Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/1031 E. 2024/1539 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1031
- Karar No
- 2024/1539
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : KARAR NO :
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : 15/03/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 24/04/2023 DAVACI : DAVALILAR : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) B.A.M. KARAR TARİHİ : 10/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/04/2024
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ...'ın 01.09.2021 tarihinde davalı ...'un sevk ve idaresinde bulunan ve ...adına kayıtlı ... plakalı araç tarafından kendi sevk ve idaresinde bulunan motosiklete çarpması sonucu kaza geçirdiğini ve ağır bir şekilde yaralandığını, müvekkilinin bu kaza sonucu, Bursa ...Araştırma Hastanesine kaldırıldığını, leğen kemiğinde kırık ve omurilik bölgesinde 3 kırık nedeniyle ameliyat edildiğini, vücuduna 12 adet platin yerleştirildiğini, kaza neticesinde yoğun tedaviler gördüğünü, kazadan sonra 35 gün yatağa bağımlı kaldığını ve hareket dahi etmesinin yasaklandığını, halen tedavilerinin sürdüğünü, söz konusu kaza neticesinde alınan 20.12.2021 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'nca müvekkili adına %16 engel raporu düzenlendiğini, davalı ...'un kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, davalı ... adına tescilli, ...sayılı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın; davalı ... A.Ş.'nce maddi tazminat ile sorumlu olarak sigortalı olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20,000.00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan (davalı...A.Ş.'den poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) alınıp davacıya verilmesine, 100,000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalı...'dan alınıp davacı tarafa verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı tarafından 16/01/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıp(sürekli mauliyet) için 8.000 TL talep edilmiş olup, 619.453,88 TL arttırılarak 627.453,88 TL ye, kazanç kaybı (geçici iş göremezlik zararı)için 5.000 TL talep edilmiş olup, 27.569,80 TL arttırılarak 32.569,80 TL ye, bakıcı giderleri olarak 2.000 TL talep edilmiş olup, 5.155,00 TL arttırılarak 7.155,00 TL ye toplam 652.178,68 TL arttırılarak 667.178,68 TL ye ıslah etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 01.09.2021 tarihinde ... plakalı arabası ile ... caddesinde okul altında karşıdan araçlar geçtiğinden beklerken ...'ın kullandığı (plakasız) motorsikletin arabasına çarptığını, motorsikletin çok hızlı olduğunu, bunun üzerine motorsikletlinin yanına gittiğini, belim ağrıyor dediğini, bunun üzerine 112'yi aradığını, hastaneden ambulans geldiğini, ambulans gittikten sonra trafik polisi gelir diye beklediğini, gelmeyince ifadesini Ertuğrulgazi karakolunda verdiğini, sonra çocuğun sağlık durumunu öğrendikten sonra kendisini saldıklarını, plakası olmayan motosiklet olup, ehliyeti olup olmadığını da bilmediğini, davacının tazminat talebini kabul etmesinin mümkün olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iş bu davaya dair zaman aşımı süresinin geçtiğini, dava konusu olay sebebiyle müvekkili şirkete başvuru aşamasında sunulması gereken evrakların sunulmadığını, müvekkili şirkete usul ve mevzuata uygun yazılı başvuru yapılmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı olmadığını, ayrıca talep edilen maddi tazminat alacak kalemlerinin açıklattırılmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile teminat verdiği hususların sürekli iş gücü kaybı ve bu bağlamdaki tazminat talepleri olduğu, “geçici” zararlar ve buna bağlı taleplerin teminat kapsamı dışında olduğunu, bu sebeple davacının geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri zarar tazminatına ilişkin taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilinden talep olunmasında hukuka uyarlık olmadığını, müracaatçının SGK’lı olup olmadığına bakılmaksızın, mevzuata göre SGK tarafından karşılanması gereken giderler trafik sigortalarının teminat kapsamına girmediğini, davanın kabülü anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, usulden ret sebepleri şu aşamada kabul görmeyecek ise yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; maddi tazminat talebinin kabulüne, 627.453,88 TL sürekli iş göremezlik zararı, 32.569,80 TL geçici iş göremezlik zararı, 7.155,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 667.178,68 TL maddi tazminatın (davalı sigorta şirketi poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sorumluk olmak kaydı ile) davalı sigorta şirketi yönünden 19/11/2021 temerrüt tarihinden ve diğer davalı yönünden 01/09/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınıp davacıya verilmesi ile 100.000,00 TL manevi tazminatın 01/09/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; davacı tarafından KTK 97. maddesi uyarınca usulüne uygun belgelerle sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti için ATK dan rapor alınması gerektiğini, davacının kaza anında koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle zararın oluşumunda müterafik kusuru bulunduğunu, alınan maluliyet raporunda kaza ile illiyetli olmayan arazlarla birlikte maluliyet oranın tespit edildiğini, maluliyet oranının tespiti için raporun ATK 3.İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, SGK tarafından karşılanması gereken geçici iş görmezlik , tedavi gideri ve bakıcı giderinin müvekkilinden talep edilmesinin hatalı olduğunu, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı talep yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararn kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından KTK 97. maddesi uyarınca usulüne uygun belgelerle sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti için ATK dan rapor alınması gerektiğini, davacının kaza anında koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle zararın oluşumunda müterafik kusuru bulunduğunu, alınan maluliyet raporunda kaza ile illiyetli olmayan arazlarla birlikte maluliyet oranın tespit edildiğini, maluliyet oranının tespiti için raporun ATK 3.İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere tazminat hesabında 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, geçici iş görmezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti sınırlı olduğunu, ve dava tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması ile ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı talep yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararn kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava; yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyumazlık; kazadaki kusur durumu, davacının zararın oluşmasında müterafik kusuru bulunup bulunmadığı, maluliyet oranı ve tazminat miktarıdır. "Davadan feragat" müessesesi, HMK.nın 307 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan (talepten) vazgeçer. Davadan feragat, davacının yapacağı tek taraflı açık bir irade beyanı olup feragatin geçerliliği için, bunun, davalı ve mahkeme tarafından kabulüne gerek bulunmamaktadır. HMK.nın 310. maddesinde, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve aynı maddenin 2.fıkrasında feragatin hükmün verilmesinden sonra yapılması halinde, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeyeceği ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verileceği hususu düzenleme altına alınmıştır. İlk derece mahkemesi kararın davalılarca istinaf edilmesi üzerine dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş olup, dosya istinaf aşamasında iken davacı vekilinin 14/06/2023 tarihli dilekçe ile sadece davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçe ibraz ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında davacının davalı sigorta şirketine karşı açtığı davanın HMK 310/2 maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin davalı sigorta şirketine karşı açtığı davadan istinaf aşamasında feragat etmesi nedeniyle sigorta şirketi ile davacı arasında uyuşmazlık kalmadığı gözetilerek sigorta şirketinin istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek olmadığına karar verilerek diğer davalı gerçek kişi yönünden istinaf incelemesine geçilmiştir. Davalı Soytürk Aksoy vekili davacının KTK 97 maddesi uyarınca dava açmadan evvel sigorta şirketine usulüne uygun müracaatta bulunmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğundan bahisle reddine karar verilmesi gerektiği ile davacı tarafından açılan davanın tazminat miktarının belirlenebilir olması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. KTK 97 maddesi uyarınca davadan evvel yazılı başvuru şartı sigorta şirketine karşı açılacak davalar için ön görülmüş bir özel dava şartı olup gerçek kişi davalılar yönünden böyle bir dava şartı bulunmamakta olup davalı vekilinin bu hususu istinaf etmekte hukuki yararı bulunmadığı gibi, davacı tarafından açılan davanın tazminat davası olduğu ve tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişi raporu alınması gerektiğinden davanın açılışı sırasında alacak miktarının tam olarak belirlenebilir olduğundan bahsedilemeyeceğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Davalı ... vekili alınan kusur raporunun hatalı olduğu ve ATK dan rapor alınması gerektiğini beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de, mahkeme tarafından yapılan keşif ile trafik bilirkişisinden alınan raporda kaza nedeniyle tarafların kusur durumlarının değerlendirildiği ve davalı araç sürücünün kavşaklarda geçiş önceliği kuralarına aykırı hareket ettiğinden dolayı kazanın oluşumunda % 100 kusurlu olduğu, davacıya ait aracın kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığının tespit edildiği ve alınan raporun kazanın oluşum şekline uygun olması nedeniyle kusura ilişkin yeniden rapor alınmasına gerek bulunmadığından bilirkişi tarafından ibraz edilen kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.