Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/998 E. 2024/907 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/998
Karar No
2024/907
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2024/2464 KARAR NO: 2024/2581 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/10/2024 ESAS NO: 2023/998 KARAR NO: 2024/907 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 20/12/2024 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/10/2024 tarih ve 2023/998 E - 2024/907 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıya beton sattığını, faturalarını keserek davalıya teslim ettiğini, ancak davalının teslimat sonrası, herhangi bir ödeme yapmadığını, ödeme yapılmaması üzerine davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, açıklanan tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, davalı aleyhine icra inkar tazimatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın bu yönüyle usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı şirkete hiçbir borcunun olmadığını, davacının dava konusu ettiği faturaları müvekkiline teslim etmediğini, davacının haksız kazanç elde etmek amacıyla hareket ettiğini, davacının fatura konusu malları müvekkili şirkete teslim ettiğine dair hiçbir somut delil sunmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, öncelikle davanın usulden reddini, daha sonra esastan reddini, davacı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Mahkememizce, dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi ile; takip konusu faturalardan dolayı davacının, davalıdan alacağı olup olmadığı hususunda rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi sunmuş olduğu 21/07/2024 tarihli raporda özetle; davacı tarafın takip dayanağı olarak 8 adet fatura gösterdiği, davacının takip ve dava konusu yaptığı faturalar davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kaydedilmiştir ve toplam tutarı 197.930,25 TL olduğu, davacının ticari defterlerinde davalıdan 15.05.2022 tarihli 115.000 TL tutarlı çek alındığına ilişkin kayıt olduğu, bu tutar fatura bedelinden mahsup edildiğinde davacının bakiye alacağı 197.930,25 TL - 115.000 TL - 82.930,25 TL olarak hesaplandığı, dosyadaki taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde fatura tarihinden itibaren 60 gün vade kararlaştırıldığının görüldüğü, bu madde dikkate alınarak ve yapılan kısmi ödeme öncelikle faize sayılmak suretiyle yaptığımız hesaplamaya göre davacının takip tarihindeki faiz alacağı 5.554,57 TL olarak hesaplandığı, davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı için takip konusu faturaların davalıda kayıtlı olup olmadığına ilişkin tespit yapılamadığı, davacı taraf mal teslimini gösterdiğini belirttiği kare kodlu belgeleri dosyaya sunduğu, söz konusu belgelerin mal teslimini ispatlayıp ispatlamadığı ve faturalarla eşleştirilerek davacıya teslim yapılıp yapılmadığı hususu tarafının uzmanlık alanı olmadığından bir değerlendirme ve tespit yapılamadığı, bu konunun alanında uzman bilirkişiye yaptırılmasının uygun olacağının tespit edildiği bildirilmiştir.İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Kısmi ifaya ilişkin kurallar 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK'nın 101.maddesinde; “Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nın 102. maddesinde ise taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmü yer almıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda,davalı tarafından takip konusu bir kısım faturalardan sonra çek ile ödeme yapılmış olduğu tespit edilmiş olup ödemenin hangi alacağa ilişkin yapıldığı belirtilmemişse öncelikle takip konusu faturalardan mahsup edilmesi gerekmekte olup bu şekilde TBK'nın 100. ve devamı maddeleri ile HMK'nın 222/2 maddesindeki düzenlemeler karşısında davacı kendi ticari defter kayıtları ile davalıdan takip tarihi itibariyle faturalardan kaynaklı 82.930,25-TL alacaklı olduğunu ispatlamıştır ve asıl alacağına 5.554,57-TL işlemiş faiz talep edebileceği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte itiraza konu takip faturalara dayandığından, davaya konu alacak likit, hesaplanabilir mahiyette olup davalının itirazın haksız olduğu gözetildiğinde İK 67/2 maddesi gereği hüküm altına alınan asıl alacağın % 20' si oranında icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının Kayseri Genel İcra Dairesi' nin... