Bölge Adliye Mahkemesi · Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2023/303 E. 2024/770 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/303
Karar No
2024/770
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/303 KARAR NO : 2024/770

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE :... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2022 NUMARASI : 2022/292 Esas - 2022/1575 Karar

DAVACI : DENİZBANK ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... (T.C. NO: ...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ...

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 06/05/2024 KR. YAZIM TARİHİ : 06/05/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Bosna Caddesi Şubesi ile dava dışı ... arasında 28/03/2017 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının 12/05/2020 tarihinde imzalamış olduğu kefaletname sebebiyle işbu sözleşmeye 75.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere kefaletinin bulunduğunu, sözleşmeden kaynaklı kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2021/9325 Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının taraflarına tebliğ edilmediğini, arabuluculuk sonucu anlaşma sağlanamadığını, itirazın iptalini, takibin devamını, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya gönderilen ihtara cevap verdiklerini, bahse konu kefalet sözleşmesinin eski tarihli olduğunu, Türk Borçlar Kanunu gereği on yıllık zaman aşımı süresinin dolması ile sona erdiğini, davalının kefil olduğu kredi borçlu Tevfik Koçak tarafından tamamen ödenerek kapatıldığını, ihtara konu borçlara kefil olunmadığını, davalının evli olup kefalet sözleşmesine eşinin yazılı onayının bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın KISMEN KABULÜ ile; Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2021/9325 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın kısmen iptali ile; 39.676,94 TL asıl alacak, 1.748,26 TL takip öncesi işlemiş faiz, 43,31 TL BSMV, 774,13 TL masraf olmak üzere toplam 42.242,64 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %11,25 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalı asıl alacak yönünden itirazında haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 39.676,94 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İcra ve Mahkemenin dosyalarına davalıya kefil olduğu kredi ve kefalet sözleşmesinin sunulmadığını, haksız ve hukuka aykırı olarak fiili bir genel kefalet durumu oluşturulmaya çalışıldığını, bahse konu kefalet sözleşmelerinin eski tarihli olduğu Türk Borçlar Kanunu gereği on yıllık zaman aşımı süresinin dolması ile sona erdiğini, hal böyle iken davalının kefillikten kaynaklı sorumluluğunun kalmadığını, ayrıca davalının evli olup kefalet sözleşmesine eşinin yazılı onayının bulunmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte davalının borcun doğmasına ve icra takibinin yapılmasına sebebiyet vermediğinden ve kredi ve kefalete ilişkin belgeler banka tarafından davalıya iletilmediğinden, icra dosyasına sunulmamış olduğundan icra inkar tazminatı taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğu davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dosyası incelendiğinde, kredi sözleşmesinin, kefaletnamenin ve krediye ilişkin diğer evrakların davalıya sunulduğunun görüleceğini, kefalet sözleşmesinin 12/05/2020 tarihinde imzalanmış olduğunu 10 yıllık zaman aşımının dolmadığını, Bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere dava dışı ... tarafından 28.11.2020 tarihinde 12 ay vadeli 50.000,00 TL tutarlı taksitli kredi kullandırıldığını, kredinin ilk 3 taksitinin ödendiğini, geriye kalan borcun ödenmediğini, davalının, kefaleti sebebiyle kredi borcundan sorumluluğunun devam ettiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih, 2022/292 Esas - 2022/1575 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 28/03/2017 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının 12/05/2020 tarihinde imzalamış olduğu kefalet sözleşmesi sebebiyle işbu sözleşmeye 75.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere kefaletinin bulunduğunu, sözleşmeden kaynaklı kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2021/9325 Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. 6098 sayılı TBK'nın eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez. Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli 2017/12-1135 Esas - 2017/1012 sayılı kararı). Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli 2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı). Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı ile dava dışı asıl borçlu Tevfik Koçak arasında 28/03/2017 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının 12/05/2020 tarihinde imzalamış olduğu kefalet sözleşmesi sebebiyle işbu sözleşmeye 75.