Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/737 E. 2025/1031 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/737
Karar No
2025/1031
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/737 - 2025/1031 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/737 KARAR NO : 2025/1031

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2017/957 Esas, 2022/1102 Karar

KISMEN TEMLİK EDEN DAVACI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... KISMEN TEMLİK ALAN DAVACI : 2- ... VEKİLİ : Av. ... KISMEN TEMLİK ALAN DAVACI : 3- ... VEKİLİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) KARAR TARİHİ : 24.04.2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24.04.2025

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2022 tarih ve 2017/957 Esas, 2022/1102 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; 29.03.2015 tarihinde sürücü müvekkilinin yolcu konumunda olduğu, ... idaresindeki ... plakalı aracın, tek taraflı olarak gerçekleştirdiği kaza neticesinde müvekkilinin sakat kaldığını, kazaya karışan aracın ... A.Ş. şirketi sigortalısı olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, başvuru sonucunda 22.873,00 TL kısmı ödeme yapıldığını, bahse konu kaza neticesinde mağduriyetinin giderilmemesi sebebiyle iş bu davanın açıldığını, fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla, müvekkilinin kalıcı iş gücü kaybından ve geçici iş göremez hale gelmesi nedeniyle doğan halihazırda ve geleceğe dönük maddi kaybının giderilmesi ve çalışamayarak gelir kaybına uğrayan müvekkili için 100,00 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihini müteakip 8. iş günü bitimi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle, belirlenecek maddi tazminata işleyecek ticari faiz ve ferilerine mahsubuna ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında, ... Noterliği tarafından gönderilen 30/10/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı "Alacağın Devri" başlıklı belgenin incelenmesinde, davacı ...'ün eldeki davaya konu tazminat alacağının 45.000,00 TL'lik kısmını ...'ye devir ve temlik etmiş olduğu anlaşılmıştır. Yine yargılama sırasında, ... vekilinin 08.12.2021 tarihli beyan dilekçesinde, eldeki davaya konu tazminat alacağının 40.000,00 TL'lik kısmının davacı tarafından müvekkiline devir ve temlik edildiğini belirterek dilekçesi ekinde tarihsiz "Temlikname" başlıklı belge sunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince ... vekili tarafından ibraz olunan "Temlikname" başlıklı belgenin adi yazılı belge niteliğinde düzenlenmiş olduğu gözetilerek, ilk derece mahkemesince ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak alınan beyanında davacı ...'ün "Ben geçmişte bir trafik kazası geçirdim bu nedenle açılacak davalarda ... isimli avukatı vekil olarak tayin ettim, kendisiyle %20 oranında anlaşmamız oldu. Aramızda noterden sözleşme imzaladık. Bana gösterdiğiniz 40,000,00 TL bedelli temlikname başlıklı belgedeki temlik eden altındaki imza bana aittir. Kendisiyle 40.000,00 TL nin temliki yönünde anlaşmıştık. Temliknamedeki imzayı kabul ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. ISLAH : Davacı vekili 20.07.2020 tarihli dilekçesi ile dava değerini 50,00 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 145.045,32 TL'ye, 50,00 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ise 2.847,21 TL'ye olmak üzere toplamda 147.892,53 TL'ye ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kısmen temlik alan davacı ...'nin davasının açılmamış sayılmasına, kısmen temlik eden davacı ... ve kısmen temlik alan davacı ...'nın davasının kabulü ile; geçici iş göremezlikten kaynaklanan 2.847,21 TL ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 105.045,32 TL olmak üzere toplam 107.892,53 TL maddi tazminatın 18.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kısmen temlik eden davacı ...'e verilmesine, adı geçen davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 40.000,00 TL maddi tazminatın 18.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kısmen temlik alan davacı ...'ya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; temlik hususundaki kanun değişikliği dolayısıyla hak sahibi netleştirilmeden tazminat hesaplaması yapılması ve kararnin verilmesi usule aykırı olduğunu, taraflardan birinin rapora itiraz etmesi ve diğer tarafın itiraz etmemesi halinde raporun itiraz etmeyen taraf yönünden kesinleşeceğini, davacı tarafın 20.04.2020 tarihli tazminat raporuna itiraz etmemesinden dolayı raporun davacı yönünden kesinleştiğini, davacı tarafın bu rapora göre davasını ıslah ettiğini, sonradan aldırılan raporlarda tazminat miktarının arttırığını ancak yerel mahkemenin müvekkili şirketin usuli kazanılmış hakları gösetilmeden ıslah miktarının üstü için fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu, müvekkil şirketin ödemesinin tenzilinin hatalı yapılmış olduğunu, maluliyete esas alınan yönetmeliğin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, faiz türü ve faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilinin davacı ... yapmış olduğu temliknamelerin geçersiz olduğuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde: 5684 Sayılı Kanun'una 22/07/2020 tarihli, 7251 Sayılı Kanun'un 57 maddesi ile eklenen ek 6. maddesinde " Bu Kanun uyarınca sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da Hesaptan talep edilecek tazminat alacağı ancak...... Tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenir. " düzenlemesi getirilmiştir. İş bu kanun Resmi Gazetede 28.07.2020 tarihinde yayınlanmıştır. Dava konusu tazminat alacaklarına dair, davacı ... ile ... arasında noter tarafından düzenlenmiş 30.10.2018 tarihli temlikname imzalandığı, ayrıca ... ile ... arasındaki 2. bir temliknamenin daha düzenlendiği ve bu temliknamede tarih bilgisi içermese de, söz konusu 24.07.2020 havale tarihi ile ilk derece mahkemesine sunulduğu görülmüştür. Mecut duruma göre, temlik yasağının yürürlüğe girdiği tarihten önce söz konusu temliklerin yapıldığı ve yine birden fazla kişiyi temlik yasağı olduğuna ilişkin engel olmadığına göre davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu ... