayılı MÖHUK madde 34 e göre Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tabidir.Alman kanunlarında haksız fiil hükümleri sorumluluğu ve davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Buna göre; Alman Kanunları Işığında Haksız Fiil Ve Şirket Yetkilisinin Sorumluluklarının İncelenmesi Alman Medeni Kanun’u (Bürgerliches Gesetzbuch) Madde 823 - (1) Bir başkasının canını, bedenini, sağlığını, özgürlüğünü, mülkiyetini veya herhangi bir hakkını kasten veya ihmalle ihlal eden kişi, bu zararı diğer kişiye tazmin etmekle yükümlüdür. (2) Aynı yükümlülük, başka bir kişiyi korumaya yönelik bir yasayı ihlal eden herkes için de geçerlidir. Kanun içeriğine göre bunun ihlali de kusursuz olarak mümkün ise, tazminat ödeme yükümlülüğü ancak kusur durumunda ortaya çıkar. Madde 830 - (1) Müştereken işlenen bir haksız fiil ile birden fazla kişi zarara yol açmışsa, zarardan herkes sorumludur. Aynı durum, ilgili taraflardan hangisinin eylemleriyle zarara neden olduğu tespit edilemiyorsa da geçerlidir. (2) Teşvik ediciler ve yardımcılar, suç ortakları gibidir. Anılan hükümler ve Hamburg Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarihli ve 620 KLs 1/11 ve 5500 Js 24/06 (5550) dosyası itibariyle dava konusu olayın Alman hukuku bağlamında haksız fiil oluşturduğu ve davacının uğradığı zararı haksız fiil hükümleri kapsamında davalıdan talep edebileceği anlaşılmıştır.Davalı hakkında Hamburg Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarihli ve 620 KLs 1/11 ve 5500 Js 24/06 (5550) sayılı kararı ile davalı/borçlu ... aleyhine dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kararın hangi müştekinin ne kadar zarara uğrayarak suçun mağduru olduğunun belli olmadığı gerekçesiyle kanun yolu aşamasında bozulduğu, ancak dolandırıcılık eylemi yönünden bozma kararı bulunmadığı, mahkeme kararında davalının dava dışı şirketin yöneticisi olduğu, şirketin yatırılan sermayeyi amaca aykırı olarak kullandığı şeklinde tespitler yer aldığı sunulan belgelerden anlaşılmıştır.Davaya konu alacağı kaynağı 2005 yılındaki ticari ilişkiden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Davalı hakkında 15.07.2008 tarihinde iflas açılmış, davacı tarafından 01.09.2008 tarihinde iflas masasına alacak yazdırılmıştır. İflas kararı verilmesi ve davacının alacağını masaya yazdırmış olması zaman aşımını kesmiştir. Türkiye’deki dava da makul sürede açılmış ve her halde 30 yıllık zaman aşımı dolmadığından zamanaşımı def-i yerinde görülmemiştir. Alman hukukundaki zamanaşımı süresinin uzun olması tek başına kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyeceği değerlendirilmiştir.Davalı ..., Alman kanunlarına göre kişisel iflas talep etmiş ve Alman iflas kanuna göre yapılan yargılamada iflasın tasfiye ile kapanmasına karar verilmiştir. Kural olarak iflasın tasfiyesi ile kapanması halinde müflis borçlarından kurtulmuş kabul edilecektir. Alman İflas Kanununun 302. Maddesinde haksız fiilden doğan alacaklar borçtan kurtulmanın istisnası olarak belirtildiği gibi, somut olayda davalı müflisin Türkiye'de bulunan taşınmazlarını iflas dosyasına bildirilmemesi de muvazaalı hareket ettiğini göstermektedir.Dosyamıza sunulan benzer davalara ilişkin bir kısım bilirkişi raporlarında, davacıların Alman Hukukuna göre kesinleşmiş yargı kararına dayalı alacağı bulunmadığı görüşü bildirilmiş ise de, bu görüşün mevzuata uygun olmadığı, dosyamıza sunulan bilirkişi raporunda Türk ve Alman Hukukunu irdelediği, Alman Hukukuna göre iflas dosyasında kesinleşmiş bir alacak olduğu, Hamburg Ceza Mahkemesinde dolandırıcılık eylemine ilişkin dosyada yapılan tespitler gözetildiğinde Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 237/08 iflas nolu dosyasındaki iflas tablosunun da bu kapsamda alacağı ispatlamaya yeterli olduğu, davacının iflas eden şirketten olan alacağını alamaması nedeniyle davalının davalının haksız eylemi ve şirket yöneticisi olarak bunu tazminle yükümlü olduğu, davalının bir yandan Alman Makamlarından kayıtların istinabe yolu ile celbini talep etmesi diğer yandan ise Türk Mahkemelerince kayıtların celbi için yazılan istinabeye (Ör. