Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/886 E. 2026/819 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/886
- Karar No
- 2026/819
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/886
KARAR NO : 2026/819
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2023
NUMARASI : 2022/155 Esas - 2023/154 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/02/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkil şirket ile davalı ...-... arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının müvekkiline olan borcunu ödeyememesi üzerine davalı borçlular ile 29.08.2012 tarihinde borcun yapılandırılması ve ödenmesine ilişkin bir protokol düzenlendiğini, ayrıca bu protokol uyarınca 39 adet senet düzenlendiğini, ancak davalıların vadesi gelmesine rağmen senet bedellerini müvekkili şirkete ödemediğini, ödenmeyen senetlerin tümü 01.10.2012 keşide tarihli ve 10.000-TL bedelli olup ödeme tarihlerinin 30.04.2013 tarihinden itibaren 30.08.2016 tarihine kadar sıralı olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı borçlular aleyhine Bakırköy 11. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlattıkladı ilamsız icra takibine, davalıların itiraz ettiğini belirterek, itirazların iptali ile davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili; müvekkillerinin davacıya bir borcu olmadığını, davacı ile müvekkilleri arasında borç doğuracak bir ticari ilişki hasıl olmadığını, bu nedenle mahkeme görevsiz olup görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde buna ilişkin bir kayıt olmadığının görüleceğini, dava dilekçesinde belirtilen protokolden müvekkillerinin haberi olmadığını, davacının ticari ilişkiyi ve borç ilişkisini ispat edemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; takip dayanağı senetlerin davacının ticari defter ve kayıtlarında bulunduğu, ancak davalının ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davacının dava dilekçesi ile davalının ticari defterleri dışında da delillere dayandığı, davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmadığı, bu haliyle davalının ticari defterlerinin sunmamasının tek başına davacının iddiasını ispatladığını göstermeyeceği, yemin deliline dayanan davacı vekiline yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmayacağını beyan ettiği, ispat yükü altında olan davacının alacak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; dava konusu 390.000-TL alacak talepli icra takibinin dayanağının, davalıların müvekkili ile aralarındaki ticari ilişkide oluşan borçlarına karşılık olarak verdikleri 10.000'er TL bedelli 39 adet senet olduğunu, senetler vade tarihlerinden itibaren süresinde icra takibine konulmayarak kıymetli evrak vasfını yitirmiş ise de, halen yazılı delil niteliğinde olduğunu, davalılarca borca itiraz dilekçesinde ve dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde imza itirazında bulunulmadığını, aksine bu senetlerin müvekkili şirketle aralarındaki ticari ilişki kapsamında daha önce müvekkili şirkete verilen çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle ödeme amaçlı verildiğinin açıkça belirtildiğini, davalıların bu ikrar ve kabul beyanlarının, müvekkili şirketle davalılar arasında ticari ilişki bulunduğu, müvekkili şirkete daha önce verdikleri çeklerin karşılıksız çıktığı, icra takibine ve davaya konu senetlerin aralarındaki bu borç ilişkisi nedeniyle verildiği hususlarını açıkça ortaya koyduğunu, nitekim dava konusu icra takibinin de davalıların daha önce verdikleri karşılıksız çıkan bir miktar çekin icraya konulduğu dosyalarla ilişkilendirilerek ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile başlatıldığını, alacağın varlığı ve miktarının hem yazılı delille hem ticari defter ve kayıtlarla ispat edildiği halde davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, zamanaşımına uğramış bonolara dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı tarafça, davalı ...'ın keşideci, diğer davalı ...'ın avalist, davacının ise lehdar olarak yer aldığı tümü 01.10.2012 keşide tarihli ve 10.000-TL bedelli olup ödeme tarihleri 30.04.2013 tarihinden başlayıp birer ay arayla 30.08.2016 tarihine kadar sıralı devam eden 39 adet bonoya dayalı olarak toplam 390.000-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmış,davalı tarafça takibe itiraz edilmiştir.
