Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1229 E. 2025/526 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1229
Karar No
2025/526
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2023/1229 Esas

KARAR NO:2025/526

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:28/02/2023

NUMARASI:2021/311 Esas, 2023/62 Karar

DAVANIN KONUSU:Caymanın Geçersizliğinin Tepiti

KARAR TARİHİ:17/04/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından keşide edilen Bodrum ... Noterliği'nin 21.04.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin 26.04.2021 tarihinde müvekkil şirket tarafından tebellüğ edildiğini, söz konusu ihtarname ile davalı tarafından 18.03.2021 tarihinde bir başka ihtarname keşide edildiğini, bu ihtarname ile müvekkil şirkete mehil verildiği ve verilen mehile uyulmadığı için bu kez 21.04.2021 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmelerin feshedildiği ihbar edildiğini, her iki ihtarname içeriğinin de gerçekten uzak iddialar ve mesnetsiz taleplerden ibaret olduğunu, fakat müvekkilin telafisi imkânsız zararlara uğramasının engellenebilmesi için FSEK.58 madde kapsamında, davalının cayma hakkını kullandığını beyan ettiği ikinci ihtarnamesinden itibaren 4 haftalık sürede Mahkeme huzurunda caymaya karşı itiraz davası ikame etme zorunlulu hâsıl olduğunu, öncelikle davalının 26.04.2021 tarihli ihtarnamesi içeriğinde bahsedilen ve dayanak gösterilen 18.03.2021 tarihli ihtarnamenin müvekkil şirkete tebliğat kanununa uygun olarak tebliğ edilmediğini, zira 18.03.2021 tarihli ihtarnamenin pandemi döneminin yarattığı menfi koşullar nedeniyle müvekkilli iş yerinin kapalı olduğu bir dönemde kötü niyetle gönderildiğini, bu tutumdan da ihtarname ile müvekkilin yasal haklarını kullanmasının engellemeye çalışıldığını, davalının genel olarak kötü niyetli olduğu anlaşıldığını, 21.04.2021 tarihli ihtarname ile gerçek dışı iddiaların yer aldığı 18.03.2021 tarihli ihtarname içeriğine ancak vakıf olunduğunu, söz konusu ihtarnamede davalıya ait “...” ve “...” albümleri ile ilgili tüm gelirlerin 50 oranında paylaşılacağına dair şifahi anlaşma olduğunu, yine diğer muhatap ... Film ile yazılı Edisyon sözleşmesi bulunduğunu, eser işletme belgesi alınması için verilen muvafakatlerin usulsüz kullanıldığı gibi asılsız birtakım ithamlarla müvekkilinin elde ettiği tüm gelirlerin, üçüncü kişilerle yapılan sözleşmelerin 5 gün içerisinde bildirilmesi aksi halde sözleşmelerin feshedileceği ihtar edildiğini, bahsi geçen 18.03.2021 tarihli ihtarnamede öne sürülen iddiaların tamamı asılsız olduğunu, davalının FSEK.'in 58.maddesine aykırı olarak, kanunun aradığı şartlar gerçekleşmeksizin hukuki dayanaktan yoksun olarak kullandığını beyan ettiği cayma hakkına dair itirazların kabulü ile cayma hakkının kullanılmasının geçersizliğinin tespitini, müvekkilin dava konusu eserler üzerindeki hak sahipliğinin sözleşmelerde belirlenen şekilde aynen devamını talep etmiştir.