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/256 Esas) Alman Makamlarına başvurarak kayıtların gönderilmesine muvafakatinin bulunmadığını belirtmesi nedeniyle kayıtların celbine karşı çıkması nedeni ile davalının dayandığı delillerin celbine engel olarak çelişkili davranışta bulunması, davalının ödemeye dair herhangi bir belge sunamaması ile .... sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının; 18.367,61 EURO asıl alacak, 2.453,61 EURO takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.821,22 EURO TL bakımından iptali ile, takibin kaldığı yerden itirazın iptal edildiği miktarlar üzerinden takipte yazılı şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin (4.728,09 Euro) istemin reddine, reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile,''1-Davalının, .... sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazının; 18.367,61 EURO asıl alacak, 2.453,61 EURO takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.821,22 EURO TL bakımından iptali ile, takibin kaldığı yerden itirazın iptal edildiği miktarlar üzerinden takipte yazılı şartlarla kaldığı yerden DEVAMINA, fazlaya ilişkin (4.728,09 Euro) istemin REDDİNE,2-İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip tarihindeki EURO kuru üzerinden belirlenecek alacağın TL karşılığı %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya 24.03.2022 tarihinde sunulan ek bilirkişi raporunda faiz hesaplamasının hatalı olarak yapıldığını, ilgili rapora karşı itirazlarını sundukları 05.04.2022 tarihli dilekçede faiz hesaplamasının hatalı olduğu beyan edilmiş ise de Mahkemece bilirkişi raporundaki hatalı faiz hesaplamasının hükme esas alındığını, ilgili raporda faizin başlangıç tarihinin hatalı şekilde 18.03.2015 olarak belirlendiğini, bu tarihin Hamburg Sulh Mahkemesince sıra cetveli belgesinin verildiği tarih olduğunu, oysa ki davacı müvekkilinin alacağını sıra cetveline 01.09.2008 tarihinde yazdırdığını, söz konusu sıra cetveli belgesinde müvekkilinin başvuru tarihinin 01.09.2008 olduğunu, alacağın bu tarihte sıra cetveline yazıldığının açıkça görülmekte olduğunu,dolayısıyla faizin 01.09.2008 tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, bu sebeplerler gerekçeli kararda takip tarihine kadar işlemiş faizin hatalı şekilde 2.453,61 Euro olarak hesaplandığını ve bu nedenle aleyhe vekalet ücretine hükmedildiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının yapılan faiz hesaplaması yönünden kaldırılmasını ve faiz başlangıç tarihinin 01.09.2008 olarak tespiti ile yeniden karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Usule ilişkin istinaf gerekçeleri: Huzurda görülmekte olana davada davacının, dava dışı...’den alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davaya konu iflas kayıt tablosunun dava dışı ...’ye ait bir belge olduğunu, müvekkili davalı ...’nin ortağı olup, davada iddia edilen ticari ilişkide aslen sorumlu olmasının mümkün olmadığını, davacının, ...‘den olduğunu iddia ettiği, ancak şirkete yatırıldığı bile ispat edilmeyen bedelleri Alman İflas İdaresinden tahsil etmek yerine hukuka aykırı olarak müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, Alman İflas İdaresine göre alacaklı olmadığının tespit edilmesi sebebi ile hukuka aykırı olarak Türkiye'de işbu davayı müvekkili aleyhinde ikmae ettiğini, bu sebeple davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini;Davanın esasına karşı istinaf gerekçeleri: Mahkeme tarafından, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında, açıkça davacının işbu davayı açamayacağı, "yargı hakkı" dava şartının sağlanmadığı, davanın reddedilmesi gerektiği mütalaa edilmesine rağmen müvekkili aleyhindeki