İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/158 E. 2025/266 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/158
Karar No
2025/266
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/158 Esas KARAR NO:2025/266 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2023 KARAR TARİHİ: 26/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkili olan sigorta şirketinin ülkemizde hizmet veren önemli bir sigorta şirketi olduğunu, davalı ile müvekkili olan şirket arasında da oto sigortalarından kaynaklı hasarlarda yedek parça tedariğinin sağlanabilmesi amacı ile -------- imzalanmış olduğunu, davalının sözleşmede yer alan yükümlülüklerine aykırı davranmış olduğunu, haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli davranışları ile Müvekkili olan şirketi zarara uğratmış olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Müvekkili olan şirketin saha ekiplerinin (tamirhaneler, servisler gibi yerlerde) yapmış oldukları denetimler sırasında davalı----- (bir adet) ile ---- tarafından toplam 3 adet hasar dosyasında -------- sözleşmeye aykırı davranarak müvekkili olan şirketi zarara uğrattığını tespit ettiklerini, konu ile ilgili tutanak tutularak sözleşmenin ilgili maddelerinde yer alan cezai şart uyarınca cezai yaptırım uygulanmış olduğunu, sonrasında diğer tüm dosyaları da incelediklerinde zararlarının çok daha fazla olduğunun anlaşıldığını, davalı ile aralarında hazırlanmış olan sözleşmeye uygun hareket etmediğini, davalınınin bahse konu işlemlerde yüksek oranda zarar beyan ettiğini, açıklanan nedenler ile davalarının kabulünü, icra takibinin kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini, şeklinde beyan ve talep edildiği görülmektedir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, iddialarını ispatlayacak deliller sunmadığını, davalınınin otomotiv sektöründe yedek parça işi yapan saygın bir şirket olduğunu ve bir çok sigorta şirketi ile çalıştığını, davacı yanın davalının alacaklarını ödemek istememesi nedeni ile asılsız iddialarda bulunduğunu, davalınınin davacı yan ile 2012 yılından beri sorunsuz çalıştığını ve istediği tüm yedek parçaları sorunsuz teslim ettiğini, davalının sözleşmedeki hiçbir maddeye aykırı davranmadığını, davalınınin gurup şirket olduğunu, eş değer parça üreten şirkette yok olarak işaretlenen yedek parçanın orijinal parçaları üreten şirkette var olarak işaretlendiğini, davacının bütün taleplerinin sorunsuz karşılandığını, hiçbir şekilde mağdur edilmediğini, icra takibinin haksız ve hukuksuz olduğunu, açıklanan nedenler ile davanın reddini, icra takibinin iptal edilmesi gerektiği şeklinde beyan edildiği görülmektedir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle: davalı yanın, müvekkil şirketin iyiniyet kuralları çerçevesinde davranmadığı yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirket cezai şart alacağının hesaplanması akabinde zamanaşımı süresi içerisinde davalı yana icra takibi yönlendirdiğini, davalı yanın kendisinin orjinal parça tedarikçisi olmadığı yalnızca eşdeğer parça tedariği sağladığı yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını, bu beyanları ile orjinal parça karşılama oranı tutturma taahhüdünü yerine getirmediğini ikrar etmektedir davalının sözleşmeden kaynaklı edimlerini usulüne uygun bir şekilde yerine getirmediğini, davalı yan takip talebi ve ödeme emrine sözleşmenin 9.9. maddesinin eklenmemesi nedeni ile taleple bağlılık ilkesine aykırılık olduğunu iddia etmiş ise de bunun kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin 9.13 maddesine aykırı davranılmış olması davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle: adi iflas yolu ile takip başlatmak için şirketin mali durumu önem arz etmediğini, müvekkil şirket tarafından 17.06.2022 tarihinde davacı şirket aleyhine fatura alacaklarından kaynaklanan icra takibi başlatılana kadar, davacı yan müvekkil şirkete herhangi bir cezai şart bildiriminde bulunmamış olup, davacının tarafımızca başlatılan icra takibinin hemen ertesinde hem müvekkil hem de kaleli holding çatısı altındaki diğer grup şirketlerinden cezai şart alacağı olduğunu iddia etmesi hakkını kötüye kullandığını, davacı yan taraflar arasındaki