Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/480 E. 2025/1984 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/480
- Karar No
- 2025/1984
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/480 Esas
KARAR NO : 2025/1984 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/538 Esas - 2022/1073 Karar
TARİHİ: 01/12/2022
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 27/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, taraflar arasında imzalanan taşımacılık sözleşmesinden kaynaklanan ödenmemiş fatura alacaklarının mevcut olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğini, müvekkilinin alacağının likit alacak olduğunu, taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek davanın kabulüne, Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesine karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 01/12/2022 tarih ve 2021/538 Esas - 2022/1073 Karar sayılı kararında;"........Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere davalıdan 461.405,27-TL alacağı bulunduğu, işbu alacağın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, rapordaki saptamalara göre tarafların ticari defterlerinin yöntemine uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerine B formu bildirimlerine göre ticari ilişki içerisinde bulundukları, HMK'nin 222/2 maddesinde belirtilen koşulları sağladıklarından tarafların defterlerinin lehlerine kanıt niteliklerinin bulunduğu, ancak HMK'nin 222/3 maddesi son cümlesi uyarınca yasada belirlenen koşullara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı göz önüne alındığında, davalı tarafça defter kayıtlarının aksi yöntemine uygun kesin kanıtlarla ispatlanamadığından HMK'nin 222/3 maddesi gereğince davacı tarafın alacağının varlığını kanıtladığı kabul edilmiştir.Dosyaya sunulu taraflarca düzenlendiği anlaşılan sözleşmenin 4. maddesinde ödemelerin KDV dahil faturanın işverene ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde ortalama 90 gün vadeli çek olarak tahsil edileceğinin hüküm altına alındığı, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinin devam ettiği anlaşıldığından, sözleşmenin ayakta tutulduğunun kabulü gerektiği, bu kapsamda 01/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda faturaların ulaştığı tarihlere temerrüt tarihleri belirlenerek işlemiş faiz hesabı yapıldığı, ancak bilirkişi hesabında 5 gün sonrasına göre hesap yaptığından bu yönüyle bilirkişi raporuna katılmanın olanaklı olmadığı, bilirkişi raporlarında belirlenen faturanın davalı defterindeki kayıt tarihlerinden itibaren 5 iş günü sonrasının temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, ödemenin vadeli çek ile yapılacağı belirtilmişse de çek ödeme aracı olduğundan verilmesi gereken tarihin ödeme tarihi olduğunun da kabulü gerektiği, 01/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen faiz oranlarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Taraflar tacir olup, davacının takip talebinde avans faiz istemi yerindedir. Bilirkişi raporunda belirlenen faiz oranlarının, 21/12/2019 tarihinde ve sonrasında %13,75, 13/06/2020 tarihinde ve sonrasında %10, 19/12/2020 tarihinde ve sonrasında %16,75 ve 31/12/2021 tarihinde ve sonrasında %15,75 oranlarında olduğu saptanmıştır. Buna göre; ..............toplam 22.255,99-TL işlemiş faiz elde edilmektedir.Açıklanan nedenlerle, davanın kısmen kabulü ile 461.405,27-TL fatura alacağı ve 22.255,99-TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 483.661,26-TL alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiş, davalı açısından bilinebilir ve belirlenebilir nitelikte olan fatura alacağına davalı tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle davacı lehine kabul edilen asıl alacak tutarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına itirazının 461.405,27-TL asıl alacak ve 22.255,99-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 483.661,26-TL alacak yönünden iptali ile takibin bu tutar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,İİK'nin 67/2 maddesi uyarınca 92.281,05-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından faize ilişkin yapılan hesaplamada iş günlerinin hatalı hesaplandığını, kararda taraflar arasındaki sözleşme ile; "faturanın işvere ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde ortalama 90 gün vadeli çek olarak tahsil edileceğinin hüküm altına alındığı" ve çek ödeme aracı olduğundan verilmesi gereken tarihin ödeme tarihi olduğunun tespit edildiğini, ancak