Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/837 E. 2026/817 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/837
- Karar No
- 2026/817
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/837
KARAR NO : 2026/817
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2023
NUMARASI : 2021/665 Esas - 2023/140 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/07/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan faturalara dayalı olarak 215.034,48-TL alacaklı olduğunu, ödenmeyen fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini, davalının itiraza dayanak olabilecek somut delili bulunmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının müvekkiline piyasadan uygun fiyata kumaş alacağını söyleyerek müvekkilinden para aldığını, ancak kumaşları teslim etmediği gibi aldığı ödemeleri de iade etmediğini, mal teslim edilmeyince müvekkilinin davacıdan ödediği paranın iadesini talep ettiğini, bunun üzerine davacının kötü niyetle müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilince davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ... ...'a ödemeler yaptığını, davaya konu faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu nedenle davacının temel borç ilişkisini ve fatura konusu malları teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, ancak davacı tarafça teslime ilişkin delil sunulmadığını, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talep edilmeyeceğini, ayrıca alacağın likit olmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; her iki tarafın BA-BS beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalara, davalının yasal süre içinde itiraz etmediği, davalı şirketin BA formalarında da faturaların kaydedildiği, buna göre içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini haiz olduğu, kaldı ki davacının ticari defter ve belgeleriyle de alacağın ispatlandığı, takibe konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması veya davalının bağlı olduğu vergi dairesine BA formları ile bildirilmesi halinde, fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, tarafların ticari defter incelemesi sonucunda her iki tarafın defterlerinde doğrulanan bedelin 164.008,48-TL asıl alacak olduğu, davalı tarafın ödeme iddiasının sübut bulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 164.008,48-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; bilirkişi raporunda faturalardaki malların tamamının davalı şirkete teslim edildiğini gösteren ve davalı şirket çalışanları ve yetkilileri olan ... isimli kişilere imza karşılığında teslim edildiğini gösterir 33 adet sipariş fişinin, davalı şirketin muhasebecisi ile yapılan ve 51.030-TL bedelli faturayı onayladığını gösterir ... yazışmalarının, davalı şirket yetkilisi ... ile müvekkili şirket yetkilisi ... ... arasındaki davalının mal siparişlerini gösteren ... yazışmalarının dikkate alınmadığını, yine davalının sunduğu tediye makbuzları üzerindeki imzalar üzerinde imza incelemesi yaptırılması gerektiğini, davalının cevap dilekçesinde müvekkiline piyasadan uygun fiyata kumaş alımı için ödeme yaptığını belirttiğini, dolayısıyla bu ödemelerin davaya ve takibe konu faturalarla hiç bir ilgisinin olmadığını cevap dilekçesinde açıkça beyan ettiğini, söz konusu ödemeler müvekkili şirkete değil, dava dışı ... ...'a yapıldığını ve ödemelerin davalı şirketin ... ...'a olan borçlarına karşılık yapıldığını, bu ödemelerin müvekkiline kumaş alımı için yapıldığının davalı tarafından yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, yine ödemelerin mevcut bir borcun ödenmesi anlamına geldiğini, aksinin davalı tarafça ispatlanması gerektiğini, davalının ticari defterlerinde de müvekkili şirket 164.004,48-TL alacaklı olarak göründüğü gibi, davalı şirketin 164.004,48-TL tutarlı faturayı alış olarak vergi dairesine bildirdiğini, davalının yaptığı ödemelerdeki miktar ve tarihlerin, bu ödemelerin faturalarla hiç bir ilgisinin olmadığını gösterdiğini, sundukları imzalı sipariş fişlerinin,faturalardaki malların davalı şirkete teslim edildiğini gösterdiğini, yine davalı şirketin muhasebecisi ile yapılan ... yazışmalarında borcun varlığının açıkça kabul edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten hala 51.030-TL bedelli faturadan dolayı alacağı bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; ödemelerin