ISLAH:Davacı vekili ıslah dilekçesinde; Öncelikle birleştirme kararı verilerek caymaya itiraz talebinin kabulü ile caymanın geçersiz olduğunun tespitine, aksi kanaatte olunması halinde, HMK m.177/2 kapsamında tahkikata devam edilerek ıslah talebi doğrultusunda terditli davanın kabulüne, Borçlar Kanunu kapsamında şekli yönden ve esas yönden geçerli bir feshin bulunmadığının tespitine, Müvekkili şirketin FSEK m 80/B kapsamında eser işletme belgesine sahip fonogram yapımcısı olarak, "Hikaye" ve "..." isimli albümlerin tam ruhsatla devir alan mali hak sahibi olduğunun tespitine, -Davalının her türlü haksız müdahalesinin men'ine şeklinde karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin söz yazarı, besteci, aranjör, yorumcu ve ilk tespitleri gerçekleştiren eser sahibi olduğu “...” ve “...” albümleri ve bu albümlerde yer alan tüm eserlere/parçalara ilişkin... ve ... ile akdedilen sözleşmelerin haklı sebeple feshedildiğini, sözleşmeleri TBK uyarınca haklı sebeple feshedildiğini, ilaveten davacı ...'in bu davayı tek başına ikame etmesinin mümkün olmadığını, sözleşmelerin ... Şti. ile de akdedildiğini, iddiaların aksine, edisyon sözleşmesi ile birlikte, sonrasında gerçekleştirdikleri toplantıda, söz konusu albümlere ilişkin elde edilecek tüm gelirlerin %50'sinin grup üyelerine ait olacağını kararlaştırdıklarını, ancak müvekkilin ve grup üyelerinin buna ilişkin gelir paylaşımı taleplerinin davacı ve ... tarafınca sürekli ertelenmiş, albümün bu nitelikte bir gelir elde etmediği beyan edilerek, tüm bu süreçlerde organik bağ içerisinde ve birlikte hareket etmekte olan davacı ve ... Film tarından müvekkili ve grup üyelerine, eserlerine ilişkin hak etmiş oldukları bedellerin ödenmemiş olduğunu, davacı ve ...müvekkilleri ilk etapta tüm tasarruflardan elde edilecek gelirlerin paylaşılacağı hususunda kandırıp anlaşmaya ikna ettiğini, sonrasında da Kültür Bakanlığı nezdinde bandrol alınması, kayıt tescillerinin yapılması için gereken bir prosedür ve matbu olarak lanse edilen muvafakatnameleri aldıklarını, muvafakat nameler incelendiğinde verilen izin karşılığında elde edilecek gelir paylaşımına, lisans bedeli ve benzeri ticari hususların tespitine yönelik unsurlara kesinlikle yer verilmediği görüldüğünü, Muvafakatname metninde müvekkili ve grup üyelerinin mali hakları kullanım izni karşılığında ne gibi bir menfaat elde edeceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini, kaldı ki, müvekkili ve grup üyelerinin eserlerden elde edebileceği tek menfaat gelir elde ettiğini, sözleşmenin ismi ve nitelendirilmesine bakılmaksızın tüm maddeler ve taraflar arasında mutabık kalınan paylaşımlar birlikte değerlendirildiğinde, tahsil yetkisi verilen hakların yalnız meslek birlikleri ödemeleriyle sınırlı olmadığı dolayısıyla elde edilen tüm gelirlerin müvekkiller ile paylaşılması gerektiğinin ortada olduğunu, müvekkili ... adına sözleşmelerin Bodrum ... Noterliği'nin 21.04.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, "..." grubu üyeleri diğer müvekkiller ... ve ... adına da Bodrum ... Noterliği'nin 20.05.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiğini, sözleşmeler ve muvafakatnameler müvekkil dahil tüm grup üyelerince haklı sebeple feshedildiğini, davacının, davaya konu eserlerin müşterek oluşturulduğu iddiası yanında davayı yalnızca müvekkile yöneltmesi çelişkiyi gözler önüne serdiğini, hukuka aykırı, haksız ve kötü niyetli davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Dosya kapsamından davacı tarafından devredilen FSEK kapsamında çoğaltma, temsil ve umuma iletim gibi mali haklardan albüm çıkarılması, klip, fotoğraf çekimi ve yayınlanması, promosyon çalışmaları organize edilmesi gibi şekillerde çalışmalar yapılarak yararlanıldığı görülmektedir. Bu açıdan davalının eserlerinin toplumla