Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/27 E. 2024/1004 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/27
- Karar No
- 2024/1004
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/27 KARAR NO : 2024/1004
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/03/2020 NUMARASI : 2017/785 Esas 2020/175 Karar DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/05/2024
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin turizm ve seyahat acentası olarak faaliyet gösterdiğini, davalı firma ile İzmir dışındaki bölgelerde daha öncesinden çalıştığı ve araç kiralaması yaptığını, davalı firmanın İzmir bölgesinde de kendileriyle çalışmalarını teklif ettiğini, müvekkilinin ise daha önceden davalı firmanın araçlarının yeni ve sorunsuz olduğunu bildiği ve müşterilerinin memnun kaldığını, İzmir'de çalıştığı başka firmalar olmasına rağmen 19-21 Mayıs 2017 tarihlerinde düzenleyeceği 50 kişilik Eskişehir turu için davalıdan araç kiralamak istediğini, bu amaçla davalıyla iletişime geçtiğini, ancak davalı firmanın 50 yerine 55 kişilik araç teklif ettiğini, davalının da 55 kişilik aracını müvekkili firmaya rezerve ettiğini, müvekkili şirketin 6 ay öncesinden davalı şirket ile hem defalarca telefonda görüşerek hem de e-mail yoluyla bu konuda mutabakat sağlandığını, 30.12.2016 tarihinde 55 kişilik aracın davalı tarafından müvekkili şirkete rezerve edildiğini, bu konuda taraflar arasında 18.05.2017 tarihli yolcu taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, ... plak sayılı 55 kişilik aracın davalı tarafından 19-21 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Eskişehir turu için müvekkili şirkete tahsis edildiğini, bu kapsamda 18.05.2017 tarihli yolcu taşıma sözleşmesinin imzalandığını, ancak sözleşmeye konu aracın tamamen davalı tarafın kusuru nedeniyle davacı tarafa tahsis edilmediği, turun başlamasına saatler kala davalı şirket yetkilisinin araç bulamadığını bildirdiği ve netice olarak davalının sözleşme ile rezerve edilen aracı temin edememesi nedeni ile turun iptal edildiği ve davacı şirket tarafından turun başlayacağı günden önce gece saat 24 ten itibaren müşterileri tek tek arayarak turu iptal ettiğini bildirmek zorunda kaldığı, davalının kusuru neticesinde turun gerçekleşmemesi nedeni ile davacının uğramış olduğu zarar nedeni ile 14.988,00 TL maddi ile 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 34.988,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikten davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket çalışanlarından ... ile davacı şirket yetkilileri arasında geçen görüşmelerin rezervasyon haricinde bir çoğunun telefonla gerçekleştirildiğini, davacı yanın görüşme detaylarının çoğunu gizleyerek maddi dayanaktan yoksun davaya hukuki temel oluşturma çabasında olduğunu, davacı şirket tarafından düzenlenen turda kullanılmak üzere müvekkili şirketten 50 kişilik araç talep edildiğini, akabinde telefon ile görüşme sağlanarak mümkün olması durumunda şirket sahibinin ve tur rehberinin ailelerinin de geziye katılacağı beyanı ile 55 kişilik araç üzerinden teklif verildiğini, müvekkili şirketin davacı şirket ile olan iyi iş ilişkisi gözetilerek aynı fiyat üzerinden bilgilendirme yapıldığını, davacı tarafından da dava dilekçesinde belirtildiği üzere bu görüşmelerin aylarca devam ettiğini, ancak 55 kişilik araçta meydana gelen motor problemi nedeniyle tur tarihinden yaklaşık bir hafta önce davacı şirketin bilgilendirildiğini, talepleri doğrultusunda 55 kişilik aracın başka bir şirketten temininin sağlanabileceği, ya da müvekkil şirkete ait 52 kişilik aracın kullanıma hazır bulunduğunun bildirildiği, bunun üzerine 18.05.2017 tarihinde davacı şirket ile 52 kişilik araç üzerinden sözleşme akdedildiğini ve müvekkil şirket tarafından aracın hazır edildiğini, ancak davacı şirket tarafından sözleşme sonrası her nedense aynı gün içerisinde 52 kişilik araç değil 55 kişilik araç talebinin yinelendiğini, müvekkili şirketin tüm imkanlarını zorlamasına karşın davacının son andaki karar değişikliği karşısında davacı yanı mağdur etmemek amacıyla alternatif çözümler üretmeye çalıştığını, bu bağlamda müvekkili şirket tarafından aradaki iyi ilişkilerin zedelenmemesi açısından 55 kişilik aracın tamirde olduğunu, bu şartlarda 52 kişilik araca ek olarak bedelsiz olarak davacı şirket yetkilisi ile eşi içinde ücretsiz 4 kişilik vip ... verilebileceğinin beyan edildiği, ancak kabul edilmediğini, bu izahat doğrultusunda turun davacıdan kaynaklı iptal edildiğini, davacının beklediği geliri elde edememesi nedeniyle haksız kazanç gayesinde olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava, taraflara arasındaki yolcu taşıma sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından sözleşmeye konu tur için davacı tarafa şöförü ile birlikte tahsis edileceği taraflarca karlaştırılan otobüsün tamamen davalının kusuruyla tahsis edilememesi ve bu nedenle turun iptal olmasından dolayı davacı tarafın uğradığı iddia edilen zararlar nedeni maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında davacı şirket tarafından 19-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında İzmir-Eskişehir-Beypazar-İzmir arasında düzenlenecek gezi turu için dosya içerisinde bulunan taraflar arasındaki tüm e-mailler, sözleşme içeriği ve tüm belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafça davalıya bu tur organizasyonu için 55 kişilik aracın tahsis edildiği, ancak gezi için kararlaştırılan tur otobüsünün temin edilememesi nedeni ile davacı tarafça tur organizasyonunun iptal edildiği dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf, davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmede üslenilen edimlerin yerine getirilip getirilmediği, sözleşmede kararlaştırılan aracın mevcut turun gerçekleştirilebilmesi için taraflarca öngörülen zaman ve şekilde davacının kullanımına hazır bulundurulup bulundurulmadığı, bu kapsamda tur organizasyonun iptalinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı, davacı tarafın davalının kusuru nedeni ile turun iptal edildiği iddiasına davalı maddi ve manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hekadar dava vekili tarafından cevap dilekçesinde davalı şirket merkezinin Ankara'da bulunması nedeni ile Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu, ayrıca İzmir/ Menderes'te bulunan şube nedeni ile Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu belirtilerek yetki itirazında bulunulmuş ise de davalı şirketin şubesinin bulunduğu Menderes İlçesi mahkememiz yargı alanı içerisinde bulunduğundan ve yine taraflar arasındaki sözleşme sadace araç kiralanmasına ilişkin olmayıp ayrıca sözleşme içeriğine göre şöförün de araçla birlikte davalı tarafça tahsis edileceğinin kararlaştırılmış olması karşısında iş bu sözleşmenin niteliği itibarıyla bir hizmet sözleşmesi olduğu, her iki tarafında tacir olması nedeni ile Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli bulunduğu ve hizmet sözleşmesi niteliğinde bulunan bu sözlemeden kaynaklı uyuşmazlıklarında bu nedenle TBK 146. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu düşünülmekle davalı vekilinin yetki, zamanaşımı ve daha sonraki aşamalarda ileri sürmüş olduğu göreve ilişkin itirazların yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporun da dosya kapsamı belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde dava konusu tur programından birkaç gün önce davalı firmanın tur programı için 5 ay önceden onaylamış olduğu otobüsü tahsis edemeyeceğini davacı tarafa bildirmesi ve davalı şirket yetkilisinin davacı şirkete yaşattığı mağduriyeti kabullenir şekilde " ... hanım merhaba araç gönderemedik evet haklısınız bu konuda kesinlikle bir şey diyemem , sizlerde mağdur oldunuz bizde büyük mahcubiyete girdik" şeklindeki sms ekran görüntüsünün dosyada olduğu, davalı şirketin mecburiyetinden kaynaklı "50 kişilik otobüs+ ücretsiz ... " teklif edilmesine ilişkin iyiniyet çabalarının davacı şirket tarafından daha önceden 55 kişiye göre programlanmış bir tur bütünlüğünü bozacağı gerekçesi ile reddedildiğini, sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 5 ay öncesinden onaylanmış tur otobüsünün davalı tarafça davacıya tahsis edilemediği ve bu şekilde turun iptal olması neticesinde davacının maddi açıdan zarara uğradığı belirtilmiş olup bilirkişi raporundaki bu tespit tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde aynan benimsenmiş olup dava konusu turun, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan özellikteki otobüsün davalı tarafça davacıya tahsis edilmemiş olması nedeni ile davalının kusuru nedeni ile gerçekleşemediği ve turun iptal olduğu kabul edilmiştir. Yine alınan bilirkişi raporunda dosya kapsamı belgeler ve davacı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tur organizasyonunun gerçekleşmemesi nedeniyle katlanılan gider toplamının 7.982,32 TL olduğu, bu tutarın 7.360,00 TL'lik kısmı gerçekleşmeyen tur nedeni ile dava dışı otele yapılan ödeme, 408,00 TL'lik kısmının ise rehbere yapılan ödeme olmak üzere toplam 7.768,00 TL'lik kısmının davacı şirket tarafından ödendiği, 214,32 TL'lik kısmının ise müşteriler adına yapılan sigorta poliçesi olduğu ve bu poliçe bedellerinin ... tarafından ödendiği, diğer taraftan serbest meslek makbuzu düzenlenmeyen ve davacının defterlerinde kayıtlı olmayan ve makbuzla ödenen 408,00 TL lik rehber ücreti ile 214,32 TL müşteriler adına yapılan sigorta poliçe ödemesinin davacı şirketin maddi zararı olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Dava konusu tur programının davalının kusuru neticesinde davacı tarafça iptal edilmek zorunda kalındığı mahkememizce kabul edilmiş olduğundan davacı tarafın, dava konusu turun gerçekleşmemesi sebebi ile uğradığı menfi zararları talep edebileceği, turun iptali nedeni ile aynı anda hem menfi, hemde müspet zararlarını birlikte talep edemiyeceği, davacı tarafça talep edilen ve bilirkişi raporunda 4.141,39 TL olarak hesaplanan kar mahrumiyetinin müspet zarar niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kar mahrumiyetine ilişkin maddi tazminat isteminin menfi zararlarla birlikte talep edilemeyeceğinden yerinde olmadığı, alınan bilirkişi raporuna göre dosya kapsamı belgeler ve davacı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tur organizasyonunun gerçekleşmemesi nedeniyle davacı tarafça katlanılan gider toplamının 7.982,32 TL olduğu tespit edilmiş ise de, bu giderlerden dava dışı rehbere makbuz karşılığı ödendiği bildirilen ve serbest meslek makbuzu düzenlenmediği anlaşılan 408,00 TL lik rehber ücretinin davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı ve rehbere makbuz düzenlendikten sora ödenip ödenmediğine dair davacı şirket ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığından bu tutarın talep edilemeyeceği kabul edilmiş olup, yine ayrıca toplam 214,32 TL müşteriler adına yapılan sigorta poliçe ödemesinin de dava dışı ... tarafından yapıldığı, bu ödemeye ilişkin davacı defterlerinde bir kayıt bulunmadığı anlaşılmakla bu giderin de talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Yine alınan bilirkişi raporunda dava konusu turun iptal olması nedeni dava dışı otele yapılan ödeme tutarının 7.360,00 TL olduğu ve ilgili konaklama faturalarının davacı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu ve otel faturaları ve ödeme belgelerinin dosyada mevcut olduğu bildirilmiş olmakla menfi zarar niteliğinde bulunan ve dava konusu turun iptal olması nedeni dava dışı otele yapılan ödeme tutarı olan toplam 7.360,00 TL'lik maddi tazminat açısından talebin bu tutar üzerinden kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle sonuç olarak maddi tazminat talebi açısından davanın kısmen kabulüyle; 7.360,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren her iki tarafın tacir olması nedeni ile yerinde görülen davacı talebi gereğince işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur. Manevi tazminat talebi açısından ise tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde turizm ve seyahat acentesi olarak görev yaptığı bildirilen davacı şirket açısından turun davalının kusuru neticesinden turun gerçekleşeceği tarihten bir gün önce iptal olması ve bu şekilde tura katılacak müşteriler davacı tarafça aranarak turun iptal olduğunun bildirilmek zorunda kalınmasının davacı şirketin tüzel kişiliği açısından preztij kaybı niteliğinde olduğu ve bu nedenle davacının dava konusu tur iptali nedeni ile manevi tazminat talep etme koşullarının doğduğu düşünülmekle tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüyle; 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur, gerekçesi ile, "Davanın KISMEN KABULÜNE, Maddi tazminat talebi açısından davanın kısmen kabulüyle; 7.360,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, Manevi tazminat talebi açısından davanın kısmen kabulüyle; 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hüküm altına alınan 5.000 TL manevi tazminat miktarının ne somut olayın özelliklerine, ne müvekkili şirketin olaylardan etkileniş derecesine, ne de paranın alım gücüne uygun düşmeyecek şekilde az olup, müvekkili yararına daha tatminkar ve adalete uygun, makul bir manevi tazminatın takdir edilmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin manevi zararı, talep ettikleri 20.000,00 TL'nin aslında çok üzerinde olduğunu, taleplerinin neredeyse sembolik iken yerel mahkemenin bir de taleplerinin dörtte biri miktarda manevi tazminata hükmetmesinin adil olmayıp hukuka açıkça aykırı olduğunu, dosyadaki delillerden de açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu iptal olan turun müşterilerinin bir sonraki turu da müvekkili şirket ile yapmayacaklarını açıkça beyan ettiklerini, ayrıca müvekkili şirketin uğradığı itibar kaybının sadece iptal olan turun müşteri sayısıyla da sınırlı olmadığını, müvekkili şirketin şimdiden son derece kötü etkilenen imajının zaman içerisinde daha da olumsuz etkileyeceğinin açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin yüzlerce araca sahip Türkiye'nin sayılı turizm ve taşımacılık şirketlerinden biri olduğunu, talep ettikleri 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı yanda fakirleşme yaratmayacağının apaçık ortada olduğunu, öte