sözleşemenin 30. maddesinden bahisle cezai şart talep etme hakkının bulunduğunu iddia etmekte ise de, işbu madde özel olarak cezai şart talebinin saklı tutulduğuna ilişkin bir hüküm içermediğini yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere cezai şart talep hakkını ne sözleşme ile ne de ihtirazi kayıt saklı tutmayan davacı yanın dava konusu takip ile cezai şart talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesindeki iddiaları kabul etmemekle birlikte müvekkil şirket yüksek oranda yedek parça tedariki yapmakta olup, birlikler yedek parça’nın %95 oranında orjinal ürün tedariki sağlamadığına ve bu nedenle cezai şart doğduğuna ilişkin iddiları haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı taraf takip talebinde takip dayanağı olarak sözleşmenin belirli maddelerini göstermiş olup, 9.9. numaralı madde takip dayanağı olmadığını talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Dava İİK 67. Maddesi gereği itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu anlaşılmakla davaya konu takibe dayanak faturalar kapsamında davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağı bulunup bulunmadığı varsa miktarının ve alacağa konu paranın cinsinin uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 6. maddesine göre, Kanunda aksine hüküm yoksa herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. HMK’nın 190. maddesine göre de, İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. İspatın hangi delillerle yapılacağı HMK’da ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HMK’ya göre, ikibinbeşyüzlirayı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur. HMK’ya gore, ikrar edilen olguların aksinin ispatı gerekmez. Bu nedenle, eldeki davanın çözümünde tarafların ispatla mükellef olduğu hususların ayrıntılı bir şekilde belirlenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, otoanaliz yazılım sisteminde bilirkişilerce yapılan incelemeler sonucunda, eşdeğer yedek parça seçiminin aktif veya pasif hale getirilmesi etkisinin doğrudan davacı şirket tarafından sağlandığı tespit edildiği, yazılım sistemi üzerinde, davacının sistem yöneticisi rolü ile bu yetkileri kontrol edebileceği, yetki değişikliklerini aktif hale getirebileceği veya kaldırabileceği anlaşıldığı, sistem kayıtlarının analizinde, davacı şirketin ilgili tarih aralığında eşdeğer yedek parça seçimine açıkça izin verdiğinin anlaşıldığı, ayrıca, bu izinlerin yazılım üzerinde herhangi bir sınırlama olmaksızın davacı tarafınca geri alınabileceği veya yeniden düzenlenebileceği teknik olarak mümkün olduğu, yapılan incelemeler, eşdeğer yedek parça gönderimlerinin davalı şirket tarafından tamamen sistemdeki yetkilendirme prosedürlerine uygun şekilde ve davacı şirketin sistemsel onayı doğrultusunda gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Sistem özelliklerine göre, davacı şirketin bu onayı iptal etme veya sistem üzerinden eşdeğer parça gönderimini devre dışı bırakma yetkisine sahip olduğu ancak bu yetkinin kullanılmadığı, sistemin teknik altyapısı ve kullanıcı yetkilerinin dağılımı dikkate alındığında, eşdeğer yedek parça gönderiminin davacı tarafın açıkça sağladığı yetki çerçevesinde gerçekleştiği ve bu bağlamda davalı şirketin yazılım sistemi üzerindeki yetkilerini aşarak sözleşme ihlaline neden olabilecek herhangi bir işlem gerçekleştirmediği, dosya içeriğine göre dava konusu araçta kullanılacak yedek parçaların davacı tarafından onaylandığı dikkate alındığında, davacının davalıdan talep edebileceği bir maddi zararının olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli ek rapor doğrultusunda açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVANIN REDDİNE, şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta peşin olarak alınan 117.878,89 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 117.263,49 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 687.204,12 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca talep halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26/03/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/158, K. 2025/266, T. 26.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-158-e-2025-266-k-e2b32803f873