tediye makbuzları, banka dekontları ve çekler ile ispat olunmasına rağmen mahkemece bu ödemelerin dikkate alınmadığını, davacının, müvekkiline piyasadan uygun fiyata kumaş alacağını söyleyerek müvekkilinden para aldığını, ancak kumaşları müvekkiline teslim etmediği gibi aldığı ödemeleri de iade etmediğini, bu anlaşmaya ilişkin düzenlenen faturalardan birinin de 164.004,48-TL bedelli fatura olduğunu, bu fatura bedelinin de müvekkili tarafından ödendiğini, mahkemece davanın kısmen reddine karar verilmesine rağmen, reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin tek ortağı ve müdürü olan ... ...'a nakit, döviz ve çek olarak toplam 329.492-TL ödeme yaptığını, davacının ödemelerin ... ...'a olan borç nedeniyle yapıldığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili şirketin hiç bir zaman ... ...'tan borç para almadığını, nitekim tediye makbuzları incelendiğinde alınan ödemelerin ... ... adına ve hesabına alındığının açık olduğunu, banka dekontlarının açıklama kısmında da "..." ibaresinin yazılı olduğunu, müvekkili şirketin müdürü ... olup, şirketle ilgisi olmayan ve müdür vasfına sahip olmayan üçüncü kişilerin işlemlerinin şirketi bağlamayacağını, davacının 329.492-TL ödeme almasına rağmen bu ödemeleri kötü niyetle ticari defterlerine işlemediğini, faturaya konu mallar müvekkiline teslim edilmemiş olup, bu hususun davacı tarafça ispatlanamadığını, davacının sahte olarak üretilmiş, kim tarafından ve ne zaman yazıldığı belli olmayan ... yazışmalarının delil değeri bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, davalıya hitaben düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için ilamsız takip başlatılmış olup, davalının süresinde borca itirazı üzerine işbu dava açılmıştır. Davalı vekilince ise; kumaş alımı amacıyla davacı şirketin yetkilisi olan ... ...'a ödemeler yapıldığı, ancak davacı tarafından mal teslim edilmediği gibi yapılan ödemelerin de iade edilmediği savunulmuştur.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davacının ticari defterlerine göre, davalıdan 215.034,48-TL alacaklı olduğu, takibe konu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalıdan alınan bir ödeme kaydı bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde ise davacının faturalarından sadece birisi kayıtlı olup davacıya 164.008,48-TL borçlu olduğu, aynı zamanda davalının davacıya yaptığını iddia ettiği ödemeleri sipariş avansları hesabında takip ettiği, hesaba kaydedip bu hesapta davacıyı borçlandırdığı, bu hesapta davalının davacıdan 325.942,17-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya 31.12.2020 tarihinde 51.030-TL ve 12.02.2021 tarihinde 164.004,48-TL tutarında e-arşiv faturası olmak üzere toplam 215.034,48-TL tutarında iki adet fatura düzenlendiği, faturalara fatura içeriği malların teslim edildiğine dair irsaliye bilgisi yazılmadığı, yine faturalarda fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğini gösteren belge bulunmadığı, faturaların davalıya teslim ve tebliğ edilip edilmediği, edildi ise ne şekilde teslim edildiğinin tespit edilemediği, davalı tarafından faturalara karşı yasal süresinde yapılan itiraz olmadığı, davacının davalıya düzenlediği iki adet faturayı BS formu ile bildirdiği, davalının ise davacının düzenlediği faturalardan 12.02.2021 tarihli 164.004,48-TL tutarlı faturayı BA formu ile beyan ettiği, davacı tarafça bir takım sipariş fişi sunulmasına karşılık, mal teslimine ait sevk irsaliyesi sunulmadığı bildirilmiştir.
Davacı tarafça takip ve dava konusu edilen faturalar, 31.12.2020 tarihli 51.030-TL bedelli ve 12.02.2021 tarihli 164.004,48-TL bedelli faturalar olup, fatura konusu malların davalıya teslimine ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi bulunmamaktadır. Davacı tarafça delil olarak sunulan sipariş fişleri ile faturalar arasında bir bağlantı bulunmamakta olup, sipariş fişleri malların teslim edildiğini kanıtlamamaktadır. Ancak davacının 12.02.2021 tarihli 164.004,48-TL tutarlı faturası davalı tarafça BA bildirimi ile ilgili vergi dairesine beyan edilmiş olmakla, bu fatura konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. Buna karşılık davalı tarafça, mal alımı için davacı şirket yetkilisine elden, banka yoluyla ve çek ile ödemeler yapıldığı, ancak karşılığında mal teslim edilmediği ileri sürülmüştür.