işbu sağlam deliller göz ardı edilerek ve müvekkili aleyhinde hiçbir delil bulunmamasına rağmen gerekçesiz şekilde ortadan kaldırıldığını ve ülkemizde tanınmamış bir Alman ceza mahkemesi kararına ve müvekkili aleyhinde delil olarak faydalanılmasına imkan bulunmayan Alman iflas tablosuna dayanılarak son tahlilde aynı konuda açılmış ve sonuçlanmış "emsal mahkeme kararları" ve "bilirkişi raporları" dikkate alınmadan hukuka aykırı olarak karar verildiğini; Dosyaya, icra ve iflas hukuku uzmanı, Alman hukuku uzmanı öğretim üyesi profesör unvanlı bilirkişiler tarafından hazırlanarak sunulan 07.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda ve 24.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporundaki görüşlerin Mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeksizin hükme esas alınmadığını, davacının müvekkiline yöneltebileceği herhangi bir talep hakkı olmadığının umzan bilirkişiler eliyle iki ayrı raporda tespit ve teyit edildiğini, İlk derece mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında yalnızca genel geçer ifadeler kullanıldığını, somut uyuşmazlığa herhangi bir atıf yapılmadığını, delillerin nasıl değerlendirildiğinin ortaya konmadığını, İlk derece mahkemesinin hukuka aykırı kararının sırf bu nedenle dahi kaldırılması gerektiğini;Bunun yanında dosyadaki belgelerden davacının dava dışı ...’den alacaklı olduğu iddiası ile Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, mahkeme kararı incelendiğinde davanın ... aleyhine açılmış olduğu ve davalı ... ile ilgili herhangi bir dava açılmadığının açıkça anlaşıldığını, Mahkemenin davacının delilleri arasında sunmuş oldukları Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi iflas tablosunun, iflasa konu şirketin ... ile ilgili olduğunu görmesine rağmen hiçbir araştırma yapmadan hukuka aykırı olarak hüküm tesis ettiğini;Davaya dayanak yapılan iflas kayıt belgesinin Türk Kanunlarına göre hukuken herhangi bir geçerliliğinin bulunmadığını, taraflar arasındaki devam edip sonuçlanan ve dilekçe ekinde bulunan İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/495 Esas 2018/715 Karar sayılı kararında davaya konu belgenin İİK 68. madde bağlamında bir belge olmadığının sabit olduğunu, kararın kesinleştiğini, ayrıca başka hukuki başvuru hakkı varken (tanıma ve tenfiz gibi) işbu başvuruları yapmadan direkt Türkiye’de dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının delillerinden biri olan Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi iflas tablosunun hukuki niteliğine ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, bahse konu iflas tablosunun dava dışı ...’ye ait bir belge olduğunu, yani iflas sıra cetveline benzer bir belge olduğunu, konu ile ilgili olarak dosyada alınan bilirkişi raporunda bahsi geçen belgenin İİK'nın 68. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığının açıkça belirtildiğini, buna karşın iflas tablosunda tespit edilen tutar üzerinden hüküm kurulmasının hukuka ve mantığa aykırı olduğunu, bahse konu belge incelendiğinde davalının herhangi bir borç ikrarı olmadığının anlaşılacağını;Dava dışı şirkete ait olan iflas sıra cetveli ile müvekkili aleyhine yargılama yürütülmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça her ne kadar müvekkilline yöneltilecek talebi etkilemeyecek olsa da dava dışı ...'ye yapılan herhangi bir ödemenin ispatlanamadığını, Almanya'da yürütülen iflas prosedürü sonucu kimlere ne kadar ödeme yapıldığının ortaya konmadığını, farazi bir alacak yaratılarak bu alacağın haksız şekilde müvekkilinden talep edildiğini;İflas sürecinin ülkeselliği ilkesi hakkında ve dava dışı şirketin Almanya'da iflas sürecinin devam etmesinin işbu davanın Türkiye'de açılmasını ve devamını engellediği hususuna ilişkin itirazların, bu itirazları birebir destekleyen bilirkişi raporlarına rağmen değerlendirilmediğini, bilindiği üzere esasen iflas davalarının sadece