buluşması sağlanmış ve kanunun öngördüğü cayma hakkı kullanımı sebebi olan hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmama hususu gerçekleşmemiştir. İncelemede taraflar arasındaki uyuşmazlık mali haklara yönelik değil, sözleşmedeki mali hükümlere yönelik olduğu anlaşılmakla, burada cayma hakkı kullanımı değil, ancak sözleşmenin feshi söz konusu olabilecektir. Davalının savunmalarının da cayma hakkı kullanımına yönelik değil, sözleşmenin haklı nedenle feshine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Davalı ... adına Bodrum ... Noterliği'nin 21.04.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname incelendiğinde, elde edilen gelirlerin bildirilmemiş ve hak edilen gelirler ödenmemiş olması nedeniyle muvafakatnameler ve sözleşmelerin haklı nedenle feshedildiği belirtilmiştir.Davalının dilekçelerinde de Borçlar Kanunu kapsamında haklı sebeple fesih hakkının kullanımından bahsedilmektedir. Bu kapsamda davalının FSEK kapsamında cayma hakkının kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle, alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, eldeki davanın özel bir hüküm olan FSEK md. 58 kapsamında gerçekleşen cayma hakkının kullanıma ilişkin bir dava olmadığı, cayma eyleminin gerçekleşmediği, davalının cayma hakkını kullandığına dair bir delil bulunmadığı, Bodrum ... Noterliğinin 21/04/2021 Tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin incelenmesinde Türk Borçlar Kanunu kapsamında fesih hakkının kullanıldığı, davacı tarafça her ne kadar dava ıslah edilmiş ise de, Yargıtay kararları ışığında ıslah ile dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması yahut bu suretle dava türünün değiştirilmesinin mümkün olmayacağına ilişkin emsal kararlar dikkate alındığında sübut bulmayan Davnın REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde;İlk derece mahkemesi tarafından davalının FSEK 58. Madde kapsamında cayma hakkını kullanmadığı kanaati oluşsa dahi Borçlar Kanunu anlamında haklı nedenle fesih şartlarının araştırılmadan hüküm kurulması hatalıdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/10140 E.,2008/11805 K. Ve 24.10.2008 tarihli kararında"... Sözleşmenin yürürlüğünden sonraki bir tarihte açıklanan fesih iradesi bildiriminin, yukarıda izah edildiği şekilde FSEK.nun 58. maddesi anlamında cayma hakkının kullanılmasına ilişkin özel ihlal hallerinden biri olarak kabulü mümkün olamayacağından uyuşmazlığın BK. hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Bu bakımdan, icracı sanatçının FSEK.nun 58.maddesi uyarınca cayma hakkı kullanamayacağına ilişkin mahkeme kararındaki gerekçe yerinde değil ise de, neticeten uyuşmazlığın BK. hükümleri çerçevesinde çözümü yoluna gidildiğinden mahkemece varılan sonuç itibariyle bu yön bozma nedeni sayılmayarak karar gerekçesindeki değerlendirme yanlışlığına işaret edilmekle yetinilmiştir. ..." şeklinde karar verildiğini, İlk derece mahkemesi yargılamanın tüm safhasında Borçlar Kanunu kapsamında fesih şartlarının oluşup oluşmadığını araştırmadığı gibi, gerekçeli kararında da Borçlar Kanunu kapsamındaki fesih şartları ile ilgili araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, Davalı taraf her ne kadar davaya konu ihtarnamelerinde cayma kelimesinden bahsetmese de "Borçlar Kanunu kapsamında haklı fesih" hakkından da bahsetmediğini, ihtarnamelerinde sadece "fesih" kelimesine yer vererek genel geçer bir ifade kullandığını, davalı vekili tarafından 02.02.2023 tarihinde farklı bir müvekkiline ait İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/110 E. 2022/231 K. Sayılı dosyasından verilen gerekçeli kararı dosyaya delil olarak sunulmuşsa da karar ile iş bu davaya konu olayla ilgili hukuki bir boşluktan faydalanıldığının ortaya çıktığını,Bu iki dava dosyasında meydana gelen hadiselerin birlikte ve kronolojik olarak incelenmesiyle davalı tarafın FSEK 58 kapsamında cayma hakkını kullandığı ortaya çıktığını, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/110 E. 2022/231 K. Sayılı dava dosyasının celp edilip incelenmemesi neticesinde verilen karar eksik araştırma sonucu verildiğinden kaldırılması gerektiğini, İlgili dava dosyası incelediğinde; 14.