Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/174 E. 2024/582 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/174
Karar No
2024/582
Karar Tarihi
Konu
Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/174

KARAR NO: 2024/582

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 03.11.2022

NUMARASI: 2020/165 Esas - 2022/988 Karar

DAVA: Alacak

Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalının ortağı bulunduğu ... A.Ş arasında Etiyopya'da kurulu ... şirketinin 450 oranında hissesinin devri amacıyla 23.02.2013 tarihinde “Hisse Alım Satım Sözleşmesi” akdedildiği; bu sözleşmenin daha sonra, ek protokollerle alıcısı, davalı ... olarak revize edildiğini, sözleşmenin 3.1. maddesi uyarınca, tarafların hisse devir bedelini; “Şirket hisselerinin %50'i için taraflar arasında finansal tablolarda gösterilen tutar anlaşma ile belirlenen indirime tabi tutulmuştur. İşbu değerleme sözleşme ve ortaklık süresinde hisselerin alım satım bedeli olarak 7.500.000USD belirlenmiştir.” dendiğini, tarafların, sözleşmenin imzasını müteakip resmen hisse devrini gerçekleştirmek amacıyla Etiyopya'ya gittiği, söz konusu hisselerin davalı tarafa devredildiğini; yine bu devir işlemini müteakip olağanüstü genel kurul yapıldığı, sermaye artırımına gidildiği, genel müdürlük yetkilerinin taraflarca personele devredildiğini, tarafların, sözleşmenin işbu maddesi ile sözleşmede öngörülen hisse devir bedelinin ödeme tarihini yaklaşık 1 yıl ertelediği, buna karşılık sözleşme tarihinden senedin ödenme tarihine kadar da ayrıca faiz ödenmesinin kararlaştırdığı; hükme göre faiz oranının davalı ...'ın ortağı olduğu ... AŞ'nin bankalardan fiilen kullandığı 1 yıl vadeli USD kredilerinin ortalaması alınarak hesaplanacağı; söz konusu faiz oranının yargılama sırasında bankalara yazılacak müzekkereler ile belirlenecek olup, dosyanın hesap bilirkişisine tevdiine müteakip alınacak bilirkişi raporu ile müvekkilinin alacak tutarının belirleneceği; Müvekkiline teslim edilen 7.500.000 USD lik bononun 21.05.2014 tarihinde 4.000 000 USD ve 07.07.2014 tarihinde 3.500.000 USD olmak üzere iki seferde, senedin tanzim tarihi olan 23.02.2013 tarihinden yaklaşık 17 ay sonra ödendiğini, müvekkilleri tarafından, davalı tarafa sözleşme ile kararlaştırılan faiz alacağının ödenmesi amacıyla Bakırköy ... Noterliği'nin 14.11.2016 tarih ve ... nolu ihtarnamesinin keşide edildiği; davalı tarafın ise Bakırköy ... Noterliği 29.11.2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile cevap verdiği; davalı tarafın ihtarnamesinde şirket yönetimi ile ilgili hisse devir sözleşmesinde belirtilen hükümlerin yerine getirilmediğinin iddia edildiği; bu iddianı gerçeği yansıtmayıp, müvekkilleri tarafından sözleşme ile ilgili tüm edimlerin yerine getirildiğini, üçüncü şahıs elinde olan ve alacaklarını hesaplamaya etki edecek faiz oranlarının dosyaya celbi ve alacaklarının belirlilik kazanmasına müteakip tamamlanacak harç ile belirsiz alacak davalarının kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; 23.02.2013 tarihli sözleşmeyi devreden taraf ile devralan taraf arasında devre ilişkin tüm tarafların imzasını taşıyan bir metinin davacı tarafından ibraz edilemediğini, müvekkilinin adresi...Büyükçekmece / İstanbul olup, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuken mümkün bulunmadığını, davacılar vekilinin huzurdaki davada Bakırköy ... .Noterliği 14.11.2016 tarih ve ... no.lu ihtarnamesi ile istemiş olduğu faizin ödenmesi talep ettiği; söz konusu ihtarname içeriği incelendiğinde huzurdaki davaya konu maddi talebin davacı tarafından belirlendiğinin görüleceği; söz konusu ihtarnamede 631.399- USD talep edildiğini, davacıların müvekkilinden herhangi bir hak ve alacak talep etmesinin mümkün bulunmadığını, sözleşme hükmünde belirtilen senet ve dava dosyasına sunulan senedin birbiri ile uyumlu olmadığı, Sözleşmeye göre senedin vadesinin 31.12.2013 