açıldığı ülke açısından sonuç doğurduğunu, Alman iflas kararının Türk Hukukunda tanımlı iflas ile eşdeğer olmadığını, kaldı ki davaya konu belgeler arasında tanınmış veya tenfiz edilmiş iflas kararı bulunmadığını, bu hususun bilirkişilerce de detaylıca ve hükme elverişli şekilde tespit edildiğini, iflas süreci kamu düzeni ile ilgili olup, iflasın ülkesellik ilkesi gereğince Türkiye’de yargılama yapılamayacağı resen gözetilmeliyken bu hususun hatalı şekilde değerlendirildiğini;Müvekkilin borçlu olmadığı dava konusu bedel ile ilgili davalıya herhangi bir tebliğ yapılmaması, temerrüde düşürülmemesi dikkate alınmadan müvekkili aleyhine faize hükmedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu;Mahkemenin işbu davanın dava konusu aynı, davacısı farklı olan diğer dosyalarda verilen emsal kararları ve alınan bilirkişi raporlarını yok saydığını Alman İcra İflas Hukukunda uzman bir bilirkişi heyetinden rapor almadan hukuka aykırı olarak hüküm tesis ettiğini, emsal bilirkişi raporlarında işbu davada hükme esas alınan bilirkişi raporundan oldukça farklı tespit ve saptamalara yer verilmiş olup, emsal Mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarının dikkate alınmaması kararın kaldırılmasını gerektirdiğini;Davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ve davalı ile hiçbir ilgisi bulunmayan Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin ne olduğu anlaşılmayan ve hukuken geçerliliği bulunmayan iflas kayıt belgesi dışında herhangi bir delil sunamadığını beyanla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/255 Esas- 2023/1140 Karar sayılı davanın kısmen kabulü kararının kaldırılarak zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, haksız fiilden doğan zararın tazmini için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, davalının Almanya'da iki ortaklı olarak kurmuş olduğu şirkete yatırımcı aradığını, yatırım yapmak isteyenlere şirketin amacını ve hedefini yenilenebilir enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olarak açıkladığını, kendisinin de içerisinde bulunduğu yatırımcılar tarafından bu amaca yönelik olarak şirkete para yatırıldığını, tahvil alındığını ancak davalının yatırılan paraları söz konusu amacın dışında kullandığını, bu nedenle Almanya'da hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, yine Almanya'da hakkında iflas kararı verildiğini, kendisinin bu davaya konu alacağını iflas masasına kaydettirdiğini, davalının Bodrum/Muğla'da bir taşınmazının olduğunu ve söz konusu taşınmazı iflas masasına bildirmeyerek alacaklılardan mal kaçırdığını, alacağın davalıdan tahsilini sağlamak üzere icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, Mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davada iddia edilen alacağın dava dışı şirketle ilgili olduğunu, davacının alacağını ispata yarar bir delil sunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; Mahkeme tarafından asıl alacağa iflas masasına yazdırıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken sıra cetvelinin düzenlendiği tarihten itibaren faiz işletilmesi ve bu nedenle davanın kısmen reddi ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, kararın bu yönden kaldırılması ile davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekiğine ilişkindir.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının ...’den alacaklı olduğunu iddia etmesi ve sunulan iflas belgesinin de bu şirket ile ilgili olması karşısında davalıya husumet yöneltilemeyeceği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davada yargı hakkının bulunmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen Mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın raporun dikkate alınmadığı, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi iflas tablosunda iflasa konu şirket ... olmasına rağmen Mahkemece bu hususun nazara alınmadığı, davacı tarafından Almanya'da