Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/206 E. 2024/6956 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/206
- Karar No
- 2024/6956
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/770 Esas KARAR NO: 2025/1002 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 17/04/2025 ara karar NUMARASI: 2023/206 E. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının "..." ve "..." şeklindeki markasal kullanımlarının müvekkilinin "... " markası ile iltibas oluşturduğunu, alınan bilirkişi raporu ile davalının "..." marka ve "... " ibareli markasal kullanımı ile müvekkiline ait "..." markası ile iltibas oluşturduğu hususunun sübuta erdiğini, somut olay koşullarında ve davalının ""..." marka tesciline uygun olmayan kullanımda bulunması dikkate alındığında düşük dikkat seviyesine sahip makarna tüketicisinin, iltibas sebebi ile yanılacağını iddia ederek, alınan ek rapor doğrultusunda davalının iltibas oluşturan "...+ŞEKİL" şeklindeki markasal kullanımının durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 12/03/2025 tarihli 2023/206 E. sayılı İhtiyati tedbir kararı; 1-Davacı tarafça 500.000,00 TL nakdi teminat yatırıldığında veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunun kararın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içeresinde ibrazı halinde ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile, 2-Davalı yanca tecavüz oluşturduğu iddia olunan "..." şeklindeki markasal kullanımı içeren ürünlere, emtia, ambalaj ve tanıtıcı malzemeye tedbiren el konularak yed-i emine teslimine, 3-Teminat yatırıldığında ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına," karar verilmiştir. Mahkememizin 17/04/2025 tarihli duruşmasında davacı vekili beyanları ile, davalı tedbire itirazlarını üç hususa dayandırdığını, birincisinin esasa yönelik olup, haklılıklarını bilirkişi raporları ile ispatlandığını, teminat miktarına itiraz etmiş ise de mahkemece takdir olunan teminat istinafın önceki kararı ile uyumlu olduğunu, müvekkili tarafından teminat olarak toplam 1.000,000,00 TL yatırıldığını, davalı tarafça dava konusu malların herhangi bir blokede olmadığı beyan edildiğini, bu nedenle tedbirden kaynaklanan zararları olmadığını, son dilekçesi ile de tedbirin icrasına ilişkin itirazlarını ileri sürmüşlerse de, bu itirazlar icra mahkemelerinin şikayet yoluyla götürülüp çözülebilecek şikayetler olduğunu, bu nedenlerle tedbire itirazın reddini talep etmişlerdir.Mahkemenin 17/04/2025 tarihli 2023/206 E. sayılı İhtiyati Tedbire itirazın reddi kararı; "Dosya kapsamı deliller ile aldırılan bilirkişi kök ve ek raporu ile davalı adına ... tescil numarası ile kayıtlı "..." markasının "..." şeklindeki kullanımının, davacıya ait ... tescil numaralı "..." markasının "..." şeklindeki markasal kullanımına yaklaşır şekil ve renk kombinasyonları içermesinin ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet verebileceğine dair tespitleri dikkate alınarak ve bu haliyle SMK 159 ile HMK 389 ve devamı maddelerinde aranan koşullar gerçekleştiğinden mahkememiz ihtiyati tedbir kararına yönelik yapılan itirazın reddine." karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen tedbir kararına itirazlarının haksız bir şekilde reddedildiğini, mahkemenin aldığı bilirkişi raporun ile Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/203 D.iş. dosyasında alınan bilirkişi raporu "..." markası yönünden birbiri ile çeliştiğini, 2023/203 D.iş sayılı dosyada alınan bilirkişi ek raporunda marka tecavüzü olmadığının tespit edildiğini, mahkeme tedbir talebini ... yönünden reddettiğini, çelişen raporlara istinaden çelişki giderilmeden tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işin uzmanı ve sadece iki markaya odaklanan bilirkişilerce dahi şüpheli ve çelişkili bulunan bir değerlendirmenin, binlerce ürünün bulunduğu marketlerden alışveriş yapan ortalama tüketici tarafından benzerlik yaratacağından marka tecavüzü değerlendirmesi yapılması ve tedbir kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ülke sınırları içinde tek bir