Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/102 E. 2025/1318 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/102
Karar No
2025/1318
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/102

KARAR NO : 2025/1318

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 10/10/2023

NUMARASI : 2023/62 Esas, 2023/695 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 18/11/2025

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenerek davalıya gönderilen 14.08.2015 tarihli ... Seri nolu, 01.07.2015 tarih 641743 seri nolu, 06.07.2015 tarih ... seri nolu, 07.07.2015 tarih ... seri nolu, 07.07.2015 tarih ... seri nolu, 01.07.2015 tarih ... seri nolu, 14.07.2015 tarih 642142 seri nolu, 21.07.2015 tarih 642210 seri nolu fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine icra takibine başladıklarını, davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı tarafından başlatılan icra takibinden gelen ödeme emrinin 9.467,45 TL'lik kısım üzerine itirazda bulunduklarını, cari hesap itibariyle bakiye borcu icra dosyasına yatırdıklarını, taraflar arasındaki cari hesap farkının 31.08.2015 tarihinde davacı adına düzenlenen 51.682,23 TL bedelli reklamasyon yansıtma faturası olduğunu, bu faturada "tamir fireleri, uçak yüklemeleri, bozuk mallar ve renk farkları" şeklinde açıklama bulunduğunu, davalının müşterisi olan HTL ... şirketinden aldıkları kumaşlarda davacı şirketten boyama hizmeti aldıklarını, davacının boyama hizmetini hep ayıplı ve hem gecikmeli yapması sebebiyle reklamasyon faturasının kesilerek davacıya gönderildiğini, davacı tarafından da ticari defterlerine işlendiğini, bu hususların taraf şirket temsilcilerinin birbirine gönderdiği e-mail yazışmalarında mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından kendilerine 15.09.2015 tarihinde tebliğ edilen reklamasyon faturasına itiraz etmediklerini, davanın haksız açıldığını, davacıya gönderilen 51.682,23 TL fatura yönünden takas definde bulunduklarını belirterek, davanın reddine, kötüniyetli olarak dava açılmış olması sebebiyle %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının davalıya yapılan iş karşılığında fatura düzenlendiği, faturaların davalının defterinde kayıtlı olduğu, davalının, faturalara konu boyama işinin ayıplı ve geç ifa edildiğini ispat edemediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle faturalar ve cari hesaba dayalı toplam 51.682,24 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın 51.682,24 TL asıl alacak üzerinden kabulü ile bu miktar itibariyle itirazın iptaline, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren, %10,50 avans faizi uygulanmasına, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle, İİK 67/2. maddesi kapsamında % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından mahkeme kararı istinaf edilmiştir. Dairemiz 15.12.2022 tarih 2020/171 esas ve 2022/2062 Karar sayılı ilamı ile,, " .... taraflar arasında kurulan eser sözleşmesi kapsamında davacı yükleniciye davalı tarafından gönderilen kumaşlar boyanmak suretiyle davalıya teslim edilmiştir. Mahkemece alınan mali bilirkişi raporunda ticari deflerlerin incelendiği, takibe konu faturalar ile reklamasyon faturası düzenlendiği tespit edilmiştir. Reklamasyon faturasının ileri sürülen ayıp nedeniyle düzenlendiği anlaşılmasına rağmen, mahkeme tarafından, eser sözleşmesine konu ürünler üzerinde herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Bu durumda, ayıba yönelik dinlenen tanık beyanları ve davalı tarafından dosyaya sunulan 04.06.2015 tarihli e-mail yazışmaları dikkate alınarak, eser sözleşmesine konu ürünlerin celbi sağlanarak, ürünler üzerinde uzman tekstil bilirkişisi tarafından yapılacak inceleme ile ürünler üzerinde ayıp bulunup bulunmadığı, ürünlerde ayıp bulunması halinde gizli veya açık ayıp niteliğinde olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı hususları incelenmek suretiyle inceleme yapılması, ürünlerde ayıp bulunup bulunulmadığı ve süresi içerisinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı hususları belirlenip, ürünlerin ayıplı olması halinde süresinde bildirim yapılmış olup olmamasına göre ayıplı işler bedelini belirleyip, varsa ayıplı işler bedeli ve ödemeler düşüldükten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın, eksik inceleme ile, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.Mahkememiz kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece yargılama yapılmıştır. Mahkeme, davalının dosyaya sunduğu e-mail yazışmaları ve dinlenen davacı tanığı ile boyama işinin ayıplı ve geç ifa edildiğini ileri sürmüş ise de ayrıca buna ilişkin, kumaşlar üzerinde yapılmış bir tespiti ihtarı olmadığı gibi, ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri incelenmek üzere hazır etmediği, hatalı ve ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünlerin satıldığının beyan edildiği, iddiasını ispatlayacak başkaca bilgi ve belge sunmamış olduğu, davacının, takibine ve davaya konu faturalarının, davalının defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafca her ne kadar iade faturası düzenlendiği iddia edilse de, 31/08/2015 tarihli iade faturasının, davacının, 14/08/2015 takip tarihinden sonra düzenlendiği, faturanın, “Reklamasyon yansıtma bedeli, tamir fireleri, bozuk mallar ve renk farkları” açıklaması ile düzenlendiği, ancak, ayıplı olduğu belirtilen malların, çeşit ve miktarları, hangi cins ve kaç metre kumaşın iade faturasına konu edildiğinin açıklanmadığı, ayıpların kabule icbar edilemeyecek nitelikte olup olmadığı konusunda açık bir beyanda bulunulmadığı, davalının ayıp ihbarını süresinde yerine getirdiği konusunda ispat vasıtası getiremediği gibi, davalının iddia ettiği zararına ilişkin delil sunmadığı, davalının ayıp ve geç ifa iddiasını ispatlayamadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının, davalıya yapılan iş karşılığında fatura düzenlendiği, davalının kendisine düzenlenen ve gönderilen faturalara, TTK.21 ve 23.maddeler göre, faturaların kendisine ve içeriğine yasal süre içerisinde bir itirazı olduğuna ilişkin dosyaya belge sunmadığı, faturalara konu boyama işinin ayıplı ve geç ifa edildiğini ispat edilemediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle, faturalar ve cari hesaba dayalı, talep gibi, toplam 51.682,24-TL. alacaklı olduğu, davalının icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle, İİK 67/2. maddesi kapsamında % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, icra takibine kısmi itirazda bulunduklarını, 9.467,45 TL üzerindeki bakiye itiraz edildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafuından kesilen 51,682,23 TL bedelli reklamasyon faturasından kaynaklandığını, davacı edimini hep ayıplı ve hemde geç teslim edildiğini, bu sebeple ... Hazır Giyim San. Tic. Ltd. Şti. firması müvekkili firmaya mezkur sebeplerle 51.682,23-TL'lik reklamasyon faturası kestiğini,bu fatura bedeli davacı firmaya 31.08.2023 tarihinde iadeli taahhütlü olarak fatura edildiğini, email ile ayıp ve gecikmeye ilişkin bildirdiklerini, icra inkar tazminat talebinin doğru olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı tarafın faturaya dayalı İstanbul 27.İcra Dairesinin... esas sayılı icra takibi ile, 61.149,45 TL asıl alacak için takibe başladığı, davalı tarafından icra dosyasına yapılan itiraz ile takip miktarının 9.467,21 TL'lik kısmı dışında takip miktarına itiraz etmiş olduğu anlaşılmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. Sayılı kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında esasları ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir.Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır.TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ilamı). YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür.Dosya kapsamına göre; taraflar arasında kurulan eser sözleşmesi kapsamında davacı yükleniciye davalı tarafından gönderilen kumaşlar boyanmak suretiyle davalıya teslim edilmiştir. Davalı teslim edilen ürünlerin dava dışı şirkete satıldığını ve kendilerine ayıptan kaynaklı reklamasyon faturası kesildiğini, kesilen fatura itibariyle yükleniciye bu fatura bedelin kesilerek gönderildiğini beyan etmiştir. Ancak davacı tarafından ayıp iddiası kabul edilmemiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında ürünler üzerinde ayıp bulunup bulunulmadığı incelenmesi gerektiği belirtilmiş ancak ayıplı ürünler bilirkişi incelemesi için ibraz edilememiştir.Davalı savunmasında yer alan ayıp iddiasını ispat edemediği kabul edilmesi gerekmektedir.Somut olayda, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı edimini tamamlamak suretiyle davalı tarafa ürünleri teslim ettiği, davalı ayıplı ürün savunmasında bulunmuştur. Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda ayıplı ürünler incelenmesi gerekmiş ancak davalı taraf ayıplı ürünleri ibraz edememiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle davanın 51.682,24 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş olması, alacağın faturaya dayalı bakiye alacak istemine ilişkin olduğundan alacak likit olması sebebiyle mahkemece %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1 - İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih ve 2023/62 Esas, 2023/695 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 3.530,41 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 883,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.647,41 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/102, K. 2025/1318, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-102-e-2025-1318-k-525136526527