hesaplanırken cumartesi gününün de bir iş günü olduğunun atlandığını, hesaplamalar yapılırken bu gün de iş günü değilmiş gibi hesaplandığnı ve 6. iş gününden itibaren faiz işletildiğini, bu hesaplamaya göre faizin 06.04.2021 tarihinden itibaren hesaplaması gerekirken kararda 08.04.2021 tarihinden itibaren faiz hesaplandığını,Söz konusu faiz hesabının icrapro adlı icra takibi hazırlama ve uyapa entegre bir şekilde e-takip açma programı vasıtasıyla hazırlanmış olduğunu, burada da hesap işlemlerinin 3095 Sayılı Kanuna uygun olarak ve otomatik olarak yapıldığını,Tüm bu hususlar gözetildiğinde esasen taraflarınca yapılan faiz hesaplamasında bir hata olmadığının açık olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararın icra takibine konu edilmesi halinde müvekkilin hak kaybına ve zarara uğramaması adına istinaf taleplerini icranın geri bırakılması talepli olarak yapmaları gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; müvekkil şirketin yurt içi ve yurt dışında hatırı sayılır, dünya çapınca çeşitli fuarlar düzenleyen organizatör şirket olduğunu, pandemi olağanüstü hali nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler ile birçok fuarı ertelemek zorunda kaldığını, dolayısıyla da gerçeklemeyen fuarlardan ötürü davalı müvekkil şirketin hem çalışanlarına izinler verdiğini, hem de yurt içi ve yurt dışından fuarlara katılacak olan misafirlerine de fuarların ileri bir tarihte olacağını bildirdiğini, pandemi süresince müvekkil şirket hiçbir fuar gerçekleştiremediği için davacı tarafça davaya konu olan alacakların haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira sokağa çıkma yasaklarının olduğu bir dönemde yalnızca taşımacılık hizmeti veren davacı taraftan bahsi geçen hizmeti alamamış olmakla birlikte ihtiyaç da duyulmadığını, Davanın esasına yönelik araştırma yapılmadan yalnızca davacının iddiaları ile hüküm kurulmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, bu hususta ispat yükünün davacıda olduğunu, faturalar konusu hizmeti gerçekleştirildiğine ilişkin hiçbir somut delil sunamadığını, soyut iddialar üzerinden karar verildiğini, Dava konusu hizmet davacı tarafından verilmemesine rağmen, yalnızca davacının iddiaları ile yapıldığı ve faturaların kesilmesinin haklı olduğu kanısına varılmasının hukuki olmadığını, taraflarınca cevap dilekçesi verilmese dahi HMK'nın 128. maddesinde “Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır” hükmüne yer verildiğini, buna göre süresi içerisinde cevap dilekçesi vermedikleri için davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların tamamını inkar etmiş bulunduklarını, İlk dererce Mahkemesi tarafından davacının herhangi bir kanıt veya delil sunmadan yalnızca soyut iddiası esas alınarak, bu iddianın doğruluğuna dair araştırma yapılmadan hükme varılmasının hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafın söz konusu iddia edilen faturaların içeriğini açıklamadığını, mesnetten yoksun olarak kesilen faturaların kabulünün mümkün olmadığını, fatura içeriği iddia edilen hizmetin verildiğini davacı yanın ispat etmesi gerekmekle ispat külfetinin davacı yanda olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ısrarla fatura alacağından söz etmekte olduğunu, alacağına mesnet olarak iddia etmiş olduğu faturanın içeriğini ve fatura alacağına konu verilen hizmetin mesnedini belirtmediğini, bir an için davacı tarafın hizmet verdiği düşünülecek olsa dahi davacı tarafça hala söz konusu alacağın hangi tarihlerde, hangi hizmete ve hangi şartlarda verildiği açıklanmadığını, davacı tarafça alacağa ilişkin faturaların usule, hukuka ve gerçeğe aykırı olarak ticari ilişkiden bağımsız kesildiğini, bir an için faturanın varlığı kabul edilse dahi faturanın tek başına alacağın ispatı için yeterli olmadığını, fatura içeriğinde iddia edilen hizmetin verildiğinin davacı yanca yazılı ve somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, Müvekkilin muvafakati veya onayı bulunmayan, tek taraflı kesilmiş ve sözleşmede yer almayan bir faturaya davacı tarafın sığınmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını, iddia edilen hizmetlerin iddia edilen alacak kadar müvekkile sunulduğunun veya herhangi bir mal satıldı ise ilgili mal satımının ispat edilmesi gerektiğini, Bilindiği üzere faturanın tacirin ticari işletmesinin temel işlemelerini belgelendiren, işlemlerinin takibini sağlayan, muhasebeleştirilen kayıtların tevsikinde, kazancı halinde vergilendirilmesinde ve