İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/776 E. 2025/309 K. – uyuşmazlığın

Konu: uyuşmazlığın; davacının belirsiz alacak

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/776
Karar No
2025/309
Karar Tarihi
Konu
uyuşmazlığın; davacının belirsiz alacak

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/776 Esas KARAR NO :2025/309

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/01/2023 KARAR TARİHİ:25/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından ... poliçe numarasıyla sigortalanmış ...'a ait ... plakalı araç tarafından 23.11.2020 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araca çarpılması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı bedelinin bağımsız eksper raporuyla KDV dahil 5.000,00 TL tespit edildiğini, davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, 17/08/2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, başvurunun esastan reddine karar verildiğini, bu karara karşı 09/02/2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetine başvuruda bulunulduğunu, başvurunun kabulüne karar verildiğini, ekspertiz ücretleri tarifesine göre belirlenen ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak tahsiline, kaza sebebiyle oluşan değer kaybı alacağına yönelik olarak alacağın belirgin hale gelmesini müteakip artırım hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe tanzim tarihi olan 26/12/2019 tarihi göz önünde bulundurulduğunda değer kaybı hesaplamasında genel şartların göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini, bu formüle göre 165,00 KM ve üstü olan araçların değer kaybı kapsamına girmediğini ayrıca kaza sonrası araçta ve plastik tampon / parça onarımları, cam, radyo / teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı ile ilgili yapılan onarımların değer kaybı kapsamına alınmadığını, müvekkili şirketin sigortalının kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, poliçe teminatı kapsamında ekspertiz ücreti bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişiler Makine Mühendisi ...ve Sigorta Hukukçusu ... tarafından hazırlanan 19/08/2024 tarihli kök rapor ve 20.01.2025 tarihli bilirkişi ek heyet raporu mahkememiz dosyası arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. Dava; tarafların arasındaki uyuşmazlığın; 23.11.2020 tarihinde ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araçlar arasında meydana geldiği iddia olunan trafik kazası neticesinde davacının maliki olduğu ... plakalı araçta oluşan değer kaybının davalı ... şirketinden talep edilip edilemeyeceği, zamanaşımı süresinin geçip geçmediği hususlarında ilişkindir. Mahkememizden verilen 07/06/2023 tarih ve ... sayılı kararında;"... Görev kuralları kamu düzeninden olmakla re'sen nazara alınması gerekmekle birlikte davalı yanın bu yöndeki usuli itirazı da tetkik edilmiş olup davanın zorunlu mâli sorumluluk sigorta poliçesine dayalı sorumluluğa ilişkin olarak açılması kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, bu nedenle mahkememizin TTK'nın 4. maddesi gereğince huzurdaki dava kapsamında görevli olduğu anlaşılmakla, aksi yöndeki davalı yanın görev itirazının reddine karar verilmiştir. Huzurdaki davaya konu somut olayda; tarafların anlaştıkları bir hususun bulunmadığı, usuli noktada yanlar arasındaki uyuşmazlığın; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı görülmüştür. Usuli itiraz olması nedeni ile esasa yönelik incelemeye geçilmeden evvel davanın belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı meselesinin tetkik edilmesi gerekmiştir. Hukuki meseleye tatbik edilmesi gereken kanun maddeleri irdelenmiş olup 6100 sayılı Kanun'un "Belirsiz alacak davası" kenar başlıklı 107. maddesi şu şekilde düzenlenmiştir: “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.'' Yargıtay içtihatlarında da tartışıldığı üzere belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmeyecektir. Alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve şartları taşımayan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 esas, 2020/7547 karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 esas, 2022/6892 karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 esas, 2022/1542 karar sayılı kararları) Nitekim belirsiz alacak davası açılmak suretiyle davacıya hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin pek çok imkân tanınmaktadır. Söz konusu imkânlar