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaliyle takibin 82.930,25-TL asıl alacak ve 5.554,57-TL işlemiş faiz toplamı 88.484,82-TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İtirazın kısmen iptaline karar verilen alacak miktarı olan 82.930,25-TL' nin %20' si (16.586,05‬-TL) oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil firma, davalıya satmış olduğu beton karşılığında Kayseri İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı icra dosyasına konu -27.06.2022 Tarihli, 3.846,80 TL tutarlı 27.06.2022 Tarih ve ...sayılı fatura alacağı - 08.07.2022 Tarihli , 3.186,00 TL tutarlı 08.07.2022 Tarih ve ...sayılı fatura alacağı - 21.06.2022 Tarihli , 36.768,80 TL tutarlı 27.06.2022 Tarih ve...sayılı fatura alacağı - 30.05.2022 Tarihli , 11.044,80 TL tutarlı 27.06.2022 Tarih ve ... sayılı fatura alacağı - 27.06.2022 Tarihli, 32.355,60 TL tutarlı 27.06.2022 Tarih ve ... sayılı fatura alacağı - 28.02.2022 Tarihli, 31.688,40 TL tutarlı 28.02.2022 Tarih ve ... sayılı faturadan kalan bakiye alacak- 24.04.2022 Tarihli, 6.905,95 TL tutarlı 24.04.2022 Tarih ve ... sayılı fatura alacağı - 28.04.2022 Tarihli, 6.737,80 TL tutarlı 28.04.2022 Tarih ve ...sayılı- tarih ve miktarlı faturaları keserek davalıya teslim ettiğini, akabinde tarafların görüşmesi neticesinde davalının talep etmiş olduğu ... ili ...kasabası olan ... mevkine betonlar teslim edildiğini, ama davalı borçlu hem faturaları hem de betonları teslim aldıktan sonra müvekkil kuruma herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının işbu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine de davalı aleyhine Kayseri İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan ilamsız icra takibi ödeme emri usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalı tarafça icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup takibin durmasına sebebiyet verildiğini, akabinde de itirazın iptali davası açılmış ve dosya kapsamında alınan hatalı bilirkişi raporu ile müvekkilin alacağı eksik hesaplandğını, bilirkişi, raporunda takip konusu faturalar üzerinden borç hesaplaması yaparken faturaların toplam borcunu 197.930,25 TL olarak hesaplamış akabinde de sunmuş olduğumuz ticari defterlerden ve çek tahsilatından yola çıkarak bakiye borcun 82.930,25 TL olduğunu hesapladığını, yine bu hatalı hesaplama üzerinden de eksik faiz hesabı yapıldığını, yapılan hesaplama hatalı olduğu gibi sunulmuş evrakların bir kısmı hiç dikkate alınmamış bir kısmı ise yanlış değerlendirildiğini, öyle ki dava ikame edilirken delillerimizin içerisine muavin defteri sunulmuş olup söz konusu muavin defteri incelendiğinde davalının 2021 yılından devrenen borcu ile takibe konu olmayan ve ödenmeyen bir başka faturanın mevcut olduğu görüleceğini, ilgili muavin defteri ve fatura son sunulan delilleri içerisinde de mevcut olmasına rağmen bilirkişi bunları dikkate almadan davalının sadece takibe konu olan faturaları değerlendirip 2022 yılındaki toplam borcunu 197.930,25 TL olarak hesapladığını, oysaki davalının 2021 yılından devreden (2022 defter açılışı ile birlikte gelen borç) 12.687,60 tl ile birlikte 2022 yılı için toplam borcu 246.944,15 TL olduğunu, hal böyle olunca eksik hesaplama neticesinde tarafımızın alacağı düşük hesaplandığını ve müvekkil şirket mağdur edildiğini, davalının 2021 yılından bakiye borcu 12.687,60 TL olup bu borç ile birlikte 2022 yılında da ilk kesilen fatura olan 14.01.2022 tarihli, 36.326,30 TL tutarlı 14.01.2022 tarih ve ...sayılı fatura alacağı icra takibine konu edilmediğini, bunun sebebi 115.000,00 TL'lik çek tahsil edildiğinde bu borçlar davalının en eski tarihli borçları olması sebebiyle çek bedeli üzerinden borçların toplamı (36.326,30 + 12.687,60 = 49.013,90 TL) mahsup edildiğini, (115.000,00 - 49.013,90 = 65.986,10 