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre10.11.2008 ile 01.06.2015 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar 11.10.2008 tarih ve ... sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yespit İşlemleri Yönetmeliği" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Mahkemesinde hükme esas alınan 03.06.2021 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 29.03.2015 tarihinde yürürlükte bulunan11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile %24 oranında kalıcı bir maluliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) Davalı tarafından 18.12.2015 tarihinde 22.873,00 TL ödemede bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin davacı taraf ibraname düzenleyip verdiği görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 2015 yılı itibariyle davacının tüm zararının yaklaşık olarak %25 oranında karşıladığı, Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edildiği, bu yönüyle ibranamenin 2918 sayılı KTK 111. md.si gereği iptale tabi olduğu ve davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı dikkate alındığından bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 21.05.2020 ve 07.10.2021 hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir. Öte yandan davalı vekili, 21.05.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan 2.847,21 TL ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 105.045,32 TL olmak üzere toplam 107.892,53 TL maddi zararın oluştuğu tespit edildiği ve davacı vekili tarafından bu rapora itiraz edilmediği gibi, bu raporda belirlenen miktar üzerinden dava dilekçesini ıslah ettiği, ancak ilk derece mahkemesince 07.10.2021 hesap bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden davacının zararının oluştuğunu kararın gerekçe kısmında tespit edilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf etmiştir. Dosyanın incelenmesinde, 30.12.2019 havale tarihli ATK maluliyet raporu taraf vekillerine tebliğ edildiği ve sadece iş bu raporu davalı vekilinin itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince itirazlar konusunda olumlu ve olumsuz bir karar vermeden, dosyanın aktüerya hesap bilirkişisine tevdi edildiği ve aktüerya hesap bilirkişisi de 21.05.2020 havale tarihli raporu düzenlediği, akabinde ilk derece mahkemesince maluliyet raporuna yapılan itirazı değerlendirmek üzere dosyanın ATK üst kuruluna gönderdiği ve fakat davacının maluliyet oranı hususunda bir değişiklik olmadığı görülmesine rağmen, ilk derece mahkemesince bu sefer tekrar 07.10.2021 tarihli 2. bir hesap raporu aldırdığı ve bu hesap raporu üzeriden davacının zararı oluştuğunu gerekçeli karar belirlediği anlaşılmıştır. Mecut durumda ilk derece mahkemesince aldırılan gerek maluliyet raporuna gerekse 21.05.2020 tarihli hesap raporuna davacı vekil tarafından itiraz edilmediği dikkate alındığında, artık bu raporlarda belirlenen maluliyet %24 kalıcı maluliyet oranı ve geçici iş göremezlikten kaynaklanan 2.847,21 TL ile sürekli göremezlikten kaynaklanan 105.045,32 TL olmak üzere toplam 107.892,53 TL maddi zararları yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haklı görülerek kararın gerekçesi yazılı şekilde düzeltilmiştir. Davalı vekilinin hatır taşıması indirimi yapılmasına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; HMK'nın 357. maddesinde "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davalı vekiline dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalı vekil cevap dilekçesi sunmuş ise de; savunmaları içinde hatır taşıması indirime ilişkin bir savunma ve itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle Davalı ... A.Ş. vekili yönünden, yargılama sırasında hatır taşıması indirimi itirazının bulunmaması dikkate alındığında karşı artık istinaf aşamasında itiraz edilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılmasına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda, kazalı araç sürücüsünün kaza tarihi itibariyle geçerli sürücü belgesinin bulunduğu, kaza sırasında alkollü olmadığı ve davacının da emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği hususları gözetilerek müterafik kusur indirimine yer olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Davalı vekilinin hükmedilen faize yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Bu nedenle yazılı şekilde ve tarihte faize hükmedilmesi yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.11.2022 tarih ve 2017/957 Esas, 2022/1102 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 2-Kısmen temlik alan davacı ...'nin davasının AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Kısmen temlik eden davacı ... ve kısmen temlik alan davacı ...'nın davasının kısmen KABULÜ ile; a)Geçici iş göremezlikten kaynaklanan 2.847,21 TL ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 105.045,32 TL olmak üzere toplam 107.892,53 TL maddi tazminatın 18.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kısmen temlik eden davacı ...'e VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE, b)Sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 40.000,00 TL maddi tazminatın 18.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak kısmen temlik alan davacı ...'ya VERİLMESİNE, Harç yönünden: 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 11.228,16 TL ilam harcından peşin olarak alınan 146,87 TL ile ıslah harcı olan 418,00 TL olmak üzere toplam 564,87 TL'nin düşülmesi sonucu bakiye 10.663,29 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, b-)İlk derece mahkemesince 29.11.2022 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise dairemizce kurulan hükümde harç miktarının değişmediği dikkate alınarak yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına, Yargılama giderleri yönünden: 5-Davacılar ... ile ... tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı ve 146,87 TL peşin harç, 418,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 619,27 TL harç nedeniyle yargılama giderinin davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, 6-Davacılar ... ile ... tarafından yapılan 1.685,30 TL tebligat, bilirkişi ve posta giderinden kabül ve red oranına göre 1.675,11 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin adı geçen davacılar üzerinde bırakılmasına, 7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, Vekalet ücreti yönünden: 8-(İstinaf edenin sıfatı dikkate alınarak aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde) Davacılardan kısmen temlik eden ... lehine hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.183,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 9-(İstinaf edenin sıfatı dikkate alınarak aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde) Davacılardan kısmen temlik alan ... lehine hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, 10-Davalı lehine hüküm tarihindeki A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan kısmen temlik alan davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, İstinaf giderleri açısından; 11-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 13-Davacı ...'ün avansından sarf edilen karar sonrası tebligat gönderim ücretleri toplamı 57,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, 14-Davacı ...'ün avansından sarf edilen 166,00 TL istinafa dosya gönderme ücretinin, davacının üzerinde bırakılmasına, 15-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy ÇOKLUĞU ile karar verildi. 24.04.2025