ticari faaliyeti, ürettiği ürün, mal varlığı, muhatap alınacak yetkilisi veya tebligat adresi bulunmadığını, bunun somut delillerle sabit olduğunu, mahkemece markaların karıştırılma ihtimalini göz önüne alınarak tedbir kararı verilmesinin somut gerçeklikle bağdaşmadığını, davacının davaya konu marka için üretim yapmadığının bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, haksız yere tedbir konulması müvekkilinin her ne kadar kendi tescilli markası için bu şekli kullanmamış olsa da gümrüklerdeki ürünlerine haksız yere tedbir uygulanması ve incelemeye tabi tutulması nedeniyle büyük bir zarar yarattığını, Davaya konu ... şeklinde iki adet at figürü var iken ...'da ise sadece harf bulunduğunu, her iki markada da dikdörtgen kullanılması ve benzer renklerin kullanılması nedeniyle benzerlik tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, birçok markada ... rengin kullanıldığını, renkler, şekiller ve kelimeler markaların tapulu malları olmadığını, uygun hallerde diğer markalarca da aynı renkler şekiller vs. hukuka uygun bir şekilde kullanılabileceğini, sadece şekil, renk veya kelime benzerliği o markanın ihlal edildiği yönüne gerekçe olamayacağını, davaya konu 2 marka arasında kelime benzerliği olmadığını, çağrışım dahi yapmadığını, sadece renklerin benzerliğinden marka haklarının ihlal edildiği kanısına varılmasının mümkün olmadığını, müvekkili borsaya kote edilmiş dünya çapında büyük bir şirket olduğunu, mahkemece verilen teminat miktarı müvekkili şirketin zararlarını karşılamaya yeter olmayacağını, tedbir kararı amacına hizmet etmekten çok müvekkilinin tescilli markasını kullanmasını engellediğini, orantılılık ilkesini ihlal ederek davacının müvekkili üzerinde tehdit aracına dönüştüğünü, davacının tedbir talebinin müvekkilinin tescilli markasına değil, sadece marka amblemine olduğunu, davacının taleplerinin soyut ve mesnetsiz olduğunu, mahkemenin tedbir kararının yanlış anlaşılması nedeniyle bazı gümrükler tedbir konusu dışında şirketlerine ait tüm mallara el koyma işlemi uygulayarak zararlarına sebebiyet verdiğini, sistem de müvekkilinin adının geçmesi nedeniyle tedbir konusuna bakılmadan tüm mallarına gümrük işlemlerinde sıkıntı yaşadığını, davacının soyut ve haksız taleplerinin reddi gerektiğini, mahkemece verilen tedbir kararı amacına hizmet etmenin ötesinde müvekkilin ticari hayatına büyük zararlar verdiğinden, haksız bir şekilde "..." marka amblemi için verilen tedbir kararının ortadan kaldırılmasını, aksi durumda ise müvekkilin ilerideki muhtemel zararlarının tazmininin sağlanması için teminat miktarının artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından alınan kök ve ek bilirkişi raporunda davalının "..." ibareli beyaz zemin üzerine düz yazı ile marka tescili almasından sonra, yukarıdaki gibi müvekkilin markasının aynı renk ve şekil kompozisyonu ile bu markayı tescil dışı kullanmasının, iltibasa, marka tecavüzüne ve her halükarda haksız rekabete sebebiyet verdiği tespit edildiğinden tedbir kararı verildiğini, davalının haksız itirazlarının reddine karar verildiğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak davalının istinaf talebinin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, 12/03/2025 tarihli ara kararı ile, "Davacı tarafça 500.000,00 TL nakdi teminat yatırıldığında veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubunun kararın tebliğinden itibaren bir haftalık kesin süre içeresinde ibrazı halinde ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, davalı yanca tecavüz oluşturduğu iddia olunan "ŞEKİL" şeklindeki markasal kullanımı içeren ürünlere, emtia, ambalaj ve tanıtıcı malzemeye tedbiren el konularak yed-i emine teslimine," dair ihtiyati tedbir kararı verildiği, İtiraz üzerine, mahkemece 17/04/2025 tarihli ara karar ile, 12/03/2025 tarihli tedbir kararının, davalı adına tescil edilen "..." markasının lacivert renkteki dikdörtgen zeminden oluşan, zemin kenarında beyaz çizgiler olan, bu dikdörtgen içinde kırmızı şekilli başka bir zeminin yer aldığı ve kırmızı, lacivert, kahverengi ve beyaz renkleri içeren "... "şeklindeki kullanıma ilişkin olduğu, bu şekil haricindeki ... şeklindeki kullanıma ilişkin olmadığı bir kez daha vurgulandığı belirtilmek sureti ile ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.21/11/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" ... tescil no.lu “...