Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/61 E. 2025/684 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/61
Karar No
2025/684
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/61

KARAR NO: 2025/684

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 13/09/2022

NUMARASI: 2021/146 E. - 2022/174 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." markasının sahibi olduğunu, bu markayı 25 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkilinin tescil tarihinden sonra davalının kötü niyetli olarak ... sayı ile "..." ibareli markayı 25. sınıfta kendi adına tescil ettirdiğini, müşteriler nezdinde karışıklık çıkması neticesinde, müvekkili tarafından davalının "..." ibareli marka ile tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini ve markayı tescil ettirdiğinin fark edildiğini, iddia olunan hususların tespiti amacıyla Mahkememizin 2021/70 Değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti ikame edildiğini, müvekkilinin markasında yer alan ".." ibaresinin kelime olarak baskın unsur olduğunu, davalı markası ile karışıklığa neden olacak derecede benzer olduğunu, iki markanın da vurgulayıcı esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu ve davalının bu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün tespitini, men'ini, tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasını, önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, tecavüz teşkil eden ürünlerin ve tanıtım evraklarının toplatılarak imhasını, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini ve şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı yan davanın esasına ilişkin her ne kadar cevap dilekçesi sunmamış ise de, 18/11/2021 tarihli ön inceleme duruşmasındaki beyanları ile, Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak markayı aldığını, devletin kendisine verdiği yetki ile markayı kullandığını, davacı markası ile kendi markasına konu logoların farklı olduğunu, yapılan ürünlerin kesinlikle aynı olmadığını, hiçbir şekilde davayı kabul etmediğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarihli 2021/146 E. 2022/174 K. sayılı kararı ile Mahkemece;"1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, 2-Davalının davacı adına önceki tarihli tescilli olan "..." esas unsurlu markalardan doğan haklarına tecavüzünün durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalı tarafın "..." ibaresini web sitesi, ürünler, ambalajlar, tabela, ilan, reklam, broşür, kartvizit, afiş ve her türlü basılı kağıtlarda ve ticari evraklarda kullanmasının önlenmesine, bulundukları yerde toplatılarak imhasına, 3-Dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 8.000,00 TL manevi tazminatın dava davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Toplam 6.660,70 TL maddi tazminatın haksız eylem tarihi olan 28/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı istinaf dilekçesinde özetle; delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu eksik ve hatalı karar verildiğini ve bu nedenle yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini, açıkça yanlış hukuki değerlendirmelerle dolu, eksik ve hukuka aykırı rapora dayanarak karar verildiğini, delil tespiti yapıldığını tespit dosyasında sosyal medya hesabı içeriğinde de inceleme yapıldığını, yapılan incelemede ... ibaresi taşıyan 25 numaralı eşya sınıfında bir ürüne rastlanılmadığını, adına tescilli marka ile davacının markası benzemediğini, davacının markasının ... ibarelerinden oluştuğunu, dava konusu olan benim markam şekil ŞEKİL*...* ... ibarelerinden oluştuğunu, her iki markayı yanyana getirip bakıldığında benim markam ile davacının markasının çok farklı olduğu bariz bir şekilde görüldüğünü, her iki markadada ... ibaresinin baskın unsur olduğunu iddia ettiğini fakat bunun doğru olmadığını, her iki markada şekil olduğunu, baskın unsurların farkı olduğunu, davanını markasında ŞEKİL ile birlikte ... ... ibaresi olduğunu, bu markada ŞEKİL, ... ve ... unsurları tüketiciye bir bütün olarak hitap ettiğini, internetten yaptığım araştırmada ... markasının 25 numaralı eşya sınıfında yaygın olarak ABD ve diğer ülkelerde kulalanıldığını ve bu ürünlerin satışa sunulduğunu gördüğünü, her iki marka da ŞEKİL olmadan bir anlam ifade etmez, üç unsurdan oluşan her iki markanın sadece ... kelimesi ortak diye benzediği ifadesinin yanlış olduğunu, dolayısıyla bütün olarak her iki marka değerlendirildiğinde birbirinden çok farklı olduklarını, davacının kötü niyetli olduğunu, bilirkişi raporunun eksikliğini ve hatasını fark etmedin hüküm verildiğini ve bu kararın kaldırılması gerektiğini, aleyhine verilen maddi ve manevi tazminatında hiçbir hukuki dayanağı olmadığını ve davacının markasını taşıyan hiçbir ürün tespit edilmediği halde davacı nasıl maddi ve manevi zarara uğradığını beyan ederek istinaf gerekçeleri doğrultusunda başka bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/146 E., 2022/174 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, .... sayı ile tescilli "... ibareli markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin ... sayılı "..." 25. ve 35. sınıflarda tescilli markanın sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak ... sayılı "..." ibareli markayı 25. sınıfta tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkilinin markası ile karışıklığa neden olacak derecede benzerlik taşıdığını, davalının bu fiillerinin, müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarını ihlal ettiğini beyanla davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzün men’ine, tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz teşkil eden ürünlerin ve tanıtım evraklarının toplatılarak imha edilmesine, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsil edilmesini ve şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 08/08/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 6.660,70 TL olarak ıslahla haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. - ... sayı ile tescilli "... ..." ibareli markanın 19/09/2018 tarihinden itibaren 25 ve 35. Sınıfta davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... sayı ile tescilli "... " ibareli markanın ise 27/09/2020 tarihinden itibaren 25. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin 2021/70 D.İş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle ; "Tespit isteyenin “...” ibaresini esas unsur olarak içeren ... nolu “... + Şekil” markasının 25. sınıfta ve bu sınıfı kapsar şekilde 35. hizmet sınıfında tescilli olduğu, aleyhine tespit talep edilen ...’a ait olduğu belirtilen “...” isimli instagram hesabında 11.03.2021 tarihinde yapılan incelemede; Vurgulayıcı-esas unsuru “...” ibaresi olan “... + Şekil” biçiminde markasal kullanımın mevcut olduğu, tespit edilen ürünlerin çoğunluğunun farklı markalı (...,..., ..., ... gibi) ürünler oldukları (markalarını göremediğimiz 25. sınıf ürünlerin yer aldığı linklerde açılan görsellerde de yine “...” ibareli marka kullanımına rastlandığı), 25.emtia sınıfı kapsamındaki bu farklı markalı ürünlerin "..." esas unsurlu marka altında bir araya getirildiği, bunun 35. hizmet sınıfında online mağazacılık hizmeti olduğu ve bu hizmetin 25. sınıf emtiaları kapsadığı, tespit edilen marka kullanımının sınıfsal yönden tespit isteyenin markası