dava dışı şirkete karşı dava açılmışken davalıya karşı herhangi bir davanın açılmadığı, davacının alacağını ispat için sunduğu iflas masasına kayıt belgesinin İİK anlamında kabul edilebilir bir belge olmadığı, davacı tarafından dava dışı ...'ye yapılan herhangi bir ödemenin ispatlanamadığı, Almanya'da yürütülen iflas prosedürü sonucu kimlere ne kadar ödeme yapıldığının ortaya konmadığı, iflas sürecinin ülkeselliği ilkesi hakkındaki itirazların Mahkemece değerlendirilmediği, davalıya herhangi bir temerrüt ihtarnamesi tebliğ edilmemiş olmasına rağmen faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, farklı kişiler tarafından davalı aleyhine açılmış davalarda birbirinden farklı bilirkişi raporları düzenlendiği ve farklı kararlar verildiği, Mahkemece emsal bilirkişi raporları ile mahkeme kararlarının dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.Davalının istinaf başvurusunun incelenmesi; Dava ve takip konusu alacağın dayanağını; davalının, davacının da içerisinde bulunduğu yatırımcılardan kurmuş olduğu şirket bünyesinde yenilenebilir enerjiye ve solar enerjisine yatırım yaparak kar sağlamak amacıyla para toplamak ve şirket için toplanan paraları başka amaçlarla kullanmak şeklinde gerçekleştirdiği haksız fiil oluşturmaktadır. Haksız fiili gerçekleştiren kişi davalı olduğundan, bu fiil neticesinde oluşan zarar da davalıdan talep edilmektedir. Davacının alacağını ispat için sunduğu Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından düzenlenen ve apostille şerhi içeren iflas tablosu, dava dışı ...'nin değil davalının iflası nedeniyle düzenlenmiş bir belgedir. Dolayısıyla davalının, husumetin dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi haksızdır. Hamburg Federal Mahkemesi'nin davalının dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair kararı Hamburg Eyalet Mahkemesi tarafından zararın niteliği araştırılmak, bu konuda bilirkişi incelemesi yapılmak üzere kaldırılmıştır. Bu itibarla davalının, yatırımcıları para toplama amacı konusunda yanılttığı, aldattığı ve topladığı paraları şirketin vadettiği amacından başka amaçlar için kullandığı, yani işlemiş olduğu haksız fiil sabittir. Davalının bu haksız fiil neticesinde ceza alıp almamasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır.Davada, davacı yabancı olup dava konusu haksız fiil iddiası da Almanya'da gerçekleştiğinden yabancılık unsuru bulunmaktadır. Bu nedenle davada uygulanacak hukuk 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca belirlenmelidir. MÖHUK madde 34 fıkra 1, 2 ve 3 uyarınca haksız fiilin işlendiği ülkenin Almanya olması, zararın Almanya'da meydana gelmesi ve haksız fiilden doğan borcun daha sıkı ilişkili olduğu ülkenin Almanya olması sebebiyle bu davada Alman Hukuku'nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda Milletlerarası Hukuk alanında uzman bilirkişi tarafından Alman Hukukunun haksız fiile ilişkin düzenlemeleri açıklanmıştır. Alman Medeni Kanunu’nun 823. maddesi: “Kasıtlı olarak veya ihmalle bir başkasının hayatını, bedenini, sağlığını, özgürlüğünü, mülkiyetini veya bir başka hakkını hukuka aykırı olarak ihlal eden kişi, bundan kaynaklanan zararı karşı tarafa tazmin etmekle yükümlüdür” şeklinde düzenlenmiştir. MÖHUK madde 8 gereği zamanaşımı hakkında uygulanacak hukuk, ilişkinin esasına uygulanacak hukuktur. Alman Borçlar Kanunu'nda haksız fiile ilişkin genel zamananaşımı süresi 3 yıl olarak kabul edilmişse de, iflas prosedürü kapsamında icra kabiliyeti kazanan alacaklar için bir istisna getirilerek bu süre 30 yıla çıkarılmıştır. Davacının alacağı, davalının iflas davasının görüldüğü Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 67 A IN 237/08 sayılı iflas tablosunda 172 seri numarası ile kayıtlı olduğundan 30 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup bu süre takip ve dava tarihi itibariyle geçmemiştir. Bu sebeplerle davalının zamanaşımının