olduğu; oysa dava dosyasında mübrez senette vadenin 31.01.2014 olduğu; senette, sözleşmede yazıldığı gibi 2 imza değil, tek imza bulunduğu; dolayısıyla sözleşme hükmünde yer alan ve tanımlanan ve huzurdaki davada delil dayanağı olarak gösterilen senedin aynı senet olmadığını, davacıların, 31.01.2014 tarihli senet sebebi ile aradan 4 yıl geçtikten sonra alacak talebinde bulunmalarının mümkün olmadığını, belirsiz alacak davası koşulları bulunmadığından, talep edilen alacağın belirlenebilir olduğu ve davacılar tarafından davadan önce ihtarname ile alacak belirli hale getirildiğinden, davacı yana talep ettiği alacağını açıklaması ve harcı ikmal etmesi için kesin süre verilmesi, aksi durumda davanın usulden reddini, 3. Davanın, zamanaşımı iddiaları dikkate alınarak reddini, Davanın esasına girilecek olur ise haksız olduğu açık olan davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davacılar ile dava dışı ... AŞ arasında 23.02.2013 tarihli Hisse Alım Satım Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca Etiyopya'da kurulu bulunan ... şirketinin%50 hisse bedelinin 7.500.000 00 USD olarak belirlendiği; sonrasında 23.02.2013 tarihli sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak imza altına alınan 04.03.2013 tarihli ... Madencilik AŞ'nin üstlendiği tüm yükümlülükleri ve sözleşmeden kaynaklanan tüm hakları davalı ...'ın üzerine aldığı ve hisse devir bedeli olarak 23.02.2013 keşide, 31.01.2014 ödeme tarihli 7.500.000 USD bedelli bononun davalı ... tarafından düzenlenerek davacılara verildiği ve bu bononun 4.000.000 USD lik kısmının 21.05.2014, bakiye 3.500.000 USD lik kısmının ise 07.07.2014 tarihinde ödendiği ödendiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; söz konusu hisse bedelinin geç ödenmesinden dolayı davacıların ayrıca faiz talep edip etmeyecekleri noktasında toplanmaktadır. Davalının 04.03.2013 tarihli Protokol ile tarafı haline geldiği 23.02.2013 tarihli Hisse Alım Satım Sözleşmesinin 4.1. maddesinde;“Sözleşme tarihi itibarıyla Şirket Hisselerinin Satın Alım Bedeli için Alıcı ve Alıcı'nın gerçek kişi ortağı olan ... tarafından müşterek borçlular olarak imza edilecek olan kayıtsız şartsız borç ikrarı ihtiva eden, Bono Satıcı ve/veya yekkili temsilcisine teslim edilecektir. İşbu bononun tanzim tarihi sözleşmenin imza tarihidir. Teslim edilecek kayıtsız şartsız borç ikrarı ihtiva eden bononun vadesi 31.12.2013 tarihi olacak ve işbu borç senedindeki bedele tanzim tarihinden ödeme tarihine kadar ... AŞ' nin bankalardan fiilen kullandığı 1 yıl vadeli USD kredilerinin ortalaması alınarak bulunacak oran üzerinden faiz işletilecektir. Örnek olması açısından imza tarihi itibarıyla ... AŞ 'nin fiilen kullandığı 1 yıl vadeli USD kredilerinin faizleri ve faiz ortalaması EK-3 te yer almaktadır." hükmü uyarınca hisse devir bedeli karşılığında tanzim edilen bononun vadesinde ödenmemesi halinde ... AŞ' nin bankalardan fiilen kullandığı 1 yıl vadeli USD kredilerinin ortalaması alınarak bulunacak oran üzerinden faiz işletileceği açıkça kararlaştırılmıştır.Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına ... Bankası A.Ş, ... A.Ş, ...Bankası A.Ş, ... A.Ş ve ... Bankası A.Ş'ye müzekkereler yazılmış ve sözleşme uyarınca uygulanacak faiz oranı ve miktarı hesabı için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bu hususta hazırlanan kök ve ek raporlardan 17.06.2022 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Buna göre uygulanacak ortalama faiz oranının %5,16 olduğu ve geç ödemeden kaynaklı olarak davacı tarafın 502.499,18 USD faiz alacağının bulunduğu..