kapsamında olup, “...” ibaresini esas unsur olarak içermekle iltibasa sebep olabilecek nitelikte bir kullanım olduğu ve aleyhine tespit talep edilene ait olduğu belirtilen ... Mah. .... ... Sk. No:... Güngören/İstanbul adresinde 24.03.2021 tarihinde yapılan incelemede; tespit edilen kartvizitte instagram hesabında tespit edilen “...” esas unsurlu markasal kullanımın aynısına rastlandığı, iş yerinde mevcut olan 25. sınıf kapsamındaki ürünlerin farklı markalı ürünler oldukları, mağazanın dış mekan tabelasında ortalarında “H” harfini andırır bir şeklin yer aldığı siyah zemin üzerine sarı renkle “...” ve “...” ibarelerinin kullanıldığı, bu kullanımın 25. sınıf ürünlerin olağan tüketicisi nezdinde “...” şeklinde okunup algılanabileceği, tespit edilen kullanımların, tespit isteyenin markasının tescilli olduğu 25. sınıf ürünleri kapsar şekilde 35. sınıfta mağazacılık hizmeti kapsamında olup, iltibas doğurabileceği" belirtilmiştir. 04/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle, " marka hakkına tecavüz için gerekli iltibasın söz konusu olduğu, dolayısıyla davalı eyleminin SMK uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturacağı, davalı markası açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olduğu, davacı tarafın maddi tazminat talebi ve seçimlik hakkı doğrultusunda hesaplama yapabilmek için, davalı tarafa ait; ticari defterleri, satış faturaları, kurumlar vergisi beyannamesi ve dava konusu markaya yönelik satış raporlarının detaylı olarak incelenmesi gerektiği, ancak davalı tarafın dava dosyasında vekilinin bulunmadığı, davalı tarafın irtibat telefonlarına da ulaşılamadığından, davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, raporun hazırlandığı bu tarihe kadar da davalı tarafından ticari defter ve belgelerin incelenmek üzere mahkemeye sunulmadığı, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir. 18/07/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle , davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre, dava konusu markanın ürün satışlarına etkisinin tam olarak tespit edilemediği belirtilerek yapılan satışlar üzerinden istenilebilecek maddi tazminat tutarının 6.660,70 TL olacağı belirtilmiştir. Hükümsüzlük talebi yönünden ; "... ..." ibareli markanın 25 ve 35. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, sonraki tarihli "... ..." ibareli markanın ise 25. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu, her iki markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalarda yer alan "..." ve "..." ibarelerinin tanımlayıcı mahiyette tali unsur olduğu, aynı şekilde markalardaki şekil unsurları ile tali kelime unsurların markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, taraf markaları arasında görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, diğer yandan markaların tescil sınıfları bakımından da benzerliğin söz konusu olduğu, bu nedenlerle ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği SMK.6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlük koşullarının bulunduğu mahkemece bu gerekçeyle hükümsüzlüğe ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Marka hakkına tecavüz talebi yönünden; yukarıda belirtildiği üzere davalı adına sonraki tarihli marka tescilinin davacı markası ile iltibas teşkil ettiği, davalının instegram hesabında, iş ürünlerinde , ürün tanıtımlarında davacı markasının esas unsuru olan "..." ibaresini ön plana çıkararak, 25. Sınıf kapsamındaki ürünlerin davalı markasının tescil kapsamında bulunmayan 35. Sınıf kapsamında mağazacılık hizmet sınıfında satışını yapmak suretiyle markasal kullanım gerçekleştirdiği, ihlal davasında SMK'nın 155. Maddesi uyarınca sonraki tarihli markanın savunma sebebi yapılamayacağı, bu nedenlerle davalının davacı markasının tescil sınıfı kapsamında kalan ve davacı markası ile iltibas teşkil eden markasal kullanımlarının SMK 7 ve 29.maddeleri gereği marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. SMK 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.Somut olayda davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında,Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazancı üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.SMK 151/3 maddesine göre, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. Bilirkişi ek raporunda davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre, dava konusu markanın ürün satışlarına etkisinin tam olarak tespit edilemediği belirtilerek yapılan satışlar üzerinden istenilebilecek maddi tazminat tutarının 6.660,70 TL olarak hesaplandığı, davacının maddi tazminat talebini buna göre ıslah ettiği, davalının ticari faaliyetini dava konusu marka altında gerçekleştirdiği, başkaca bir gelir ve faaliyetinin bulunmadığı, ihlalin boyutu ve süresi dikkate alındığında mahkemece ıslah ile talep edilen maddi tazminat tutarının ve manevi tazminatın hüküm altına alınması yerinde görülmüştür. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı asilin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih ve 2021/146 E. 2022/174 K. sayılı kararına karşı davalı asil tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.001,47-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 250,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 750,97-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/61, K. 2025/684, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-61-e-2025-684-k-bdd202f46e19