yandan davalı yan lehine belirlenen karşı vekalet ücretleri dahi 6.800,00 TL iken aleyhlerine sadece 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin davalı yan için adeta bir ödül niteliğinde olduğunu, tur rehberine ödenen ücretin, rehberin kendisine tediye makbuzu ile elden ve nakit olarak teslim edildiğini, neticede kendi yazısı ve imzasıyla tur rehberi ...'nin ücretin kendisine ödendiğini tasdik ettiğini, tanıklığı sırasında da ücretini alamadığı yönünde bir beyanının olmadığını, söz konusu miktarın HMK. gereği tanıkla ispat sınırının da altında bir meblağ olduğunu, sırf sehven müvekkili şirketin ticari defterine gider olarak işlenmedi diye tediye makbuzunu geçersiz saymanın hukuk ve mantık dışı olduğunu, delilleri arasında sundukları poliçenin ihtiyari yapılan bir poliçe olmayıp zorunlu bir poliçe olduğunu, poliçeden de açıkça anlaşılacağı üzere poliçenin tarafının müvekkili şirket olup, üzerinde sigorta ettiren olarak müvekkili şirketin adının yazdığını, zorunlu olan bu poliçeyi yaptırmadan müvekkilinin o turu düzenleyemeyeceğini, ödemeyi müvekkili şirketin sahibi ve yetkilisi, duruşmada da beyanı alınan ...'ün yapmış olmasının şirketçe ödenmediği anlamına asla gelmeyeceğini, poliçe priminin borçlusunun müvekkili şirket olduğunu, tur rehberine ödenen ücret ile benzer şekilde ödemenin şirketin ticari deftere işlenmesinin unutulmasının ödemenin yapılmadığının ispatı da olmadığını belirterek yerel mahkemenin maddi vakıalara, hukuka ve kanuna aykırı olan "davanın kısmen kabulüne" yönelik kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece toplanmasını istedikleri deliller toplanmadan eksik araştırma ile dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeye dayalı, davacı lehine tazminat hesabına yönelik kısmı gerçeğe ve hukuka aykırı olup rapora itirazlarını karşılanmadığını, bu yönüyle raporun hüküm tesisine elverişli olmadığını, davacı kayıtlarından otel ödemesi yapılıp yapılmadığının ispatlanamadığını, dosya kapsamına otel ile yapılan sözleşme ve ödenen bedeller doğru bir biçimde sunulmadığında ortada büyük bir çelişkinin mevcut olduğunu, bu çelişki giderilmeden hesaplama yapılması ve bu hatalı hesaplama ile hüküm tesisinin de bu nedenle hatalı olduğunu, davacının, otel bedelini öderken dosyaya buna ilişkin hiçbir anlaşma, ihtar, talep yazısı, hiçbir itiraz evrakı sunmadığını, sorgusuz sualsiz hatta talep dahi olmadan bir bedel ödemiş göründüğünü, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair kararın hatalı olduğunu, davacı'nın dosyaya sunduğu kayıtlardan tur başına 5000 TL'den daha düşük gelir elde edeceği ortaya konmuş olup davacı'nın zenginleşmesine sebebiyet verecek şekilde bir manevi tazminata hükmolunmasının bu yönüyle de hatalı olduğunu, davacı lehine takdir olunan tazminatın %15'i oranında vekalet ücreti hesaplaması yapılması gerekirken maktu vekalet ücreti takdirinin hukuka aykırı olduğunu, davacının müspet tazminat talebi reddedildiği halde vekalet ücretine mahkum edilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair kısmının kaldırılmasını ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil, kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık olarak manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Aynı yasanın 114/2. maddesinde ise, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre, sözleşmeye aykırı bir davranış sebebiyle kişilik hakları zarar gören kişinin manevi tazminat talep etme hakkı mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/01/2016 tarih ve 2014/4-213 Esas, 2016/70 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; ''Tüzel kişilerin manevi tazminat talep edip edemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte hukuk düzeninin tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşedilmiş olduğuna göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı nedeniyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşecektir. Gerek Medenî Kanun ve gerekse Borçlar Kanunu yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır. Günümüzde doktrin ve Yargıtay tarafından yaygın olarak benimsenen görüş, gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul etmektedir.'' şeklindedir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, göre denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne verilmiş olmasına, olayın niteliğine göre manevi tazminatın belirlenmesine göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/03/2020 tarih, 2017/785 Esas ve 2020/175 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 844,31 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 211,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 633,31 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 09/05/2024