dolduğuna yönelik istinaf sebebi haksız bulunmuştur.Davacı tarafından takip ve dava konusu edilen alacak davalının iflas masasına kaydedilmiş ve kesinleşen iflas tablosunda bu alacağa yer verilmiştir. Her ne kadar davalı taraf bu belgenin İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelerden olmadığını ve Türkiye'de bir geçerliliğinin bulunmadığını, iflas davalarının sadece açıldığı ülke açısından sonuç doğurduğunu, Alman iflas kararının Türk Hukukunda tanımlı iflas ile eşdeğer olmadığını, kaldı ki davaya konu belgeler arasında tanınmış veya tenfiz edilmiş iflas kararı da bulunmadığını iddia etmiş ise de, bu dava icra takibine itirazın geçici olarak kaldırılması talebi ile İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bir dava olmayıp, itirazın kesin olarak iptali için genel mahkemede açılmış bir alacak davasıdır.Davacı bu davayı, salt davalının Almanya'da iflas etmiş olması sebebiyle iflas masasınca düzenlenen kayıt belgesine dayanarak açmamış, davalının haksız fiili nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek açtığı davada iflas tablosunu alacağının ispatı minvalinde bir belge olarak sunmuştur.Bir başka anlatımla bu dava Almanya'daki iflas süreci ile ilgili açılmış bir dava olmayıp, bağımsız bir alacak davasıdır.Dolayısıyla davacının, miktarı itibariyle alacağını yazılı delil ile ispatlaması yeterli olup Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından düzenlenen ve apostille şerhi içeren iflas tablosu HMK'nın 224. maddesi uyarınca resmi belge sayıldığından alacağı ispat etmektedir. Bu itibarla Mahkemece bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin nazara alınmaması isabetli olup davalı tarafın aksi yöndeki istinaf sebepleri haksızdır.Davalı tarafından kendisine karşı açılmış başka davalarda bilirkişiler tarafından düzenlenen ve farklı tespitler içeren raporlar olduğu iddia edilmişse de, bilirkişi raporlarının kesin delil niteliği bulunmayıp Mahkemece de incelemeye konu dosyada bilirkişi raporu Alman Hukuku'ndaki haksız fiile ilişkin kuralların tespiti ve hesaplama amacıyla alınmış ve HMK'nın 282. maddesinde; "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." şeklinde yer alan yasal düzenleme gereği diğer deliller ile birlikte değerlendirilmiştir. Davalı aleyhine açılmış farklı dosyalarda düzenlenen bilirkişi raporlarının bu dosya yönünden bir bağlayıcılığı bulunmadığı ve raporlar arası çelişkiden de bahsedilemeyeceğinden davalının aksi yöndeki istinaf sebebi haksız bulunmuştur.Davalı tarafından takipten önce temerrüde düşürülmediğinden bahisle faize hükmedilmesinin hatalı olduğu iddia edilmiş ise de, takip ve dava konusu alacak haksız fiilden kaynaklandığı ve Alman Borçlar Kanunu'nun 849. maddesinde bu alacaklar için zarar görenin, zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiz talep edebileceği kabul edilmiş olduğundan davalının ayrıca bir ihtarname ile temerrüde düşürülmesine gerek olmayıp davalının bu istinaf sebebi ve sonuç olarak istinaf başvurusu tümü ile haksızdır.Davacının istinaf başvurusunun incelenmesi; Davalının istinaf sebeplerinin incelenmesi sırasında açıklandığı üzere, davada yabancılık unsuru bulunduğu ve MÖHUK madde 34 gereği uyuşmazlığın çözümünde Alman Hukukunun uygulanması gerektiğinden talep edilen alacağa işletilecek temerrüt faizinin başlangıç tarihi ve oranının da yine Alman Hukukuna göre belirlenmesi gerekir. Alman Medeni Kanunu'nun 849. maddesinde bir kimsenin mahrum kaldığı bir eşyanın kıymeti için tazminat ödemesi durumunda, zarar görenin, değerin belirlenmesinde esas alınan tarihten itibaren faiz talep edebileceği kabul edilmiştir. Bu hükme göre faiz başlangıç tarihi, zararın meydana geldiği tarih olarak kabul edilmelidir. Alman Borçlar Kanunu'nun 246. maddesinde ise faiz oranı %4 olarak belirlenmiştir. Davacı taraf takip talebi ve dava dilekçesinde alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda faiz oranı %7 olarak dikkate alınmış, davacı tarafça rapora bu yönden itiraz edilmemiş ve davalı tarafça bu hususta bir istinaf sebebi de ileri sürülmemiş olduğundan takip öncesi %7 faiz oranı taraflar açısından kesinleşmiştir. Takipten sonrası için işleyecek faiz oranı, talepten fazlasına hükmedilemeyeceğinden 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinde düzenlenen oranı geçmemek üzere %4'dür. Her ne kadar dosya kapsamından davacının haksız fiile dayalı zararının/alacağının tam olarak hangi tarihte meydana geldiği tespit edilememekte ise de, davacının alacağını, iflas tablosuna kaydettirdiği 01.09.2008 tarihi, zararın meydana geldiği tarihten sonraki bir tarih olduğundan talep edildiği üzere faiz başlangıç tarihi olarak esas alınmalıdır. Öte yandan her ne kadar davacı dava dilekçesi ile dava tarihine kadar olan faiz alacağı yönünden itirazın iptalini talep etmiş ise de, dava itirazın iptali davası olduğundan faiz hesaplaması dava tarihine kadar değil, takip tarihine kadar yapılacaktır. Buna göre davacının, 01.09.2008 tarihinden 09.02.2017 olan takip tarihine kadar %7 faiz oranı üzerinden işlemiş faiz alacağı 11.010,87 Euro'dur. Mahkemece davacının talebi ile bağlı kalınarak 7.181,70 Euro faiz alacağının tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken, iflas sıra cetvelinin düzenlendiği tarihe göre faiz hesaplamasının yapıldığı bilirkişi ek raporunun hükme esas alınması ile davacının talebine göre 4.728,09 Euro faiz alacağı yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Davacının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Her ne kadar dava konusu edilen alacak haksız fiile dayalı bir tazminat alacağı olduğundan likit olmayıp Mahkemece, davacı lehine şartları oluşmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı ise de, bu husus davalı tarafça bir istinaf sebebi olarak ileri sürülmediğinden Dairemizce kaldırma sebebi yapılmamıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2023 Tarih, 2020/255 Esas ve 2023/1140 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle;3-Davanın kabulüne, davalının ... sayılı takip dosyasına itirazının; 18.367,61 Euro asıl alacak, 7.181,70 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.549,31 Euro yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinde düzenlenen oranı geçmemek üzere işletilecek %4 oranında faizi ile DEVAMINA,4-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takip tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru olan 3.9725 kuru üzerinden belirlenen 101.494,63 TL alacağın % 20'si oranında 20.298,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Dairemiz karar tarihi itibariyle kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 8.591,64 TL nispi karar harcından, davacı tarafından yatırılan toplam 1.559,84 TL harcın mahsubu ile kalan 7.031,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,6-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 35,90 başvurma harcı, 1.559,84 TL peşin harç olmak üzere; toplam 1.595,74 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 5.100,00 TL bilirkişi ücreti ile 502,50 TL tebligat/ posta gideri olmak üzere; toplam 5.602,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,9-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansının talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 13-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 8.591,64 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.200,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.391,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,14-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 390,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 1.559,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına,16-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 17-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.