TL) akabinde de davalıya ait ve 2022 yılının ikinci faturası olan 28.02.2022 tarihli, 97.084,50 TL tutarlı 28.02.2022 tarih ve ... sayılı faturadan çekin kalan ödemesi mahsup edilmiş ve bu faturanın bakiyesi icra takibine konulduğunu, (97.084,50-65.986,10= 31.098,40 TL)bu durum fatura takibe konulurken de belirtildiğini, açıklandığı üzere bilirkişi hesaplama yaparken bu hususları göz ardı ettiğini ve çek mahsubu yapılmış olan faturalar üzerinden tekrardan çek mahsubunu yaparak müvekkilin alacağını hatalı hesapladığını, kaldı ki hukuka uygun olarak icra takibi başlatırken ödemesi yapılmayan ve davalının borcunun devam ettiği faturalar üzerinden icra takibi başlattığını, dava ikame edilirkende tüm bu deliller anlaşılabilir şekilde dosyaya sunulmuş olup ticari defterlerin ara karar neticesinde mahkeme kaleminde bilirkişiye teslim edilmesi sırasında da izahı yapıldığını, ama ne yazık ki bilirkişinin dikkatsiz incelemesi neticesinde muavin defteri ve ticari defterler tam incelenmemiş olup kabul edemeyeceği bir hesaplama yapıldığını, davalının 2021 yılından kalan borcu ile 2022 yılındaki borcunun toplamı 246.944,15 TL olup 115.000,00 TL çek tahsilatı mahsup edildiğinde 131.944,15 TL bakiyesi mevcut olduğunu, tüm bunlar faturalarla ve ticari defterlerle birlikte ispatlanmış olup yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğunu, tüm bu hususların haricinde bilirkişi raporunda müvekkilin alacağı eksik hesaplandığı için eksik alacak üzerinden yine eksik faiz hesabı yapıldığını, raporda 82.930,25 TL üzerinden faiz hesabı yapıldığını, müvekkilin asıl alacağı üzerinden faiz hesabı yapılmadığını, Dolayısıyla bilirkişi raporunda hesaplanan faiz hesabı da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, tüm bunlara rağmen mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, dosya ek rapora dahi gönderilmeden gerekçe sunulduğunu ve dosya ek rapora gönderilmediğini, akabinde de eksik ve hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, mahkemece yazılan gerekçe incelendiğinde davanın asıl temelini tarafların ticari ilişkileri neticesinde tutulan ticari defterler, kesilen faturalar, açık hesap ilişkisi veya cari hesapları olup bu hususa takipte dayanılmaması nedeniyle bilirkişi raporuna yapılan itirazın yerinde görülmemesi hukuka aykırı olduğunu, öyle ki dava açıldığında söz konusu takibe konu faturaların incelenmesi için bile cari hesabın, muavin defterinin ve diğer ticari defterlerinin denetiminin sağlanması gerektiğini, zira mahkemece de dava açıldığı zaman bu hususa dikkat edilmiş taraflardan tüm ticari defterler istenmiş akabinde bilirkişi inceleme yapmış ama yapılan inceleme esnasında bahsi geçen evraklar detaylıca incelenmediği için müvekkilin alacağı eksik hesaplandığını, üstelik bu hesaplama yapılırken takibe dayanak olmayan çek ödemesi muavin defteri incelendikten sonra anlaşıldığı için faturalar üzerinden mahsup edilmiş ama söz konusu muavin defteri davalının devreden borcu ve diğer faturalarının hesaba katılmaması hususunda dikkate alınmadığını, bu husus için rapora itiraz edildiği zaman da mahkemece mesnetsiz bir gerekçe ile karşılaşıldığını, ayrıca gerekçeli karara bakıldığı takdirde de söz konusu çek ödemesinin cari hesabın incelenmesi neticesinde anlaşıldığı ve çek ödemesinin hangi alacağa ilişkin yapıldığının borçlu tarafından belirtilmemesi durumuna binaen de öncelikle takip konusu faturalardan mahsup edilmesi gerektiği kanaatiyle hesaplama yapıldığı belirtildiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davalının birden fazla muaccel olan borcu mevcut olup çek ödemesi yapıldığında da TBK'nın 102. Maddesine göre taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde hükmü gereğince ilk zamanlarda takip başlatılmadığı için vadesi ilk önce gelen borçlar için mahsup işlemi gerçekleştirildiğini, böylelikle ödenen çek ödeme tarihi dikkate alındığında öncelikle muavin defterinde de görüleceği üzere ilk iki sırada bulunan davalının 2021 yılından bakiye borcu olan 12.687,60 TL ve 2022 yılında ilk kesilen fatura olan -14.01.2022 