Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/330 E. 2025/445 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/330
Karar No
2025/445
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/330 KARAR NO : 2025/445

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.10.2020 NUMARASI : 2020/249 Esas 2020/498 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 28.03.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25.04.2025

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 23.11.2016 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ'nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, dava dışı ...'un idaresindeki ... plakalı aracın davalı ... Şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı çekici ve ... plakalı dorseye arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının kardeşi ...'ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde yolcu olan müteveffanın hiçbir kusuru bulunmadığını, kazaya ilişkin Elmadağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/2000 Sor. sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, müteveffanın SSK'lı bir işte aylık 2.148 TL gelir elde ettiğini, birlikte yaşadığı davacı ablasına destek olduğunu, murisin ölümü ile davacının desteğinden mahrum kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili, ... plakalı aracın davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olup poliçede teminat limitinin kişi başı 310.000 TL belirlendiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, davacının müteveffanın kardeşi olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağından davalı şirkete yapılan başvurusunun reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili, savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın davacının kardeşinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, ölenin kardeşi olan davacının 30 yaşında, ortaokul mezunu, evlenip ayrılmış olup, fiziksel bir engeli olmadığı, Uyap sorgusuna göre SGK'dan aylık aldığı, davacının ölenin desteğine ihtiyaç halinde olduğu ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; anne babalarının trafik kazasında vefat ettiğini, davacının tek kardeşinin müteveffa olduğunu, müteveffanın ölümü ile davacının desteğini kaybettiğini, kardeşinin davacıya destek olmaması değerlendirmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıların zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçların çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ... plakalı, davalı ... Sigorta AŞ'nin sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan davacının kardeşi ...'ın vefat ettiğini, ...’ın vefatı nedeniyle kardeşi olan davacı için destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53.maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Kardeşlerin birbirine karşı kural olarak bakım görevi yoktur. Ancak, bir kardeşin diğer kardeşe eylemli ve düzenli olarak yardım etmesi halinde, bu kardeş diğerinin desteği sayılır. TMK'nın 364. maddesi hükmüne göre, herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü olup, desteğin refah içinde olması ve destek tazminatı talep eden kardeşin de yardım edilmediğinde yoksulluğa düşeceğinin ispat edilmesi durumunda kardeş destek tazminatı talep edebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İspat Yükü başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Bu durumda, TMK’nın 6 ve HMK’nın 190. maddesi gereğince müteveffanın kardeşi ...’a eylemli olarak destek olduğunun ispat yükü davacıya aittir. Somut olayda, dosyada mevcut nüfus kayıtlarından, davacı ve müteveffanın anne baba bir kardeş olup 1994 yılında anne ve babalarını kaybettikleri, davacının 1989, müteveffanın ise 1991 doğumlu olup olay tarihinde 27 ve 25 yaşında oldukları, davacının soruşturma aşamasında alınan ifadesinde müteveffanın anneanneleri Saniye ile birlikte yaşadığını beyan ettiği, sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının yalnız yaşadığı, kirasını hayırseverlerin verdiği tespit edilmiş ise de davacının maaşının bulunduğu, davacı tarafından sigorta şirketine yapmış olduğu başvuruda da müteveffanın kendisine parası yetmediğinde yardım ettiği ileri sürülmüş olup davacının müteveffanın desteğinin devamlı nitelikte olduğuna ve çalışmasına engel durumu bulunduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, müteveffanın özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı belirtilmiş olmakla kardeşine sürekli ve düzenli olarak destek olduğunun davacı tarafça ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile kalan 561,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 28.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/330, K. 2025/445, T. 28.03.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-330-e-2025-445-k-0ca41bdef49f