nazara alındığında davacı ile davalı arasındaki dengenin, davacı lehine bozulduğu görülmektedir. Özellikle usul hukukuna ilişkin sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, belirsiz alacak davasının silahların eşitliği ilkesi ile çeliştiği de söylenebilir (Murat Atalı, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan, Medenî Usûl Hukuku, Ankara, 2022, s.331). Bu nedenle belirsiz alacak davasının talep sonucunu tam ve kesin olarak belirleyemeyenlere (rakamlandıramayanlara) tanınmış, istisnai bir dava türü olduğu kabul edilmelidir. Belirsiz alacak davası, sadece davanın açıldığı anda alacağının miktarının kesin olarak belirlenmesinin imkânsız veya bunun davacıdan beklenemeyecek olması durumunda açılabilir. Bunun dışındaki hiçbir neden belirsiz alacak davasının açılmasına imkân tanımamaktadır. HMK'nın 107. maddesinde talep sonucunu belirleyemeyen alacaklı bakımından bu dava türünde hukuki korunma ihtiyacı, özel bir dava şartı (genel dava şartı olan hukuki yarardan farklı şekilde özel bir hukuki yarar) olarak kabul edilmiştir. Maddenin gerekçesinde bu durum “…Alacaklarının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. ...” şeklinde ifade edilmiştir. Kanun koyucunun alacaklının bu dava türünde hukuki korunma ihtiyacını hukuki yarar olarak değerlendirdiği, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek kadar açık ve net şekilde düzenlenmiştir. Dolayısıyla talep sonucunu belirleyebilen kişinin, bu dava türünde korunma ihtiyacı bulunmadığından, böyle bir dava açmakta hukuki yararı yoktur. Ayrıca dava türü değiştirilerek hukuki yarar şartı tamamlanamaz. Zaten Kanun’da da dava şartı eksikliğinin tamamlanması genel bir ilke olmayıp “… dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise…” süre verilmesi öngörülmüştür ki Yargıtayın yerleşik uygulaması hukuki yararın bu kapsamda olmadığı yönündedir. Keza yine doktrinde de görüşler de bu yöndedir. (Hakan Pekcanıtez, Cemil Simil, "Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin Belirsiz Alacak Davasına İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi", İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 15, 2016, Sayı 1, Prof. Dr. Turhan Esener'e Armağan, s.301; Arslan vd. s.339; Aslan, Akyol Aslan, Kiraz, s.975-1024, 1000; Pekcanıtez vd., s.948) HMK'nın 31. maddesine göre; “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” Somut olayda olduğu gibi belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça belirtilen bir davada, dava türü bakımından aydınlatılması gereken belirsiz yahut çelişkili bir durumdan söz edilemeyeceğinden dolayı anılı hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davasını açan davacı taraf, talep sonucunu belirleyemediğini ve bu nedenle belirsiz alacak davası açmak zorunda kaldığını, başka bir ifade ile hukuki yararının varlığını ikna edici bir şekilde ortaya koymalıdır. Bu gereklilik karşısında, HMK'nın 33. maddesine dayanılarak dava türünün hâkim tarafından değiştirilmesi mümkün değildir. Diğer yandan dava türünün hukuki nitelendirmeden hareketle hâkim tarafından değiştirilmesi, HMK'nın 24. maddesinde öngörülen tasarruf ilkesi ile 25. maddesinde öngörülen taraflarca getirilme ilkesine de uygun düşmemektedir. (Emsal ilam: Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27/12/2022 tarihli, 2022/6872 esas, 2022/17896 karar sayılı ilamı.) Anılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; belirsiz alacak davası kapsamında davacı yanın maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı değer kaybına dayalı maddi tazminat istemini ileri sürdüğü, davacı yanın mülkiyeti kendisine ait araç üzerindeki değer kaybına esas verilere vakıf olup dava ikame edilmeden evvel değer kaybına dayalı ekspertiz incelemesinin yapıldığı ve dava dilekçesi ekinde ekspertiz raporunun dosyaya ibraz edildiği, bu hâli ile ileri sürülen tazminat istemi bakımından; talep içeriğinden de anlaşıldığı üzere, davacı tarafın değer kaybına dayalı maddi tazminat miktarını yasal düzenlemeler çerçevesinde belirleyebilecek durumda olduğu anlaşılmakla; belirsiz alacak davası ikame etme koşulları oluşmadığından hukuki menfaat yokluğundan davanın usulden reddine dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Mahkememizden verilen 07/06/2023 tarih ve ... sayılı kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, 9. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2023 tarih ve 2023/2007 Esas 2023/1844 Karar sayılı ilamıyla;"....Somut uyuşmazlıkta araçta kaza sonucu oluşan değer kaybının tespiti, yapılacak yargılama sırasında bilirkişi incelemesi sonunda belli olacaktır. Bu durumda eldeki davanın belirsiz alacak davası açılabileceği ve davacının elde ki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğuna kuşku yoktur. İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine kararı verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir...." şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Dosya mahkememizin 2023/776 esasına kaydı yapılmıştır. Bilirkişiler Makine Mühendisi ...ve Sigorta Hukukçusu ... tarafından hazırlanan 19/08/2024 tarihli bilirkişi heyet raporundan özetle; "...Yukarıda yapılan açıklamalara göre dava konusu kaza ile ilgili olmak üzere; 1.Davalıya sigortalı aracın sürücüsü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu, Davacıya ait aracın sü ...'ın kusursuz olduğu, Davacıya ait aracın dava konusu kaza nedeniyle aldığı hasarın onarım tutarının 800,00 TL olduğu, Davacıya ait aracın onarım sonrası değer kaybına uğramayacağı, Davalı şirketin değer kaybı zararı sorumluluğunun bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere kanaatimiz saygı ile arzolunur. 19.08.2024..." şeklinde görüş bildirmiştir. Bilirkişiler Makine Mühendisi ...ve Sigorta Hukukçusu ... tarafından hazırlanan 20.01.2025 tarihli bilirkişi ek heyet raporundan özetle; "....yukarıda yapılan açıklamalara göre dava konusu kaza ile ilgili olmak üzere; davalıya sigortalı aracın sürücüsü ... %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsü ... kusursuz olduğu, davacıya ait aracın dava konusu kaza nedeniyle aldığı hasarın onarım tutarının 800,00 TL olduğu, davacıya ait aracın onarım sonrası değer kaybına uğramayacağı, davalı şirketin değer kaybı zararı sorumluluğunun bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere kanaatimiz saygı ile arzolunur. 20.01.2025 ..." şeklinde görüş bildirmişlerdir. Huzurdaki davada 23.11.2020 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle davacının maliki olduğu ... plakalı araçta oluşan değer kaybının davalı ... şirketinden talep edildiği görülmüştür. Davalı tarafça zaman aşımına yönelik itirazda bulunulmuş ise de sigorta tahkiminin zamanaşımı süresini kestiği ve arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile HUAK m.16 gereğince zamanaşımı süresinin durduğu, tüm bu süreler göz önünde bulundurulduğunda zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça alınan ekspertiz raporuna göre 5.000,00-TL değer kaybının mevcut olduğu ileri sürüldüğü ve belirsiz alacak davası olarak eldeki davanın ikame edildiği görülmekle mahkememizce İTÜ makine mühendisi bilirkişiden araçta kaza nedeniyle oluşan değer kaybının bulunup bulunmadığı varsa miktarının hesaplanması istenildiği, yeterli teknik incelemeyi içerir hükme esas alınabilecek yeterlilikte ve açıklıkta olan bilirkişi kök ve ek raporlarında tespit edildiği üzere dava konusu aracın 03/10/2020 tarihinde karıştığı kaza nedeniyle onarım gördüğü, yargılamaya konu kaza nedeniyle uğradığı hasar bölgesinden daha önce ağır hasar alarak onarıldığı bu nedenle 23/11/2020 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle değer kaybı bulunmadığı, her ne kadar ekspertiz raporunda 5.000,00-TL değer kaybı bulunduğuna yönelik tespit yapıldığı belirtilmiş ise de aracın ruhsatında yazılı tipi ile raporda belirtilen tipinin birbiriyle uyumlu olmadığı bu nedenle ekspertiz raporunda yer alan tespitlere itibar edilemediği, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinden gelen araca ilişkin kayıtlar ve kaza nedeniyle hasar gören aksamlar karşılaştırıldığında mahkememiz nezdinde tanzim edilen raporlar hükme esas alınabilecek yeterlilikte görülmüş olup daha önce aynı bölgeden hasar görüp onarım geçiren aracın yeniden değer kaybına uğramadığı, mevcut kaza nedeniyle oluşan değer kaybı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın düşümü sonucu kalan 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, 5-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, 7-Devletçe karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK'nın 341. ve 345/1. maddeleri uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/776, K. 2025/309, T. 25.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-776-e-2025-309-k-461c68de0f0f