tarihli, 36.326,30 TL tutarlı 14.01.2022 tarih ve... sayılı fatura alacağı mahsup işlemine tabi tutulduğunu, çekin kalan bakiye borcu için ise muavin defterinin 3. sırasında bulunan 28.02.2022 tarih ve ...sayılı fatura için mahsup işlemi gerçekleştirildiğini, bu faturanın kalan kısmı olan 31.688,40 TL ile devamındaki diğer faturalar hiç ödenmediği için icra takibi sonrasında başlatıldığını ama mahkemece bir yanılgıya düşüldüğünü ve takip başlatılmadan önce başka borçlar için mahsup edilmiş bir çeki takibe konu çekler üzerinden tekrardan mahsup ederek karar vermiştir. üstelik bu hususa ilişkin yazılan gerekçenin de hangi hukuki dayanağa tabi tutulduğu anlaşılmadığını ve açık olan kanun maddesine aykırı bir görüş ile mahkemenin kendi inisiyatifine göre çek faturalardan mahsup edilddiğini, müvekkil şirket çek mahsubunu takip başlatmadan çok önce hukuka ve kanun maddesine uygun olarak borçlunun en eski borçlarından mahsup ettiğini, davalı şirket başkaca bir ödeme yapmadığı için sonrasında ödemesi yapılmayan faturalara ilişkin takip başlattığını, dava konusu ticari işlem bu denli basit ve anlaşılır olmasına karşılık mahkemece yapılan yargılama ile müvekkilin mağduriyetine yol açılmış olması bir hayli hakkaniyete aykırılığa yol açtığını, zira bu kadar basit bir hususun anlaşılmadığı farkedildiğini ve rapora karşı itirazda bulunularak durumun düzeltilmesi talep edildiğini ama bu seferde hesaplamalar için incelenen cari hesabın takip konusu olmadığı gerekçesi ile rapora itirazın reddedildiğini, öyle ki cari hesap takip konusu değil ise söz konusu çek ödemesinin de takip konusu faturalardan hiçbir şekilde mahsup edilmemesi gerektiğini ama nasıl oluyorsa bu hususa ilişkin cari hesap incelemesi geçerli iken tarafımızın itirazlarının dikkate alınması hususunda cari hesap incelenmesinin icra takibine aykırı olarak kabul görmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bunlardan anlaşıldığı üzere mahkemece eksik bilirkişi raporunu esas alınarak ve yargılama sırasında yapılması gereken ilgili incelemeler yapılmayarak hatalı ve eksik hüküm kurulduğunu, zira usulüne uygun olarak başlatılmış icra takibinde ticari defterler ve çek mahsup işlemleri farklı şekillerde yorumlandığınış ve müvekkil şirketin mağduriyetine yol açıldığını, yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek müvekkilin asıl alacağının bir kısmı reddolunduğunu ve karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu nedenlerle söz konusu kararı bu yönleriyle istinaf etme zorunluluğu hasıl olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/10/2024 tarih 2023/998E. 2024/907K. sayılı ilamının usule, yasaya, Yargıtay yerleşik içtihatlarına aykırı olması ve dairenizce tespit edilecek sair nedenlerden dolayı istinafen incelenerek kısmen reddolunan alacak miktarı ile ...A.ş lehine kısmen reddedilen kısım üzerinden belirlenen vekalet ücreti kararının kaldırılmasını ve yeniden yapılacak yargılama neticesinde davamızın tam kabulüne karar verilmesini, davanın bölge adliye mahkemesi'nde yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozularak dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf kanun yoluna başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, faturalara dayalı alacak nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, münhasıran ve somut bilgileri verilen faturalara dayalı başlatılan işbu ilamsız icra takibi kapsamında davalı tarafından yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi de nazara alınarak öncelikle münhasıran somut takibe konu faturalara ilişkin borca sayılacağı da dikkate alınarak usul,yasa ve dosya kapsamına uygun şekilde bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre takip tarihi itibariyle belirlenen alacak-borç miktarı yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/10/2024 tarih ve 2023/998 E - 2024/907 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 19/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/998, K. 2024/907, T. 28.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-998-e-2024-907-k-a76daff0026c