Bu kapsamda davalı tarafça sunulan delillerden; davalı tarafından davacı şirket yetkilisi ... ...'a 31.03.2021 keşide tarihli 21.870-TL bedelli çekin verildiği, çekin bu kişi tarafından 3. kişiye ciro edildiği, 31.10.2020 keşide tarihli 30.000-TL bedelli çekin davalı tarafından davacı şirket yetkilisi ...'a ciro edildiği ve onun tarafından da 3. kişiye ciro edildiği, bu suretle söz konusu 2 adet çek tutarınca davacı şirket yetkilisine ödeme yapıldığı, 30.06.2021 tarihli 30.000-TL bedelli çek tediye makbuzu ile davacıya verilmiş ise de, davacı ve davalının çekte lehtar veya ciranta olarak yer almadığı, çekin tahsil edilip edilmediğinin mahkemece araştırılmadığı, davalı tarafından banka yoluyla davacı şirket yetkilisi ... ... hesabına 06.03.2020 tarihinde 10.000-TL, 26.06.2020 tarihinde 8.000-TL, 21.08.2020 tarihinde 5.000-TL, 27.08.2020 tarihinde 5.000-TL, 19.06.2020 tarihinde 7.000-TL, 15.09.2020 tarihinde ... açıklamasıyla 8.000-TL ödeme yapıldığı, yine sunulan imzalı tediye makbuzları ile davalı tarafından davacıya 28.01.2020 tarihinde 7.500-TL, 20.02.2020 tarihinde 1.300-USD, 28.02.2020 tarihinde 1.000-USD, 02.03.2020 tarihinde 30.000-TL ve 5.000-TL, 17.07.2020 tarihinde 10.000-TL, 22.07.2020 tarihinde 5.000-TL, 27.07.2020 tarihinde 5.000-TL, 31.08.2020 tarihinde 5.000-TL, 02.09.2020 tarihinde 10.000-TL, 08.09.2020 tarihinde 6.500-TL, 10.09.2020 tarihinde 3.000-TL, 28.09.2020 tarihinde 7.820-TL, 05.10.2020 tarihinde 1.500-TL, 09.10.2020 tarihinde 15.860-TL, 20.10.2020 tarihinde 15.000-TL, 26.10.2020 tarihinde 10.000-TL, 27.10.2020 tarihinde 3.000-TL, 03.11.2020 tarihinde 8.485-TL, 10.11.2020 tarihinde 2.000-USD, 18.11.2020 tarihinde 1.000-USD, 24.11.2020 tarihinde 1.500-USD ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilince bu ödemelerin, davalının müvekkili şirket yetkilisi ... ...'a olan borçlarına karşılık yapıldığı ileri sürülmüşse de buna ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Tediye makbuzların ... Kumaş hesabı açıklaması yer aldığı gibi, ... ...'un davacı şirketin tek ortağı yetkilisi olduğu da dikkate alındığında, ödemelerin davacı şirkete yapıldığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda davalının avans iddiası kanıtlanmış olup, davalı tarafça avans olarak yapılan ödemeler karşılığında davacı tarafça sadece 12.02.2021 tarihli 164.004,48-TL bedelli fatura konusu malların teslim edildiğinin kanıtlandığı, bu durumda davalı tarafça yapılmış olan ödemelerin davacının teslimi kanıtlanan fatura bedelini karşıladığı gözetildiğinde, davalının davacıya faturadan kaynaklanan bir borcu bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken mahkemece davalının söz konusu ödemeleri konusunda hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Diğer yandan davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine" karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2023 Tarih, 2021/665 Esas - 2023/140 Karar sayılı kararının 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın reddine,
Koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 2.569,22- TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 1.837,22-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, "
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yatırılan 2.800,85-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde kendisine iadesine,
Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 145-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026