Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/763 E. 2023/123 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/763
- Karar No
- 2023/123
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2023/782 Esas KARAR NO: 2024/1769 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2023 NUMARASI: 2022/763 E. - 2023/123 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... hakkında devam eden İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında takibe konu bononun esasen geçersiz bir bono olduğunu, bu sebeple müvekkili hakkındaki takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ... ve müvekkilinin murisi ... hakkında davalı-alacaklı tarafından Sultanbeyli ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla takip yapıldığını, dava konusu takibin İİK'nın 168. maddesinde düzenlenen kambiyo senetlerine mahsus yolla yapıldığını ve müvekkiline tebliğ edildiğini, ilk takipte takip alacaklısı ... iken daha sonra 15.12.2016 tarihinde alacağın temliki sözleşmesi ile davalı ... 'e temlik edildiğini, dava konusu takip dosyasında takip dayanağı belgenin kambiyo senedi olmadığını, takip konusu bono incelendiğinde borçlu olarak gösterilen ...'ın imzasının bulunmadığını, takip konusu bonoda müvekkilinin murisi ...'ın imzası bulunmadığından borçlu olmasının da düşünülemeyeceğini, takip konusu bonoda bulunan parmak izlerinin müvekkilinin murisine ait olmadığını, müvekkilinin murisi ...'a ait imza da bulunmadığını belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takibin dava sonuna kadar tedbiren ve takdiren teminatsız olarak durulmasına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise mullik bir teminatla takibin durdurulmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile müvekkillerinin tamamı yönünden borçlarının bulunmadığının tespiti ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline karar verilmesini, dava konusu takipte talep edilen bedelin %20' sinden aşağıya olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, takibe konu bono 20.08.2008 tanzim ve 20.9.2008 vade tarihli olup, icra takibine 24.9.2008 tarihinde geçildiğini, borçlu ...'a tebligatın 13.10.2008 tarihinde yapıldığını, borçlunun takibe ve borca herhangi bir itirazı olmadığını, takibin geçersizliğini de ileri sürmediğini, aradan geçen 14 yılda davacının talebinin zamanaşımına uğradığını savunarak, davacının haksız ve kötüniyetli davasının reddi ile %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2023 tarihli 2022/763 E. - 2023/123 K. sayılı kararıyla; "...Eldeki uyuşmazlıkta keşidecinin imzasının bulunmadığı, imza yerine kullanılan parmak izinin yasadaki koşullara uygun olarak kullanılmadığı, bu kapsamda keşidecinin bonoda imzasının bulunmadığını kabul etmek gerektiği, davacının keşideci lehine aval verdiği, keşidecinin imzasının bulunmadığı durumlarda avalin sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerektiği, davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığı sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın taraflarla sınırlı olarak kabulüne dair; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davacının davalıya 20/08/2008 düzenleme tarihli, 20/09/2008 vade tarihli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan 260.000,00 TL bedelli, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının taraflarla sınırlı olmak kaydıyla İPTALİNE, 3-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine, " karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; TTK'nun 702/2. maddesinde aval verenin sorumluluğunun bağımsızlığının düzenlendiğini, davacının aval veren olup, TTK2nun 702/2. maddesinde "Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." hükmü gereğince borçtan sorumluluğunun devam edeceğini, ilk derece mahkemesinin TTK'nun ilgili maddesine öğretide yapılan yorumu uygulayarak davanın kabulüne karar verdiğini, yüksek yargının genel kanı olarak kabul edilmiş uygulamaları dikkate alındığında aval verenin sorumluluğunun bağımsız olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacının davasının dinlenilebilmesi için öncelikle takibin kıymetli evrakın şekil noksanlığı nedeniyle iptal edilmesi gerektiğini, geçerli bir icra takibi varken davacının avalinin geçersiz olacağından bahisle dava açmasının mümkün olmadığı kanaatinde olduklarını, Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, imzaların istiklali ilkesi gereğince geçersiz imza itirazı nedeniyle bononun geçersiz olduğu yönündeki iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, somut olayda da davacı yan keşidecinin imzasının geçersiz olduğu iddiası ile kendi sorumluluğunun olmadığını iddia ettiğini, yerel mahkemenin ise bu iddiayı yerinde görüp davanın kabulüne karar verdiğini, davacının yerel mahkemede açtığı menfi tespit davasının reddi gerektiğini, Aval verenin senet alacaklısına karşı borcunun sona ermesine ilişkin öğretide; kambiyo senedinin ödenmesi, TTK m. 730’da düzenlenen durumlardan birinin gerçekleşmesi sebebiyle başvuru hakkının düşmesi, kambiyo senedinin zayi olması halinde iptali ve kambiyo senedinden doğan talep haklarının zamanaşımına uğraması hallerinin yer aldığını, somut olayda bu hususların yer almadığını, dolayısıyla aval veren konumunda olan davacının, senet alacaklısına karşı olan borcunun sona ermediğini belirterek, yasa, usul ve hakkaniyete aykırı olan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile kurulan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/763 E., 2023/123 K.; sayılı 09.02.2023 tarihli kararının yapılacak istinaf yargılaması ile esas hakkında yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmesini, aynı zamanda yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının dosya içine UYAP üzerinden gönderilen belgeler incelendiğinde; alacaklının ... olduğu, 20/08/2008 keşide, 20/09/2008 vade tarihli, 260.000,00 TL bedelli bono ile ilgili icra takibi yapıldığı, 15/12/2016 tarihinde alacaklı ...’ın alacağını ...’e temlik ettiği tespit edilmiştir.Takibe konu bono örneği incelendiğinde; 20/08/2008 keşide, 20/09/2008 vade tarihli, 260.000,00 TL bedelli bono olduğu, bedelinin nakten alındığının yazıldığı, borçlusunun ..., kefilinin ... olduğu, lehtarının ... olduğu, bonoda borçlu imzası yerine parmak izinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. G E R E K Ç E: Dava, icra takibinden sonra açılan ve bonodan kaynaklanan menfi tespit davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İcra takibine dayanak bonoda borçlu olarak yer alan ...’ın imzasının mevcut olmadığı, parmak izinin mevcut olduğu, davacının da bonoda aval veren kişi olduğu taraflar arasında tartışma konusu değildir. Somut olayda, dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olup, dava konusu senette davacının murisi ... keşideci, diğer davacı aval veren, davalının alacağı temlik aldığı ... ise lehtar durumundadır. TTK'nın 776. maddesinde bononun taşıması gereken zorunlu unsurlar belirtilmiş, bu madde kapsamında belirtilen unsurları taşımayan bononun geçerli olmayacağı ise TTK'nın 777. maddesinde hükme bağlanmıştır. Davaya konu bononun davacının murisi keşideci ... tarafından imzalanmadığı, bono üzerinde yalnızca kime ait olduğu tespit edilemeyen parmak izinin bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 776/1-g maddesine göre bono üzerinde düzenleyenin imzasının bulunması gerektiği belirtilmiş olması dikkate alındığında, dava konusu bononun kambiyo vasfında olmadığı, geçersiz olduğu görülmektedir. Davacı aval veren olup, sadece dava konusu bonoda şekli noksanlıklardan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep edebilecektir. Dava konusu bonoda imza bulunmadığından geçersiz olup, bu durumda davacı aval verenin de bono nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır. Dava konusu bonoda keşideci imzasının bulunmadığı, bu nedenle kambiyo vasfında olmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 17.760,60 TL nispi harçtan, peşin alınan 4.440,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.320,45 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 20,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 20/11/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.