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile davalı tarafından FSEK 58. Madde uyarınca Cayma hakkının kullanıldığının bildirilmesi" konulu bildirimde bulunduğunu, HMK m. 33 kapsamında olguları anlatmak tarafların, uygulanacak hukuku belirlemek hakimin görevi olduğunu, FSEKm.58 dava konusu ihtilaflar için özel olarak düzenlenmiş olup BK hükümleri uygulanmayacağını, kanun koyucu FSEK kapsamında yapılan sözleşmelerde, eser tamamlanmış ve teslim edilmiş ise feshi değil caymayı öngörmüş olduğunu, fesihin ise FSEK m.50/2 de vücuda getirilmemiş/tamamlanmamış eserler yönünden kabul edildiğini, Yani kanun koyucu bitirilmiş, teslim edilmiş, mali hakları devredilmiş ,ruhsata bağlanmış eserler yönünden; hak ihlali varsa FSEK m.58 gereği cayma hakkını, teslim edilmemiş ve fakat taahhüt edilmiş işlerde hak ihlali varsa FSEK m.50/2 gereği feshi öngördüğünü, 23.02.2023 tarihli dilekçe ile davanın ıslah edildiğini, Gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesi tarafından "dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması yahut bu suretle dava türünün değiştirilmesin mümkün olmayacağından" gerekçesiyle davayı ıslah talebinin kabul görmediğini,Feshe dayanak sayılan Bodrum ...Noterliği'nin 21.04.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ve ondan önce keşide edilen aynı noterliğin 18.03.2021 tarihli ihtarları yalnızca davalı ... tarafından keşide edildiğini, hukuken sonuç doğurabilecek, usulünce keşide edilmiş fesih ihtarı bulunmadığını, bilirkişinin de tespit ettiği üzere mali paylaşıma dair yazılı veya sözlü sözleşme olmadığını, müvekkili açısından muaccel hale gelebilecek borç bulunmadığını, delil de sunulmadığını, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını, Buna rağmen sektörde oluşan teamül gereği elde edilen dijital gelirlerin %10 gibi önemli bir bölümü fover olarak davalılara ödenmiş, meslek birliklerinden...'den 91.854,16-TL, ...'den 127.381,64- TL ve...'dan 21.619,71 TL olmak üzere 240.855,51-TL ödeme almış olduklarını, %10 digital payı olarak müvekkilden de 64.342,04 TL olmak üzere toplam 305.197,55 TL gelir elde ettiklerini, cayma mümkün olmadığı gibi sözleşmenin feshi de geçerli ve hukuki sonuç doğuracak mahiyette olmadığını, benzer bir dava olan İstanbul 2. FSHHM 2022/39 E. sayılı dosyasında alınan 15.03.2023 tarihli bilirkişi raporu iddiaların doğrulandığını, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, caymanın geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; dava, caymanın geçersizliğin tespitine yönelik olarak açılmış ise de, mahkemenin kararında belirtildiği üzere davalı yanca keşide edilen ihtarname FSEK 58.maddesi anlamında "cayma" niteliğinde olmayıp mali hakların ödenmediği iddiası ile sözleşmenin feshi mahiyetindedir. Bu durumda mahkemece somut olayda bir "..." beyanı olmadığından davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gibi, şekil kurallarına tabi caymaya itiraz davasının ıslahı ile feshin geçersizliğinin tespiti, hak sahipliğinin tespiti ve müdahalenin meni isteminin dava konusu yapılması mümkün olmadığından mahkemece ıslah isteminin yerinde görülmemesinde de usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, keza karar duruşmada da sözlü yargılamadan sonra ıslah yapıldığına değinildiği dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1229, K. 2025/526, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1229-e-2025-526-k-1676ee773a5c