Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/655 E. 2024/133 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/655
- Karar No
- 2024/133
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/955 - 2024/1480 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/955 KARAR NO : 2024/1480 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2023 NUMARASI : 2018/550 Esas 2023/267 Karar DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/11/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13/12/2024 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 07/11/2017 tarihinde, müvekkili davacının yolcu olarak bulunduğu araca, ışık ihlali yaparak davalı ...'nın sürücüsü olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracın çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, zararlarından davalı tarafın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL bakıcı gideri, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL karşılanmayan tedavi ve yol gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan, 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesini istemiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatını 143.114,20 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 1.322,64 TL, tedavi giderini 2.900,00 TL ve bakıcı giderini 5.543,30 TL olmak üzere 152.880,14 TL tutarında artırarak başvuru dilekçesinde talep etmiş olduğu 300,00 TL ile birlikte toplam 153.180,14 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazaya yol durumu ve trafik ışıklarının düzensiz olmasının sebep olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı Sigorta vekili; yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebine yönelik olduğu, toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, 07/11/2017 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen, davalı ...'ın sürücüsü olduğu araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu araç çarpışması ile meydana gelen kazada, davalının %100 oranında kusurlu olduğu, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı, maluliyet raporunda davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle %5 oranında engelinin meydana geldiği, iyileşme süresinin 9 ayı bulacağı, bakıcı ihtiyacının 3 ay olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından yönteme uygun şekilde düzenlenen rapora göre, davacının geçici iş göremezlik zararının 1.372,64 TL, bakıcı ihtiyacı zararının 5.643,30 TL, sürekli iş göremezlik zararının ise 143.164,20 TL olduğunun ve doktor bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre karşılanmayan ve fatura edilmeyen tedavi giderlerinin 3.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacının hesaplanan zararlarını davalıdan talep edebileceği, manevi tazminat talebi yönünden ise, meydana gelen kazanın oluş şekli, davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi, kaza sırasında davacının yaşamış olduğu korku, kaygı ve panik ile hayatı boyunca devam edebilecek olan aynı nitelikteki korku, kaygı ve panik, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kaza tarihi itibari ile paranın satın alma gücü, davacının ve davalının yaşı, kazada tarafların kusur durumu gibi hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi yollaması ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56/1. maddesi uyarınca davacının meydana gelen kaza nedeniyle duymuş olduğu acının dindirilebilmesi için bir miktar manevi tazminata hükmedilmesinin gerektiği gerekçesiyle; “A) Maddi tazminata yönelik dava ile ilgili olarak,1) Davanın KABULÜ ile 1.372,64 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 143.164,20 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 5.643,30 TL bakıcı gideri zararı tazminatı ve 3.000,00 TL karşılanmayan tedavi ve yol giderleri zararı tazminatının, davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 31/07/2018 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 07/11/2017 tarihinden itibaren, işleyecek YASAL FAİZİ ile birlikte DAVALILAR ... ve ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ'nden MÜŞTEREKEN ve MÜTESELSİLEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, B) Manevi tazminata yönelik dava ile ilgili olarak, 1) Davanın KISMEN KABULÜ ile 17.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek YASAL FAİZİ ile birlikte DAVALI ...'tan ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya dair talebin reddine,” karar verilmiş, karar davalı Sigorta vekil tararından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı Sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın 2 yıl içerisinde açılmamış olması nedeniyle alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca KTK’nın 97. maddesi gereğince usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise, mahkemece daha önce alınan 2 raporda maluliyet oranı %0 çıkmış iken son raporda %5 çıkmasının nedeni açıklanmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, A.Ü.T.F. Adli Tıp ABD’den alınan 04/11/2020 tarihli raporda özür oranı %0 olarak tespit edilmiş, yine aynı kurumdan alınan 23/02/2021 tarihli raporda çalışma gücü kaybı %0 kabul edilmiş iken, Adli Tıp Kurumundan alınan 04/08/2022 tarihli raporda %5 engel oranının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 9 aylık iş göremezlik süresinin de varsayımsal olduğunu, somut olaya uygulanabilir olmadığını ve önceki raporlar ile de çelişir mahiyette olduğunu, çalışma gücü kaybı olmamasına rağmen tazminat hesaplamasının da hatalı olduğunu, davacının bakıcı gideri talebi olmamasına rağmen, bakıcı giderine hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik zararlarının da teminat kapsamında olmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu, geçici maluliyetten kaynaklanan maddi tazminat talepleri, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, bakıcı gideri, tedavi gideri, sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin maddi tazminat ve cismani yaralanma nedeniyle TBK'nın 56/1 maddesi kapsamında manevi tazminat istemdir. Mahkemece maddi tazminat talebinin kabulüne, sürücü hakkındaki manevi tazminatın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı sigorta şirketi tarafından, aleyhine hükmedilen maddi tazminata ilişkin olarak istinaf edilmiştir. Davalı vekili davacının bakıcı gideri talebi olmadığı halde hüküm altına alındığını ileri sürmüş ise de, davacının bakıcı giderine yönelik talebinin bulunmasına göre talepten başkasına karar verildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi davalı vekili tarafından alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de, yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'i bulunmaması yanı sıra eldeki davada maddi zarara ilişkin olarak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde KTK'nın 109/2 maddesi gereğince ceza davalarında uygulanacak olan zamanaşımı sürelerinin nazara alınacak olmasına göre zamanaşımına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Yine davalı KTK'nın 97. maddesine uygun olarak başvuru şartının yerine getirilmediğini ileri sürmüş ise de, davacı tarafından başvuru şartının yerine getirildiğinin dosya kapsamından anlaşılmış olmasına göre davalının buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmeyerek, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir. 1-Davalı vekili tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de; davacının maluliyetine yönelik olarak A.