Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1224 E. 2025/1642 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1224
- Karar No
- 2025/1642
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1224
KARAR NO : 2025/1642
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/06/2023
NUMARASI : 2021/668 Esas - 2023/343 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının bölgede ticaret yapan tüzel bir kişilik olduğunu, davacı şirketin faaliyet alanlarından birinin akaryakıt satımı olduğunu, davalıların davacı şirketten akaryakıt alımı yaptığını, veresiye fişlerinin ... ... Taşımacılık adına düzenlendiğini, borçluların ödemelerini yapmadıklarını, söz konusu veresiye fişlerinin incelendiği zaman, fişlerin altındaki imzaların birbirine çok benzediğini, çıplak gözle ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, davalılar hakkında davacı tarafça Pınarhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, bunun üzerine davalılar aleyhine icra takibine girişildiğini, davalıların borca ve borcun tüm ferilerine itirazı nedeniyle icra takibi durdurulduğunu, davacı şirket ile davalı şirketin ticari defterleri, cari hesap alacakları, banka kayıtları ve veresiye fişleri incelendiği zaman davacı şirketin alacağının sabit olduğunu, davalı tarafın borcu olmadığına dair beyanları gerçeği yansıtmadığını, davanın kabulüne, borçlunun haksız ve dayanaksız olan itirazının iptaline, takibin kaldığı yerden tüm fer'ileri ile birlikte devamına, kötü niyetli ve haksız bir şekilde takibe itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra/inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılardan ... ve ...’in davacı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını, bu sebeple husumet itirazı olduğunu, davacı firma ile ticari ilişkisi olan kişinin ... ... olduğunu, davalının davacıya toplam 511.139,00 tl ödeme yaptığını, davalı ...’ın davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalılar ... ve ...’ in ise davacı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığından borcu da bulunmadığını, bu sebeple davacının davalılar hakkında başlatmış olduğu haksız icra sebebi ile öncelikle davanın reddine, ayrıca davacı aleyhine alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletinde davacı tarafa yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, dava dilekçesi ile davacı vekilinin sair beyanlarında, taraflar arasında açık hesap şeklinde davalı taraflara akaryakıt satışı yapıldığının iddia edildiği, davalılar hakkında ilamsız icra takibi yapıldığı, bu takipte davalı/borçluların takibe ve borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki dosyada davacı tarafça sunulan ve bilirkişi raporunda inceleme konusu yapılan ticari defter kayıtlarına göre davacının 120 alıcılar hesap grubunda "120.01.222" hesap kodu ile "... ... Taşımacılık" adıyla kayıtlı olduğu, davacıdan KDV dahil toplam 861.680,53-TL tutarında akaryakıt satın alındığı, alımlar karşılığında ödemlerin kısmen senet çek ve banka havalesi ile yapıldığı, tahsilat makbuzlarına göre toplam 511.139,00-TL ödeme yapıldığı, davalıların cevap dilekçesinde ibraz etmiş oldukları tahsilat makbuzlarının davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ticari defter kayıtlarına göre 2017 yılı sonunda 32.872,01-TL borçlu göründüğü, 2018 yılı sonunda 349.335,50-TL borçlu göründüğü, davalı tarafların davalı taraflara ticari defter ve kayıtları sunmak üzere ihtaratlı kesin süre verildiği, ancak davalı tarafların defter kayıtlarını ibraz etmediğinden inceleme yapılamadığı, davalı ... ...'ın ba-bs formlarının incelenmesi neticesinde davacı şirketten 2017 yılında 2 belge ile 7.986,00-TL, 2018 yılında 29 belge ile 512.626,00-TL tutarında alım yapmış olduğunu bildirdirdiği, bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü kural olarak davacı tarafa ait olduğu, davacı taraf alacağının varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmekle yükümlü olduğu, huzurdaki dava için de bu kural geçerli olup davacının kendi defterlerinde kaydettiği faturalardaki malı sattığını ancak bedelini tahsil edemediğini ispat etmekle yükümlü olduğu, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları gereğince, salt davacının ticari defter ve kayıtları mal teslimini ispata yeterli olmadığı, defter kayıtlarının dayanak belgelerle de desteklenmesi gerektiği, dosya kapsamından davacı ile davalı ... ... arasında akaryakıt satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu anlaşılmakta ise de, dosya kapsamında davacının ticari defterlerdeki alacak kayıtlarını destekler mahiyette, sevk irsaliyesi, mutabakat formu, teslim fişi vb. herhangi bir delil olmadığı, davalı tarafın mal alımı kadar ödeme yaptığının anlaşıldığı, davacının aradaki farka ilişkin davalı ... ...'a satış yaptığı ve teslim ettiğine yönelik delil ibraz etmediği, davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olduğundan mahkememizce davacıya yemin delili hatırlatıldığı ancak davacı vekilinin yemine dayanmaktan vazgeçtiklerine ilişkin beyan dilekçesi sunulduğu, alacağa konu akaryakıtın davalıya teslim edildiği hususunda ispat yükü üzerinde olan davacının alacağını usulünce ileri sürülmüş delillerle ispatlayamadığı, bu itibarla dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davasını ispat edemediği anlaşılmakla, davalı ... ... yönünden açılan davanı esastan reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.(Bakınız aynı yöndeki Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 22/01/2019 gün ve 2017/543 Esas-2019/365 Karar sayılı ilamı) Davalı taraf kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de, kötüniyet tazminatına karar verebilmek için takibin haksız ve kötüniyetli olarak yapılmış olması gerektiği, dosya kapsamından davacının kötüniyetli olduğunun açıkça ispatlanamadığı anlaşılmakla, şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı hükmedilmesine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, her üç davalının da davacıya ait şirketten akaryakıt alımı yaptığını, tüm veresiye fişlerinin ... ... taşımacılık adına düzenlendiğini, veresiye fişleri ... ... adına düzenlenmiş olsa da ... ... ve ... ...'