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 502.499,18 USD'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükmün gerekçesinin bulunmadığını, mevcut kararın, Anayasa ile güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiği gibi gerekçeli karar hakkını da ihlal ettiğini, Sözleşmenin müvekkiline devrinde; sözleşmenin belirlediği usule uyulmadığını, devir sözleşmelerinde; asıl sözleşmede imzası bulunan tarafların imzaları bulunmadığını, ayrıca davacının alacak iddia ettiği senedin de sözleşme metni ile uyumlu olmadığını, bu nedenle davacıların müvekkilinden talepte bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, Davacının davadaki talebini, dava öncesinde gönderdiği ihtar ile belirli hale getirdiğini, davanın belirsiz alacak olarak açılmasının hukuken mümkün olmadığını, konu hakkında dava dosyasına sunulan emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2012/19128 K. 2013/20655 sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2019/17-853 K. 2020/907 sayılı ilamlarının net bir şekilde davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını ortaya koyduğunu, Davanın Türk lirası cinsinden açıldığını, dava değerinin Türk lirası olarak gösterildiğini ve mahkemeden Türk lirası cinsinden alacağın tahsilinin talep edildiğini fakat dava değerinin belirlenmesinde ise alacağın döviz olarak talep edildiğini, dava dosyasına sunulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2019/296 K. 2019/7125 sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2019/4094 K. 2021/3484 sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/4145 K. 2020/1212 sayılı ilamlarında bu konuda net şekilde tespitler yapıldığını, buna göre davacının kullandığı seçimlik hakkın, yenilik doğuran bir hak olup, kullanılmakla tüketilen bir hak olduğu için tekrar dava seyrinde; talep ettiği para biriminde değişiklik yapamayacağını, seçtiği hakkından dönemeyeceğini, TBK 147/4 uyarınca, huzurdaki davada uygulanması gerekli zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, gerek davaya cevap dilekçesinde, gerekse davacının (usule aykırı) talep artırım dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, lakin mahkeme kararında yine bu konuda bir gerekçeye yer vermediğini, TBK'nın 131.maddesi uyarınca davacının müvekkilinden talepte bulunmasının mümkün olmadığını, mahkemenin de kabul ettiği üzere; huzurdaki davanın "faiz" alacağı davası olduğunu, sözleşme bedelinin de ödenmiş olduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığını, davacıya, sözleşmenin 4.1. maddesinde yazılı senede ilişkin bedel ödendiğini, bu ödemenin yapıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davacıların senet bedelini keza sözleşme bedelini tahsil ederken, faize yönelik haklarını saklı tutmadıklarını, keza müvekkiline faiz talep edeceklerine dair her hangi bir bildirimde veya ihtarda bulunmadıklarını, konuyu düzenleyen TBK’nın 131.maddesin gereği, asıl borcun ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ermiş olacağını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin Esas no:2013/3867 Karar no: 2014/42 sayılı ilamının, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/5227 E. , 2014/7345 K. sayılı ilamının, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2020/4843 K. 2020/5134 sayılı ilamının, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/8093 K. 2018/2609 sayılı ilamlarının mahkemeye emsal teşkil etmesi açısından sunulduğunu, hüküm fıkrasının hatalı olduğunu, davacının talebi ile hükmün birbirine uygun olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacılar ile dava dışı şirket arasında 23/02/2013 tarihli imzalanan hisse alım satım sözleşmesi ve davalı ile imzalanan 04/03/2013 tarihli protokol hükümleri uyarınca sözleşmede belirlenen ve ödenen hisse devir bedellerinin ödenme tarihine kadar sözleşmede kararlaştırılan faizinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın ıslah doğrultusunda kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yasal sürede istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince tarafların delil olarak dayandıkları sözleşme ve protokol hükümleri ile sunulu deliller değerlendirilerek, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları içeriklerindeki hesaplamalara atıf yapılmak suretiyle gerekçe yazılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların dairemiz istinaf incelemesi sonucu aşağıdaki bölümlerde karşılandığı da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacılar ile davalının ortağı olduğu ... AŞ arasında, Etiyopyada kurulu ... isimli şirketin hisselerinin %50'sinin devrini içerir 23.02.2013 tarihli "Hisse Alım Satım Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin ek protokol ile alıcısının davalı olarak revize edildiği ve protokol ile ... AŞ'nin üstlendiği tüm yükümlülükler ve hakların davalı yanca üstlenildiği, sözleşmenin 3.1 maddesinde hisse satış bedelinin 7.500 000 USD olarak belirlendiği, sözleşmenin 4.1 maddesinde alım satım bedeli bedeli için alıcı ve alıcının gerçek kişi ortağı davalı ... tarafından müşterek borçlular olarak imzalanacak bononun teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, bono vadesinin 31.12.2013 olacak şekilde kararlaştırıldığı, bedele tanzim tarihinden ödeme tarihine kadar ... AŞ' nin bankalardan fiilen kullandığı bir yıl vadeli USD kredilerinin faiz ortalaması kadar ayrıca faiz ödenmesinin kararlaştırıldığı, hisse devir bedeli 7.500.000 USD tutarlı bononun davalı isim ve imzası ile düzenlenerek keşide edildiği, bonoya ilişkin ödemelerin 21.05.2014 tarihinde 4.000.000 USD ve 07.07.2014 tarihinde 3.500.000 USD olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine, davacı ... ile davalı arasında imzalanan 04.03.2013 tarihli protokol başlıklı belge ile protokolün Hisse Devir Sözleşmesinin ayrılmaz parçası olarak imza altına alındığı, bu Protokol başlıklı metinle ... AŞ'nin yerini davalının alacağının kararlaştırıldığı, bu hususun davalının davacıya keşide ettiği Bakırköy .. Noterliğinin 29.11.2016 tarih ... Y. nolu cevabi ihtar içeriğinde de benimsendiği anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı vekilince, müvekkilinin 23.02.2013 tarihli Hisse Alım Satım Sözleşmesinin tarafı olmayıp, sözleşmede kararlaştırılan faizden sorumlu tutulamayacağı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı yanca sözleşmede verilecek bononun vadesinin 31.12.2013 olduğu, oysa davaya konu bonoda vadenin 31.01.2014 olup, sözleşmede tanımlanan senet ile davacının eldeki davada dayanak bononun aynı bono olmadığı ileri sürülmüşse de davalının dosya kapsamındaki beyanlarında söz konusu bononun sözleşme bedelinin ödenmesi için düzenlendiği, ayrıca senet bedelinin müvekkili tarafından ödendiği, taraflar arasındaki ihtilafın faiz talep edilemeyeceği yönünde olduğu, davalı yanca 7.500.000 USD tutarlı bonoya ilişkin başkaca bir borç alacak ilişkisi ileri sürülmediği dikkate alındığında, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Dayanak 23.02.2013 tarihli sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca, borç senedindeki bedele tanzim tarihinden ödreme tarihine kadar ... AŞ'nin bankalardan fiilen kullandığı bir yıl vadeli USD kredileri faiz ortalaması alınarak bulunacak oran üzerinden faiz işletileceğinin kararlaştırıldığı, buna göre HMK'nın 107. maddesi uyarınca alacağın miktar ve değerinin tam olarak belirlenmesinin mümkün olmayıp, sözleşme hükmü uyarınca bankalardan celp edilecek kredi faiz oranları ve bilirkişi hesap incelemesi ile belirlenebileceğinden, davalı vekilinin belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Davacının eldeki davaya konu faiz alacağının 23.02.2013 tarihli sözleşme hükmüne dayalı alacak olup, ödenmeyen ve temerrüde düşülen bonoya dayalı faiz alacağı olmadığı dikkate alındığında, eldeki dava TBK'nın 146. maddesi uyarınca on yıllık zaman aşımı süresine tabi olup, yine belirsiz alacak davasında zamanaşımı süresi tüm alacak için kesilmiş olduğundan, bedel arttırım dilekçesi tarihi itibariyle artırılan kısım bakımından davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiği yönündeki istinafı