(Yargıtay 4 HD 2021/6772 E- 2021/9565 K sayılı ilam) Somut uyuşmazlıkta, kazanın 01/09/2021 tarihinde meydana geldiği göz önüne alındığında, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı tespit edilmesi yerinde olduğu gibi, rapor tanzim eden kuruluşun Bursa Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı olması nedeniyle rapor tanzimi için yetkili kuruluş olduğu ve alınan rapor ile davacının kaza ile illiyetli maluliyetinin tespit edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin maluliyete ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Somut olayda; davacının, motosiklette sürücü olduğu ve kaza anında kask takmadığının anlaşılmadığı ve Adli Tıp Kurumunda alınan raporda davacının yaralanmasını leğen kemiği ve omirilik bölgesinde olduğu görülmüştür. Motosiklette yolculuk yaparken kask takılması zorunlu olup KTK'nun 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği'nin anılan hükümleri gereği, yaralanmanın sebebinin kafa bölgesi ile ilgili olmaması nedeniyle kask kullanmaması ile oluşan yaralanma sonucu arasında illiyet bağı bulunmadığından tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekillinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. (Yargıtay 4.HD 27/10/2021 tarih 2021/6005 E 2021/7784 K) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup Yargıtay uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki (başkasının bakımına muhtaç olduğu 4 aylık döneme ilişkin) geçici bakıcı giderine ilişkin zarar ile geçici iş görmezlik zararından sorumluluk , zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici iş görmezlik ve bakıcı giderinden davalıların sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. ( Yargıtay 4. HD 06/04/2022 tarih 2021/13507 E- 2022/7004 K) Davacı vekiline dava dilekçesi ile talep ettiği tazminatların kapsamının ne olduğu hususunda beyanda bulunmak üzere mahkeme tarafından verilen süreye istinaden davacı vekilinin ibraz ettiği 12/05/2022 tarihli dilekçe ile tazminat kalemlerini ve bu tazminat kalemleri için talep ettiği tutarları belirttiği görülmüştür. Davacı vekilinin iş bu dilekçe ile kaza nedeniyle müvekkilinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle doğan zararlarına karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL talepte bulunduğu ve ibraz edilen bilirkişi rapor ile bu alacak kalemi dışında belirlenen tazminat miktarları ile ilgili olarak dava değerini arttırdığı ve mahkemenin bu kalem dışındaki alacak kalemleri hakkında hüküm kurduğu ancak ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle uğradığı zararlara ilişkin talebin reddine karar verilmediği gibi, davalı lehine bu miktar üzerinden ret vekalet ücreti takdir edilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir. Kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 430.000,00 TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 430.000,00 TL poliçe limiti ile davacıya karşı sorumludur. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir.( Yargıtay 4.HD 21/03/22 tarih 2021/12166 E 2022/5381 K) Somut olayda davacının talebi ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen hususlar dikkate alınarak mahkeme tarafından davacı lehine sürekli iş görmezlik tazminatı olarak 627.453,88 TL, geçici iş görmezlik tazminatı olarak 32.569,80 TL ve bakıcı gideri olarak 7.155,00 TL olmak üzere toplam 667.178,68 TL tazminata hükmedilmiş olup davalı sigorta şirketinin toplam tazminat miktarı ile ilgili olarak 430.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Mahkeme tarafından hükmedilen tazminat kalemleri içerisinde sürekli iş görmezlik tazimatının poliçe limiti ile tedavi giderlerinin poliçe limiti farklı olmasına rağmen sigorta şirketinin tek bir limitten olmak üzere davacı ve gerçek kişi davalı aleyhine olmak üzere daha az tazminattan sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin karardan sonra istinaf aşamasında ihtiyari dava arkadaşlarından bir olan davalı sigorta şirketi hakkında açtıkları davadan feragat ettiği anlaşılmakla bu durumda sigorta şirketi yönünden yapılan feragatin gerçek kişi davalıya sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi ile davalı gerçek kişinin sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekecektir. KTK'nin 91.maddesinde işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. Aynı yasanın 85.maddesi ile aracın işletilmesi sırasında 3.şahısların bedeni ve maddi zarara uğratılmasından işleten doğrudan sorumlu tutulmuş, 97.madde gereğince de, zarar görenin, zarara neden olan aracın zorunlu trafik sigortacısından doğrudan talep ve dava hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak, zorunlu trafik sigortacısının zarardan sorumluluğu 93.madde gereğince belirlenen ve poliçede belirtilen teminat miktarı ile sınırlıdır. İşleten ve zorunlu trafik sigortacılarının 3. kişilere karşı sorumluluklarının niteliği ise kanundan doğan TBK'nin 62. maddesince müteselsilen sorumluluk olup, TBK'nin 163/1.maddesi gereğince; alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen tahsilini isteyebilir. Borcun tamamen tahsiline kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği de aynı yasanın 163/2 maddesinde açıklanmıştır. Davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, davalı sigorta şirketi hakkındaki feragatin, rücu hakkı bulunan diğer davalıyı etkileyip etkilemediğinin üzerinde durulması gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Türk Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır.(Yargıtay 17 HD 17/12/2018 tarih 2018/1297 E 2018/12295 K) Somut olayda dava açıldıktan ve karar verildikten sonra dosya istinaf aşamasında iken davalı sigorta şirketine karşı açılan davadan feragat edildiği görülmektedir. İbraname adı altında sigorta şirketlerine ve ya ödemede bulunan zarar sorumlularına verilen belge kesin bir aklama ve vazgeçme belgesi olmayıp ödenenle sınırlı bir ''makbuz'' hükmündedir. Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması hem sigortacı hem de sigortalı işleten yönünde poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sonuç doğurur. Davalı sigorta şirketi ile birlikte davalı işleten de poliçe limiti kadar borçtan kurtulmuş sayılır. Ancak aracın sürücüsünün işleten dışında başka bir olması halinde sürücünün sorumluluğu sigorta şirketi tarafından ibranamedeki ödenen tutarla sınırlı olacaktır. Somut olayda davalı olarak sigorta şirketi ve aracın aynı zamanda sürücüsü olan sigortalı bulunmakta olup toplam tazminat miktarı poliçe limitinin üzerinde kaldığından davalı işletenin ödeme nedeniyle sigorta şirketi ile birlikte poliçe limiti kadar sorumluluktan kurtulduğu kabul edilerek sorumluluk kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. Kazaya karışan davalı aracın zorunlu mali mesuliyet poliçesinde sürekli sakatlık tazminatı ve tedavi giderlerine ilişkin klozların limitinin ayrı ayrı 430.000,00 ar TL olduğu, poliçede tedavi giderleri kapsamında kalan geçici iş görmezlik tazminat ve bakıcı giderinin poliçe limitinin altında olduğu, sürekli sakatlık tazminatının ise poliçe limitinin üzerinde kaldığı anlaşılmakla, karardan sonra yapılan ödeme ve ibraname nedeniyle davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat edilmesi karşısında feragatin poliçe limiti uyarınca davalı işleten gerçek kişiye sirayeti ile tedavi giderleri bakımından davalı gerçek kişinin sorumluluğu kalmadığı ile sürekli sakatlık tazminatı bakımından ise poliçe limiti olan 430.000,00 TL yi aşan miktar bakımındın sorumluluğunun devam ettiği gözetilerek hüküm tesis edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun usulden reddi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulü ile yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ...A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun HMK 352/1 maddesi gereği USULDEN REDDİNE, 2-Davalı .... vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının davalı tarafa iadesine, 3-Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarih ve ...sayılı kararı hakkındaki davalı ... vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a)Davalı ... Şirketine karşı açılan davanın feragat nedeni ile reddine, b)Davalı ...'a karşı açılan davada maddi tazminat talebi yönünden, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı tazminat isteminin reddine, davalı sigorta şirketi yönünden feragatin sirayeti nedeniyle geçici iş görmezlik ve bakıcı giderinin tamamı ile sürekli maluliyet tazminatının 430.000,00 TL si yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 197.453,88.-TL sürekli iş görmezlik tazminatının 01/09/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Soytürk Aksoy'dan alınıp davacıya verilmesine, c)Manevi tazminat davasının kabulü ile, 100.000,00 TL manevi tazminatın 01/09/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine, d)Alınması gereken 20.319,07.-TL harçtan peşin alınan 409,86.-TL peşin harç ile 1.137,56.-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 18.771,65.-TL karar ve ilam harcının davalı Soytürk Aksoy'dan alınarak hazineye irat kaydına, e)Davacı tarafından yatırılan 409,86.-TL peşin harç, 80,70.-TL başvurma harcı ve 1.137,56.-TL ıslah harcı toplamı olan 1.628,12.-TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, f)7155 Sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.360,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, bu hususta harç tahsil tezkeresi düzenlenmesine, g)Maddi tazminat yönünden; Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 31.592,62.-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, h)Manevi tazminat yönünden; Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 16.000,00.-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, ı)Maddi tazminat talebi yönünden reddedilen miktar yönünden AAÜT ye göre belirlenen 5.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, i)Davacı tarafça yapılan 315,45.-TL posta masrafı, 245,5.-TL tebligat gideri, 210,00.-TL ATGV araç ücreti, 571,90 TL keşif harcı,1.750,00.-TL bilirkişi ücreti ve 850,00 TL hastane fatura bedeli olmak üzere toplamda 3.942,85.-TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 3.680,50-TL sinden 3.010,44 TL sinin davalı sigorta şirketi tarafından karar tarihinden sonra ibraname ile ödenmiş olması nedeniyle bakiye 670,06 TL nin davalı ...dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, j)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, k)Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca taraflara iadesine, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı karar ve ilam harcının istem halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvuru aşamasında taraflarca yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ işlemlerinin dairemizce yapılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 10/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ..... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ..... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ..... Katip ... ¸(e-imzalıdır)