+şekil” markası 30. sınıfta davacı adına tescil edilmiş olduğu, Davalının “... ” ibaresini 30. sınıf kapsamındaki “makarna” ürünü ambalajlarında kullanmasının ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet verebileceğinden marka hakkına tecavüz koşulları olduğunun kabul edilebileceği, Davalının 30. sınıfta adına tescilli olan ... tescil no.lu “...” markasını şeklindeki kullanımı davacının markasal kullanımına yaklaşır şekil ve renk kombinasyonları içermesinin ortalama tüketici nezdinde markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline sebebiyet verebileceğinden marka hakkına tecavüz koşulları olduğunun kabul edilebileceği," belirtilmiştir. Bakırköy 2. FSHHM nin 2023/212 D.İş dosyasının istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 2023/1779 Esas, 2024/34 Karar sayılı ilamı ile; ... yönünden " SMK'nın 159 ve HMK 389 maddeleri koşulları oluştuğundan takdiren 500.000,00 TL teminat yatırıldığında yada muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu karar tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde ibrazı halinde ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; Karşı yana ait tecavüz oluşturduğu iddia olunan "..." ibaresini havi ürünlere, ürün ambalajlarına, kataloglara, basılı evraka ve münhasıran bu ürünlerin üretiminde kullanılmaları kayıt ve koşuluyla üretim vasıtalarına, T.C. Gümrük Müdürlükleri dahil olmak üzere tedbiren el konularak yed-i emine teslimine, bu aşamada yaklaşık ispat koşulları oluşmayan karşı yana ait "..." ibareli markasal kullanımlar yönünden talebin reddine, teminat yatırıldığında ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına, karar verilmiştir. Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen gözetilen sebeplerle; 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir.Bu itibarla gerekçeli kararda marka görseline yer verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4968 E.-2024/6956 K. Sayılı,01.10.2024 tarihli ilamı; "somut olaya gelince; mahkemece kararının hüküm fıkrasında taraf markalarının şekli görünümlerine yer verilmiştir. Mahkemece, gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere kararın ekinde yer verebilir ise de; hüküm kısmında, yukarıda anılan yasal düzenlemelere uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabilecektir. Örneğin; marka kompozisyonlarının önem taşıdığı davalarda, renk ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların gerekçeli karara eksik yansıtılmalarının yanıltıcı sonuçlara neden olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır (HGK'nun 2.11.2011 gün ve 2011/11-567, 2011/676 ve 14.11.2012 gün ve 2012/11-417, 2012/791 sayılı kararları da aynı yöndedir). Bu itibarla, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." Denilmektedir. Mahkemece gerekçeli kararda marka görsellerine yer verilmesi yukarıda açıklanan gerekçelerle eleştiri konusu yapılmıştır. Somut olayda, İstinafa konu dosyadan alınan bilirkişi raporu ile D.iş dosyasından alınan bilirkişi raporu arasında mübayenet bulunduğu, çelişkinin giderilmediği, bu aşamada yaklaşık ispat gerçekleşmediği anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itirazın kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/04/2025 tarih, 2023/206 E., Sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-İhtiyati tedbire itirazın KABULÜNE, 12/03/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, 4-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,5- İstinaf talebi kabul edilen davalının istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 6- İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ileride haksız çıkan taraftan karşılanmasına,7- İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2025