Başkan Üye Üye Katip

(Muhalif Üye)

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. Dairemizce ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 21.05.2020 havale tarihli hesap bilirkişi raporunun yerinde olduğu görüşüne katılmıyorum. Zira, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar" başlıklı 111. md.si "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre kural olarak hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden (zararın tam olarak giderilmesinden) söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir. Başka bir anlatımla, davacıya banka aracılığıyla yapılan ödemeler dikkate alınarak, davacının yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı tarafınca ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/1283 esas ve 2015/17138 karar, 21. Hukuk Dairesi 2019/5821 esas ve 2020/1041 karar, 21. Hukuk Dairesi 2014/24342 esas ve 2015/9523 karar) Davalı tarafından 18.12.2015 tarihinde 22.873,00 TL ödemede bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin davacı taraf ibraname düzenleyip verdiği görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 2015 yılı itibariyle davacının tüm zararının yaklaşık olarak %25 oranında karşıladığı, Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edildiği, bu yönüyle ibranamenin 2918 sayılı KTK 111. md.si gereği iptale tabi olduğu ve davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı dikkate alındığından bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. Somut olayda, İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 21.05.2020 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “…TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yöntemi….” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Yine aynı raporda davalı tarafından 18.12.2015 tarihinde 22.873,00 TL ödemede bulunduğu ve bu ödemeye ilişkin davacı taraf ibraname düzenleyip verdiği görülmüştür. Ancak söz konusu ödemenin 2015 yılı itibariyle davacının tüm zararının yaklaşık olarak %25 oranında karşıladığı görülmüştür. Bu durumda davacının tüm zararının karşılanmadığı gibi yapılan ödeme ile zarar anasında da aşırı bir oransızlık bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu durumda yapılması gereken hükme esas alınan 21.05.2020 havale tarihli hesap bilirkişi raporda olduğu gibi hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek, davacının belirlenen 145.045,32 TL toplam zararından %25 oranında indirim yapılarak daha sonra kalan miktar ve davacının talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermekten ibarettir. Yine belirtmek gerek ki, tazminat hesaplanırken TRH 2010 mortalite tablosu kullanılması yerindedir. Ancak bu tablodaki verilerin kullanıma tarihleri zararın kapsamını belirlenmesi açısandan önem arz etmektedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlemiş olduğu kural "bilinen bir gerçeklik varsa farazi bir hesaplama yapılamayacağı" kuralıdır. Bu durumda davacıların zararının belirlenirken alınan aktüerya bilirkişi raporunun hazınlandığı tarihte davacıların yaşı bilindiğine göre, başka bir anlatımla gerçekleşmiş bir vaka mevcut iken, davacıların bakiye yaşam sürelerinin kaza tarihi baz alınarak hesaplanması da, hatalı bir uygulama olduğu görüşündeyim. Bu yönler ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum.

Üye (Muhalif Üye)

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/737, K. 2025/1031, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/adana-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2023-737-e-2025-1031-k-f4bb77bc17bf