yerinde değildir. Davalı vekilince, bono borcunun ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ödenmesi ve asıl borcun ifa edildiği dikkate alındığında TBK'nın 131. maddesi uyarınca davacının faiz alacağına konu eldeki davanın bu nedenle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. TBK'nın 131/2 maddesinde "İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut olayda davacının faiz alacağının sözleşme hükmüne dayandığı dikkate alındığında ve TBK'nın 131/2 maddesindeki yasal düzenleme gözetildiğinde, davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.Ancak davacının, dava dilekçesinde dayanak sözleşme ve protokol uyarınca faiz alacağını TL olarak istediği yani TBK'nın 99. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen seçim hakkını dava dilekçesiyle kullandığı ve dava tarihi itibariyle tüm alacağını TL'ye dönüştürdüğü, bundan sonra herhangi bir usul işlemiyle (bedel artırımı ya da ıslah dilekçesiyle) bundan dönülmesi ve alacağın tekrar döviz alacağına dönüştürülmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının, alacağın döviz olarak ya da tahsil tarihindeki kur üzerinden tahsil kararı verilmesi olanaklı değildir. Aynı şekilde davacı, dava tarihinde alacağını TL'ye dönüştürdüğüne göre talep artırımı ya da ıslah yoluyla davaya konu edeceği bakiye kısmı da dava tarihinde TL'ye dönüştüğünün kabulü gerekir. Buna göre davacının varsa faiz alacağının dava tarihindeki kur dikkate alınarak ve TL olarak hükmedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin 19.07.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi kapsamında davacı alacağının 502.499,18 USD olarak kabulü ile bu tutarın davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. Davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmüştür. Bu açıklama ışığında dosya kapsamında alınan 17.06.2022 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplama ışığında, talep edilebilecek faiz alacağının 502.499,18 USD olduğu anlaşılmakla, dava tarihinde TCMB efektif satış kuru 1 USD =3.7678 TL olduğu belirlenmekle, 502.499,18 USD x 3.7678 TL = 1.893.316,41 TL olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken döviz üzerinden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunduğundan, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinafı haklı bulunmuş ve HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nı 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçeyle yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın, TL üzerinden kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile 1.893.316,41 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 2-Alınması gereken 129.332,44 TL karar harcının, davacı tarafından peşin yatırılan toplam 151.037,45 TL harçtan mahsubu ile artan 21.705,01 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça dava açılırken yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 1.280,82 TL peşin harç ve 129.332,44 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 130.649,16 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı ve davacı tarafça harç dışında sarf edilen 1.961,00 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 419,79 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 223.465,31 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen tutar üzerinden iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 373.509,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,6-Bakiye gider avanslarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 151.037,45 TL istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından sarf edilen 492,00 TL harcı gideri ile 136,00 TL posta gideri toplamı olan 628,00 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.04.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/174, K. 2024/582, T. 04.04.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-174-e-2024-582-k-ea8493669903