işlemlerini gerek maliyeye gerekse ihtilaf halinde işlem yaptığı kimselere karşı ispatta delil olarak kullanılan bir belge niteliğinde olduğunu, faturanın akdin şartlarını tespit eden değil, tespit edilmiş olan şartların bir kısmını gösteren ve bunları belirli şartlarda tevsik eden bir belge olduğunu, açık faturanın ticari hayatta bedeli ödenmemiş faturayı ifade ettiğini, faturanın açık veya kapalı olmasının hukuki açıdan farklılık arz etmekte olduğunu, anılan tüm bu nedenlerle gerçekleştirilemeyen festival kapsamında müvekkil şirket aleyhine keşide edilen fatura alacağı mesnet edilerek verilen açıkça hukuka aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya konu Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile, davacı tarafından davalı hakkında 09.04.2021 tarihinde davacı tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2020 tarihli 1 adet, 31/10/2020 tarihli 3 adet, 30/11/2020 tarihli 3 adet, 31/12/2020 tarihli 2 adet, 31/01/2021 tarihli 1 adet, 28/02/2021 tarihli 1 adet, 31/03/2021 tarihli 1 adet faturadan kaynaklı toplam : 461.405,27 TL asıl alacak + 23.055,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam: 484.460,49 TL. Üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine 484.460,49 TL. Üzerinden eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.Davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde,29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00-TL olmuştur.Somut davada dava değeri = 484.460,49 TL.'dir. Mahkemece toplam: 483.661,26-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, 799,23 TL. yönünden ise davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesince ret edilen 799,23 TL. istinaf konusu edilmiştir. istinafa konu edilen ret edilen miktar 8.000,00 TL'den düşük olup buna göre ret edilen miktar yönünden ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;Mahkemece, ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilen davacının mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle 2 ayrı mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Davaya konu icra takibi ile, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 30/09/2020 tarihli 1 adet, 31/10/2020 tarihli 3 adet, 30/11/2020 tarihli 3 adet, 31/12/2020 tarihli 2 adet, 31/01/2021 tarihli 1 adet, 28/02/2021 tarihli 1 adet, 31/03/2021 tarihli 1 adet faturadan kaynaklı alacağın tahsilinin talep edildiği, dosyaya celbedilen davalı tarafın mal ve hizmet alımına ilişkin BA kayıtlarına göre; davalı tarafından 2020/ 9 ayına ait 1, 2020/10 ayına ait 3, 2020/11 ayına ait 3, 2020/12 ayına ait 2, 2021/1 ayına ait 1, 2021/2 ayına ait 1, 2021/ 3 ayına ait 1 adet faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK.'nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre, takip konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, mal ve hizmet alımına ilişkin davalı tarafa ait BA formlarına göre de davalının aynı döneme ait faturaları BA formları ile vergi dairesine beyan edildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının takip tarihi itibariyle davacıya 461.405,27 TL borçlu gözüktüğü, davalı tarafça BA formu ile vergi dairesine bildirilen ve ticari defterlere kaydedilen dava konusu bu faturaların içeriği hizmetin (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/6425 Esas- 2022/477 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/14267 Esas- 2018/260 Karar sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere) davacı tarafından davalıya verildiğine ilişkin karine teşkil ettiği, davalı tarafın bu karinenin aksini yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, yazılı delil ile de ispat edilemediği, davalının davacı tarafa ödeme yaptığına dair iddia olmadığı gibi ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin davacı tarafından müvekkiline fatura içeriği taşıma hizmetinin verilmediği ve borcu olmadığı yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında mahkemece verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabulüne yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 341,352 maddeleri gereğince usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 341, 352 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 33.038,90 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 8.259,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.779,17 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden taraflar üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.