Taraflarca düzenlenen 29.08.2012 tarihli protokolde; davalı ...'ın davacı şirkete borcunun 422.000-TL olduğu, borcun 30.03.2013 tarihinden itibaren aylık 10.000-TL olarak ödeneceği, ödemeler karşılığında alacaklı şirket lehine bonolar düzenlendiği, daha önce bu borç için alacaklı şirkete verilmiş olan çek ve bonoların alacaklı tarafından borçluya iade edileceği kararlaştırılmıştır.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacı ile müvekkilleri arasında borç doğuracak bir ticari ilişki bulunmadığı ve bu nedenle müvekkillerinin davacıya bir borcu bulunmadığı ileri sürülmüşse de, yine davalılar vekilince sunulan 22.12.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve 06.02.2023 tarihli beyan dilekçesinde, senetlerin müvekkillerince davacıya daha önce verilen çeklere karşılık verildiği, ancak çek bedellerinin ödendiği belirtilmiştir.
Zamanaşımına uğrayan bono yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup;davacı alacağının varlığını tanık dahil her türlü delil ile ispatlayabilir. Öncelikle davalı ... takip dayanağı bonolarda avalist olarak yer almakta olup, zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfını kaybetmiş olan bonolardaki avalin hükmü kalmadığından, bu davalının avalist olarak sorumluluğu sona ermiştir.Bu davalı 29.08.2012 tarihli protokolde kefil olarak yer alsa da, şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen protokoldeki kefalet hükmü geçersizdir. Ayrıca davalı temel ilişkide de taraf olmadığından, davalı ... aleyhine açılan davanın bu sebeple reddi gerekirken mahkemece belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Davalı ... bakımından ise; davacı tarafça delil olarak dayanılan 29.08.2012 tarihli protokoldeki imza inkar edilmişse de, davalı vekilinin bonoların daha önce verilmiş olan çeklere karşılık verildiği yönündeki kabulü, protokol içeriğinde de açıkça bu bonoların daha evvel verilen çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle verildiği kabul edilmesi karşısında, bonoların protokole dayalı olarak davalı tarafça varlığı kabul edilen borca karşılık verildiğinin kabulü gerekir. Ayrıca taraflar arasında yenileme iradesini içeren bir sözleşme de bulunmadığından, söz konusun bonoların verilmiş olması borcun yenilenmesi anlamına da gelmemektedir. Bu kapsamda davacı tarafça aynı alacak bir kısım çeklere dayalı olarak daha önce davalılar aleyhine icra takipleri başlatılmış olup, işbu dava konusu takip de tahsilde tekerrür olmamak üzere başlatılmıştır. Protokol içeri borçlu bakımından ikrar niteliğinde olup davalı ticari defterlerini ibraz etmediği ,icra takibine konu bonoların davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça alacağın varlığı bonolar, protokol ve davacının ticari defter kayıtları ile kanıtlanmasına rağmen, mahkemece hatalı gerekçeyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Ayrıca bonolara dayalı alacak likit olup, davalılar itirazında haksız olmakla icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2023 Tarih, 2022/155 Esas - 2023/154 Karar sayılı kararının 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Davalı ... aleyhine açılan davanın reddine,
Davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, Bakırköy 9. İcra Dairesinin ...,Bakırköy 17. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyaları ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalının Bakırköy 11. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin 390.000-TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren davacının takipteki talebiyle bağlı kalınarak yasal faiz uygulanmasına, kabul edilen alacağın %20'si oranında 78.000-TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 26.640,90-TL karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 4.710,23-TL, icra veznesine yatırılan 1.950-TL olmak üzere toplam 6.660,23-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 19.980,67-TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafça yatırılan 6.740,93-TL peşin harçların davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından hakkında ki dava red edilen davalı yönünden yapılan giderler ayrık tutularak hesaplanan 1.250-TL bilirkişi ücreti, 147,75-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.397,75-TL yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı vekili için takdir olunan 62.400-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,
Davalı ... vekili için takdir olunan 62.400-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a ödenmesine,
Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, "
Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından sarf edilen 149-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026