ın da imzalarının bulunduğunun belirtildiğini, davalıların, davacı şirketten yapmış oldukları akaryakıt alışverişi ile ilgili davacı şirkete borçları olduğunun, ticari defterler, veresiye fişleri ve diğer deliller incelendiğinde görüleceğini, davacının ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bilirkişi raporunda davalı tarafın davacı şirketin alacaklı olduğu tutarları ödemiş olduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanıp ispatlanmadığı noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında, Çorlu 4. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 349.366,98 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı borçluların borca itirazı üzerine, takibin durduğu ve eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. Davalılardan ... ve ... ... husumet itirazında bulunmuşlar davacı ile herhangi bir ticari ilişkileri bulunmadıklarını savunmuşlardır. Davalı ... ..., davacı ile ticari ilişkileri bulunduğunu, aldığı akaryakıt bedellerinin tamamını ödediğini, toplam 511.139,00 TL ödeme yaptığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince taraflara ticari defterlerini sunmaları için usulüne uygun ihtarlı davetiye tebliğ edilmiş, davacı taraf ticari defterlerini ibraz ederken davalılar ticari defterlerini ibraz etmemişlerdir. Davalı ... ...'ın ticari ilişkinin sürdüğü 2017-2018 döneminde bilanço esasına göre defter tuttuğu vergi dairesinden gelen yazı cevabından anlaşılmaktadır.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut olayda: ilk derece mahkemesince taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş, davacı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede defterlerini sahibi lehine delil olma niteliğinde olduğu, davalı ...'ın ödeme yaptığına dair mahkemeye sunduğu 511.139,13 TL tutarlı makbuzların aynen davacı kayıtlarında yer aldığı ve bu haliyle 2018 yılı sonu itibarıyla 349.335,50 TL davalı ... ...'ın borcu bulunduğu, takip tarihinin 20/121/2020 olup 349.366,98 TL asıl alacak talep edildiği rapor edilmiştir. Davalı ...'ın BA formlarında 2017 döneminde KDV hariç 7.996,00 TL, 2018 yılında KDV hariç 512.626 TL davacıdan aldığı emtiayı vergi dairesine beyan ettiği belirlenmiştir. Davalının yaptığı ödeme miktarı beyan ettiği alım miktarına KDV ilavesi ile bulunan 614.333,96 tutarı dahi karşılamamaktadır. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafın ticari defterlerinin kanunu uygun tutulduğu ve sahibi leline delil niteliğinin bulunduğu, kayıtlara göre takip tarihi itibarıyla davalı ... ...'dan 349.335,50 TL alacağı bulunduğu, buna karşılık davalının HMK 220/3 maddesi içeriğindeki yasal ihtara rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınması nedeniyle 6100 sayılı HMK 220/3 maddesi gereği sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterleri ile davanın davalı ... ... yönünden ispatlandığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanı kabulüne karar vermek gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Diğer davalılar ... ... ve ... ... yönünden davacı ile ticari ilişkilerine dair davacı ticari defterlerinde bir kayıt bulunmadığı gibi davalı ...'ın borcundan sorumlu olmayı gerektirir bir husus da ispat edilmiş olmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, alacak faturaya dayalı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İİK 67 maddesi gereği kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir ilamsız takibin bulunması, süresi içinde usulünce itiraz edilmiş olması, yasal süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmasında haksız ve kötü niyetli olması, açılmış olan itirazın iptali davasının reddedilmiş olması ve davalı tarafça kötü niyet tazminatının talep edilmiş olması gerekir. Yine itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan reddi halinde davacı kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulamaz. Somut dosyada davacı tarafından davalılar ...yönünden pasif husumet yönünden dava reddedilmiş ise de bu şahısların ticari ilişkide veresiye makbuzlarında ad ve imzalarının bulunması, ancak davacının bu davalılar yönünden davasını ispat edememesi davacının takipte kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği ve dosya kapsamı itibariyle kötü niyet iddiası ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davada davalı ... yönünden verilen karar isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davalılar ... ... ve ... ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE, 2-Davalı ... ... yönünden davanın kısmen KABULÜ ile; Davalının Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 349.335,50 TL asıl alacak yönünden iptaline,takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranda yasal faiz oranı uygulanması suretiyle devamına , fazlaya ilişkin istemin reddine,3-Takibe konu asıl alacağın %20'si olan 69.867,10 TL icra inkar tazminatının davalı ... ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, 4- Davalıların kötü niyet tazminat talebinin reddine,5-Alınması gerekli olan 23.863,07 TL harçtan başlangıçta davacı tarafından peşin yatırılan 4.219,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.643,58 TL'nin davalı ... ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından yapılan; 59,30 TL Başvuru Harcı, 4.219,49 TL Peşin Harç, 799,55 TL posta ve tebligat gideri, 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.078,34 TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 5.077,00 davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T göre hesaplanan 55.893,68-TL vekalet ücretinin davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine,8-Reddedilen kısım yönünden 31,48 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ...'a verilmesine,8-Davalı ... ... ve ... ... kendilerine vekil ile temsil ettirdiklerinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,9-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ... ...'dan alınarak hazineye irad kaydına,10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 738 TL'nin davalı ... ...'dan alınarak davacıya verilmesine,12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025