Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/386 E. 2026/306 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/386
- Karar No
- 2026/306
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/386
KARAR NO : 2026/306
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 03/11/2022
NUMARASI : 2021/359 Esas- 2022/790 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 17/03/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu ...'nin 08/08/2014 tarihinde kendi kullandığı ... plakalı motosikletle geçirdiği trafik kazası sonucunda vefat ettiğini belirterek şimdilik 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince: "davacıların maddi tazminat davasının 05/10/2022 harçlandırma tarihli dilekçe ile talep edilen tutar üzerinden kısmen kabulü ile, 128.208,50 TL ... için ve 86.191,50 TL ... için olmak üzere toplam 214.400 TL maddi tazminatın (destekten yoksun kalma) 25/06/2015 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar vekili; davacıların murisinin aynı zamanda müvekkili şirketin sigortalısı olduğundan davacıların 3. kişi olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya itirazlarının dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, bilirkişi tarafından müteveffanın anne ve babasının çalışıp çalışmadığının bilinmemesine rağmen yalnızca babanın çalıştığı kabul edilerek yalnızca baba için yetiştirme gideri hesaplandığını, bilirkişi tarafından müteveffanın askerlik süresinin 6 ay olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından müteveffanın evleneceği kabul edildiği tarihten sonra hesaplamalarda evli çalışmayan AGİ dahil asgari ücret kullanıldığını, ancak müteveffanın evleneceği kabul edildiği tarihten önce de yani müteveffa bekarken de evli ve eşi çalışmayan kişi için AGİ dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.", aynı Kanun'un 85/son maddesinde ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar düzenlenmiş olup araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, uygulama ve yargı kararları ile kaza tarihindeki mevzuat hükümlerine göre, sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK'nin 53/3. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar arasında gösterilmiştir.
Araç sürücüsü miras bırakanın, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun, gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteklerinin kusurunun olması davacıların hakkına, etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi mümkündür.
Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 (E) - 2017/919 (K), Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 (E) - 411 (K), 22.2.2012 gün ve 2011/17-787 (E) - 2012/92 (K), 16.1.2013 gün ve 2013/17-1791 (E) - 2013/74 (K) sayılı ilamları )
Dava konusu olayda, davacılar desteğinin sevk ve idaresindeki araçla meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiği, davacılar, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduklarından, miras bırakanın kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, belirlenen tazminattan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1451. maddesine göre, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
2918 sayılı KTK'nin 95. maddesine göre, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
01/06/2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri teminat dışında bırakılmış ise de, Genel Şartlar hükümlerinin, kanunlara ve yerleşik yargı kararlarına aykırı olamayacağı, 6704 sayılı Kanun ile değişiklikten önce, Karayolları Trafik Kanunu'nda teminat dışı bırakılmayan bir hususun, Genel Şartlar ile teminat kapsamı dışına çıkartılmasının mümkün olmadığı, yasanın emredici hükümlerine aykırılık olması halinde, Genel Şartlar'a göre değil, Kanun'un emredici hükümlerine göre karar verilmesi gerekmektedir.
26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun ile, 2918 sayılı KTK'nin 92. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan bu değişiklik ile, teminatın kapsamına yönelik Genel Şartlar'da düzenlenen hükümler uygulanabilir hale gelmiştir. Dolayısıyla, ancak bu tarihten sonra meydana gelen olaylarda, Genel Şartlar'da yer alan teminatın kapsamına ilişkin ilkelerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda, ... poliçesi 05/08/2014 tarihinde düzenlenmiştir. Bu durumda, yerleşik Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, poliçenin düzenlendiği tarih itibarıyla davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talepleri ... teminatı kapsamında kalmaktadır.
İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda ... yaşam tablosuna ve progresif rant formülüne göre; desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek muhtemel eş, çocuklar ile anne ve babaya da pay verilerek, yetiştirme gideri ve askerlik süresi düşülerek yerleşik Yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 14.645,66 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.661,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.984,24 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Davalıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026