Ü.T.F. Adli Tıp Anabilim Dalından alınan raporda, davacının gerek Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik gerekse de Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tanzim edilen raporda Maluliyet/Özür durumunun oluşmadığının belirtilmesi ve rapora davacının itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan ve akabinde Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporlarda, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik gereğince %5 oranında maluliyetinin meydan geldiği, 9 ay iş göremez kaldığı ve 3 ay bakıcı ihtiyacının olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre ise; meydana gelen yaralanmasının araz bırakmadan iyileştiği sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı , tespit edilmiştir. TBK'nın 54. maddesinde, haksız fiil nedeniyle zarar görenin talep edebileceği zararlar arasında sayılan "çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar" daha önce kişilerin yaşı ve mesleki faaliyetlerini de dikkate alan " Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine" göre hesaplanmakta iken, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından bir takım yasal düzenlemeler ve Genel Şartlardaki düzenlemeden hareket ile hali hazırda SGK tarafından "iş kazası ve meslek hastalığı" yönünden uygulanan, " Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerinin uygulamasından dönemsel olarak vazgeçilerek, 01/06/2015 tarihinden itibaren kişilerin mesleki faaliyetini ve yaşını nazara almayan, birey olmasından hareket ile kişilerin engel/özür oranın tespitinde uygulanan " Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerinin, akabinde de "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da "Hukuki güvenlik ve istikarar ilkesi" gereğince maluliyet/özür durumunun tespitinde TBK'nın 54. maddesi kapsamında "çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesine yönelik" talepler açısında da Yargıtay 4. Hukuk Dairsi tarafından kabul edilen maluliyet/engellilik tespitinde esas alınan raporlara göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. (Yargıtay HGK 2022/655 E. 2024/133 K.; "Uyuşmazlık konusu ile sınırlı olmak kaydıyla belirtmek gerekir ki, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerinde (md .90, 99) 6704 sayılı yapılan değişiklikler 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş, kaza ise 18.10.2015 tarihinde gerçekleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği üzere kaza tarihinde hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kanuni düzenleme de bulunmayıp, kaza tarihinde hem Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği, hem Çalışma Gücü Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliği, hem de %60 oranı üzerinde malulen emekliliğin düzenlendiği Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir. Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan zararların tespitinde fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükteki mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemelerin bulunması da genel ilkelerden ayrılması için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. O hâlde, somut olayda kaza tarihi itibariyle yürürlükte ve güncel olduğu için kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde rapor alınması, bu rapordan sonra gerekli olması hâlinde maluliyet zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.") Bu durumda; TBK'nın 54. maddesinde haksız fiil kapsamında talep edilen zararlar arasında sayılan "çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesi kapsamındaki" zararlara yönelik davalarda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun belirlediği yöntem ve ilkelere göre 01/06/2015 tarihinden itibaren davacının engel/özür oranı çerçevesinde oluşan zararlarını talep edebilecek olmasına, her ne kadar gerek Adli Tıp Kurumu gerekse de A.Ü.T.F. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen raporda " Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine" göre "çalışma gücünün azalaması" olmadığı tespit edilmiş ise de, Yargıtay tarafından dönemsel olarak (01/06/2015 tarihinden itibaren), mesleki faaliyeti ve yaralananın yaşını da esas alan ve hali hazırda SGK tarafından iş kazası ve meslek hastalığının tespitinde uygulanan (SGK bu kapsamda belirlediği maluliyete göre yaptığı ödemelerin PSD'sini sigorta şirketinden ve sorumlulardan rücu edilebileceği ilgili Yargıtay dairesi tarafından kabul edilmekle birlikte, yine SGK tarafından bu kapsamda yapılan ödemeler 5510 Sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince TBK'nın 55. maddesi kapsamında zarar hesaplanmasında Yönetmelik farklılığına rağmen mahsup edilebilmekle birlikte) bu yönetmeliğin uygulanmasından vazgeçilerek, kişilerin mesleğini ve yaşını nazara almayan sadece birey olmasında hareketle tanzim edilen engellilik tespitine yönelik yönetmelik çerçevesinde bu zararların belirleneceğini kabul etmiş olmasına göre ilk derece mahkemesinin Yargıtay 4 Hukuk Dairesi ve Yargıtay HGK tarafından kabul edilen Yönetmelik çerçevesinde karar vermiş olmasında isabetsizlik olmadığı gibi, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen rapor sonrasında, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporun raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette olmasına göre davalının maluliyet raporunun uygun ve yeterli olmadığına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlulukları olmadığını ileri sürmüş ise de, söz konusu taleplerin KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK'nın sorumluluğu kapsamındaki tedavi giderlerinden olmamasına, KTK'nın 90. maddesi kapsamında kalan bu zararların KTK'nın 92. maddesi kapsamında teminat dışı bırakılmamasına göre, davalı sigorta şirketi ikincil norm olan Genel Şartlar ile bu sorumluluğunu kaldıramayacağından, davalının buna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı Sigorta vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 10.463,74 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.627,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.835,85 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.