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere kefaletinin bulunduğu, kefalet sözleşmesindeki kefaletin türünün müteselsil kefalet olduğu, kefil olunan miktarın 75.000,00 TL olduğunun yazıldığı, kefalet tarihinin 12.05.2020 tarihi olduğu, kefil olunan sözleşmenin açıkça 28.03.2017 tarihli K2 609390 numaralı kredi olduğunun yazıldığı görülmüştür. Yine kefil olunan miktarın, kefaletin türünün müteselsil olduğunun ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığı, bu şekilde 6098 sayılı yasanın 583.maddesindeki şekil şartlarının mevcut olayda bulunduğu görülmüştür. Yine davacının kefalet sözleşmesi tanzim tarihinde evli olduğu, 6098 sayılı yasanın 584.maddesi gereği eşinin yazılı rızasının gerektiği, kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarih olan 12.05.2020 tarihinde davalının eşi olan ...’in anılan kefalete yazılı muvafakat verdiği, dolayısıyla 6098 sayılı yasanın 584.maddesindeki eş rızasının da mevcut olayda bulunduğu görülmüştür. Hükme esas alınan 28.09.2022 tarihli, taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporuna göre; davacının 39.676,94 TL asıl alacak, 1.748,26 TL işlemiş temerrüt faizi, 87,41 TL BSMV olmak üzere toplam 41.512,61 TL davalıdan alacaklı olduğu, davacının takip talebinde 43,31 TL BSMV talep etmesi dikkate alındığında taleple bağlı kalınarak 43,31 TL BSMV üzerinden alacaklı olduğu değerlendirilerek karar verilmesi de isabetli olup, davalının ödeme iddiasının da yerinde olmadığı anlaşılarak mahkemece davanın bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de davaya konu genel kredi sözleşmesinin 28.03.2017 tarihinde imzalandığı, kredi sözleşmesine davalının 12.05.2020 tarihinde kefil olduğu, davanın 03.03.2022 tarihinde açıldığı TBK 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı yönündeki mahkeme tespiti yerindedir. Asıl alacak miktarının likit olduğu ve davalı itirazında haksız çıktığından ve asıl alacak likit olduğundan, 2004 sayılı yasanın 67.maddesi gereği %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetlidir. Ancak, 6325 sayılu HUAK'nun 18/A maddesinin 13. Fıkrası ile 6100 sayılı HMK'nın 326. Maddesi uyarınca arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye ödenmesine karar verilmesi gerekirken, arabuluculuk ücreti hakkında karar verilmediğinden kararın kaldırılmasına ve arabuluculuk ücretinin davacıya yükletilmesi suretiyle yeni hüküm kurulması gerekmiştir. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin ve davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih, 2022/292 Esas - 2022/1575 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2021/9325 Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın kısmen iptali ile; 39.676,94 TL asıl alacak, 1.748,26 TL takip öncesi işlemiş faiz, 43,31 TL BSMV, 774,13 TL masraf olmak üzere toplam 42.242,64 TL üzerinden takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %11,25 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, b-Davalı asıl alacak yönünden itirazında haksız çıktığından asıl alacak miktarı olan 39.676,94 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, c-Alınması gerekli 2.885,59-TL harçtan peşin olarak alınan ve ayrıca yatırılan peşin harçlar toplamı 725,25-TL harç düşüldükten sonra bakiye 2.160,34-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, ç-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvuru harcı, peşin harçlar toplamı 725,25-TL ve vekalet harçlar toplamı 23,00-TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan toplam 1.540,00-TL yargılama giderinden kabul oranına göre (%99,47 kabul); 1.531,84-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, e-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, f- Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul-red oranına göre hesaplanan 1.551,00 TL’sinin davalıdan, bakiyesi olan 9,00 TL’sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, g-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T ne göre 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, ğ-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım sebebiyle A.A.Ü.T göre 227,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, h-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleşmesi ve talep halinde yatırana iadesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.885,59-TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 721,39-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.164,20-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2024

... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/303, K. 2024/770, T. 06.05.2024, www.arakarar.com/karar/sakarya-bolge-adliye-mahkemesi-7-hukuk-dairesi-2023-303-e-2024-770-k-43ed161f715b